Etiket arşivi: aşk

Aşkı Mevlana

AŞK’I MEVLANA
Değerli Arkadaşlar,
Esselamu Aleyküm Ve Rahmetullahi Ve Berekatuhu…
Bu gün İnşallah sizlerle tasavvufun güneşi Hz.Melana’dan bahsetmek istiyorum.Geçtiğimiz hafta Mübareğin Bizce ölüm Mevlanaca Düğün gününü Allaha Vuslatının 743.yılını rahmetle andık.Aşk’ın Merkezi,ışık kaynağı,yanmanın kor olmadan olmayacağını,sevginin ,muhabbetin ,teslimiyetin
İnanmanın,hamuşluğun tek kapısı olduğunu “Hamdım, piştim ve yandım”düsturuyla ” gönülleri feth eden Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.”muhabbetiyle ifade etmiştir büyük düşünür.
Otuz eylül 1207’yi gösteriyordu takvimler.Adeta bir güneş,doğdu Horasanın Belh şehrine,Dünyaya bir derya doğdu. İnsanlığa sanki maneviyatın,sevgi ve hoşgörünün temsilcisi,Maşuğunu arayan Aşkla rahmetle geldi.Babası”Bilginlerin Sultanı” unvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.
Edep onda,haya onda,samimiyet onda sanki küçücük kalbi ile tüm dünyaya mürşid olacağının müjdesini veriyordu.”Konuşmak bir “MANA” ise Susmak binbir Mana… “HERKES” konuşmasına konuşur Lakin Sükut “YÜREKLI” olanda yeşerir”Kendi deyimiyle

Aşkı Mevlana yazısına devam et

10 defa görüntülendi

Büyük Düşünür Mevlana’yı 743.Yılında Anıyoruz

  1. Gel ne olursan ol yine gel” ve “Umutsuzluk kapısı değil bu kapı, nasılsan öyle gel” sözleriyle akıllara kazınan büyük düşünür ve alim Mevlana’yı 743.Vuslat yıl dönümünde rahmetle anmaya ve anlamaya çalışıyoruz.

Mevlânâ’da Yanma ve Olma Davası: AŞK

Yanmak ve olmak gönüller sultanı Mevlânâ”nın ilâhi aşka pervaz için öngördüğü iki önemli haslettir. Yanmada aşkın kavurucu harareti ve olgunlaştırıcı iksiri vardır. Mevlânâ bu yüzden eğitimini tamamlayıp medresede müderris ve camide vâiz olduğu dönemden sonraki hâlini: “Hamdım, piştim ve yandım” ifâdeleriyle anlatır.
Mevlânâ”ya göre bilgi yükü olan kitaplar sadece taşınmak için değildir. Mutlaka gönül dünyasında insanın her zerresini kuşatan bir aşk iksirine ihtiyaç vardır. Mevlânâ aşkı özellikle Divân-ı Kebîr ve Mesnevî”sinde son derece edebî ifâdelerle anlatır.

”Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.
Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.”
El Fatiha…..

Büyük Düşünür Mevlana’yı 743.Yılında Anıyoruz yazısına devam et

KALBİNİZ HAZİNE SANDIĞINIZDIR

Değerli kardeşlerim,

Esselamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.

Hazine sandığı insanların en gizli, en saklı yerlerinde dünyadan en uzak noktalarına gömülmüş eşsiz mücevherlerin, Elmasların, Zümrütlerin barındığı kutsal bir yerdir. Her insanda mevcuttur. Yeterki içinde nelerin olduğuna vakıf olduğunu bilsin. Her karıştırdığında mutluluk devrelerini açabiliyorsa ne mutlu ona ki;AŞK’A yelken açmış, mutluluk limanına yol alan, huzur dolu, hırçın dalgalara dur diyebilen sevgi limanına varmak olacaktır tek rotası. Neler vardır bu sandıkta neler vardır. Hamuş gizlidir, suskunluğunu Her zaman olduğu gibi gizler ve sırla kaplar. Hep bekler, yıllar sonra gelir beklediği Hamuşu. suskunluğunu bozacaktır, hamuşun belki hallaç olacaktır hamuş. Dilim dilim, lime lime,olacaktır bedeni. Lakin yine hamuş bozmıyacaktır sessizliğini. Belki sandıkta gizlidir anlatacakları. Belkide gözleriyle anlatacaktır kevserin tatlı ve ılık şerbetini. Belki kalpler konuşacak günlerce, haftalarca Aşkın mabedi Mevlana ve Şems-i Tebrizi gibi, dökülecek kalpten hamuş bişnevine kavuşacak, tennuresini giyecek belki, Alemlere gülümseyerek Allah nidasıyla dönecek kendi etrafında, Haktan alıp halka dağıtacak EY YAAAAR bir bak sende huzur evine Hazine sandığına belki ;ağlayarak
Hamuş suskunluğunu bozar……..

KALBİNİZ HAZİNE SANDIĞINIZDIR yazısına devam et

Sevgi Ve Özlem Üzerine Bir Yazı

goztepe-60-yil-parki-gul-bahcesi-2cf2Her zaman istediğin gibi devam etmez her şey …
Bitmesin istediğin şeyler biter, gitmesini istemediklerin gider… “Gitme!” diyesin gelir ama susarsın, çünkü
çoktan kararını vermiştir
Gitme desen de gider …
Hiç uyumadan sabahladığın gecelerin olur, ağlamaktan gözlerinin şiştiği gecelerdir onlar. Onu en çok özlediğin, aramasını en çok beklediğin, ona en çok ihtiyacın olan gecelerdir. Ama o ne arar, ne sorar, ne de özler …
Kırık bir kalple onu sevmeye devam edersin …
İçinden bir şeyler kopar zamanla. Önce aramasını beklemeyi bırakırsın, sonra onu takip etmeyi… sonra da numarasını silersin …
Ortak arkadaşlarınızla daha az görüşürsün; çünkü ondan bahsederler, acırsın… Ortak şarkılarınızı bir
daha dinleyemezsin; çünkü onu hatırlatır, acırsın…

Sevgi Ve Özlem Üzerine Bir Yazı yazısına devam et

Hamuş ve Bişnev ”Sus ve Dinle”

003jjepkbefnlhy2mb9c-kopyaHamuş!.. Dedi Mevlana kendisine Hamuş!… Yani Suskun!… Sustuğu yerde açıldı kapılar, önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular… Hamuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara… Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı… Gördü… Adına Aşk dedi… Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sözün bittiği yerde, noktanın konduğu yerde susmuştum bütün kelimelerimi. Anlatmak yormuştu nazenin bedenimi… Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi. Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum. Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum. Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum… Umutmuşsun!.. Unutmuşum!…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Suskunluğum verilene rıza göstermekti… “İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” diye başlayan o tekerlemeye eşlik etmekti. İyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti… Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…

Hamuş ve Bişnev ”Sus ve Dinle” yazısına devam et

Aşk Nedir ?

14993306_10210960773797925_5478259526115485639_nAşk Nedir ?

Aşk

Sordular bana aşk nedir? diye.
Dedim ki

Aşkı bana sormayın tarifim tarifsizdir.
Israr ediyoruz dediler.

Dedim ki
Sizin aşk sandığınızı mı anlatayım?
Yoksa aşkı mı anlatayım?

Şaşırarak dediler ki

Aşk sanılan nedir?
Aşk nedir?

Dedim ki aşkı kirletenleri mi anlatayım?
Aşkı yaşayanları mı anlatayım?

Yoksa aşkı mı anlatayım?
Aşkla…

Azizim aşk öyle bir çırpıda hadi demekle anlatılacak bir şey değil,

aşk öyle sizin sandığınız gibi sevgililik, arzulamak,
hevese kapılmak,
çok beğenmek,
çok istemek gibi bir şey değil.

Azizim aşk öyle aramadan duramama, yüreğinin kabarması,
flörtte duyulan taşkınlık değil.

Azizim aşk öyle alışkanlık,
bağlanma, bağlılık değil.
Aşkta karşılık beklemek al ver gibi şeyler yoktur.

Yukarı da saydıklarım vardır gerçektir
ve değerlidir elbet,
sizin aşk sandığınızdır elbet.
Ama aşk değildir.

Aşk Nedir ? yazısına devam et

MUHTEŞEM AŞK

mihrimah-sultan-kolyeKanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsça’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.

Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.

Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.
MUHTEŞEM AŞK yazısına devam et

Aşk meselesi işte..!

leyla-ile-mecnun-gercek-mi1Aşk meselesi işte..!
Aşığın şirazesi bozulmuştur bir vakit.
Aşık oldun mu bir kere akıl beden evini terk edip gider.
Mecnun’un hali bir çeşit görmezlik halidir.

“Kimsin?” derler; “Leyla’yım” der,
“Nereye?” derler; “Leyla’ya” der,
“Nereden?” derler; “Leyla’dan” der.

İşte o vakit benlikten çıkıp gider insanoğlu.
Leyla’ya bakar..!
Leyla’ya uyanır.!!
Leyla’ya yürür…!!!

Mecnun olmayana Leyla görünmez…

HAMUŞ VE BİŞREV

hz.mevlana“Hâmuş!..” dedi Mevlana kendisine, Hâmuş!… Yani Suskun!… Sustuğu yerde açıldı kapılar, önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular… Hâmuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara… Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı… Gördü… Adına “Aşk” dedi… Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Sözün bittiği yerde, noktanın konduğu yerde susmuştum bütün kelimelerimi. Anlatmak yormuştu nazenin bedenimi… Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi. Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum. Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum. Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum… Umutmuşsun!.. Unutmuşum!…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Suskunluğum verilene rıza göstermekti… “İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” diye başlayan o tekerlemeye eşlik etmekti. İyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti… Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Dün’ü dünde bırakmak adına…”Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım”dı. Aşk! Demiştim sonra Aşk!… Aranan bulunmuştu… Beklenen gelmişti… Aşk vardı ve ötesi çoktan unutulmuştu!…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Sana da Şems diyecektim belki… Kör kuyulara atılmasaydın bütün karanlığına rağmen görecektin güneşi… Kapattın gözlerini, kestin attın son yanında yeşeren düşlerini… Şems olmak kolay mıydı canı canana teslim etmeden? Kendinden geçmeden aydınlanır mıydı kör karanlıklar, açılır mıydı kilit vurulmuş kapılar…
HAMUŞ VE BİŞREV yazısına devam et