Etiket arşivi: Halife

Abdülmecid’in Sarıklı Fotoğrafı

Son halife Abdülmecid efendinin pek bilinmeyen sarıklı bir fotoğrafı.. Bilindiği gibi 1300 senelik bir müessese olan ve şu anda boşluğu İslam dünyasında çok net olan halifelik m.kâ mal yönetimi tarafından kaldırılmıştı.son halife Abdülmecid efendi ise apar topar bir gece trene bindirilip dedelerinin vatan yaptığı topraklardan kovulmuştu.mekanı cennet olsun..

Abdülhamid Han’ın Duası

10 Şubat 2017, Abdülhamid Han’ın 99. vefât yıldönümüydü. 175 yıl önce doğan, 33 yıl Taht-ı Osmanî’de oturan Büyük Sultan’ın ağzından, medyada son zamanlarda bir “duâ”dolaşmakta..

Abdülhamid Han, büyük bir Müslümanve 113. Halife olarak kim bilir ne duâlar etmiştir ama, budua, bizzat Sultan’ın tasarlayıp da okuduğu ve bize böylece intikal etmiş bir dua değildir.

O,bütün Osmanlı padişahları arasında ve hatta bütün Türk tarihinde, sağlam şahsiyeti, siyasî dehâsı ve istikâmet üzre bir Müslüman oluşuyla da, en önde gelen unutulmaz bir devlet adamıdır..

Abdülhamid Han’ın Duası yazısına devam et

DÖRT HALİFE DÖNEMİ

LsuoHx7lXPADÖRT HALİFE DÖNEMİ
Hz. Muhammed vefat edince Müslümanların başına sırası ile Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali geçti. İşte bu döneme dört halife dönemi (Hulefa-i Raşidin ) denir.

1. HZ. EBU BEKİR DÖNEMİ (632-634)
· Suriye Seferi: Usame Bin Zeyd komutasında bir orduyu Suriye ‘ ye göndermiş, bu yöredeki kabileler egemenlik altına alınmıştır. * Böylece Hz. Muhammed’in ölümünden sonra da İslamiyet’in gücünü devam ettirdiği kanıtlanmıştır.

· Ayaklanmalar ve Yalancı Peygamberler: Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Arabistan‘ da, İslamiyet’in tam yerleşememesi, halkın zekat vermek istemeyişi, kabile yaşamını sürdürmek ve devlet otoritesi altına girmek istememek nedenlerinden dolayı ayaklanmalar olmuş, ve yalancı peygamberler türemişti. Yalancı peygamberler sorununu çözmek amacıyla, Halit Bin Velid komutasında bir ordu Yemen’e gönderilmiş, yalancı peygamberler ortadan kaldırılarak, bir tehlikeden kurtulunmuştur. Ayaklanmalar ve Zekat sorunu çözüme kavuşturulmuştur.

· Kur’an’ ın Kitap Haline Getirilmesi: Hz.Muhammed döneminde Kur’an ayetleri, hafızlar tarafından ezberleniyor, vahiy katipleri tarafından deri, tahta, düz kemik, taşlar üzerine yazılıyordu. Ancak, savaşlarda hafızların ölmesi, ve yazılı ayetlerin malzemelerini korumadaki güçlükler nedeniyle, bir kurul oluşturulmuş ve Kur’an kitap haline getirilmiştir.

· Irak Savaşları: Halit Bin Velid komutasındaki ordu, Irak’a gönderilerek , Hire bölgesi ele geçirilmiş, Fırat nehri çevresindeki kabileler İslamiyet’i kabul etmişlerdir.

· Yermük Savaşı ( 634 ): Müslümanların Suriye ve Filistin’e doğru hareket ettiğini öğrenen, Bizans İmparatoru Herakliyus, topladığı ordu ile Suriye’ye doğru hareket etmiş, Yermük Irmağı kenarındaki savaşı, Müslümanlar kazanmışlardır. * Müslümanların Bizans’a karşı ilk büyük zaferidir. * Suriye kapıları, Müslümanlara açıldı.

DÖRT HALİFE DÖNEMİ yazısına devam et

İslamiyet’te Halifelik Sıralaması

MaviBayrakDört Halife veya Hulefa-i Raşidin Dönemi

Muhammed‘in vefatından hemen sonra seçimle göreve gelmiş Dört Halifedir:

SıralamaHalifeDönemi
1.Ebu Bekir632 – 634
2.Ömer bin Hattab634 – 644
3.Osman bin Affan644 – 656
4.Ali bin Talib656 – 661

661 yılında Ali’nin öldürülmesinin ardından kısa bir süre oğlu Hasan bin Ali halifelik mücadelesine dahil olmuş fakat İslam dünyasındaki fitneyi önlemek için Emevi ailesi ile olan hilafet mücadelesinden çekilmiştir.

İslamiyet’te Halifelik Sıralaması yazısına devam et

SULTAN VAHDETTİN HAN’IN VEFATI

vahdeddinBuyurun, tarih 3 Mart 1924. Yer Türkiye Büyük Millet Meclisi…

Rize Milletvekili Ekrem Bey kürsüde: Hilafetin kaldırılmasının gerekliliği konusunda bağıra bağıra şunları söylüyor:

“Efendiler, Millete hizmet etmiş, tarihimizde birçok sadrazamlar gösterebilirsiniz. Fakat padişah göstermek için müşkülat çekersiniz. Bunların tahta bağlı olmalarının sebebi yalnız menfaat, ihtiras; bundan ibarettir… Türk milletinin bu kadar geri kalmasına sebep padişahlardır… Bu padişahlar bidayet-i saltanatlarında hiçbir şey yapmamışlardır… Bu tarihi (yani Osmanlı tarihini) yukarıdan aşağı tetkik ederseniz, hep cinayet ve şahsi ihtiras görürsünüz…
Sultan Fatih’ten mi bahsedeceksiniz? Benim gözümün önüne, onun, sırf bir arzusu için, en kıymetli sadrazamımız olan Mahmud Paşa’yı katlettirmesi geliyor… Devri baştan aşağı cinayettir… Mazisi cinayetlerle dolu ve Türk milletine hizmet etmemiş bulunan bu aile…” (İkinci Meclis Zabit Ceridesi, cilt 7, s. 31’den özet olarak)


SULTAN VAHDETTİN HAN’IN VEFATI yazısına devam et

HALİFETULLAH

19

Allâh, “insan”ı, yeryüzünde “halife” olarak yaratmıştır.

Bu Kur’ân-ı Kerîm’de açıklanan kesin gerçektir!

Acaba biz insan olduğumuza göre “Halife” oluşumuzun bilincinde miyiz?

Ne yönümüzle ve ne kadarıyla “ALLÂH” adıyla işaret edilenin “Halifesi”yiz acaba?..

Yeryüzünde ne kadarıyla “halifesi”yiz, “ALLÂH” ismiyle işaret edilenin?

“Halife” ne demektir?..

Bunun yaşamı nasıl olur?.. Nasıl “Halife” olduğunun bilincine erer kişi?.. “Halife”lik bilincine eren kişinin yaşamı ve yaşama bakış açısı nasıl olur?..

Herhâlde bu türden daha pek çok soru aklımıza takılabilir…

İşte bu konuya bir miktar açıklık getirmek amacıyla aşağıdaki bilgi kırıntılarını size takdime çalışacağım… Başarılı olursam, elbette ki lütuf ve inayet Allâhû Teâlâ’nın kereminden; hata ve kusurlar da terkibimin kapasitesinin yetersizliğinden!

Allâh kolaylaştıra!

Kur’ân-ı Kerîm, insanın yeryüzünde “Halife” olarak “meydana getirilişini”, “Bakara” Sûresinde 30. âyetten başlayan bölümde şöyle anlatır:

HALİFETULLAH yazısına devam et

KERBELANIN BAŞ MİMARI YEZİD

YEZÎD

Emevî Devleti’nin ikinci halîfesi. Eshâb-ı kiramdan hazret-i Muâviye’nin oğludur. 646 (H. 26) senesinde Şam’da doğdu. 683 (H. 64)’de Şam’da, otuz iki yaşında iken vefat etti. Üç sene sekiz ay on dört gün halifelik yaptı.

Babası Suriye valisi iken doğan Yezîd, valilik konağında büyüdü. Babasının halifeliği sırasında iki defa hac emirliği ve Bizans’a karşı yapılan gazalarda kumandanlık yaptı. Hazret-i Muâviye 670 (H. 50) senesinde onu emrine verdiği ve içinde Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin de bulunduğu bir ordu ile İstanbul’u fethetmeye gönderdi. Başta Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî olmak üzere bir çok sahâbî (radıyallahü anhüm) bu kuşatmada şehîd oldular. Neticede, Bizans’dan her sene vergi almak şartıyla sulh” yapıldı.

Hazret-i Muâviye, oğlu Yezîd’i kendine veliahd tâyin etti. O da babasının vefatı üzerine 679 (H. 60) senesinde halîfe oldu. Ebû İshak İsferâyinî, Eshâb-ı kiramın faziletini anlattığı Kitâbu nûru’l-ayn fi meşhedi Hüseyn adlı eserinde şöyle bildirmiştir:

KERBELANIN BAŞ MİMARI YEZİD yazısına devam et

SIFFİN SAVAŞI

hz.ali_Hz. Osman döneminde meydana gelen iç karışıklıklar ve sosyal bunalım giderek buhrana dönüşmüş ve adı geçen halife bu buhran neticesinde şehit edilmiştir. Sosyal bunalım, Hz. Ali’nin halifelik makamına oturtulması ile giderilmeye, İslam birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak önde gelen sahâbîlerden Talha b. Ubeydullah ve Zübeyir b. Avvam’ın mevcut halife Hz. Ali’ye karşı isyan etmeleri, sükunete doğru yol almakta olan İslam toplumunu yeniden hareketlendirmiş, kaos ve kargaşa daha da artmıştır. Neticede toplum sıcak iç çatışmalar dönemine girmiştir.
Hz. Ali halife seçildikten sonra aksi yönde yapılan önerilere rağmen Muâviye’yi valilikten azletmiştir. Ancak yerine tayin ettiği kişinin Şam’a girmesi Muâviye taraftarlarınca engellenmiştir. Arakasından Muâviye’yi itaate çağıran Hz. Ali’nin elçisi de eli boş geri gönderilmiştir. Bu arada meydana gelen Cemel Savaşı Hz. Ali’nin galibiyeti ile neticelenmiş, savaşın ardından Kûfe’ye yerleşen Hz. Ali, muhtemelen Muâviye’nin Cemel Vak‘ası’ndan ders aldığını düşünerek tekrar kendisine elçi göndermiş, fakat aylar sonra Kûfe’ye dönen elçi Şam halkının Muâviye ile birlikte savaşa hazırlandıkları haberini getirmiştir. Şam’ın bu kararlılığı karşısında benzer bir kararlılık da Kûfe’den gelmiştir. Kûfe halkı tıpkı Şam halkı gibi çoğunluk itibariyle savaş yönünde tavır almıştır. Muâviye’nin Hz. Osman’ın katillerinin kendisine teslim edilmelerini istediği haberine Kûfe Ulu Camii’ni dolduran insanlar hep birlikte “Osman’ın katilleri biziz” diye tepki vererek, savaş yönünde ciddi bir irade beyanında bulunmuşlardır.1 Hem Şamlılar hem de Iraklılar başlangıç itibariyle birbiri ile uzlaşmaya hazır değillerdir. Savaş atmosferine giren taraflar, ilginçtir, aynı zamanda bir yandan da barış görüşmelerini sürdürmüşlerdir.

SIFFİN SAVAŞI yazısına devam et

HZ.EBUBEKİR KİMDİR….?

kaosunefendisi_133574077015Soyu
Ebu Bekir, Benu Teym’lerin Kureyş kabilesindendir, Mekke’de doğmuştur. Babası Ebû Kuhafe, annesi Ümmü’l-Hayr Selma’dır.

Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Islâm’i teblige baslamasindan sonra ilk iman eden hür erkeklerin; rasit halifelerin, asere-i mübesserenin ilki. Câmiu’l Kur’an, es-Siddîk, el-Atik lakaplariyla bilinen büyük sahabi.

Kur’ân-i Kerim’de hicret sirasinda Rasûlullah’la beraber olmasindan dolayi, “…magarada bulunan iki kisiden biri…” (et-Tevbe, 9/40) seklinde ondan bahsedilmektedir. Asil adi Abdülkâbe olup, Islâm’dan sonra Rasûlullah (s.a.s.)’in ona Abdullah adini verdigi kaydedilir. Azaptan azad edilmis mânâsina “atik”; dürüst, sadik, emin ve iffetli oldugundan dolayi da “siddik” lâkabiyla anilmistir. “Deve yavrusunun babasi” manasina gelen Ebû Bekir adiyla meshur olmustur. Teym ogullari kabilesinden olan Ebû Bekir’in nesebi Mürre b. Kâ’b’da Rasûlullah’la birlesir. Anasinin adi Ümmü’l-Hayr Selma, babasinin ki Ebû Kuhafe Osman’dir. Künyesi Abdullah b. Osman b. Amir b. Amir… b. Murra …et-Teymî’dir. Bedir savasina kadar müsrik kalan oglu Abdurrahman disinda bütün ailesi müslüman olmustur. Babasi Ebû Kuhafe, Ebû Bekir’in halifeligini ve ölümünü görmüstür. Hz. Ebû Bekir’in Rasûlullah (s.a.s.)’den bir veya üç yas küçük oldugu zikredilmistir. Islâm’dan önce de saygin, dürüst, kisilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan “hanif” bir tacir olan Ebû Bekir, ölümüne kadar Hz. Peygamber’den hiç ayrilmamistir. Bütün servetini, kazancini Islâm için harcamis, kendisi sade bir sekilde yasamistir.

HZ.EBUBEKİR KİMDİR….? yazısına devam et

ABDÜLMELİK BİN MERVÂN KİMDİR….?

assassin1ABDÜLMELİK BİN MERVÂN

Emevî devletinin beşinci halîfesi. Künyesi Ebu’l-Velîd, lakabı Ebu’l-Muluk’dur. 646 (H. 26) senesinde Medîne’de doğdu. 705 (H. 86) da Dimeşk’da cüzzam hastalığından vefat etti. Soyu; Abdülmelik bin Mervân bin Hakem bin Ebi’l-As bin Umeyye bin Abdisems bin Abdimenaf’dir. Anne tarafından soyu ise, Muaviye bin Velîd bin Mugîre bin Ebi’l-As bin Umeyye’dir. Nesebi, anne ve baba tarafından Ebu’l-As’da birleşir. Babası Mervân bin Hakem, Emevî halîfelerinin dördüncüsü olup, hazret-i Osman bin Affan’ın amcasının oğlu, damadı ve başkatibi idi. Annesi Aişe binti Muaviye, üstün vasıflar ve iyi huylar sahibi bir hatun olup, ahlâkı ve üstün vasıfları darb-i mesel haline gelmiştir.

Abdülmelik bin Mervân, hazret-i Osman’ın halifeliği sırasında doğdu ve ilim öğrenip, iyi bir tarzda yetişti. Kur’ân-ı kerîmi hazret-i Osman’dan okuyup ezberledi. On yaşında hazret-i Osman’ın şehid edilmesi hadisesini gördü. On altı yaşında iken halîfe hazret-i Muaviye tarafından Medine divanı reisliğine tayin edildi. Hicaz alimlerinden tefsir, hadis, fıkıh ilimlerini öğrendi. İbn-i Sa’d’ın rivayetine göre, Ebu Hureyre’den, Cabir bin Abdullah’dan, Ebu Sa’id-i Hudn’den ve diğer sahabeden hadîs-i şerîf dinleyip rivayet etti. Şiire ve edebiyata ziyadesiyle alaka duyardı. Gençliğinde zühdü ve ibadetleriyle tanındı. Uzun seneler Medine’de divan reisliği vazifesinde bulundu. Bu arada Cemel, Sıffin, Kerbela vak’alarına ve Harra savaşı gibi çeşitli hadiselere şahid oldu.

ABDÜLMELİK BİN MERVÂN KİMDİR….? yazısına devam et

HZ. ÖMER(R.A.)’DAN TAVSİYELER

hazretimer5

*Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekiniz.(Bu söz hadis diye bilinirse de, gerçekte Hz. Ömer’in sözüdür.)

*İstişare etmeden uygulamaya konulan işler başarısızlığa mahkûmdur.

*Kış mevsimi abidlerin ganimetidir.

*Bugünün işini yarına geciktirmeyiniz. İş bir vakit geri kalırsa hiçbir vakit ilerlemez.

*İnsanların en akıllısı, insanların hareketini takdir edendir.

HZ. ÖMER(R.A.)’DAN TAVSİYELER yazısına devam et

HİLAFETİN OSMANLIYA GEÇİŞİ


Halifelik yani Dünyadaki bütün Sunni Müslümanların ruhani reisliği makamı, 766 tarihinden, beri Abbasi Hanedanlığında idi. Hz. Peygamber’im amcalarından Abbas’tan indiği için “Abbâsi” denen bu hanedan 1258′e kadar Bağdat da, bu tarihten sonrada Kahire’de devam etmiştir.

Fakat şöyle bir fark vardır ki; Kahire deki Abbasi Halifeleri İstanbul Patriklerine benzetilebilir. Papa’ya benzemezler, çünkü bir devletleri yoktu. Patrik nasıl Ortodoks âleminin ruhani reisi ise,  Kahire deki Halifeler de, Sunni âleminin ruhani reisi idiler. Fakat Bağdat’da ki Halifeler gibi aynı zamanda devlet başkanı olarak saltanat sürmüyorlardı.

[Ancak bu mukayese sadece bu bakımdandır. Halifenin Patrik ve Papanın ki gibi geniş ve vicdanların derinliğine nüfuz eden salahiyetleri yoktur. Kendilerinin dini meseleleri tefsir dahi etmedikleri bu gibi konulara sadece önderlik edip ulemaya ( Bilirkişilere ) Havale ettikleri malumdur. Halife Hz. Peygamber’in Halefi ve İslam birliğinin sembolü hüviyetindedir.]

Memlük devleti Halifeyi ve Mukaddes şehirleri (Mekke – Medine – Kudüs) bünyesinde bulundurmakla İslam dünyasında üstünlük kurmuş bulunuyorlardı. Kudüs’ün aynı zamanda Hıristiyan âleminin mukaddes şehirlerinden olması Memluk devletini Hristiyan âlemi ve Hristiyan hacılar üzerinde etkili kılıyordu. HİLAFETİN OSMANLIYA GEÇİŞİ yazısına devam et