Etiket arşivi: Irak

Suriyeli Bir Hanımefendi Anlatıyor.

Suriyeli bir Hanımefendi anlatıyor.
Halep de 3 katlı bir evimiz vardı. Halep çarşısında iki tane dükkanımız vardı. Ben ise hemşireydim. Dört çocuğumuz ile hali vakti yerinde denilen sayılı kişilerdendik.
Irak’da savaş başladı. Televizyondan seyrediyorduk herşeyi. Gazetelerde gördüğümüz resimlere bakıp bakıp üzülüyorduk. Elimizden birşey gelmez deyip dua ediyorduk. Ama hiç bir zaman Irak’da yaşananların bizimde başımıza geleceğini düşünmedik. Önce hiç tanımadığımız yabancı insanlar geldi. Ne istiyorlardı ben bilmiyorum ama mahallenin sözü en çok geçenleriyle görüşüyorlardı sürekli. Ben Şam’a gittiğim birgün o bizim mahalleye gelen yabancı adamları Şam’da Esad yanlılarıyla yemek yerken de gördüğümde onların her iki tarafı kışkırtmak için gelen ajanlar olduğunu anlamıştım. Ama artık iş işten geçmişti. Çünkü insanlar çoktan sokakları doldurmuştu. Sonrası nasıl da hızlı gelişti anlayamadık. Şehirler, Köyler bombalanıyor ve binlerce insan ölüyordu. Artık ne Esad laf dinliyordu ne de halk. Sonra yabancı ülkeler bu işe dur demek için Suriye’ye geliyor denildi. Önce sevindik. Esad’ı tek onlar durdurur dedik. Yanıldığımızı anladığımızda ne şehirlerimiz kalmıştı, ne de sığınacak bir ülkemiz.

Suriyeli Bir Hanımefendi Anlatıyor. yazısına devam et

KUT-ÜL AMARE ZAFERİ

2250-1-54268c9973c75a43d99a6f5989d9039fKUT-ÜL AMARE ZAFERİ
Birinci Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi’ndeki Kut’ül Amare kuşatması Türk basınının en önemli gündemlerinden biri olmuş ve 140 gün süren kuşatma sırasında birçok haber ve makale yayımlanmıştır. Kut’ül Amare kuşatmasının basında sürekli haber olması, kamuoyunu bir zafer beklentisine itmiş ve bundan dolayı Kut’ül Amare zaferi Türk kamuoyunda coşkuyla karşılanmıştır. Çanakkale’nin hemen ardından Kut’ül Amare zaferinin gelmesi Osmanlı Devleti’nin ve İttifak Devletlerinin savaşı kazanacağına dair inancı artırmıştır. Tüm imkânlar seferber edilmesine rağmen General Townshend’in on beş bin askeriyle Türk ordusuna teslim olmak zorunda kalması İngiliz itibarının yerle bir olması olarak değerlendirilmiştir. İngilizlerin Çanakkale’den hemen sonra böyle bir yenilgiye uğratılması, Türk kamuoyunda yıllardır İslam dünyası üzerine çökmüş İngiliz baskısının sona ermesi olarak algılanmıştır.
Kut’ül Amare zaferi başta İstanbul olmak üzere tüm ülkede coşkulu törenlerle kutlanmış ve şehirler Türk bayraklarıyla donatılmıştır. İngilizlerin Kut’ül Amare’de teslim oldukları haberi Berlin, Viyana, Peşte ve Sofya gibi Müttefik Devletler başkentlerinde de büyük bir sevinçle karşılanmış ve kutlanmıştır. Irak Cephesi’ndeki zaferle Türk ordusu, Ruslara yardımı bir kere daha önlemiş ve yine savaşın gidişatını değiştirecek bir başarı kazanmıştır. Türk kamuoyu Kut’ül Amare zaferi sonrasında Irak Cephesi’nin kapanacağını ve İngilizlerin bu cephede mücadeleyi bırakacağını düşünmüştür. Fakat bu beklenti Türk yetkililer ve kamuoyunca İngiliz politikalarının doğru okunamadığını göstermekteydi.

KUT-ÜL AMARE ZAFERİ yazısına devam et

ZENGİLER

ZENGİLERZengîler , 12. ve 13. yüzyıllarda Kuzey Irak ve Suriye’de hüküm sürmüş bir devletttir. İlk hükümdarı İmadeddin Zengi’dir.Musul’da Imadeddin Zengi tarafından kurulmuş Zengi Devleti, O’nun ölümünden sonra oğulları arasında paylaşılmış, I. Seyfeddin Gazi ve Kudbeddin Mevdud Musul Beyliği’ni, Nureddin Mahmud Zengi’yse Halep Beyliği’ni yönetmiştir. Zengiler, Oğuz Türkmenlerinin Afşar boyundandır.
Haçlılarla mücadeleleri
Zengiler, II. Haçlı seferini etkisizleştirmişler ve İslam dünyasını Haçlıların istilasından korumuşlardır. Nureddin Mahmud Zengi’nin komutanlarından Şirkuh’un yeğeni Selahaddin Eyyubi, Fatimilere son vermiş, Nureddinin ölümünden sonra da Mısır’da Eyyubiler devletini kurmuştur.

ZENGİLER yazısına devam et

BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ

babil
BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ

 Bahçenin, kralın sarayına yakın olduğu tahmin edilerek, antik Babil öreni yakınlarında kazılar yapıldı, bulunan su kanalları ve duvar yıkıntıları Bahçe’ye ait olabilir. Babil’in Asma Bahçelerini gören ve bilen yok ama görkemi hala sürüyor ve belki Irak’ta birgün yeniden sağlıklı kazılar yapılabilirse daha güvenli veriler elde edilebilir.

“Bahçenin yamacına yaklaştığınızda, yapının kat kat yükseldiğini görüyorsunuz… Dev bitki yığınları, büyük ve kalın ağaçlar öylesine cazibeli ki, bakanları büyülüyor. Nehirden gelen bol suyu aletler yükseltiyor ve dışarıdan bunları göremiyorsunuz.” ) BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ yazısına devam et

Bağdat’ın Osmanlı Hakimiyetine Girmesi ve Kanuni’nin Bağdat’taki Faaliyetleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

      BAĞDAT’IN OSMANLI HAKİMİYETİNE GİRMESİ VE KANUNİ’NİN BAĞDAT’TAKİ FAALİYETLERİ

      Özet:
Osmanlı Padişahı Kanuni, adına hutbe okunması ve kale anahtarları gönderilmiş olması sebebiyle, Safevîler’den Bağdat’ı kurtarmak ve Irak’ı fethetmek üzere Divân’da alınan sefer kararı üzerine harekete geçmişti. Padişah’ın emri üzere toplar ve cephâne önceden yarar beyler ile Diyarbakır’a gönderilmiş, beylerbeyiler ile sancak beylerine sefer hazırlığı görmeleri için hükümler yollanmıştı. Gereken yerlere “umerâ tayin ve tebdîl” olunarak, Nisan 1529’dan beri resmen “Serasker” unvanı verilmiş olan, Veziriâzam İbrahim Paşa, Halep’te kışlayıp hazırlıkları tamamlamak üzere, üç bin tüfenkçi yeniçeri ile 21 Ekim 1533 tarihinde Üsküdar’dan Irakeyn Seferi’ne hareket etmiştir.
“Irakeyn Seferi” olarak tarihe geçmiş olan, Kanuni Süleyman’ın Şiî-Safevî Devleti’ne karşı giriştiği, Osmanlı-İran savaşı (940-942/1533-1535) XVI. yüzyıl Türk siyasî ve askerî tarihinin çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu savaşın sebebi olarak, Şiî-Sünnî gerginliği,  Bağdat ile Bitlis meselesi ve Ulama Han’ın Osmanlı Devleti’ne, Şeref Han’ın Safevîler’e ilticâsı olayları pek çok kaynakta müttefiken yer almaktadır.
11 Haziran 1534 Perşembe günü Kanuni Süleyman’da, Üsküdar’a geçerek bizzat Orduy-ı Hümâyûn ile İran üzerine yürümüştür. Safevî Şahı Tahmasb, elindeki güçlü ve inatçı Türkmen-süvari birliklerine rağmen, meydan savaşı vermeyerek, hep kaçmayı tercih etmiştir. Kanuni, çok kalabalık Osmanlı Ordusu ile Şah Tahmasb’ı takibe koyulmuştur. O yaklaştıkça Tahmasb kaçıyordu. Geçmişten çok iyi ders alan Şah Tahmasb, Osmanlılara karşı kaçarak bıktırma, yiyecek ve içecek sıkıntısı ile usandırma, Kış ve tabiat şartları ile yıpratma, can ve mal Bağdat’ın Osmanlı Hakimiyetine Girmesi ve Kanuni’nin Bağdat’taki Faaliyetleri yazısına devam et

Irak ve Suriye’nin Tarihi Coğrafyası ve 19.Yüzyıl Sonu İtibariyle İdari Konumu

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

IRAK VE SURİYE’NİN TARİHİ COĞRAFYASI VE XIX. YÜZYIL SONU İTİBARİYLE İDARİ KONUMU

                                                           ÖZET

On asır önceden beri, Anadolu toprakları gibi, atalarımız olan Selçuklu ve Osmanlı Türkleri tarafından, üzerinde devletler kurularak yüzyıllar boyu Türk Sultanları ve beyleri tarafından idare edilen, Irak ve Suriye coğrafyası ve buraların nasıl yönetildiğini ortaya koymaya çalışacağız.Bu bölgelerin tarihi gelişimi, nasıl idare edildiği, Türklerin hakimiyetleri esnasında ortaya çıkan idarî yapı, xıx. yüzyılda Osmanlı Devleti yönetiminde bölgede kurulan eyâletlerin konumu, buralarda oluşan sancak ve kazalar kısaca ortaya konulmuştur. Yüzyıllar boyu idare ettiğimiz Türkmen yurtlarının yüzyıl öncesine kadar olan durumları incelenmiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin geleceği bakımındanda buraların bilinmesi önemlidir. 

                                        

Atalarımız olan Selçuklu ve Osmanlı Türkleri yüzyıllarca pekçok ülkeleri idare etmişlerdi. Bugün bu toprakların çoğu millî hudutlarımızın dışında olmasına rağmen, tarihimiz ve millî kültürümüz açısından araştırılması son derece önem arzetmektedir.

Irak ve Suriye topraklarında IX. yüzyıldan bu tarafa çeşitli Türk hanedân ve beyleri, daha sonraki dönemlerde ise,  Selçuklular ve Osmanlılar, aynen Anadolu topraklarında olduğu gibi, hüküm sürmüşler, oraları imar etmişler, eşsiz kıymette tarihî eserler meydana getirmişlerdi.

Bu çalışmamızda, günümüzdeki Irak ve Suriye topraklarında XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti zamanındaki idari yapıyı ortaya koyacağız. Ortadoğu coğrafyasında önemli bir yer tutan bu topraklarda Osmanlıların son zamanlarında bulunan eyalet, sancak, kaza, nahiye ve köyler hakkında bilgi aktaracağız. Bu coğrafyada bulunan Irak bölgesi ve Suriye bölgesinin, tarihî coğrafyaları ve idarî yönetimleri Osmanlı kaynaklarından Irak ve Suriye’nin Tarihi Coğrafyası ve 19.Yüzyıl Sonu İtibariyle İdari Konumu yazısına devam et

Irak ve Suriye’nin Tarihi Coğrafyası ve 19.Yüzyıl Sonu itibariyle İdari Konumu

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET:
On asır önceden beri, Anadolu toprakları gibi, atalarımız olan Selçuklu ve Osmanlı Türkleri tarafından, üzerinde devletler kurularak yüzyıllar boyu Türk Sultanları ve beyleri tarafından idare edilen, Irak ve Suriye coğrafyası ve buraların nasıl yönetildiğini ortaya koymaya çalışacağız.Bu bölgelerin tarihi gelişimi, nasıl idare edildiği, Türklerin hakimiyetleri esnasında ortaya çıkan idarî yapı, xıx. yüzyılda Osmanlı Devleti yönetiminde bölgede kurulan eyâletlerin konumu, buralarda oluşan sancak ve kazalar kısaca ortaya konulmuştur. Yüzyıllar boyu idare ettiğimiz Türkmen yurtlarının yüzyıl öncesine kadar olan durumları incelenmiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin geleceği bakımındanda buraların bilinmesi önemlidir. 
Atalarımız olan Selçuklu ve Osmanlı Türkleri yüzyıllarca pekçok ülkeleri idare etmişlerdi. Bugün bu toprakların çoğu millî hudutlarımızın dışında olmasına rağmen, tarihimiz ve millî kültürümüz açısından araştırılması son derece önem arzetmektedir.

Irak ve Suriye topraklarında IX. yüzyıldan bu tarafa çeşitli Türk hanedân ve beyleri, daha sonraki dönemlerde ise,  Selçuklular ve Osmanlılar, aynen Anadolu topraklarında olduğu gibi, hüküm sürmüşler, oraları imar Irak ve Suriye’nin Tarihi Coğrafyası ve 19.Yüzyıl Sonu itibariyle İdari Konumu yazısına devam et