Etiket arşivi: derviş

Ey Sofi Söyle

Ey Sofi Söyle O Ay yüzlü , Gönlüne doğsa Tanır mısın Acaba. ? Ne Yazık O , Gönüle nasıl gelir ? Öyle kullar varki onlara
Umulmayan, gelinmesi âdet olmayan yoldan gelir …

Ey Sofi Cahillik etme
Tanırım dersen büyük bir lâftır Bu büyük bir dâvadır

Kendini kurtarmak icin ben ne bileyim Dersen bu söz de küfürdür , inkârdır âdeta ….

Zaten Halk , bilirim , bilmem dâvasıyla Dönüp durmadadır …
Sesi soluğu çıkmayan deve gibi gözleri bağlı, dönüp dolaşmadadır

Derviş ve Kabadayı

Vaktiyle bir derviş berbere gidip:

– Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak:

– Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır.

‘Dövene elsiz, sövene dilsiz’ olan, halktan gelen her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder derviş ile: ‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı oracıkta feci şekilde can verir. Berber dervişe bakar, sorar:

– Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir:

– Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!

Sevgiyi Yaşamak…

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
‘Sevginin sadece sözünü edenlerle,
onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?’diye.

‘Bakın göstereyim’ demiş ermiş.

Önce
sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak
onlara bir sofra hazırlamış.
Hepsi oturmuşlar yerlerine.
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş
ve arkasından da derviş kaşıkları denilen
bir metre boyunda kaşıklar…
Ermiş
‘Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz’diye bir de şart koymuş.
‘Peki’ demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.
Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiğinden
bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına…
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar,
öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine ‘

Şimdi…’ demiş ermiş.
‘Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.
‘ Yüzleri aydınlık,gözleri sevgi ile gülümseyen
ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa…
‘Buyurun’ deyince Sevgiyi Yaşamak… yazısına devam et

ABDULKADİR GEYLANİ HZ’LERİNİN EŞKİYAYA EĞİTİM DERSİ

Bir gün Abdülkadir Geylani’ye, “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular

Buyurdu ki: “Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım Asla yalan söylemedim Yalanı kağıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim İçim ile dışımı bir yaptım Bunun için işlerim hep rast gitti Çocuk iken maksadım, niyetim, ilim öğrenmek, onunla amel etmek, öğrendiklerime göre yaşamaktı Küçüklüğümde Arefe günü çift sürmek için tarlaya gittim bir öküzün kuyruğundan tutunup, arkasından gidiyordum Hayvan dile geldi ve dönüp bana; “Sen bunun için yaratılmadın ve bununla emrolunmadın” dedi Korktum, geri döndüm Evimizin damına çıktım Gözüme, hacılar gözüktü Arafat’ta vakfeye durmuşlardı ABDULKADİR GEYLANİ HZ’LERİNİN EŞKİYAYA EĞİTİM DERSİ yazısına devam et