Etiket arşivi: fetih

Yetiş İmdadımıza….!

Yetiş İmdadımıza….!
Esselamu aleyküm verahmetullah
Değerli Kardeşlerim,
Yetiş İmdadımıza diyorum.Yetiş ya rasulallah,Yetiş ya Ali.Bir yılın bitimi,bir yılın başlangıcı o kadar şeylere malum oldu inanamazsınız.Ama hep dediğimiz gibi insanoğlu kaderini yaşar.Bu gün sizlerle Fethi mübin, bir hasret ,bir kavuşma,bir bitim belkide bir başlangıcın ilahi zuhrunun tecellisinden bahsetmek istiyorum dostlar.
Büyük fetih, Bundan 1386 yıl önceydi .Mekke nasıl fethedildi,nasıl zorluklar yaşandı.Yeryüzünde tevhidin timsâli ilk mâbed olan Kâbe’nin bulunduğu şe­hir… O Kâbe ki “Çok mübarek ve âlemlere hidayet olan Beyt’tir.”Mübare­kiyeti ve hidayete vesile oluşu Tevhid-i İlâhî’nin mücessem bir delili olmasın­dan ileri gelmektedir. Kalplerden geçeni Allahuazimüşan biliyordu.Cenabu mevlam Rasulü kibriya efendimizin gönlünden geçen arzuyu bilip ona tahhakkuk ettirecekti.Bunun müjdesini önceden vermişti.
Peygamber efendimiz bunu bildiği için büyük fetihe hazırlandı.Ve Mekke.Dört koldan bir giriş yapıldı.Peygamber Efendimiz, kumandalara şu emri verdi:“Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çar­pış­maya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz!”

Yetiş İmdadımıza….! yazısına devam et

11 defa görüntülendi

Mekkenin Fethi Mübarek Ola

İslam peygamberi Hz.Muhammed(sav), Hicret’in 8. yılı, ramazanın 10. pazartesi günü 10 bin kişilik bir ordu ile Medine’den çıktı (1 Ocak 630). 20 Ramazan’da (11 Ocak 630) Muhammed ordusunu 4 kola ayırdı ve ordusuna şu emri verdi:

“Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz.”

Hz.Muhammed(sav) hareket emri verdi ve Fetih Suresi’ni okuyarak Mekke’ye girdi. 3 kol herhangi bir direnişle karşılaşmazken Halid bin Velid’in komutasındaki 4. kol, İkrime bin Ebu Cehil önderliğindeki küçük bir saldırıyı geri püskürttü.

Hz.Muhammed(sav), Mekke’ye girer girmez genel af ilan edildiğini bildirdi ve Ebu Süfyan’a bildirdiği şekilde, kimseye dokunulmayacağını ilan etti. Ardından içerisinde 360 put bulunan Kâbe’ye yöneldi. İsra Suresi’nin 81. ayetini okuyarak putları birer birer devirdi. Daha sonra da beraberindeki Müslümanlarla Kabe’yi tavaf etti.

Mekkenin Fethi Mübarek Ola yazısına devam et

Fetih Suresi

Fetih Suresinin Türkçe Okunuşunun Tamamı Aşağıdadır

1. İnna fetahna Ieke fetham mübına
2. Li yağfira IekeIIahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme nı’metehu aIeyke ve yehdiyeke sıratam müstekıyma
3. Ve yensurakeIIahü nasran azıza
4. HüveIIezı enzeIes sekınete fı kuIubiI mü’minıne Ii yezdadu imanem mea ımanihim ve IiIIahi cünudüs semavati veI ard ve kaneIIahü aIımen hakıma
5. Li yüdhıIeI mü’minıne veI mü’minati cennatin tecrı min tahtiheI enharu haIidıne fıha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zaIike ındeIIahi fevzen azıyma
6. Ve yüazzibeI münafikıyne veI münafikati veI müşrikıne veI müşrikatiz zannıne biIIahi zannez sev’ aIeyhim dairatüs sev’ ve ğadıbeIIahü aIeyhim ve Ieanehüm ve eadde Iehüm cehennem ve saet masıyra

Fetih Suresi yazısına devam et

Fatih’in Trabzon İmparatorluğunu fethi

13706976_1573090406328127_1005580911_nFatih’in Trabzon İmparatorluğunu fethi:
Fatih Sultan Mehmed Han Trabzon İmparatorluğu’nu fethetmek için sefer düzenledi. Ordusu Gümüşhane’nin kazınmış dağlarını aşarken çok büyük zorluklarla karşı karşıya kaldı. Sultan’ın bu konuda ki sonsuz kararlılığı zaman zaman atından çekilmesi ve bu tehlikeli dağları askerlerin geçmesine neden oldu. Yürüyüş sırasında, Uzun Hasan’ın annesi Sara Hatun Sultan’a yaklaştı ve sordu: “Ey oğlum, Trabzon denilen bu yer, tüm bu zorluklara değer mi?
Fatih Sultan’ın verdiği cevap onun inancının ve niyetinin derecesini gözler önüne seriyor. Fatih Sultan: “Aman annem, bu sıkıntı İslam uğrunadır. Biz islamın kılıcını taşıyoruz. Eğer biz bu sıkıntılara göğüs germezsek bizim için söylenen Gazi, Sultan lakapları yalan olur,” diye cevapladı.

29 Mayıs 1453 de İstanbul’un fethinden sonra Fatih, Trabzon’un vermekte olduğu vergiyi 2000 duka altına çıkarmıştı. Erdebilli Safeviye tarikatı şeyhlerinden Şeyh Cüneyd 1456 yılında ordusuyla Trabzon üzerine yürüdü, İmparatorluk ordusunu yenerek şehri kuşattı. Bunun üzerine Fatih, Trabzon’un Şeyh Cüneyd’in eline düşmemesi için Amasya Valisi Hızır Bey’i Trabzon üzerine gönderdi. Durumu öğrenen Şeyh Cüneyd kuşatmayı kaldırarak çekildi. Hızır Bey Trabzon’u kuşatarak Meydan -i Şarkî’de ( Şimdki Belediye Meydanı) karargahını kurdu. Fakat Trabzon’u savunmaktan korkan kral Kalo İannes vergi vermeyi kabul etmişti.

Fatih Sultan Mehmed’i Trabzon üzerine yönelten birtakım siyasi, idari, ekonomik ve tarihi sebepler vardır. Bunların içinde en önemlisi, Bizans’ın bir nevi kalıntısı durumundaki Trabzon Rum Devleti’nin fethi gerçekleşmedikçe, İstanbul’un fethinin yarım görülmesiydi. Bu arada Trabzon Devleti’nin Osmanlı Devleti aleyhinde Venedik Cumhuriyeti, İran, Gürcistan Devletleri, İsfendiyar Oğulları ve Karaman Oğulları ile ittifaklar kurması, hısımlıkları bahane ederek Akkoyunluların Anadolu’ya göz dikmeleri ve Osmanlı topraklarına saldırmaları karşısında Fatih, Trabzon’un fethine kesin olarak karar vermişti. 1460 da Uzun Hasan, Fatih’in huzuruna elçiler göndererek hısımlık kurduğu Trabzon Rum Devletinden alınan vergileri geri istemiş, bunun üzerine de Fatih elçilere “Haydi siz gidin gelecek sene ben kendim gelir mahallinde vergimi öderim” diyerek tasavvurunu açıkça ortaya koymuştu.

Fatih’in Trabzon İmparatorluğunu fethi yazısına devam et

FETİHNAME

hat-sanatinin-en-guzel-ornekleri-hat-sanati-ornekleriFETİHNAME

Fethedilen yerleri ve savaşlar sonunda kazanılan zaferleri, komşu hükümdarlara, hânlara, prenslere, şehzade ve valilere bildirmek için gönderilen yazılara, mektûblara verilen isim. Bilhassa doğudaki İslâm devletlerinde, eskiden fetihname göndermek âdeti vardı. Hükümdarlar, haberleşmenin güçlükle yapıldığı devirlerde, yanlış mütâlâa ve düşüncelere yer vermemek, içte ve dışta kendilerine zarar verebilecek olanların ümitlerini kırmak için, kazandıkları zaferlerini şaşalı bir şekilde fetihnamelerle her tarafa bildirirlerdi. Zîrâ fetihnameler, dostlar için bir müjde, düşman devletler için de bir tehdit hususiyeti taşırdı. Fetihnameler aynı zamanda savaşın bir tarihçesi olduğundan târihî önem taşırlar.

Fetihnameler, resmî me’mûrlar tarafından yazıldığı gibi, bâzan özel kişiler tarafından da yazılırdı. Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin (rahmetullahi aleyh), Bağdâd halîfesi Nâsır’a, Hattin ve daha önceki fetihlerini müjdeleyen ve İmâdüddîn-i İsfehânî’nin kaleme aldığı fetihnamesi şöyledir:

“Andolsun, Tevrât’dan sonra Zebur’da da yazdık ki, arza (ancak) sâlih kullarım mirasçı olur.” (Enbiyâ sûresi: 105)

Allahü teâlâya hamdolsun ki, O, bu vadini yerine getirdi. Daha önce de bu mübarek Hanîf dînine (İslâmiyet’e) yardım etti ve muzaffer kıldı. Zorluklardan sonra kolaylıklar ihsan eyledi. Müslümanların sabır ve tahammül gösteremeyecekleri yükü, onlara hafifleştirdi. Allahü teâlânın, müslümanlara ilk lütf ve ihsanı Asr-ı seâdetde, Eshâb-ı kiram (aleyhimürrıdvân) zamanında olmuştu. Diğeri ise, bizlere ihsan ettiği bu zaferler ve fetihler olmuştur. Kazanılan bu zaferlerle, kâfirlerin içlerinde sakladıkları bütün kin ve intikamlarına karşı, müslümanların yanan, kavrulan ciğerleri buz gibi sular ile serinlemiştir. Allahü teâlâya hamdolsun ki, bu zaferlerle müslümanlar, büyük bir galibiyet, izzet, şeref ve bol bol ihsanlara kavuştu.

FETİHNAME yazısına devam et

MEKKENİN FETHİ

201212301944080Hudeybiye andlasmasina göre Huzaa kabilesi, Resulullaha,Bekirogullari kabileside Kureys kabilesi himayesine girmisdi.Fakat Bekirogullari kabilesi ansizin Kureyslilerden Saffan bin Umeyye,Ikrime bin Ebu Cehil, Süheyl bin Amr, Huveytib bin Abduluzza, Mükrez oglu Hafz ve bir kisim kureysli müsriklerle Huzaa kabilesi üzerine saldirmislar ve onlardan 23 kisiyi öldürmüslerdi.Bunun üzerine Huzaa kabilesinden Amr bin Salim Huzai 4I kisilik toplulukla peygamberimize geldiler ve olayi Resulullaha anlattilar. Resulullah Kureyslilere, ya bu saldirida öldürülen 23 kisinin diyetinin ödenmesini yada Kureyslilerin Bekirogullarinin himayesini birakmasini istedi. Kureysli Müsrikler bunlari da kabul etmediler.Fakat yinede anlasmayi bozduklari için içlerini korku bürüdü. Ve tekrar anlasma yapmalari için Ebu Süfyan-i Medineye yolladilar.

MEKKENİN FETHİ yazısına devam et

FATİH SULTAN MEHMET HAN’IN MEKKE ŞERİFİNE YAZDIĞI FETİHNAME

FATİH
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Allah’a hamdolsun, seçtiği kullarına selâm olsun. el-Seyyidi,el-Senedi, el-Şerifi, el-ekremi,el A’lemi, el-Evrai, el-Nizami, el-İmami, el-Hümami, el-Evhadi, el-Emcedi,el-Alimi, el-Amili, el-A’zami, el-Evlevi, el-A’levi, el-Alevi, el-Müşeyyidi, el-Meyyidi, elel-Nasıyri, el-Zahiri, el-Tahiri, Hac ve Harameyn’in kaidelerini yücelten, Allah’ın ayetlerinin görüldüğü yüce yerlerin ve Safa ile Merve’nin koruyucusu,Azamet ve Celal merasiminin kurucusu, kararlaştırılan yüce maksat ve emellerin destekçisi, izzet ve kuvvet ışıklarının kaynağı, din ve devletin ortaya çıktığı, Peygamber ciğerinin parçası, İffetli kızı (Fatıma)nın torunlarının kaymağı, Müslümanların emiri, Mü’minlerin dostu, günahkarların şefaatçisinin çocuklarının özü, Seyyid, Şerif, Yüce, soylu, Beytullah’ın-Allah, onun ve çevresinin şerefini artırsın-sultanı, Alaüd-devleti ve l- milleti ve d-din, Seyyid, Ahseni, Aclani, el- Haseni, Allah, onun mutluluğunu artırsın, yönetimini devam ettirsin. Devletin yönetim yeri yıkılmadan devam etsin, nimetinin izleri yok olmasın, sevgi ve muhabbetinin sebepleri güçlenerek devam etsin, dostluk bağları ve yüce duyguları düzenli olarak, evvelkilerin ve sonrakilerin Seyidi-en üstün salât ve selâm onun üzerine olsun- tertemiz âl-i ve ashabı hurmetine seneler ve çağlar boyu devam etsin.

FATİH SULTAN MEHMET HAN’IN MEKKE ŞERİFİNE YAZDIĞI FETİHNAME yazısına devam et

KIBRISIN FETHİ MEKTUBU

comet-isonKıbrus fethi mektubudur

İstidâmet-i devlet-i ebed-peyvend-i rûz-efzûn ed´iyesine ve istikâmet ü haşmet-i ser-bülend-i saâdet-makrûn esniyesine resm-i ihlâs ve kâide-i ihtisâs üzere bi´l-gudüvvi ve´l-âsâl müdâvemet ü iştigâl gösterildikden sonra zamîr-i münîr-i mihr-tenvîr ve hâtır-ı âtır-ı müşterî-tedbîrlerine ma´rûz-ı saâdet-hâh budur ki adû-yı fitne-cûy u dalâlet-hûya müteallik olan kılâ-ı üstüvâr-ı nâmdârdan esâs-ı üstüvârı ka´r-ı zemîne lenger ve kulle-i felek-süvârı kavs-i kuzah gibi çarh-ı berîne kemer salup top u tüfeng ile etrâf u cevânibi tertîb ü tezyîn olup me´vâ-yı erbâb-ı dalâl ve makarr-ı melâîn-i dalâlet-meâl olan kal´a-i Lefkoşı bâ-emr-i hazret-i Zülcelâl-i lâ-yezâl sene semâne seb´în ve tis´a-mie(978) Saferü´l muzafferinin yirmi beşinci günü muhâsara olınup üzerlerine âteş-feşân toplar merdüm-gıdâ darb-zenler havâle olınup asâkir-i ikbâl-ittisâl ile rûz u leyâlde top u tüfeng ile ceng-âşûb olup der ü dîvârları gırbâl u kefgîr-misâl harâb u yebâb olup ve bu cânibden dahi tedârük olunan toprak mahalline varup yer yer kulleler yapılup lâkin cebr ile kal´aları içine idhâl itdükleri reâyâ ve berâyânun yürüyüş mahallinde murg-ı rûh-ı bî-fütûhları çengâl-i şâhîn-i ecelpervâzda halâs eylemek murâd olunmağın âyîn-i bâtılları üzere defeâtla muktedâ-yı erbâb-ı fesâd ve pîşvâ-yı zümre-i pür-inâd olan beglerine ve kapudanlarına umûmen melâhide-i müşrikîne mektûblar yazılup fe-kûlâ lehu kavlen leyyinen yetezekkeru ev yahşâ muktezâsınca itâat ve inkıyâd semtine da´vet olundukda ol kavm-i anîd ve ceyş-i pelîdün jeng-i tab´ı ve küdûret-i cibillîsi kâbil- i terbiye vü ıslâh ve mütehammil-i tasfiye vü felâh olmaduğı ecilden ihtiyârları ile virmege ikdâma cür´et itmeyüp ârâ-yı bâtıla

KIBRISIN FETHİ MEKTUBU yazısına devam et

HAYBER’İN FETHİ

damla-ilahi-grubu-elhamdulillahHAYBER’İN FETHİ (Muharrem 7 H./Mayıs 628 M.)
Peygamberimizin Duâsı

Resûl-i Ekrem Efendimiz Hayber önlerine varınca şöyle duâ etti:
“Ey göklerin ve gölgelediklerinin Rabbi olan Allah! Ey yerlerin ve üstündekilerin Rabbi olan Allah! Ey şeytanların ve saptırdıklarının Rabbi olan Allah! Ey rüzgârların ve savurduklarının Rabbı olan Allah! Biz, Sen’den şu şehrin hayrını ve iyiliğini, halkının hayrını ve iyiliğini, bu şehirde bulunan her şeyin hayrını ve iyiliğini dileriz. Onun şerrinden, halkının şerrinden, içinde bulunan her şeyin şerrinden Sana sığınırız!”

Herhangi bir şehre girildiğinde Efendimiz hep böyle duâ ederdi.
3- HAYBER’İN FETHİ (Muharrem 7 H./Mayıs 628 M.)
a) Savaşın SebebiHayber Medine’nin kuzey-doğusunda, Suriye yolu üzerinde, Medine’ye 170 km. mesâfede büyük bir Yahûdî şehriydi. Yedi kalesi vardı. Hurmalıklarıyla meşhûr, münbit bir vâha’da kurulmuştu.Hayber, Müslümanlara karşı bir fesâd ocağı hâline gelmişti. Daha önce Medine’den çıkarılmış olan Yahûdîler de oraya yerleşmişlerdi. Müslümanlara karşı, müşrik bedevî Arabları harekete geçiren, Hendek Savaşını hazırlayan bunlardı. Hendek Savaşında, Benî Kurayza Yahûdîlerine, düşmanla işbirliği yaptıranlar da bunlar olmuştu.Rasûlullah (s.a.s.) Hayber ahalisiyle barış yapmak istiyordu. Hudeybiye’den döndükten sonra, Ravâha oğlu Abdullah’ı Hayber’e gönderdi. Fakat Yahûdîler barış teklifini kabûl etmediler. Onlar, komşuları Gatafan kabilesiyle birlikte Medine’yi basmak için hazırlanıyorlardı. Hudeybiye Barış Anlaşması’nın, Müslümanların aleyhine görünen maddeleri,onlara Müslümanları kuvvetsiz göstermişti. Münâfıklar da onları savaşa teşvik ediyorlardı.Gatafan kabîlesi, Müslümanlara karşı Yahûdîlerle birlikte hareket etmeyi kübûl etmişti.

HAYBER’İN FETHİ yazısına devam et

FATİH SULTAN MEHMET’İN BİR GAZELİ

437190” İmtisal-i Cahidü fi’llah olubdur niyyetüm
Din-i İslam’un Mücerred Gayretidür Gayretüm

Fazl-ı Hakk u Himmet-i Cünd-i Ricaullah İle
Ehl-i Küfri Serteser Kahreylemekdür Niyyetüm

Enbiya Vü Evliyaya İstinadum Var Benüm
Lütf-i Hakk’dandur Heman Ümmid-i Feth ü Nusretüm

Nefs ü Mal İle N’ola Kılsam Cihanda İctihad
Hamdülillah Var Gazaya Sadhezaran Rağbetüm

Ey Muhammed Mücizat-ı Ahmed-i Muhtar İle
Umarum Galib Ola A’da-yı Dine Devletüm “

FATİH SULTAN MEHMET’İN BİR GAZELİ yazısına devam et

AKŞEMSEDDİN’İN FATİHE MEKTUBU

gurbetdeyazmak_1372363200178…Bu hadise, gemi ehlinden oldu. Kalbime büyük bir kırıklık ve üzüntü getirdi. Bir fırsat görünüyordu. Fakat bu hadise o fırsatı ortadan kaldırdı. Yeni gelişmeler oldu.

Birincisi, kafirler rahatladı, sevince boğuldu, moral buldu.

İkincisi, sizin görüşünüzün eksik, hükmünüzün ve kararlarınızın isabetsiz, sözünüzün tesirsiz olduğu görüşü kuvvet kazandı.

Üçüncüsü, dualarımızın kabul olmadığı, müjdemizin geçersiz olduğu ifade edilir oldu. Bu bakımdan bu hadise, bunun gibi pek çok mahzurlar doğurdu.

Şimdi yumuşaklık ve merhamet gerekmez. Bu hususta kusuru görülenler, fethe muhalif olanlar tespit edilip, bunlar görevden azil dahil gereken en şiddetli ceza ile cezalandırılmalıdır. Eğer bunlar yapılmazsa, kaleye yeni bir hucuma kalkışıldığında, hendeklerin doldurulmasına karar verildiğinde gevşeklik gösterilecektir. Bilirsiniz, bunlar yasaktan (zordan) anlayan Müslümandır. Allah için canını, başını ortaya koyan azdır. Meğer bir ganimet göreler, canlarını dünya için ateşe atarlar.

Şimdi sizin yapmanız gereken, bütün gücünüzle, fiilen, emirle, hükümlerinize, sözünüzle işe sarılmanız, gayret göstermenizdir.

Bu tür görevler, gerektiğinde merhameti ve yumuşaklığı az, şiddet kullanabilecek zora başvurulabilecek kimselere verilebilmelidir. Bu, hem geçmişteki uygulamalara, hem de dine uygundur.

Allah şöyle buyuruyor: “Ey şanlı Peygamber! Kafirlerle, münafıklarla sonuna kadar savaş ve onlara karşı sert ol. Yumuşak davranma. Onların varacakları yer, cehennemdir ki, orası varılacak ne kötü yerdir.”

Bir acayip hal oldu. Üzgün bir halde otururken, Sâdâtın büyüğü, Cafer-i Sadık’ın işareti üzerine Kur’an-ı Kerim üzerinde mütalaada bulunurken şu ayete rastladım: “Allah münafıklara ve kafirlere ve ebedi olarak cehennem ateşini vaad etti. O, onlara yeter. Allah onları rahmetinin sahasından uzaklaştırdı. Onlar için devamlı azap vardır.”

Bu ayete göre, bu işte gayret sarf etmeyenler de, senin emrine uymayanlar da Müslüman değildir. Bunlar, münafık hükmünde olup, kafirlerle cehennemde beraber olacaklardır.

AKŞEMSEDDİN’İN FATİHE MEKTUBU yazısına devam et