Sami Özdağ’dan Güzel Sözler

Sami_Ozdag Sami Özdağ'dan Güzel Sözler

  • Duygu dünyanızda topluma ve onların sorunlarına yer ayırmıyorsanız, düşüncelerinizin zekatını vermiyorsunuz demektir.
  • Gençler,taklitçi olmayın,bilgi sahibi olmadan fikir beyan etmeyin, beyninizi kuluçkaya yatırın insanlığın refahına yeni sistemler icat edin.
  • İyi dost olma yerine,iyi insan olsak,iyi dost aramak yerine,iyi insan yetiştirsek…
  • Öyle birşey söyle ki canlılar dinlesin, öyle bir şey yaz ki her insan okusun, öyle yaşa ki melekler imrensin,öyle bir öl ki arkanda binler yürüsün…
  • İyi insan;sabırlı,sadakatlı,sevgi dolu,sempatik ve sırdaşdır.
  • Huzur huzursuzluğu rahatsız etmeli!doğrular eğrileri hizaya çekmeli!mutluluk bulutu dünyamızı örtmeli…
  • Sağlık mücevher,huzur elmas,bereket altın,mutluluk inci,sabır yakut,evlat bakaye,iman hazine,ilim sermaye…diğer yaşananlar bir hikaye
  • Uyanıklık felaket getirir dürüstlük ise cesaret ve bereket…
  • Sadece kendi isteklerinin kabulunu isteyen istekleride paylaşmayan insan cimrilerin cimrisidir.
  • Çağımızda bencillik dönemi bitirilip toplumcu ve insanlık için düşünme ve çalışma dönemi başlatılmaz ise insanlık refaha ,huzura eremez.
  • Haksızlıklar karşısında susanlar değil artık haksızlıklardan çıkar umanlar çoğaldı.
  • Muhalif olmak sadece şahsımızı ön plana çıkarmak adına olmamalı,
    muhalif olduğumuz konunun dogru önerisini ortaya koyabilen ve
    yaşamında uygulayan şahsiyet olmalıyız.
  • Paylaşarak yönetmek başarının önkoşullarından biridir. Okumaya devam et “Sami Özdağ’dan Güzel Sözler”

TÜKİD Mücadelesiyle Kırtasiye ürünleri Artık Güvenli

Screenshot_20180903-221340-01 TÜKİD Mücadelesiyle Kırtasiye ürünleri Artık Güvenli
Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) mücadele etti ve kazandı:
Kırtasiyede satılan ürünlerin yüzde 99’u artık güvenli…

TÜKİD: Piyasada güvensiz ürün bırakmayacağız
Yeni eğitim-öğretim dönemine sayılı günler kalırken, TÜKİD kırtasiye alışverişi konusunda velileri dikkatli olmaları için uyardı. “Merdiven altı olarak adlandırılan, üreticisi ve satıcısı belli olmayan ürünlerden uzak durulmalı” diyen Başkan Vecdet F. Şendil, kimliği olan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Verilen mücadeleler sonucu kırtasiye ürünlerinde yüzde 99 oranında güvenilirliğe eriştiklerini de anlatan Şendil, sağlıklı ürünler için en doğru adres olarak kırtasiyeleri işaret etti

2018-2019 eğitim-öğretim dönemine sayılı günler kalırken, en yeni kırtasiye ürünleri de raflardaki yerini aldı. Yaklaşık 18 milyon öğrencinin okula gideceği yeni dönemde aileleri sağlıklı ve güvenilir kırtasiye malzemesi alışverişinin telaşı sardı.
Veliler ve öğrencileri, yeni dönem öncesi kırtasiye ürünleri alırken dikkatli olmaları konusunda uyaran Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) Başkanı Vecdet F. Şendil, özellikle merdiven altı olarak adlandırılan, üreticisi ve satıcısı belli olmayan ürünlerin alınmaması gerektiğini söyledi. Şendil, “Çünkü bunlar sağlıksız ürünler. Markasız ürün alarak çocuğunuzun hayatını riske atmayın” dedi.
Yüzde 99’u güvenli
Sağlıklı ürün konusunda yıllardır verdikleri Okumaya devam et “TÜKİD Mücadelesiyle Kırtasiye ürünleri Artık Güvenli”

Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları

1531662917558 Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları
Mustafa Kemal ATATÜRK
(1881-1938) 24.04.1920-
29.10.1923
1531662982901 Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları
Kazım ÖZALP
(1880-1968) 26.11.1924-
01.03.1935
1531663012420 Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları
M.Abdülhalik RENDA
(1881-1957) 01.03.1935-
05.08.1946
1531663039768 Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları
Kazım KARABEKİR
(1882-1948) 05.08.1946-
26.01.1948

Okumaya devam et “Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları”

Karaman’a Seyir Terasları

seyir-teraslarinda-calismalar-hizla-devam-ediyor Karaman'a Seyir Terasları

 

Karaman Belediyesi tarafından projelendirilen ve Beyazkent Mahallesi’nde yapımına başlanan Seyir Terasları Projesi’nde çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan çalışmaları yerinde inceledi

 

Karaman Belediyesi tarafından projelendirilerek geçtiğimiz Eylül ayında ihalesi yapılarak yapımına başlanan Seyir Terasları Projesi’nde, çalışmalar aralıksız devam ediyor. Çalışmaların yapılacağı alanı gezerek incelemelerde bulunan belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan, yetkililerden bilgi aldı.

Okumaya devam et “Karaman’a Seyir Terasları”

Bu Keratayı Tanıdınız mı?

Şimdilerde dünya da bir çok kişi tarafından tanınan, kimilerine göre konuşmaya bile değmeyen biri..Kimileri ise ülkelerinin geleceğini bu çocuğa emanet edecekler.Dünyanın en zengin 400  kişi listesinde bir zamanlar yer alan bu çocuk barıştan yana olan sert konuşmaları nedeniyle Nobel’e aday olarak gösterildi.Fakat Müslümanlara söyledikleri nedeniyle ben dahil bir çok müslüman tarafından sevilmeyen bir adam…Bu kadar düşman arasında birde bu başımıza bela çıkmayacaktır inşallah…

istoricheskie_photo_17 Bu Keratayı Tanıdınız mı?

 

Bakarsınız Amerikalılar bir çılgınlık yaparlar ve bu 70’lik adamı başa getirirler.Gelirse ne mi olur? Artık Çılgın Amerikalılar olurlar 🙂

Bu çocuk Donald Trump

Hitlerin İnönü’ye Yazdığı Mektup

adolf-hitler-in-colour-1024x576 Hitlerin İnönü'ye Yazdığı Mektup

ÖZEL TREN, 1 Mart 1941 Saat 1.00
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ŞİFRE BÜROSU N:128
Türkiye Cumhurbaşkanı,

Ekselâns Bay İsmet İnönü/Ankara

Bay Başkan,

Alman Hükümeti’nin arzusu hilâfına ve İngiltere ve Fransa’nın 3 Eylül 1939’daki savaş ilânı karariyle Alman halkına empoze edilen savaşta, Alman Reich’ının şu sıradaki hedefi, Avrupa kıt’asında İngiliz nüfuzunu bertaraf etmektir. Bu; asırlardan beri devam eden, Avrupa’daki devletleri birbirine karşı oynayarak yıpratma metoduna son vermenin bir şartını teşkil etmektedir. İngiltere’nin, Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde askeri nüfuz kazanma yolundaki gayretleri, Alman Reich’ını, bu bölgelerde, toprak kazanma yönünde veya siyasi mahiyette herhangi bir başka maksada mâtuf olmayan önleme tedbirleri almağa mecbur kılmaktadır. Bu bakımdan Ekselâns, size, Yunan topraklarına yerleşme yolundaki İngiliz tedbirlerinin gitgide tehditkâr bir mahiyet aldığı şu sırada, bu şartların gerektirdiği muayyen mukabil tedbirleri almağa karar verdiğimi açıklamak isterim. Bu sebeple Bulgar Hükûmeti’nden, Alman Silâhlı Kuvvetleri’nin bir kısım birliklerine, bu yoldaki belirli emniyet tedbirlerini uygulamak için müsaade etmesini rica etmiş bulunuyorum. Öteden beri Almanya’ya karşı dostluk münasebetleri içinde bulunan Bulgaristan, bu münasebetleri, Üçlü Pakta katılmak suretiyle daha da takviye etmiş ve alınacak tedbirlerin Türkiye’ye yönelmeyeceğinden emin olarak, bunların uygulanması için gerekli müsaadeyi vermiştir. Ben de Ekselâns, size, bu fırsattan istifade ederek resmen bildiririm ki, Almanya’nın bu tedbirleri, hiçbir şekilde Türkiye’nin toprak bütünlüğüne veya siyasi bütünlüğüne yönelmiş değildir.

Aksine, birlikte yürüttüğümüz büyük ve hayati savaşın hatıralarıyla ve bu savaşı takibeden ızdıraplı yılların hatıralarıyla meşbû olarak, size, Almanya ve Türkiye arasında gerçek dostluğa dayanan bir işbirliği için istikbalde dahi bütün şartların mevcut olduğuna kesin olarak inandığımı belirtmek isterim. Zira; 1) Almanya bu bölgelerde hiçbir toprak menfaati peşinde değildir. Alman birlikleri, bahis konusu tehlikelerin giderilmesinden hemen sonra Bulgaristan’ı ve -Devlet Başkanı Antenoscu ile mutabakat halinde- Romanya’yı terk edeceklerdir. 2) Savaşın sona ermesinden sonra Avrupa’nın yaralarını sarma yolunda başlayacak ekonomik gelişme, Almanya’yı ve Türkiye’yi zaruri olarak, tekrar yakın münasebetler içine sokacaktır. Bu alanda önemli bir faktör, Almanya’nın menfaatini, sadece kendi endüstri mallarının satışında görmediği, aynı zamanda en büyük alıcı olma eğilimini de taşıdığıdır. Bunların dışında inanıyorum ki, savaştan sonra gerçekleşecek yeni sınırlar nizamı, Almanya’yı hiçbir şekilde Türk hükümetinin hedefleriyle karşı karşıya getirmeyecek, aksine iki devletin yakınlaşması, bu alanda da, hem Türkiye’nin, hem de mihver devletlerinin menfaatine olacaktır. Bu bakımdan ben şimdi olduğu gibi istikbalde de, Almanya ile Türkiye’yi karşı karşıya getirebilecek hiçbir sebep olamayacağı görüşündeyim. Bu düşüncelerle, Bulgaristan’da ilerleyen Alman birliklerinin, Türk sınırından, orada bulunmalarının maksadı hakkında yanlış bir yorumda bulunulmasına meydan vermeyecek kadar uzak kalmalarını emrettim. Şu kayıtla ki, Türk hükümeti, bizi, bu tutumumuzda bir değişiklik yapmağa mecbur edecek tedbirlere tevessül etmeyi lüzumlu görmesin. Ancak böyle bir hal dahi, Almanya’nın Yunan topraklarına yerleşme maksadını taşıyan İngiliz tedbirlerine karşı çıkma hususundaki azminde bir değişiklik yapmayacaktır. Bu mektubumu Ekselâns, Almanya ile Türkiye arasındaki münasebetleri hiçbir şart altında kötüleştirmemek, aksine, mümkün olan her şekilde iyileştirmek ve uzak istikbalde dahi iki taraf için verimli olacak şekilde tanzim etmek yolundaki samimi arzumun bir ifadesi telakki ediniz.

Adolf Hitler
kaynak vikipedi

Ertuğrul Çalışkan Kimdir?

Baskan Ertuğrul Çalışkan Kimdir?Astsubay olan babasının görev yeri olan Erzurum’da 1965 yılında doğdu. Babasının şehit

olmasından sonra Karamana gelerek İlk, orta, lise öğretimini Karamanda tamamladı. 1987

yılında Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesini bitirdi.

1994 yılında Karamanda iş hayatına atılan Ertuğrul Çalışkan çeşitli firmalarda yönetici

olarak görev aldı. 2004 yılında Ak Parti’den İl Genel Meclisine seçildi. 2005 yılında yeni

çıkan 5302 İl Özel İdareler Kanunu gereği yapılan seçimle İl Genel Meclisi Başkanı Seçildi.

Çalışkan evli ve iki çocuk babası olup, İngilizce bilmektedir.

Karaman’a 3 Üst Geçit,1 Alt Geçit Yapılacak

BaskanE Karaman'a 3 Üst Geçit,1 Alt Geçit Yapılacak Karaman’da yürütülen yüksek hızlı tren çalışmaları, yıllardır şehirden kopuk olan Larende Mahallesi’ne de hayat verecek. Kamulaştırma, imar düzenlemeleri ve 18 uygulamaları Karaman Belediyesi tarafından gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında; 3 üst geçit ve 1 tane de alt geçit yapılacak. Gökkuşağı Havuzu ve Makro Market geçidindeki üst geçit çalışmaları tüm hızıyla sürerken, Stadyum kavşağında yapılacak olan alt geçit ve Piri Reis Mahallesi’ne yapılacak olan üst geçit projesi de yakın zamanda başlayacak. Karaman’ın hızlı bir şekilde “marka şehir” kimliğine kavuştuğunu söyleyen Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan, demiryolu üzerine yapılan alt ve üst geçit projeleri ile Larende Mahallesi’nin artık şehirle bir bütün olacağını vurguladı. Çalışmaları yerinde inceleyen Başkan Çalışkan: “Şehrimiz şu anda şantiye durumunda. Bir yandan belediye olarak çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz, diğer yandan da kamu yatırımlarını takip ediyor ve bu çalışmalara gerekli desteği veriyoruz. Karaman’a nereden hizmet gelecekse biz onun önünü açmak durumundayız. Sayın Bakanımızın bu yatırımlarda büyük rolü var. Çok yakında Karaman’da hızlı tren seferleri başlayacak. Bu büyük yatırım yanında da pozitif hizmetler getiriyor. Proje dâhilinde yapılacak olan Okumaya devam et “Karaman’a 3 Üst Geçit,1 Alt Geçit Yapılacak”

WOODROW WİLSON İLKELERİ

wilson_prensiplerinin_mimarinin_hayati_film_oluyor13794223050_h1075049 WOODROW WİLSON İLKELERİ

WİLSON İLKELERİ

1918 yılının başında tüm uluslarda savaşa karşı bıkkınlık ve barış özlemleri açıkça görülüyordu. Milyonlarca insan ölmüş, açlık ve sefalet tüm Avrupa’yı etkilemişti. l918 yılının başında ise hangi tarafın kazandığı kesin belli olmamakla beraber, savaş uzadıkça İtilaf Devletleri’nin kazanacağı görülüyordu. 1917 yılında Almanya ve Avusturya’nın barış girişimleri ile İtilaf Devletleri’nin barış koşullarını ağırlaştırmak istemeleri yüzünden başarılamamıştı.

İşte bu ortam içerisinde Başkan Wilson, gelecek barışın esaslarını saptayan “14 Nokta” sını açıkladı.

ABD Cumhurbaşkanı Woodrow Wilson, 1.Dünya Savaşı sonrasında yapılacak barışın esaslarını yayınladığı 14 ilke ile açıklamış, İtilaf devletleri de ABD’yi yanlarında tutmak istediklerinden dolayı bu ilkeleri kabul ettiklerini bildirmişlerdir. 14 İlke veya 14 Umde (İng: Fourteen Points) diye de bilinir

ABD Başkanı Wilson, savaştan sonra barışın devam etmesini, bir daha böyle büyük savaşların çıkmamasını istiyordu.

Okumaya devam et “WOODROW WİLSON İLKELERİ”

KIZILDERİLİ SEATTLE’IN ABD BAŞKANINA MEKTUBU

blj4 KIZILDERİLİ SEATTLE'IN ABD BAŞKANINA MEKTUBU

Hava kirliliği, atıkların yarattığı çevresel sorunlar, suların her geçen gün daha çok kirlenmesi ve en önemlisi de yok olan yeşil alanların varlığı hepimizin sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Şunu eklemek gerekir ki ekolojik düzen içinde her şey birbirine bağlıdır. Bir ağaç türünün yok olması bile çok ama çok temel sorunlara neden olmaktadır.

Bizler bilmeliyiz ki yok olan her tür bizimde yok olmamızın zeminini hazırlamaktadır. Umarsızca tüketilen her doğal kaynak geri dönüşü olmayacak şekilde yok olmaktadır. Doğa ile uyumlarını bildiğimiz Kızılderililer galiba bize yaşayacaklarımızı yıllar önce bildirmişti. Bugün bir kez daha onlara kulak vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Amerika’nın gerçek sahipleri olan Kızılderililer beyaz adamın topraklarına yerleşmesi sonrasında topraklarına sahip çıkmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Şimdi Şef Seattle’a kulak vermeden önce onun neden ABD başkanına mektup yazdığına bakalım.

Şef Seattle
ABD Başkanı Franklin Pierce Amerika’ya gelen beyaz göçmenleri ABD’nin kuzeybatısına yerleştirmek istiyordu. 1850’lerde beyaz girişimcilerin zenginleşmesi ve bölgenin daha fazla göç alması nedeniyle Franklin Pierce olaya çözüm bulmak amacıyla 1854 yılında Şef Seattle’a bir mektup yazdı. Franklin Pierce bu mektupta Kızılderililerden toprak istemiş ve isteklerinin kabul edilecek olursa; Kızılderililer için çok rahat geçinilebilecekleri bir yer ayrılacağını belirtmiştir. Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar ttarafından zorla ellerinden alınmış olan Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle bir söylemiyle ABD Başkanına yanıt vermiş ve bu yanıt mektup olarak ABD başkanına gönderilmiştir. Mektubun aslı Amerika, Seattle, Squamish Müzesi’nde korunmaktadır. İnsanın çevre karşısında bilinçsizce takındığı tavırlar karşısında duyarlılığı en güzel dille anlatan bu mektup UNEP (Birleşmiş Milletler Çevre Koruma Teşkilatı) tarafından şimdiye kadar bilinen en güzel ve en içten anlatım olarak tanımlanmıştır.

Lütfen bir kez daha çok ama çok dikkatli okuyun…

ŞEF SEATTLE’IN MEKTUBU

Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir.

Şef Seattle her ne söylerse Washington’daki büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne inandığı ölçüde inanabilir. Washington’daki Büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığının farkındayız.

Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.

Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgârda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kum yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu.

Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.

Beyaz adamın ölüleri yıldızlar arasında yürümeye gittiklerinde, doğdukları ülkeyi unuturlar. Bizim ölülerimiz bu güzel dünyayı asla unutmazlar. Çünkü o Kızılderili’nin anasıdır. Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. Güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyik, at, büyük kartal, bunlarsa bizim erkek kardeşlerimiz, kayalık tepeler, çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı ve adam, hepsi aynı aileye aittir.

Büyük Beyaz Reis bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz Kızılderililerin ise onun çocuktan olacağımızı söylüyor. Toprağımızı alma teklifini düşüneceğiz, ama bu kolay olmayacak. Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil atalarımızın kanlarıdır. Eğer size toprak satarsak, onun kutsal olduğunu hatırlamalısınız ve çocuklarınıza da onun kutsal olduğunu öğretmelisiniz. Göllerin berrak suyundaki her hayali yansıma, halkımın yaşamından anılar ve olaylar anlatır. Suyun mırıltısı babamın babasının sesidir. Nehirler erkek kardeşlerimizdir, susuzluğumuzu giderirler, nehirler kanolarımızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler. Eğer size toprağımızı satarsak hatırlamalısınız ve çocuklarınıza öğretmelisiniz ki nehirler bizim kardeşlerimizdir ve sizin de bundan dolayı nehirlere herhangi bir kardeşe göstereceğiniz sevgiyi göstermelisiniz.

Biliyorum, beyaz adam bizim gibi düşünmez. Beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkı yoktur. Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.

Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. O’nun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecektir.

Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Baharda yaprakların açılışını ya da böceklerin kanat vuruşlarını duyacak yer yoktur. Belki bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça yaşamın ne değeri olur?

Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum. Biz Kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgârın sesini ve kokusunu severiz. Hava önemlidir bizim için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yoktur. Ancak size bu toprakları satacak olursak havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza havanın kutsal olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğduktan gün ilk nefeslerini onun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı?

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı gösterecek. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. “Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor. Biz sadece yaşayabilmek için avlarız buffaloları. Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölmez mi?

Unutmayın bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

Bildiğimiz bir gerçek daha var; sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil. Aynı Tanrının yarattıklarıyız. Beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz. Ama hepimizi yaratan Tanrı için Kızılderili ile beyazın farkı yoktur.

Ve Kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrının kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve Kızılderiliyi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrının adaletini anlayamıyoruz. Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.

Gündüz ve gece bir arada olamaz. Kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. Bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. Ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve Büyük Beyaz Şef’in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız. Böylece Ay birkaç kez daha doğacak, birkaç kış daha geçecek. Geri kalan günlerimizi nerede geçirdiğimiz önemli değil. Çocuklarımız babalarının yenilgiyle
aşağılandığını gördüler. Savaşçılarımız utanç duydu ve yenilgiden sonra günlerini aylaklık etmek ve vücutlarını tatlı yiyecekler ve sert içkilerle kirletmekle harcıyorlar. Birkaç saat, birkaç kış ve bu dünyada bir zamanlar yaşamış büyük kavimlerin veya şimdi ufak topluluklar halinde ormanda dolaşanların çocukları da kalmayacak; bir zamanlar sizinkiler gibi güçlü ve umutlu olanların mezarlarında yas tutmak için. Ama niye insanlarımın kaderi için yas tutayım ki? Tıpkı deniz dalgaları gibi kabileler kabileleri, uluslar ulusları takip ediyor. Bu doğanın düzenidir ve teessüf gerekmez. Yok oluşumuz çok uzak olabilir ama kesinlikle bir gün gerçekleşecek; son Kızılderili yok olup kabilemin hatıraları beyazlar için bir tarih olduğunda, bu kıyılar kabilemin görünmez cesetleriyle kaynaşacak.

Çocuklarınızın çocukları kendilerini bir dükkânda, bir yolda, boş bir yerde yalnız olarak düşündüğünde aslında yalnız olmayacaklar. Dünyanın hiçbir yerinde tamamen ıssız bir yer yoktur. Geceleri, şehir ve kasabalarınızın caddeleri boşalmış gibi görünse de, aslında, bir zamanlar oralarda yaşamış ve bu güzel toprakları gerçekten seven ruhlarla dolu olacaktır. Beyaz adam asla yalnız kalamayacaktır.

Beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü ölüler güçsüz değildir.

Ölü mü dedim? Ölüm diye bir şey yoktur ki sadece dünya değiştirir insan.

Mustafa Türkel Hakkında Bilgi – Tekgıda-İş Genel Başkanı

genelmerkez_mustafaturkel Mustafa Türkel Hakkında Bilgi - Tekgıda-İş Genel Başkanı1955 yılında Zile’de doğdu ilk, orta ve endüstri meslek lisesini Torna/Tesviye bölümünü Zile’de okudu. Özel sektör ve Kamuya ait İşletmelerde işçilik hayatına başladı. 1983 yılında Tokat Sigara Fabrikasında Teknik Usta olarak iş hayatına başladı. 1989 yılında Tokat Şube Başkanlığına ve aynı yıl yapılan Samsun Bölge Şubesi Olağan Genel Kurulunda Bölge Şubesi Sekreterliğine seçildi.10 yıllık bu görev süresi sonucunda Genel Merkez 11. Olağan Genel Kurulu sonucu TEKGIDA-İŞ Sendikası Genel Sekreterlik görevine seçildi.

26–27–28 Eylül 2003 tarihinde yapılan Genel Merkez 12. Olağan Genel Kurulunda tekrar aynı görevine seçildi.

03–07 Aralık 2003 Türk-İş Konfederasyonu 19. Olağan Genel Kurulunda Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi.

Sendikamızın 24–25 Eylül 2005 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurulunda Genel Başkanlık görevine getirilen Türkel, 01–02 Eylül 2007 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz 13. Olağan Genel Kurul’da bu göreve tekrar seçildi.

6–9 Aralık 2007 tarihinde yapılan son Türk-İş Genel Kurulu’nda da Genel Sekreterliğe seçilmiş ve bu görevden 23.02.2010 tarihinde kendi rızası ile istifa etmiştir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.