Etiket arşivi: kabe

Çağır Kabe Bir Daha Çağır – Orhan Afacan

Gözümde hayâlın bilsen ne ağır

Çağır Kâbe Çağır birdaha çağır.

Hasretinle yandı, kül oldu bağır

Çağır Kâbe çağır bir daha çağır.

 

Her nefes, her adım sana yürürüm.

Her nereye baksam seni görürüm..-

Hasretle, özlemle kesilir önüm

Çağır Kâbe Çağır Bir daha çağır

 

Yollarımın hepsi mikat mahalli.

Elimde bir tesbih, dilimde salli.

Yerin, göğün Kâbe resül cemalli

Çağır Kâbe çağır, bir daha çağır

 

Bir girdap oluyor şaftların safı.

Hep sana yönelik kalbin tarafı.

Özledim, özledim sende tavafı

Çağır Kâbe çağır, bir daha çağır

 

Altınoluğundur benim makamım.

Damla damla akar oluktan gamım.

Sende son bulacak benim yaşamım

Çağır Kâbe çağır Orhanı çağır.

 

 

ORHAN AFACAN

 

İZMİR 21.01.2011

Safa ve Merve Hakkında Bilmedikleriniz….!

Safa ve Merve

Safa, Mekke’nin doğusundaki Ebu kubeys dağının eteğinde Mescid-i Haram’ın kuzeydoğusunda, Merve’den biraz daha daha yüksek ve Kabe’ye daha yakın bir tepedir. Safa’nın tam karşısındaki Merve ise Mekke’nin batısındaki Kuaykıan dağının eteğinde, Harem-i Şerif’in kuzeybatısında ve Kabe’nin Rüknü ırak) köşesinin karşısında yer alır.

Her iki tepe arasındaki uzaklık yaklaşık 400 metredir. Safa ile Merve arasındaki vadi zamanla doldurulup yükseltilerek tesviye edilmiş, zemini yürüyüş için uygun hale getirilerek tepelere çıkmayı kolaylaştıran merdivenler yapılmış ve hac mevsimlerinde geceleri aydınlatılmıştır. İki tepe arasındaki sa’y yapılan alanın üstü

1922′ de kapatılarak hac ve umre yapanlar kısmen güneşten ve tozdan korunmuştur. 1955-1976 yılları arasındaki genişletmede burası Mescid-i Haram’a katılmış ve sa’y yolu iki katlı olarak tasarlanmıştır.

Safa ve Merve Hakkında Bilmedikleriniz….! yazısına devam et

Ümre Kınası – Orhan Afacan

kabekapisi1

Umre Kınası

Ellere yakmışlar umre kınası
Kadını, erkeği, kızı, anası
Resule özlemdir bunun manası
Kırmızı güllerdir ellerde kına.

Gerçek olur iken ömrün rüyası
Sevinçleri kabul gören duası
Kırmızı gül acı Uhut
Kırmızı güllerdir ellerde kına.

Baktıkça ellere solar yüzleri
Muhammed aşkınla yanar özleri
Zemzem kuyusuna döner gözleri
Kırmızı güllerdir ellerde kına.

Orhan afacan
Mekke – 11 Mayıs 2016

İSLAMIN MERKEZİ KABE VE ÖLÇÜLERİ

kabekapisi1

Kâbe, (Arapça الكعبة المشرفة‎, hürmetli mescit) Mekke’de bulunan yaklaşık olarak küp şeklinde bir ibadethanedir. İslâm dininin ilk ve en kutsal mekânı kabul edilir.  Bu yapının etrafında Mescid-i Harâm bulunur. Kuran’da Kâbe’nin Hazreti İbrahim ve oğlu Hazreti İsmail tarafından inşa edilmiş olduğu belirtilir.

Dünya’daki bütün Müslümanlar, nerede olurlarsa olsunlar, namazlarını Kâbe’ye dönerek kılarlar. Kâbe’nin olduğu yöne kıble denir. İslâm’ın beş temel şartından biri olan Hac sırasında Kâbe; farz olan ziyaret tavafı ve vacib olan veda tavafı ile en az iki kere tavaf edilir. Bunların dışındaki tavaflar ise sünnettir. Tavaf, (yukarıdan bakıldığında) saat yönünün tersine bir yönde Hacerü’l-Esved köşesinden başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi tam tur yürümektir. Tavaf sırasında dönülen her bir tur’a ise şavt denir. Tavaf ayrıca Umre’nin de şartları arasındadır. Hac sırasında yaklaşık 6 milyon hacı toplanarak aynı gün tavaf yaparlar.

İSLAMIN MERKEZİ KABE VE ÖLÇÜLERİ yazısına devam et

HACERÜ’L ESVED TAŞININ ŞAHİTLİĞİ

191HACERÜ’L ESVED TAŞININ ŞAHİTLİĞİ
İbrahim Aleyhisselâm, Allah’ın emri ve oğlu İsmail Aleyhisselâm’ın da yardımıyla Kâbe’yi ilk temelinin üzerine yeniden inşa etti. İnşa esnasında bugün “Makam-ı İbrahim” adıyla anılan taş da asansör vazifesi yaptı.

İsmail Aleyhisselâm, içine düşen bir ateşle “Tavafın başlangıç yerini belirlemek üzere buraya lâyık bir taş bulayım.” diye Kubeys Dağı’nı taramaya başladı. Karşısına dikkatini çeken bir taş çıktı. Diğer taşlardan farklı olarak ortası oyuk, rengi süt beyazdı. Taşı sırtına yüklendi, getirdi. Bu taş İbrahim Aleyhisselâm’ın da çok dikkatini çekmişti. Hangi köşeye yerleştireceğini düşünüyordu. Aldığı ilahi ilhamla şimdiki yerine yerleştirdi.

 

Kâbe-i Muazzama için bize düşen vazife şudur:

Kâbe’yi gördüğümüz ilk anda, hangi cepheden olursa olsun, her iki elimizin içini Kâbe’ye yöneltiriz. O anda Hz. Allah, aklımıza neyi getirirse o duayı okuruz. Şahsımız, aile efradımız, eşlerimiz, ana-babalarımız ve bütün müminler için dua ve niyazda bulunuruz. Çünkü bu anda yapılan dua geri çevrilmez.

HACERÜ’L ESVED TAŞININ ŞAHİTLİĞİ yazısına devam et

FİL VAKASI VE EBREHENİN ORDUSUNUN HELAKI

41Kâbe’yi yikmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe’nin ordusuna saldiran kuslar.

Ebâbil, Arapça’da “bölükler, sürü, sürüler” demektir. Kelime, Kur’ân-i Kerim’de Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay söyle anlatilmaktadir: “Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yapti? Onlarin tuzaklarini bosa çikarmadi mi? Üstlerine sürü sürü kuslar gönderdi. Onlara çamurdan sertlesmis taslar atiyorlardi. Nihâyet onlari yenilmis ekin yapragi gibi yapti.” (el-Fil, 1I5/1-5).

Bu olay Hz. Peygamber’in dogdugu yil olmus ve orduda bulunan fil/fillerden dolayi Araplar arasinda “Fil Vak’asi”, geçtigi yil ise “Fil Yili” olarak meshur olmustur. Olay kaynaklarda söyle zikredilmektedir:

Habesistan Krali Necâsi Ashame’nin, Yemen’e hükümdar tâyin ettigi Ebrehe b. Sabbah el-Esrem, Mekke’ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San’a sehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapinak (kilise) yaptirdi. Ancak tapinaga gelen olmadigi gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu ögrenen Ebrehe çok kizdi ve Kâbe’yi yikacagina yemin etti. Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli “Mamud” adli fili önde oldugu halde Mekke’ye yöneldi. M.S. 57I veya 571 yilinda altmis bin asker ve on yahut dokuz fille yola çikti. (Ibnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t Târih, Nsr: Tornberg, Beyrut 1965, I, 442).

Ebrehe yolda Yemen krali Zû Neferi bozguna ugratti, ardindan Has’amlilari yendi ve bunlarin Nufeyl b. Nubeyb adindaki liderinin hayatini bagislayarak kendisine Mekke’ye gidiste rehber yapti. Taif’teyken Sakif’liler tanrilari Lât’i korumak ugruna Ebrehe ile isbirligine yanasip Ebû Regal’i ona rehber olarak verdiler. Ebrehe’nin fillerin destegindeki muazzam ordusunun karsisinda hiçbir ordu dayanamadi ve Kureys’liler bu gelise bakarak Kâbe’nin yikilacagina kesin olarak inanmaya basladilar.

FİL VAKASI VE EBREHENİN ORDUSUNUN HELAKI yazısına devam et

EBREHE VE FIL VAKASI (EBABIL KUSLARI)

fil-suresi
Kâbe’yi yikmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe’nin ordusuna saldiran kuslar.Ebâbil, Arapça’da “bölükler, sürü, sürüler” demektir. Kelime, Kur’ân-i Kerim’de Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay söyle anlatilmaktadir: “Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yapti? Onlarin tuzaklarini bosa çikarmadi mi? Üstlerine sürü sürü kuslar gönderdi. Onlara çamurdan sertlesmis taslar atiyorlardi. Nihâyet onlari yenilmis ekin yapragi gibi yapti.” (el-Fil, 1I5/1-5).Bu olay Hz. Peygamber’in dogdugu yil olmus ve orduda bulunan fil/fillerden dolayi Araplar arasinda “Fil Vak’asi”, geçtigi yil ise “Fil Yili” olarak meshur olmustur. Olay kaynaklarda söyle zikredilmektedir:

Habesistan Krali Necâsi Ashame’nin, Yemen’e hükümdar tâyin ettigi Ebrehe b. Sabbah el-Esrem, Mekke’ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San’a sehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapinak (kilise) yaptirdi. Ancak tapinaga gelen olmadigi gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu ögrenen Ebrehe çok kizdi ve Kâbe’yi yikacagina yemin etti. Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli “Mamud” adli fili önde oldugu halde Mekke’ye yöneldi. M.S. 57I veya 571 yilinda altmis bin asker ve on yahut dokuz fille yola çikti. (Ibnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t Târih, Nsr: Tornberg, Beyrut 1965, I, 442).

EBREHE VE FIL VAKASI (EBABIL KUSLARI) yazısına devam et

PEYGAMBERİMİZE VAHİYİN GELİŞİ

PEYGAMBERİMİZE VAHİYİN GELİŞİ

Kâbe’nin tamirinin üzerinden üç yıl geçer. Hz. Muhammed (S.A.S.) otuz sekiz yaşındadır. Bu arada kendisinden sonraya kalıp altı ay daha yaşayacak tek evladı, kızı Hz. Fatıma doğar. Bu son yıllarda yaşamında yeni ve garip olaylar baş gösterir. Yolda yürürken çevresinde nurlar parıldamakta, taşlar, ağaçlar dile gelip seslenmektedir: “Ey Muhammed! ALLAH’ın selamı üzerine olsun!”

Hz. Muhammed (S.A.S.) bütün bu olup bitenlere bir anlam verememekte ve ürkmektedir. Cinler tarafından ele geçirilmekten korkar. Fakat onunla ilgili esrarengiz sesler sadece taşlardan ve ağaçlardan gelmez. Onu dillendiren koroya insanlar da katılır. Bunlardan biri Şamlı Yahudi âlimlerinden Îbn Heyyiban’dır… Ömrünün son demlerini yaşamakta olan bu ihtiyar Tevrat bilgini, Şam’dan Medine’ye göç eder. Son nefesinde de Medineli Yahudileri etrafına toplar ve onlara sıkı sıkıya tembihler: “Ey Yahudi topluluğu! Yemesi, içmesi bol olan bir yerden beni bu yoksulluk ve açlık yurduna getirenin ne olduğunu biliyor musunuz?” “Sen daha iyi bilirsin.” “Ey Yahudiler! Ben bu memlekete, gelme zamanı çok yaklaşmış bulunan ve sonra da buraya göç edecek olan Son Peygamber’i gözlemek üzere geldim. Yakında O’nun Peygamber olarak gönderilmesini ve O’na İman etmeyi umuyordum. O’nun gelme zamanı çok yakın. Ey Yahudi topluluğu! O’na İman etmekte kimse sizi geçmesin!” Sonra yaşlı âlimin başı yana düşer. Ne yazık ki tutulmayacak bir öğüt vermiştir.

PEYGAMBERİMİZE VAHİYİN GELİŞİ yazısına devam et