Etiket arşivi: İslam

İslam Büyüklerinden Sözler

Sen benim her şeyim ol sevdiğim.
Acım ol, kederim ol, hüznüm ol, dikiş tutmaz yaram, söz dinlemez, laf anlamaz yanım ol.
Bana mahpus, bana zindan ol, yeter ki menzilimde ol…!

Mevlana

Allah’ım ihsanın hürmetine parlak nurun hakkı için, nimetlerle, güzelliklerle dolu olan bu dünya şehrinde kusuruma bakma! Manasız şeyler söyledim, çılgınca laflar ettim.
Ben yalnız Sen’i seviyorum. Yalnız sana ibadet ediyorum. Gönlüm Sen’siz perişandır!

MEVLANA

“Yaptığı iyilikleri de kötülükleri de karşısında hazır bulduğu günde insan, ister ki kötülükleriyle kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun.”

(Âl-i İmrân 3/30)

İslam Büyüklerinden Sözler yazısına devam et

En İyi Amellerdendir Ağlamak

Meşhûr velîlerden Ahmed bin Ebü l-Havârî (rahmetullahi teâlâ a- leyh) buyurdular ki: “Ağlamanın en güzeli ve iyisi, İslâma uygun olma­yan amellerle geçirilen ömür için kulun ağlamasıdır.”

Gâziantep velîlerinden Aydî Baba (rahmetullahi teâlâ aleyh) Allahü teâlânın aşkı ile çok güzel şiirler söyledi. Dîvânında hocasının vefâtı üze- rine yazdığı mersiye şöyledir:

AĞLAYU AĞLAYU

Şeyhim bekâya gitti ben kaldım ağlayu ağlayu

Aktıkça kan bu dîdeden sildim ağlayu ağlayu

Geldi dil deryâsı cûşa, döndüm ol demek bî-hûşa

İhtiyârsız başım taşa, çaldım ağlayu ağlayu

Arttı derdim âh ile, göz kan döker dilhâh ile

Ser-tâ-kadem eyvâh ile, doldum ağlayu ağlayu

Yandı dil nâr-i furkata, sabrolunmaz bu hasrete

Şimdi deryây-i hayrete, daldım ağlayu ağlayu

En İyi Amellerdendir Ağlamak yazısına devam et

Mezhep Ve Dört Büyük Müctehid

 

İslâm Hukuku ilminin özel adı olan “Fıkıh” lügatte bilmek, anlamak, şuurlu olarak idrak etmek, bir şeyin künhüne vâkıf olmak, kapalı bir şeyin hakikatine nüfuz edebilmek, kendisine hüküm taalluk eden gizli bir mânâyı kavrayabilmek gibi anlamları ifade eder.

Fıkıh’ın ıstılahtaki anlamı ise: “İnsanın amel yönünden lehine ve aleyhine olan şer’î hükümleri bilmesi” demektir. Diğer bir tarife göre de: “Uygulamaya, yani ibâdet, kulluk ve muamelâta ilişkin şer’î hükümleri ayrıntılı delilleriyle bilmek”ten ibarettir. İşte bu hükümleri böylece bilen kişiye de “Fakın” adı verilir.

Öyleyse “Fıkıh İlmi”, amellere ilişkin şer’î hükümleri ayrıntılı delilleriyle bildiren ilimdir. Tarifinden de anlaşılacağı üzere bu ilim, dinî, siyâsî ve medenî hayatın bütün hususlarını en geniş bir biçimde içine almakta olup, hem ibâdetlerde, hem de aile, miras, emval ve ukûd gibi sosyal hayat münâsebetleri gereği olan bütün uygulamalarda (muamelât) yapılacak veya sakınılacak cihetlere dâir hükümleri içerir. Bundan başka ceza hükümleriyle muhakeme usullerine ve nihayet devletin idaresi ve teşkilâtıyla, savaş hukukuna taallûk eden hükümler de fıkhın kapsamı içindedir.

Mezhep Ve Dört Büyük Müctehid yazısına devam et

Evrensel Hak Din Yalnız İslam

Evrensel hak din yalnız İslam’dırBir ateist, İslamiyet’in evrensel olmadığını, sadece Arapların dini olduğunu söyleyerek bazı sorular sordu. İlk sorusu şöyledir:

Sual: Kur’an evrensel midir?
CEVAP
Elbette evrenseldir. Başka bir din de gelmeyecektir. Muhammed aleyhisselam son Peygamberdir. Kur’an-ı kerimde mealen bildiriliyor ki:

(Muhammed, Allah’ın resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur.) [Ahzab 40]

Ateist diyor ki:
Sual: Oruç ve namaz olayını ele alırsak, tüm ibadet zamanlarını ay ve güneşin hareketlerine göre belirleyen İslamiyet, sadece Arabistan yarımadasına hitap eder. Bu da İslamiyet’in evrensel olmadığını göstermez mi?
CEVAP
Ay ve Güneş sadece Arabistan’da mı doğuyor? Avrupa, Asya, Amerika, Afrika’da ve Avustralya’ya güneş doğup batmıyor mu? Kur’an, yalnız Araplara mı hitap ediyor. Ey akıl sahipleri, Ey insanlar, Ey iman edenler, Ey kâfirler, Ey kitap ehli diye birçok âyet vardır. Akıl sahipleri sadece Arabistan’da mı? İnsanlar, iman edenler ve kâfirler yalnız Arabistan’da mı yaşıyor? Bu ne bozuk mantık!

Evrensel Hak Din Yalnız İslam yazısına devam et

Mürşid İrşad ve Niğmet

Mürşide tâbiiyet, Kur’ân’daki İslâm’ın ikinci safhasını ve 14.basamağı ifade etmektedir Allahû Tealâ, hacet namazı ile Kendisinden sorup öğreneceğimiz mürşidimize tâbî olmamızı hepimizin üzerine farz kılmıştır.

5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Nebe Suresinin 38. ve 39.âyet-i kerimeleri mürşidin önünde yapılan tevbeden söz etmektedir.
Mürşid İrşad ve Niğmet yazısına devam et

Taoizm Budizm Totemizm İslâm

Taoizm-Budizm-Totemizm-İslâm

“Müslümanlar Dünya üzerinde niçin geri kalmış toplumlar hâline gelmişlerdir, İslâmiyet en mükemmel ‘DİN’ anlayışı ise?”

Çokça sorulan bir soru bu bana!..

Ve dahi şu soru gene aydınsı çevrelerden gelen bana:

“Teklik anlayışı ve insanlık anlayışı en mükemmel şekilde Taoizm’de, Budizm’de ve hatta Yahudiliğin mistisizmi olan Kabala anlayışında mevcut… Müslümanlık ise kaba, şekilci, zorba ve savaşçı, sevgiden yoksun bir anlayış!.. İşte yaşananlar ortada! Sen hâlâ bu savaşçı öğretiyi nasıl yüceltmeye çalışıyorsun?”

Taoizm Budizm Totemizm İslâm yazısına devam et

Moritanya Hakkında Bilgi

Moritanya Bayrağı

Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır.Resmi dil Arapça olmasına rağmen Fransızca bilenlerin sayısı oldukça fazladır.

Moritanya Coğrafi Yapısı

Moritanya 1,030,631 kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın 29. en büyük ülkesidir. Ülkenin büyük bölümü düzlüklerden oluşur. En yüksek noktası 915 m ile Kediet İclil’dir. Toprakların % 70’i çöldür.Ülkenin tek daimi akarsuyu olan Senegal Nehri’nden uzak bölgelerde temiz su kaynakları azdır. Çöl iklimi etkisi altındaki ülkede hava yıl boyunca sıcak, yağışsız ve tozludur. Moritanya Hakkında Bilgi yazısına devam et

Türk İslam Birliği Dünyanın Kurtuluşu Olacak

4226133266_eccb77980d_bTürk İslam Birliği’nin kurulması sadece İslam aleminin değil, her dinden, her milletten ve her düşünceden insanın kurtuluşu olacak, bu birlik tüm dünyaya sevgi, kardeşlik, dostluk, bolluk ve bereket getirecektir. Türkiye’nin önderliğinde kurulacak olan Türk İslam Birliği, yeryüzünün bambaşka bir güzelliğe bürünmesine, bolluk ve bereketin müthiş artmasına, sanatın, estetiğin ve bilimin çok gelişmesine, güçlü ve köklü bir medeniyetin inşa edilmesine vesile olacaktır. Allah’ın izniyle Türk İslam Birliği muhakkak kurulacaktır. Bu, Allah’ın takdir ettiği bir kaderdir.

Türk İslam Birliği’nin doğal lideri ise Türkiye olacaktır. Türkiye’nin liderliği tüm Türk ve Müslüman ülkeleri tarafından da gönülden kabul edilmekte ve istenmektedir. Bunun temelinde hem Türkiye’nin tarihi tecrübesi, hem de Türk Milleti’nin sayısız olayla ispatlanmış olan güzel ahlakı vardır. Türk Milleti’nin lider olması isteği asla bir ırk üstünlüğü düşüncesine dayanmamaktadır. Yani, bunun özünde “biz lider olalım, diğerleri bize tabi olsun” veya “biz üstünüz, diğer ırklar bize tabi olmalıdır” gibi akıl ve mantık dışı, üstelik Kuran ahlakına da hiç uygun olmayan bir düşünce yoktur. Söz konusu olan ahlaki bir üstünlüktür. Yapılacak olan liderlik de aslında korumaya, kollamaya, hizmet etmek için çileye ve sorumluluğa talip olma işidir, bir tür ağabeylik vasfıdır.

Türk İslam Birliği Dünyanın Kurtuluşu Olacak yazısına devam et

İslamiyet’te Halifelik Sıralaması

MaviBayrakDört Halife veya Hulefa-i Raşidin Dönemi

Muhammed‘in vefatından hemen sonra seçimle göreve gelmiş Dört Halifedir:

SıralamaHalifeDönemi
1.Ebu Bekir632 – 634
2.Ömer bin Hattab634 – 644
3.Osman bin Affan644 – 656
4.Ali bin Talib656 – 661

661 yılında Ali’nin öldürülmesinin ardından kısa bir süre oğlu Hasan bin Ali halifelik mücadelesine dahil olmuş fakat İslam dünyasındaki fitneyi önlemek için Emevi ailesi ile olan hilafet mücadelesinden çekilmiştir.

İslamiyet’te Halifelik Sıralaması yazısına devam et

HZ.HAMZANIN MÜSLÜMAN OLUŞU

7452
Hz. Hamza; Peygamberimiz (a.s.)ın amcası olup,[1] Süveybe Hatun önce Hz. Hamza´yı, sonra da Peygamberimiz (a.s.)ı emzirmiş olduğu için, Hz. Hamza Peygamberimiz (a.s.)ın sütkardeşi idi.[2]

Hz. Hamza nübüvvetin 6. yılında Müslüman oldu.[3]

Peygamberimiz (a.s.)ın bir gün Safa tepeciğinin yanında oturduğu sırada, Ebu Cehil[4] ile Adiyy b. Hamrâ ve İbn Esda, oraya uğradılar.[5] Ebu Cehil Peygamberimiz (a.s.)a sövüp saydı.[6] İslâm dinini ayıplamak, peygamberliğini tahkir etmek., gibi, Peygamberimiz (a.s.)ın hiç sevmediği şeyleri söyleyip; kendisini çok incitti. Peygamberimiz (a.s.) ise ona hiçbir şey söylemedi, kalkıp evine gitti.

Abdullah b. Cüd´an´ın azadlı kölesi bir hatun, evinden, Ebu Cehil´in bütün söylediklerini işitmişti. Ebu Cehil, Peygamberimiz (a.s.)a söyleyeceklerini söyledikten sonra, Kabe´nin yanında, Kureyşlilerin toplandıkları yere gitti, onlarla oturdu.

Çok geçmeden, Hz. Hamza, yayı omuzunda olduğu halde, avlanmaktan dönüp oraya geldi.

Kendisi avcı idi, daima avlanmaya giderdi. Avlanmaktan döndüğü zaman, Kabe´yi tavaf etmedikçe, sonra da Kureyşlilerin toplantı yerine uğrayarak onları selamlayıp kendileriyle biraz konuşmadıkça, evine gitmezdi.

Hz. Hamza, Kureyş yiğitleri arasında en şerefli ve en güçlü olanı, taşkınlığa ve haksızlığa hiç dayan­mayanı idi.

Safa tepeciğinden Kabe´ye doğru giderken, azadlı cariye ona:

“Ey Umâre´nin babası! Kardeşinin oğlu MUHAMMED´e biraz önce Ebu´l-Hakem Amr b. Hişam tarafın­dan yapılan kötülüğü görmüş olsaydın, sen hiç dayanamazdın.

HZ.HAMZANIN MÜSLÜMAN OLUŞU yazısına devam et

Atatürk’ün İslam Hakkında Görüşleri

shfwq

  •  (1930)Din vardır ve gereklidir.Din gerekli bir kurumdur.Dinsiz ulusların yaşamasına imkan yoktur.Yalnız şurası var ki din,Tanrı ile kul arasında ki bağlılıktır.
  • (1923)Ulusumuz din ve dil gibi güçlü iki erdeme sahiptir.Bu erdemleri hiç bir güç ulusumuzun yürek ve vicdanından çekip alamamıştır.
  • (1923)Arkadaşlar,Tanrı kavramı insan beyninin çok zor kavrayabileceği fizik ötesi bir konudur.Tanrı’nın buyruğu çok çalışmaktır.Çalışmak demek boşuna yorulmak,terlemek değildir.Zamanın gereklerine göre bilim her türlü uygar buluşlardan en çok dercede yararlanmak zorunludur.
  • (1923)Büyük dinimiz,çalışmayanın insanlıkla hiç alakası olmadığını bildiriyor.Kimi kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sanıyorlar.Asıl kafirlik onların sanısıdır.Bu yanlış yorumu yapanların amacı Müslümanların kafirlere tutsak olmasını istemek değilde nedir?Her sarıklıyı hoca sanmayın,hoca olmak sarıkla değil akılladır. Atatürk’ün İslam Hakkında Görüşleri yazısına devam et