Etiket arşivi: ateş

Aşk-ı Nar

AŞK-I NAR

Ey Benim Nasibime Düşen Narı Aşk
Yüreği Sınırsız Şarabım, Damlattıkça Ruhuma Seni, Olurdun Gönlüme Saki.
Ey Benim Şehadetim, Hazana Revanım Aşk Makamım, Sarıldıkça Sükûtuma, Muhabbetim Olurdun, Eyvallahım Olurdun, Sevdama Kor, Yüreğime Köz, Siyah Geceye Kokun Düşerdi.
Ey Cennet Bakışlı Yâr…
Sır İçinde Gönlüme Düşen Mabedim ;
Sana Doyamayışımın Sebebi Göğsümün Cennetine İsminle Duâ Edişimdir….!
Ravza Kokusuna Teslim Oluşum, Enderinime Bir Hançer Gibi Saplanışın, Aynaya Cismaniyetinle Sır Oluşundandır. Kevseri İkram Etti Göz Yaşların, Yüreğime Davet Ettiğim Yâr, Ey Benim Gönül Sızım….!
Aşk İle Ömrüme Hüzün Katışım, Sımsıkı Sarıl Gönül Turâbıma, Gölgende Secde Edeyim Rabbime Aşk İle….
Gülünce Yüreğime Vuruyor Sevincin, Koşup Sana Varasım Geliyor, Aşkın Kalbine Damlayan Nar’ı Gibi. Bazen Kağıt Yerine Uzatıyorum Yüreğimi Yunus’ca….
Yaz Aşkı Yüreğime Hazan Olsun Kelimelerim Bir Nefeste.
Ellerini Yüzüne Sür İçinden Geçen Dualarına Bende Amin Diyorum Kelamlarına…
İçime Bişey Gelip Oturunca Sen Zannediyorum, Can Vermekten Nefes Almayı Unuttuğum,,,,,

Aşk-ı Nar yazısına devam et

Element Kavramında Tarihsel Süreç

Eski dönemlerde yani antik çağda dünyada 4 element olduğu kabul edilirdi. Bu elementler ateş, su, hava ve toprak’tı ve dünyadaki her şeyin bunların türevleri ve karışımları olduğu sanılıyordu. Bu elementlerin birbirinden tümüyle farklı olan ve bir daha birbirine dönüşemeyecek temel elementler sayılırdı. Özelliklerinin değişebilirliği de kabul ediliyordu. Suyun buza dönüşmesi gibi. Bu düşünceye daha o dönemde bile karşı çıkanlar oldu. “Ağaç dalı (toprak), yanarak ateşe (su); ısınınca buhara (hava) dönüşüyor.” dendi. Yine o devirde bile 20 kadar farklı maden biliniyordu. İlerleyen dönemlerde ve ortaçağda bile 4 temel element fikri uzun süre devam etti.[1]

Doğa bilgisinin gelişmesinde çok önemli bir yeri olan “element” kavramını ilk olarak ortaya koyan, Empedokles olmuştur. Element; burada, kendi içinde bir cinsten diğerine doğru; niteliği bakımından değişmeden, bölünmeden yalnız çeşitli hareket durumlarına geçebilen madde demektir. Bu elementler de 4 tanedir. Toprak-Su-Ateş-Hava. Son üçünü daha önce İonia filozofları ileri sürmüşlerdi. Bunlara dördüncü öğe olarak toprağı eklemekle Empedokles, günümüze kadar yaşayacak olan “Dört Öğe” öğretisinin temellerini İlkçağ filozofisi için kurdu. Oysa, kadim uygarlıklarda ve kadim bilgeliklerde,ayrıca astroloji ve simyanın kökeninde bu dört temel madde kavramı zaten dünya kuruldu kurulalı vardı.[2]

Element Kavramında Tarihsel Süreç yazısına devam et

NEMRUD’UN ATEŞİNİ SÖNDÜRMEYE ÇALIŞAN SERÇE


Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

PROF.DR.TOKTAMIŞ ATEŞ HAYATINI KAYBETTİ


Prof.Dr. Toktamış Ateş bir süredir tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. 69 yaşındaki Ateş’in dün gece saat 02:00 sıralarında yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybettiği öğrenildi.1944 yılında İstanbul’da doğan Toktamış Ateş, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı’ydı. 30’un üzerinde kitap yazan Ateş, 10 yılı aşkın bir süre Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdı. Toktamış Ateş, son olarak Bugün Gazetesi’nde köşe yazısı yazıyordu.Prof. Dr. Toktamış Ateş için pazartesi günü İstanbul Üniversitesi Ana Yerleşkesi’nde tören düzenlenecek. Toktamış Ateş’in cenazesinin aynı gün Fatih Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği açıklandı. PROF.DR.TOKTAMIŞ ATEŞ HAYATINI KAYBETTİ yazısına devam et

şems hz.’lerinin felsefecilere cevabı

Bir gün Mevlana’ya felsefeyle meşgul olan bir grup insan geldi.İmani konularda
soruları vardı.Mevlana bu fesefecileri Şems’e gönderdi.Felsefeciler Şems’e
geldiklerinde O, talebelerine bir kerpiç üzerinde nasıl teyemmüm edileceğini
gösteriyordu.Gelenlerden biri,en çok takıldıkları üç soruyu peşpeşe sıralayıverdi:

 

1)ALLAH var dersiniz,ama görünmez gösteremezsiniz;gösterinde inanalım!

 

2)Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz,sonrada cehennemde ateşle ceza verilecek dersinizAteşten yaratılmış olan Şeytana ateş acı verebilir mi?

 

3)Ahirette herkes hakkını alacak yaptıklarının karşılığını görecek diyorsunuz.Rahat bırakın şu insanları istediklerini yapsınlar…

Sorular biter bitmez Şems elindeki kerpici soruları soran felsefecinin kafasına vurdu. şems hz.’lerinin felsefecilere cevabı yazısına devam et

KİMYA VE SİMYA ARASINDAKİ FARK NEDİR…?

Simyayı kısaca tanımlayacak olursak doğadaki temel sayılan 4 elementi (Hava Su Toprak Ateş) kullanarak bunları altına çevirmeyi amaçlayan tarihin eski devirlerinde çokça yapılmaya çalışılmış ve özellikle de bilim tarihi içerisinde kimya biliminin oluşmasına,gelişmesine büyük katkısı olan bir çeşit ampirik çalışmadır. KİMYA VE SİMYA ARASINDAKİ FARK NEDİR…? yazısına devam et

Feniks Nedir?

Eski Mısır kökenli efsanevi ateş kuşunun Batı mitolojisindeki karşılığıdır.Pers mitolojisinde Simurg Arap ve İslam mitolojisinde Anka İslam sonrası Türk mitolojisinde Zümrüdü Anka veya Simurg u Anka daha önceleri de Tuğrul olarak geçmesi gibi birçok milletin efsanelerinde karşılık bulmaktadır.Bahsedilen bu kuşlar bu mitolojilerde kısmen benzerlik kısmen de farklılık göstermektedir. Yunan mitolojisinde Feniks’in Habeş diyarında yaşadığına inanılıp bir kartal büyüklüğünde ve çok uzun ömürlü olduğu söylenmektedir. Gözleri yıldızlar gibi parlak olup başında parlak bir sorguç bulunmaktadır. Boynunun tüyleri yaldızlı diğer tarafları ise kırmızıdır. Ömrünün sonlanmakta olduğunu anlayınca kuru dalları zamkla sıvayarak kendine yuva yapar ve üstüne kurulur. Kızgın güneşin yuvayı tutuşturup kendini yakmasının ardından küllerinden bir yumurta meydana gelir ve ondan da yeni bir Feniks çıkar. Bu sebeple Hıristiyanlar Feniks adını verdikleri bu kuş mitini öldükten sonra tekrar dirilmenin simgesi sayarak yorumlamışlardır.