Etiket arşivi: akif

İstiklal Marşımızın Kabulü

Güftesi, Anadolu’da Milli Mücadele’nin devam ettiği sırada Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınmış şiir. Şairin Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, Hakk’a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirir.
Şiir, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır.
Maarif Vekaleti, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla 1921’de bir güfte yarışması düzenledi. Yarışmaya toplam 724 şiir katıldı. Eser gönderenler arasında Kazım Karabekir, Hüseyin Suat Yalçın, İsak Ferrara, Muhittin Baha Pars ve Kemalettin Kamu gibi tanınmış isimler de vardı.[3] “Çanakkale Şehitleri” ve “Bülbül” gibi şiirlerin sahibi Mehmet Akif’in “Milletin başarılarının para ile övülemeyeceğini” düşündüğü için yarışmaya katılmak istemediği bilinir.

İstiklal Marşımızın Kabulü yazısına devam et

Mehmet Akif Ersoy’un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi

“Senin istifa ettirdigini bizde istifa ettirdik”

Mehmet Akif Ersoy, Sultan AHMET Camii’ne her gittiğinde orada iki gözü iki çeşme ağlayan yaşlı bir zâta rastlamaktadır. Bu yaşlı zât, başından geçen bir olayı kendisine anlatınca, Mehmet Akif Ersoy bundan çok etkilenmiş, bu yaşlı zatla aralarında geçen konuşmayı ise bizlere şöyle nakletmiştir:
Sabah namazlarını kılmak için Sultan AHMET Camii’ne gidiyordum. Her sabah ne kadar erken gidersem gideyim, mihrabın bir kenarına oturmuş, saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam, ümitsizce, bedbin bir şekilde durmadan ağlıyor. O kadar ağlıyor ki, ağlamadığı tek bir dakikayı yakalayamadım. Nihayet bir gün yanına sokuldum ve “Muhterem” dedim,”A efendim!” dedim.
“Niye bu kadar ağlıyorsun? ALLAH’ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz olur mu?”

Mehmet Akif Ersoy’un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi yazısına devam et

Mehmet Akif Ersoy’un Ölüm Yıldönümü

27 ARALIK 1936, MEHMET AKİF ERSOY HAYATINI KAYBETTİ..

İstiklal Marışı şairi Mehmet Akif Ersoy’un 80. ölümyıldönümünü saygıyla anıyoruz..Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti fakat Mısır’a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü.

Mehmet Akif Ersoy’un Ölüm Yıldönümü yazısına devam et

Mehmet Akifin Yılbaşı Mesajı

Ya Rab! Böyle mi olacaktı, benim cennet yurdum?
Baktım da etrafıma yalnızım, ağladım durdum.

Bir mânâ veremedim, şu Milâdî yılbaşına!
Şaştım da kaldım, Müslümanların vah telaşına!

Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar.
Gördüm ki, Noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar.

Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete.
Heyhat! Duyuramadım, ne Âhmed’e ne Mehmed’e.

Ey Âlem-i İslâm’ın baş tacı, büyük Türkiye!
Mukaddesatı unuttun, Avrupa diye diye!

Yurdumu işgal eylemiş, şu garbın safsatası,
Kiminin maymunu var, kiminin “Noel babası!”

Anladım, zaman geçmekte bugün dünden de beter.
Kim bilir? Yarın ne hâle düşecek bu şaşkın beşer.

Kulaklar tıkanmış, gözlere çekilmiş perde.
Nankör adam, fazilet arıyor geçmiş giderde.

İslâm’dır bu vatanın dini, kitabı Kur’an-ı Kerîm’dir.
Müslümanın bayramı, Ramazan ve Kurbandır.

Kalamaz bu böyle Fatih’in, Yavuz’un diyarı,
Noel kutlamada, geçerek hıristiyanları.

Maziyi düşündüm de, hayran oldum istiklâle
Ecdadıma söz verdim, varmak için istikbâle,

Çanakkale’de şehidlerim kefensiz yatıyor!..
Sakarya’nın rengi, hâlâ kıpkızıl kan akıyor!..

Şehidlik, gazilik şerefidir Müslümanların.
Düşmanlara alkış tutmak, işidir alçakların.

Şu alçakça yaşayanların aklına yanayım.
Gel ölüm gel, neredesin? Kanımla yıkanayım!

İstemem bu hayatı, Sultan etseler cihanda.
Ölürüm, şerefimle yatarım, toprak altında.

Ya Rab! Hidâyet ver kurtulsun bu millete.

Mehmet Akif Ersoy’dan yeni yıl mesajı.

Ordunun Duası-Mehmet Akif Ersoy Şiiri

ORDUNUN DUASI
Yılmam ölümden, yaradan, askerim
Orduma ‘Gazi’ dedi Peygamber’im
Bir dileğim var ölürüm isterim
Yurduma tek düşman ayak basmasın

Amin desin hep birden yiğitler
Allahu ekber gökten şehitler
Amin! Amin! Allahu ekber

Türk eriyiz silsilemiz kahraman
Müslümanız Hakk’a tapan müslüman
Putları Allah tanıyanlar, aman
Mescidimin boynuna çan asmasın

Ordunun Duası-Mehmet Akif Ersoy Şiiri yazısına devam et

Ordunun Duası

hd-turk-bayragi-arkaplan-resimleri-22Ordunun Duası

Yılmam ölümden, yaradan, askerim
Orduma ‘Gazi’ dedi Peygamber’im
Bir dileğim var ölürüm isterim
Yurduma tek düşman ayak basmasın
Amin desin hep birden yiğitler
Allahu ekber gökten şehitler
Amin! Amin! Allahu ekber
Türk eriyiz silsilemiz kahraman
Müslümanız Hakk’a tapan müslüman
Putları Allah tanıyanlar, aman
Mescidimin boynuna çan asmasın
Amin desin hep birden yiğitler
Allahu ekber gökten şehitler

Ordunun Duası yazısına devam et

MEHMET AKİF ERSOY’UN BEYAZIT CAMİİNDEKİ HUTBESİ

akifMilli Şairimiz üstad Mehmed Âkif Ersoy’un Bayezid Camii kürsüsünde verdiği hutbe:

“Ey iman edenler! Sizi kendinize hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Allah’a ve Resulüne icabet edin ve bilin ki Allah gerçekten kişi ile kalbinin arasına girer ve siz gerçekten hep O’nun huzurunda toplanacaksınız.

Ve öyle bir fitneden sakının ki hiç de içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz ve bilin ki Allah’ın azabı şiddetlidir.”

(Enfâl Sûresi / 24-25)

Allahu Zü’lcelâl bu iki âyette şöyle buyuruyor ki: Benim bütün evâmirimde; evet, gerek size Kur’an ile bildirdiğim, gerek Peygamberimin lisanıyle, sünnetiyle teblîğ ettiğim emirlerin hepsinde sizin için hayat vardır. Hem nasıl hayat? Bütün manâsıyla bir hayat. Müfessirîn-i izâm buradaki (hayat)ı yalnız ma’neviyâta hasretmiyorlar; maddiyata da teşmil ile maddiyat birbirinden ayrılmaz. Bedensiz ruh olmaz, ruhsuz beden olmadığı gibi. Demek evâmir-i ilâhiyenin kâffesinin zımnında bizim için, biz Müslümanlar için hayat var. Terkinde ise helâk muhakkak.

Artık düşünmeye hacet var mı? İşte görüyoruz. Âlem-i İslâmın başına gelen musîbetler, bu âyetin ne kadar kat’î, ne kadar sarih, ne kadar doğru olduğunu gösterdi! Şimdiye kadar müzmahil olan ne kadar akvam-ı İslâmiye varsa hep ahkâm-ı İlâhiyeyi ifâ etmemek yüzünden mahv oldular. Vakıa Cenab-ı Hak “Malikü’l mülküm” (Mülkün Sahibiyim) diyor (Âl-i İmran- 26); bu âlemde istediği gibi tasarruf eder; dilediğinden alır, dilediğine verir; istediğini i’zâz eyler, istediğini tezlil eder. Bunda şüphe yok. Fakat hiçbir kavim gösterilemez ki kendisi, zillete, esarete, mahkûmiyete istihkak kesbetmeden inkıraza gitmiş olsun; hiçbir millet görülemez ki mülküne sahib olmak isti’dadını gâib etmeden vatan elinden çıkmış bulunsun. Cenab-ı Hakk’ın bir takım kavânîni, kavânin-i ezeliyesi vardır. Evet, o kanunlar, hem ezelidir, hem ebedîdir. Hiç de değişmez. Cenab-ı Hak bütün hakayıkı bu kanunlarında birer birer göstermiş; meteaddid yerlerde müteaddid şekillerde bildirmiştir.

MEHMET AKİF ERSOY’UN BEYAZIT CAMİİNDEKİ HUTBESİ yazısına devam et

MEHMET AKİFİ ANMA VE İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ

mehmet-akif-ersoy6


Üç kıtada şanlı zaferlerle fetihler yapmış, 23 milyon km2’ye sahip olmuş, küreselleşen dünyaya inat 6,5 asır adaletiyle ayakta durmuş olan Osmanlı İmparatorluğu, girdiği 1. Dünya Harbi’nden yenik çıkmıştır. Emperyalist devletlerce vatan toprakları işgal edilmiş, halkımız adeta her taraftan bir soykırıma tabi tutulmuş binlerce ocak acımasızca yok edilmiştir. Tarihi şanla şerefle yazılı Türk milleti Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu yarımadasında “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolası ile hareket ederek İstiklal Savaşı’na başlamıştır. Tabi bu savaşa yakışacak ömür boyu unutulmayacak bir şiire ihtiyaç duyulmuştur ve 1.TBMM hemen hazırlıklara başlamıştır. MEHMET AKİFİ ANMA VE İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ yazısına devam et

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde – gösterdiği vahşetle ” bu : bir Avrupalı “
Dedirir – yırtıcı his yoksulu, sırtlan kümesi.
Varsa gelmiş , açılıp mahbesi, yâhut kafesi! ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE yazısına devam et

İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ VE MEHMET AKİFİ ANMA

mehmet-akif-ersoy6İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin[1] millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921’de Birinci TBMM tarafından “İstiklâl Marşı” olarak kabul edilmiştir.Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921’de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine, Ankara’daki Taceddin Dergahı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi’ni verecek olan Türk Ordusu’na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif’in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla[2] kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.
İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ VE MEHMET AKİFİ ANMA yazısına devam et

İSTİKLAL MARŞIMIZIN AÇIKLAMASI


İSTİKLAL MARŞIMIZIN AÇIKLAMASI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak
O benimdir, o benim milletimindir ancak

Bu kıtada Mehmet Akif Türk Milletine sesleniyor.
Ümit ve güven içeren sözleriyle:
“Ey Millet’ im! Yurdumuzun düşmanlar tarafından kuşatılmış olmasına bakarak bayrağımız için endişe etme, korkma. Çünkü bu topraklar üzerindeki en son ocak sönmeden, en son Türk bu uğurda canını vermeden bayrağımıza kimse el uzatamaz.
Rengini şehitlerimizin kanından alan ve şafaklarda da bir alev gibi dalgalanan bayrağımın, milletimin yıldızı ve bağımsızlık sembolüdür. Gökteki yıldıza el sürülmediği gibi, milletimin yıldızı olan bayrağıma da düşmanlar dokunamaz. O, Türk milletinindir ve daima öyle kalacaktır. İSTİKLAL MARŞIMIZIN AÇIKLAMASI yazısına devam et