Etiket arşivi: Abdülhamid

Abdûlhamid Han’ın Evliyalığı

Cennet Mekân Sultan Abdûlhamid Han’ın Evliyalığı…

Olayı “bizzat yaşayan” adam; Mahmud Allahverdi anlatıyor:

Ben Osmanlı Devleti’nin baş şehri İstanbul’da doğdum. Babam, memuriyeti sebebi ile orda görevli bulunuyordu. Ne var ki, geçirdiğim bir hastalık sonucu dilim tutulmuş, konuşma yeteneğimi kaybetmiş idim. Hiç konuşamıyor, el kol işareti ile maksadımı anlatmaya çalışıyor idim. Babam buna çok üzülüyordu… Gitmedik doktor, hoca bırakmadı, ama hiçbiri de fayda etmedi.
Bir gün yaşlı bir komşumuz geldi dedi ki:
-“Seni görüyorum, çok üzülüyorsun. Bir baba için, oğlunun bu durumda olmasından üzücü bir şey yoktur. Sana bir çare söyleyeceğim, dediğimi yap.
Babam ümid ile gözlerini açtı, dinlemeye başladı.

Abdûlhamid Han’ın Evliyalığı yazısına devam et

Mehmet Akif Ersoy’un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi

“Senin istifa ettirdigini bizde istifa ettirdik”

Mehmet Akif Ersoy, Sultan AHMET Camii’ne her gittiğinde orada iki gözü iki çeşme ağlayan yaşlı bir zâta rastlamaktadır. Bu yaşlı zât, başından geçen bir olayı kendisine anlatınca, Mehmet Akif Ersoy bundan çok etkilenmiş, bu yaşlı zatla aralarında geçen konuşmayı ise bizlere şöyle nakletmiştir:
Sabah namazlarını kılmak için Sultan AHMET Camii’ne gidiyordum. Her sabah ne kadar erken gidersem gideyim, mihrabın bir kenarına oturmuş, saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam, ümitsizce, bedbin bir şekilde durmadan ağlıyor. O kadar ağlıyor ki, ağlamadığı tek bir dakikayı yakalayamadım. Nihayet bir gün yanına sokuldum ve “Muhterem” dedim,”A efendim!” dedim.
“Niye bu kadar ağlıyorsun? ALLAH’ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz olur mu?”

Mehmet Akif Ersoy’un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi yazısına devam et

Payitaht Abdulhamid Dizisi İlk Bölümü Yayınlandı

Dün Akşam TRT1’De yayınlanan ilk bölümüyle izleyicinin ilgisini çeken ,Payitaht Abdulhamid dizisi yayınlandı.Sultan Abdülhamid’in İngiliz elçiye attığı tokat geceye damga vurdu.TRT 1 Payitaht Abdülhamid dizisi oyuncu kadrosunda kimler var? Payitaht Abdülhamid Bülent İnal, Özlem Conker, Saygın Soysal, Ezgi Eyüboğlu, Akın Akınözü, Hakan Boyav, İbrahim Kendirci, Selen Öztürk, Can Sipahi, Gözde Kaya, Umut Kurt, Bahadır Yenişehirlioğlu, Berkan Şal

Payitaht Abdulhamid Dizisi İlk Bölümü Yayınlandı yazısına devam et

Abdülhamid Han’ın Duası

10 Şubat 2017, Abdülhamid Han’ın 99. vefât yıldönümüydü. 175 yıl önce doğan, 33 yıl Taht-ı Osmanî’de oturan Büyük Sultan’ın ağzından, medyada son zamanlarda bir “duâ”dolaşmakta..

Abdülhamid Han, büyük bir Müslümanve 113. Halife olarak kim bilir ne duâlar etmiştir ama, budua, bizzat Sultan’ın tasarlayıp da okuduğu ve bize böylece intikal etmiş bir dua değildir.

O,bütün Osmanlı padişahları arasında ve hatta bütün Türk tarihinde, sağlam şahsiyeti, siyasî dehâsı ve istikâmet üzre bir Müslüman oluşuyla da, en önde gelen unutulmaz bir devlet adamıdır..

Abdülhamid Han’ın Duası yazısına devam et

Abdülhamid Han’ın Vefatının Yıldönümü

Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han’ı vefatının 99. Yıldönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Tarihin kaydettiği en kudretli hükümdarlardan biri olan, uyguladığı İslam birliği politikası nedeniyle dış mihraklar ve yerli işbirlikçilerinin hedefi haline gelen Ulu Hakan’ı tarihçilerle konuştuk. Türkiye’nin temellerinin Abdülhamid Han döneminde atıldığına dikkat çeken tarihçiler, “33 yıl boyunca büyük bir siyasi deha ile ülkeyi yönetmesi ve yıkılmaktan kurtarması, Türkiye’yi kuracak kadroların yetiştirilmesine vesile olmuştur. Bugün için başımıza ne geldiyse, dün için onu anlamamaktan gelmiştir. Resmi tarihin onlarca yalanına rağmen Abdülhamid’in bu milletin gönlünde taht kurması ise ilahi bir tecelliden ibarettir”

ABDULHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU’NUN DUASI

Ya RAB,

Kulluğumıuzu şu kelimeyle ilan ediyoruz; Estağfirullah, Estağfirullah, sümme estağfiruulah

İmanımızı da şu kelimeyle yeniliyoruz; Eşhedü en laiLAHE ilLALLAH ve eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasulühü.

Ya RABBi! Yaratılışımızın gayesi; ubudiyettir. Ve ubudiyet o dur ki, biz, fatır-ı Zülcelâlin dergah-ı rahmetinden affımızı talep ediyoruz yani; Estağfirullah ve Sübhanallah ile kusurumuzu, Hasbünallah ve Elhamdülillah ile ihtiyacımızı ve fakrımızı, ALLAHu Ekber ve La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim ile ve istimtad ile aczimizi ilan ederek ve ayine-i ubudiyetimizle cemal-i rububiyetini izhar etmek istiyoruz.

ABDULHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU’NUN DUASI yazısına devam et

II. ABDÜLHAMİD HAN VE PASTEUR…

AhamidII. ABDÜLHAMİD HAN VE PASTEUR…

II. Abdülhamid Han’a yönelik akıl almaz iftiralar atan güruha, cevap vermeye devam etmek istiyorum. Yaklaşık iki hafta önce kaleme aldığım “Abdülhamîd Hân-ı Sânî” yazımda, Ulu Hakan’a yönelik mesnetsiz ve yakışıksız karalamalara, onun yaptığı hizmetler ve açtığı çığırlar penceresinden bakmaya çalıştık. Bu yazımda ise daha öznel bir meseleyi ele almak istiyorum.

Malumumuzdur ki, her türlü teknik gelişmeyi dikkatle takip eden Sultan Abdülhamid Han, tıbbî sahadaki araştırma ve gelişmelerle de yakînen ilgileniyor, buna ayrı bir önem atfediyordu. Bu konuda Said Naim Duhânî, birkaç kelâm etmiş ve bir yazı da kaleme almıştır. Bu arada, Said N. Duhânî, Osmanlı hariciye nâzırlarından ve bir vakitler de Paris sefirliği yapmış Naum Paşa’nın oğludur.

II. ABDÜLHAMİD HAN VE PASTEUR… yazısına devam et

ABDÜLHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLUNDAN GÜZEL BİR YAZI

Kıymetli Dostlarım!

Bugün din adına hareket ettiğini iddia eden bazı çevreler, İslam’a ve Müslümanlara hizmet ediyoruz diyerek “maneviyat”, adı altında insanlardan “maddiyat” talep etmektedirler.

Hâlbuki Rabbimiz Yasin suresinde; “Uyun! sizden hiç bir ücret istemeyene ki o, hidayet üzerinedir,” buyurmuşlardır.

Bugün ücret istemeden doğru yolu gösteren kimdir?

Dini müdafaa ediyorum diye mücadele yaptıklarını söyleyenlerin asıl gayesi dini müdafaa etmek midir? Yoksa insanların samimi dini duygularını istismar ederek para kazanmak mıdır?

Dini kendi dünyevî menfaatleri için kullanarak para kazanan ve şöhret peşinde olan kimseler dine hizmet mi ediyorlar yoksa dini tahrip mi ediyorlar?

Osmanlı asırlarına baktığımızda samimi maneviyat erenlerinin maddiyattan ve şöhretten olabildiğince uzak durdukları malumunuzdur. Ancak günümüze baktığımızda maneviyat yolunda olduklarını söyleyen pek çok kimse maddiyatını ve şöhretini artırmanın peşindedir.

Sevgili Efendimiz Hz. Muhammmed,(S.A.V) yaşamı ile de hepimize en büyük örnektir. Onun mütevazı hayatı hepimize bir düstur vermektedir.

Maneviyatın özü ilim ve irfandır. Para veya şöhret değildir. Maneviyattan murat insanın nefsen terakki ederek Hakka yakınlık bulmasıdır. Sadece şekil ve şemal değildir. Bunun için de Hakka yakınlık bulmuş bir Mürşid-i Kâmil’in elini tutmak icap eder.

ABDÜLHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLUNDAN GÜZEL BİR YAZI yazısına devam et

BUNLARI YAPANI BİLİYORMUSUNUZ….?

maxresdefaultBUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ
• İlk defa elektriği, gazı getiren, ilk modern eczanemizi açtıran,
• İlk otomobili getiren, 5 bin km kara yolunu yaptırtan,
• Dünyanın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arasına yaptıran, atlı ve elektrikli tramvaylar kuran,
• Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demir yollarını yaptıran (Haydarpaşa Tren İstasyonunu da tabi),
• İstanbul’un binlerce fotoğrafını çektiren, Arkeoloji müzeciliğini başlatan,
• Chicago’daki turizm fuarına ülkemizi ilk kez sokan,
• Kuduz aşısının bulunmasından sonra Ülkemizin ilk Kuduz Hastanesini (İstanbul Darü’l-Kelb Tedavihanesi) açtıran,
• Polisiye romanların ülkemize girişini sağlayan, (14 yıl içinde basılan 4000 kitaptan sadece 200 kadarı dinle ilgili idi..)
• Okullara (Hristiyan okulları dahil) gönderdiği emirde, Türkçe’nin iyi öğretilmesini isteyen, Paris’te İslam Külliyesi kuran!
• Teselya savaşı sürerken saraylı hanımlara askerler için çamaşır diktiren de, hastaneleri ziyaret edip hastaların ihtiyaçlarını soran da, sarayın bahçesinde bile hastalara hizmet ettirten de!

BUNLARI YAPANI BİLİYORMUSUNUZ….? yazısına devam et

YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞANIN AYAKLANMAYI DURDURMASI

temmuz-7-8-hasan-pasa-7YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞANIN AYAKLANMAYI DURDURMASI
20 Mayıs 1878 günü saat 11.00’de Çırağan Sarayında müthiş bir gürültü koptu. Rıhtıma yanaşan koca mavnadan birkaç yüz silahlı adam fırlamış, muhafızları safdışı edip zemin kata doluşmuştu. Aynı anda kara tarafındaki yıkık istinat duvarını aşan bir o kadar adam daha atlamıştı içeriye. Bunlar Rumeli göçmenleriydi. Başlarında da eli tabancalı, seyrek siyah sakallı, kırk yaşlarında bir gazeteci bulunuyordu: Ali Suavi… Galatasaray Lisesi müdürlüğünden alındıktan sonra, II. Abdülhamid Han’a düşman kesilen Ali Suavi, onu devirme sevdasına düşmüştü. Şüphesiz Don Kişotvari bir düşünce ve hayal… Ama perde gerisinde başka güçler de vardı. saltanat değişikliğini şahsi ikballerine basamak yapmak isteyen bir kısım devlet ricali ve ordu mensubu, hatta Kıbrıs’a göz koyan İngiltere… bu güçler, muhteris Ali Suavi’yi bir maşa olarak kullanmaktaydı. Ona, göçmen leri kandırıp örgütleme ve Çırağan baskınını tertipleme görevini yüklemişlerdi. Asıl oyun bundan sonra sahneye konulacaktı.Ancak, görünüşteki bu sivil ihtilal teşebbüsünü, inanılmaz bir şekilde, bir tek kişi durdurdu: Okuması ve yazması olmayan, imzasını (Arapça) 7 ve 8 rakamlarını birleştirerek atmasından dolayı “Yedi-Sekiz” lakabıyla anılan Beşiktaş Muhafızı Hasan Paşa…Baskını haber aldığında yakınlardaki bir berber dükkanında traş olmaktaydı Hasan Paşa. Yanında silahı yoktu ve zaten o günlerde görev başında değildi.

YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞANIN AYAKLANMAYI DURDURMASI yazısına devam et

ABDULHAMİD HANIN FİLİSTİNE YAHUDİLERİN YERLEŞMEMESİNİN EMRİ

maxresdefaultABDULHAMİD HANIN FİLİSTİNE YAHUDİLERİN YERLEŞMEMESİNİN EMRİ

Yıldız Sarayı Hümâyûnu Baş Kitâbet Dairesi,

Beyrut Vilâyeti dahilinde Safed Kasabasında bulunan ve Hayfa’ya 440 (Dört yüz kırk) ecnebî Musevinin istidâları vechile Tâbi’iyyet-i Devlet-i Aliyye’ye kabulleri istîzânın hâvi resîde-i dest-i ta’zim olan 20 Zilhicce 1308 tarihli tezkere-i Sâmiye-i sadâret-penâhileri manzur-i alî oldu. Musevîlerin Kudüs civa­rında içtima’ ve iskân etmeleri, ileride orada bir Musevî hükümetin teşekkülünü intâc edebileceği müâbesesiyle kat’â câ’iz olmaktan başka; zaten Memâlik-i Şâhâne arâzi-i hâliyeden ma’­dûd olmadığına ve medenî Avrupalıların memleketlerinden tardetdikleri eşhâsın Memalik-i Şahâneye kabulüne bir sebep olmayıp, hususuyla ortada bir Ermeni Fesâdı mevcûd iken bu suret aslâ câiz olmayacağına nazaran ne merkûmenin ne de sair Musevilerin kabûl olunmayarak Amerika’da iskân etmek üzere geri gönderilmeleri zımnında ba’demâ ayrı ayrı ma’ruzâta hâcet kalmayacak sûrette Meclis-i Vükelâca umumî bir karâr ittihâzıyla bâ-mazbata “arz ve istizân-ı keyfiyyet olunması muktezâ-ı irâde-i Seniyye-i Cenâb-ı Hilâfet-penâhî’den bulunmuş ve bi­naenaleyh Tezkere-i Sâmiye-i Vekâlet-penâhîleri takımıyla iâde edilmiş olduğundan ol bâbda emir ve fermân Hazret-i Men Lehü’l emrindir.

21 Zilhicce 1308 (15 Temmuz 1307 (1891))

Ser-kâtib-i Hazret-i Şehriyârî Süreyyâ