Etiket arşivi: Hızır

Şahı Nakşbendi ve Hızır(a.s)

ŞAHI NAKŞİBEND VE HIZIR a.s
Bahaeddin bir gün mürşidi olan Seyyid Emir Külal hazretlerinin yanına dergaha gidiyordu.
Yolda birine rastladı. Yolunu değiştirdi.
Biraz sonra aynı kişi yine karşısına çıktı yine yolunu değiştirdi.
Aynı kişi yine karşısına çıktı. Yine yolunu değiştirecekken
karşısına çıkan kişi ona:
“Bir dakika. Sen beni tanıyor musun?”
diye sordu. Bahattin:
”Evet seni tanıyorum. Sen Hızır a.s’sın” dedi.
Hızır a.s:
“Madem beni tanıyorsun O zaman neden
Herkes beni görmek için kurbanlar,
sadakalar ve mevlidler kavlederken
ben üç kezdir karşına çıkmama
ve sen beni tanımana rağmen
bile bile yolunu değiştiriyorsun?

Şahı Nakşbendi ve Hızır(a.s) yazısına devam et

12 defa görüntülendi

Hıdırellez

Hıdırellez ya da Hıdrellez, Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu’da kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir.

Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.

Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan Hıdırellez günüdür. 6 Mayıs’tan başlayıp 4 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 5 Mayıs günü gecesi kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelmektedir. Türkiye’de Hıdrellez Bayramı 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Rum Ortodoks Patrikhanesi¦Rum Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler “Aziz George” günü olarak kutlamaktadırlar.

Hıdırellez yazısına devam et

HIZIR ALEYHİSSELAMDAN GÜZEL BİR HİKAYE

fft20_mf4173421HIZIR ALEHİSSELAMDAN GÜZEL BİR HİKAYE
Bir zaman, yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmî’de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm’ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmî’ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya.
O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.

– Neye bakarsın hâtun?
– Dediler ki, bu câmîde her gece Hızır Aleyhisselam görünürmüş. Onu görmeye geldim.
– Peki onu görsen nasıl tanıyacaksın?
– Bilmem.
– O zaman buradan geçse, sen onu tanıyamazsın.
– Doğru, nasıl da akıl edemedim.
– Bak öyleyse, sana onu nasıl tanıyacağını öğreteyim.
– Olur

HIZIR ALEYHİSSELAMDAN GÜZEL BİR HİKAYE yazısına devam et

HIZIR ALEYHİSSELAM

47885138538629524453100İbrahim aleyhisselamdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselamın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselamın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir. Bâzıları da Hızır aleyhisselamın İsrailoğullarından olduğunu söylemişlerdir.

Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselam), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu. Musa aleyhisselamla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefatından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir.

HIZIR ALEYHİSSELAM yazısına devam et

HIDIRELLEZ (RUZ-I HIZIR) BİR TÜRK BAYRAMI

kerimustacom_bahar.jpg
kerimustacom_bahar.jpg

(Hıdrellez), Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır.İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla

Türkiye’de kutlanıldığı görülmektedir.Hıdırellez günü, Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığını gösteriyor .Kısaca: Hızır ve İlyas peygamberin yeryüzünde buluşup darda kalanlara,isteği olanlara, zorluk çekenlere yardım ettiği rivayet edilen gün.Hızır’ın karada,ilyas ’ın denizde hiç umulmayan bir zamanda çıkıp geldiği söylenir.6 mayıs aynı zamanda baharın başlangıcı, bereket ve bolluğa adım atış günüdür. HIDIRELLEZ (RUZ-I HIZIR) BİR TÜRK BAYRAMI yazısına devam et

KANUNİ,HIZIR VE YAHYA EFENDİ

Yahya Efendi’nin Hızır ile buluşup görüştüğünü bilen Kanuni Sultan Süleyman, Yahya Efendi’den sürekli kendisini Hızır ile tanıştırmasını ister. Bir gün Yahya Efendi ve Kanuni, kayıkla Boğaz’da gezmeye çıkmışlar. Yahya Efendi yanında bir ahbabı ile gelip kayığa binmiş. Birlikte giderlerken, Yahya Efendi ahbabı ile sürekli dini sohbet etmiş. Durumdan sıkılan Kanuni ise sürekli elindeki değerli yüzüğü ile oynuyormuş. Şeytanın işi yok ya, yüzük birden elinden fırlayıp Marmara’nın serin sularına gömülmüş. Kanuni duruma sıkılmış ama padişah olduğu için de bir şey belli etmek istememiş. Yüzüğünün denize düşmesini adamın can sıkıcı konuşmalarına yormuş.
Adam sürekli olarak Kanuni’ye bakıyormuş…
Bir müddet gittikten sonra, o zat inmek istediğini bildirince, kayık kıyıya yanaşmış. O zat ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultan’a uzatmış. Avucundaki suda, biraz önce denize düşürdüğü yüzük varmış.
Yahya Efendi hariç, kayıkta bulunan herkes çok hayrete düşmüşler.
Kanuni elini uzatıp yüzüğü alınca, adam birdenbire gözden kayboluvermiş.
Kanuni, Yahya Efendi’ye dönerek:
-Ağabey, neler oluyor?” diye sormuş.
-O gördüğünüz Hızır Aleyhisselam idi, cevabını vermiş Yahya Efendi.
Kanuni bunun üzerine:
-Bizi niye tanıştırmadınız? diye sorunca, Yahya Efendi şöyle cevap vermiş:
-O kendini tanıttı; ama siz tanımakta geç kaldınız..

ALLAH’IN İNSANLARI ZİKRETMESİ

Adamın biri, geceleri devamlı Allah’ı zikrederdi. Bütün gecesi zikir fikir içinde geçerdi. Zikir kalbine yerleşmiş, gönlüne tat vermişti. Bir gün şeytan bu adama yaklaştı ve o­na,
“Böyle devamlı Allah’ı zikretmen ne zamana kadar sürecek. Sen gece gündüz Allah diyorsun, peki bir kere olsun Allah da sana buyu…r kulum dedi mi? Zikrinin karşılığını aldın mı? Madem sana bir karşılık verilmiyor, sen bu kötü halinle ve kara yüzünle ne zamana kadar Allah diyeceksin?” diye vesvese verdi.

Bu vesvese adama tesir etti. Kalbi karıştı. o­nu gerçek zannetti. Demek ben Allah’ı zikretmeye layık bir kul değilim bana karşılık verilmiyor diyerek zikri bıraktı ve uyudu.

Gece rüyasında Hızır aleyhisselamı gördü. Hz. Hızır o­na,

-Allah’ı zikretmeyi niçin terk ettin; zikirden niçin pişmanlık duydun? diye sordu. ALLAH’IN İNSANLARI ZİKRETMESİ yazısına devam et

BİN AYDAN HAYIRLI BİR GÜN KADİR GECESİ

KADİR SURESİ

Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselamın ümmetine mahsus bir gecedir. Başka Peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Allahü Teâlâ, Kadir gecesini ümmetime hediye etti, ondan önce kimseye vermedi.” [Deylemi]

Peygamber Efendimiz, daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye üzülünce, Allahü Teâlâ, “Kadir gecesi senin ve ümmetinindir” buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Hem de Kadir gecesi, her Ramazan ayında gelir. BİN AYDAN HAYIRLI BİR GÜN KADİR GECESİ yazısına devam et

İSLAMDA GİZLİ İLİMLER

İlim-i ledün veya ledünnî ilim, Allah ile ilgili bilgi ve sırlara ait ilim, gayb ve mârifet ilmidir. Allah, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: “Orada, kendi indimizden bir rahmet (vahiy ve nübüvvet veya uzun ömür) verdiğimiz ve ona ledünnî ilmi öğrettiğimiz kullarımızdan birini (Hızır’ı) buldular.” (Kehf sûresi: 65)

Hem Sa’lebî’nin hem de İmâm-ı Rabbânî’nin ifâde ettikleri gibi, Hızır aleyhisselâm, güzel ahlâk sâhibi, cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allah’ın izni ile kerâmet ehli olup, kimyâ ilmini bilirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünnî ilim verilmişti. Muhammed Pârisâ; “İlm-i ledünnî verilmesinde Hızır aleyhisselâmın rûhâniyeti vâsıta olmaktadır.” buyurmuştur. İSLAMDA GİZLİ İLİMLER yazısına devam et