Etiket arşivi: şeyh

Mevlevi Ayini Nasıl Yapılır

MEVLEVÎ ÂYİNİ

Mevlevîler’in zikir törenlerine verilen ad.

Mevlevî âyini yahut kısa adıyla semâ, tasavvuftaki devran anlayışına uygun biçimde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin, bulunduğu dinî toplantılarda duyduğu vecd ve zevk eseri olarak herhangi bir usul ve kaideye bağlı kalmaksızın zaman zaman yaptığı semâlardan (dönüş) alınan ilhamla, kendisinden sonra düzenlenip geliştirilerek şekillenmiş, diğer tarikatların zikir ve mukabele meclislerine benzer bir zikir toplantısıdır. Mevlânâ’nın düşüncelerinin bir tarikat kimliğine bürünüp teşkilâtlanması oğlu Sultan Veled’in zamanında başlamıştır. Ancak Mevlevî âyininin belli bir âdâb ve erkâna tâbi olarak yapılması XV. yüzyılda Sultan Veled’in torunu Emîr Âlim Çelebi’nin oğlu Pîr Âdil Çelebi dönemine rastlar. Bu konudaki son düzenlemeler ise Konya’daki âsitânenin şeyhlerinden Pîr Hüseyin Çelebi tarafından XVII. yüzyılda gerçekleştirilmiştir. “Mukābele-i şerif” adıyla da anılan Mevlevî âyini haftada bir defa İstanbul dışındaki dergâhlarda cuma namazından sonra, İstanbul mevlevîhânelerinde ise haftanın belirli bir gününde öğle veya yatsı namazının ardından mevlevîhânelerin “semâhâne” denilen bölümünde yapılırdı. Ayrıca “ihyâ geceleri” adı verilen kandil ve bayram geceleriyle hilâfet merasimlerinde de âyin icra edilirdi.

Mevlevi Ayini Nasıl Yapılır yazısına devam et

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri (1206-1326), Osmanlı Devleti’nin mânevî bânîsi, Osman Gâzi’nin kayınpederi ve üstâdıdır. 120 sene ömür sürmüştür. Tahsîlinin başlangıcı, muhtemelen doğum yeri olan Karaman’da, ikmâli ise Şam’dadır. Zamanın tanınmış bütün âlimlerinden ders okumuş ve hem zâhirî hem de bâtınî ilimler bakımından eşsiz bir duruma gelmiştir.

Moğol istilâsının ardından büyük bir çalkantı ve buhran yaşayan müslüman Anadolu’nun, içinde bulunduğu bu girdaptan kurtulması için büyük gayretler sarf eden şahsiyetlerin başında Edebali Hazretleri gelmektedir.

O, beyliklere bölünüp parçalanarak ciddî yara almış olan Anadolu birliğini yeniden tesis ile İslâm sancağını ehl-i küfür karşısında muzafferen dalgalandırmak için çırpınıyordu. Bu gâyesini gerçekleştirebilmek yolunda bütün Anadolu beyliklerini hassas bir değerlendirmeye tâbî tutmuştu.

Birbirleriyle Selçuklu’nun yerini almak maksadıyla devamlı ve kıyasıya bir sûrette kavga hâlinde olan beyliklerin durumu, Şeyh Edebali’ye ümit vermiyordu. Nihâyet henüz dört yüz atlı kadar bir kuvvete mâlik olup uç beyliği yapmakta olan ve hiç kimsenin ilerisi hakkında parlak şeyler düşünmediği Osmanlı Beyliği’ni tahlil eden Edebali Hazretleri, bu küçük beylikte aradığı ulvî cevheri buldu.

Şeyh Edebali Hazretleri yazısına devam et

ŞEYH EDEBALİ’NİN ÖĞÜDÜ

74688,seyh-edebali-bilecik.pngOğul, insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme.
Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.
Üç kişiye acı:
* Cahiller arasındaki alime,
* Zenginken fakir düşene,
* Hatırlı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki atın iyisine DORU, yiğidin iyisine DELİ derler.

ŞEYH ŞAMİL SÖZLERİ

seyh_samil1 – Kahrolsun sefil esâret ! Yaşasın şanlı ve güzel ölüm.

2 – Düşmana karşı diri kedi, ölmüş aslandan iyidir.

3 – Maddî silahlar yalnız başına hiçbir işe yaramaz.

4 – Çar’ı büyük görenler Allah’a şirk koşan kâfirlerden farksızdır.

5 – Vatanın kurtuluş ve istiklâli yolunda cehd ve cenk gereklidir.

6 – Hürriyetimiz, zulim ve kahrın döktüğü kanlarla kazanılacaktır.

7 – Şehidlerin ruhları yeşil kuş kanatları içinde Allah’a kavuşur.

8 – Müslümanlık esasına göre kurulan idare teşkilâtı ile diktatörlük bağdaşamaz.

ŞEYH ŞAMİL SÖZLERİ yazısına devam et

ŞEYH ŞAMİL İLE RUS GENERALİ’NİN GÖRÜŞMESİ

seyh-samilŞEYH ŞAMİL İLE RUS GENERALİ’NİN GÖRÜŞMESİ

Bu görüşmenin gerçekleşmesine sebep, Çar’ın o yılın sonbaharında Kafkasya’ya gelecek olmasıydı. Ruslar, Çar’ın Kafkasya’ya gelmesiyle tüm bölgenin boyun eğmesini kutlayabileceklerini sanıyorlardı. Bunun için de tabi tâbii öncelikle İmam Şamil’in ikna edilmesi gerekiyordu. Bu yüzden başkumandana ve General Feze’ye emirler gönderilerek Şamil’in en kısa zamanda teslim olmaya razı olmasının sağlanması istendi. Bu sırada Güney Dağıstan’da bulunan Feze, cesareti ve askeri kabiliyetleri kadar Dağlılar hakkındaki bilgisiyle de ünlü olan Klugenav’a bu görevi tevdi etti. Klugenav da Karanay beyleri aracılığıyla bir mektup göndererek kendisiyle görüşme yapmak istediğini bildirmişti. Aslında araştırmacıların da temas ettiği gibi Klugenav büyük bir ihtimalle böyle nazik ve zor bir görevin hiç başarı şansı olmadığını düşünüyor olmalıydı. Fakat Çar’ın emirlerine uymak zorundaydı. Bu yüzden Karanay beylerinin aracılığıyla Şamil’e bir mektup göndererek O’nunla bir görüşme yapmak istediğini bildirdi. “Şamil de ertesi günü Gimri’nin kaynağının yanında buluşmaya karar verdi. Bu minval üzere 18 Eylül günü Klugenav, yanına Yevmodikov, 15 Don Kazağı ve Ruslarla dost olan Karanay’dan 10 atlı olduğu hâlde kaynağa geldi.

ŞEYH ŞAMİL İLE RUS GENERALİ’NİN GÖRÜŞMESİ yazısına devam et

ŞEYH ŞAMİLİN NASİHATLERİ

ŞEYH ŞAMİLİN NASİHATLERİ

Insanlığın en yükseği en asili Allah’tan cok korkandır.

Müslüman idareciler işlerini şura ile görürler.

Allah ile açık ve gizli işleriniz edep üzere olsun.

Hayrın kümelendiği evin anahtarı tevazu, şerrin kümelendiği evin anahtarı ise gururdur. Sen birinciyi tercih et.

Kamil kişi yürümeye nasıl başlarsa öyle bitirmelidir.

Kıl kadar bile ışık gördüğün yere git.

Dünyada menfaat icin sevgi gösterisinde bulunan insanlardan olma.

Nefsini baş tacı eden, dinini hor görür.

Bir naibe gönül bağlarken, onda keramet aramayınız. Sadece dine saygı beslediğini ve hak yolunda yürüdüğünü görmek yeterlidir”.

ŞEYH ŞAMİL KAFKASLARIN PRENSİ

İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan”ın Gimri köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avar Türklerine mensup Dengau Muhammed”dir. 15 yaşında iken at binerek kılıç kuşandı. 20 yaşına geldiğinde iki metreyi aşan boyu ile atlama, ateş etme, güreş, koşu, kılıç gibi spor dallarında üstün yetenek sahibi olmuştu.Öğrenimine bilgin Said Harekani”nin yanında başladı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki”nin öğrencisi oldu. Kendinden önce İmamet makamında bulunan Gazi Muhammed ve Hamzat Beg”in müşavirliğini yaptı. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı.

Şamil, İmam yani devlet başkanı seçildikten sonra ilk iş olarak iç işlerini ele aldı. Ruslara karşı daha etkili savaşmak için lüzumlu idari ve askeri teşkilatları yeni esaslara göre tanzim etti. Bir taraftan askeri tedbirler alıp düşmana karşı savunma savaşları verirken, diğer taraftan da muntazam adli ve idari sivil bir devlet mekanizması geliştirmiş, medreselerde eğitime önem verdirmiş, fikir ve sanat alanında da büyük adımlar atılmasını sağlamıştır. Döneminde tophaneler, baruthaneler, silahhaneler yapılmış, muntazam birlikler halinde askeri teşkilat kurulmuştur.

Şamil imam seçildiği 1834 yılından 1859 yılına kadar Rusya”nın büyüklüğü ve kudretine rağmen yılmadan mücadeleyi sürdürdü. Kendinden önceki iki imamın döneminde de fiilen 10 yıl savaşlara iştirak ettiğinden durup dinlenmeden cihad ettiği süre tam 35 yılı bulmuştur. Bu süre zarfında Rus kuvvetlerine büyük zayiatlar vermiş ancak kısıtlı sayıdaki asker sayısı da günden güne erimiştir. 1839″da Ahulgo Tepesinde 3.000 mürid ile General Grabbe komutasındaki 10.000″i aşkın üstün donanımlı Rus ordusunun kuşatmasına 80 gün süreyle direnişi harp tarihine geçmiştir. Şamil bu savaşta eşi Cevheret”i,
oğlu Said”i ve kızkardeşi Mesedo”yu kaybetmiş, 8 yaşındaki oğlu Cemaleddin”i Ruslara rehin vermek zorunda kalmıştır.

Savaşlara iştirak eden Rus komutanlarından Milyutin, 80 gün devam eden Ahulgo savaşı hakkında hatıratında şu satırlara yer verir; “Artık muharebenin sevk ve idaresi kumandanların elinden büsbütün çıkmıştı. Hiddetlerinden köpürmüş, adeta çıldırmış bir hale gelen dağlılar, ulu orta askerlerimizin üzerine saldırıyor, süngü ucunda can verinceye kadar dövüşüyorlardı. Kadınlar bile kendilerini kudurmuş gibi müdafaa ettiler ve silahsız oldukları halde sıra sıra süngülerimizin üzerine atıldılar. Lakin muvaffakiyet için her türlü fedakarlığı göze almış olan Rus kumandanlığı inatla taarruzlara devam etti. Teslim olmayı katiyyen reddeden dağlılar, hiçbir ümitleri kalmadığı halde kahramanca dövüştüler. Kadınlar, çocuklar ellerindeki kamalarla Ruslara hücum ediyor, süngülerin önünde göz kırpmadan can veriyorlardı. Bazıları ise kendilerini ve çocuklarını korkunç uçurumlara atıyorlardı. Yaralılar bile inanılmaz şekilde dövüşüyordu.”

Dost ülkelerden hiçbir yardım göremeyen İmam Şamil”in, nihayet elindeki bütün kuvvet kaynakları tükenir ve 1859″un 6 Eylül”ünde Gunip”te Prens Baryatinsky komutasındaki 70.000 kişilik Rus ordusuna, yanında birkaç yüz kişi kalıncaya kadar direndikten sonra teslim olur.İmam Şamil, aile efradı ve 40 kadar adamı Petersburg”a Çar”ın sarayına götürülür. Rus Çarı II.Aleksandr tarafından sarayın kapısında hayrete düşülecek derecede nazik karşılanır. Çar, babası 1.Nikola”ya ve ihtişamlı ordularına tam otuzbeş yıl Kafkasya”yı zindan eden, zamanının bu en büyük kahramanını karşısında görür görmez, yüzünden
ve sakalından hayranlıkla öpmekten kendini alıkoyamaz.

İmam Şamil bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga”ya gönderilir.Ancak Şamil ve ailesine esaret çok ağır gelir. İki yıl içinde Şamil”in simsiyah saçları beyazlar. Büyük kızı Nafisat ile gelini Muhammed Gazi”nin karısı Kerimet üzüntüden vereme yakalanarak ölürler. Aradan ancak on yıl geçtikten sonra Çar, onun Hac”ca gitmesine izin verir. Ancak bir tedbir olarak oğlu Muhammed Şefi”yi alıkoyar ve Hacc”ı ifa ettikten sonra derhal Rusya”ya dönmesini şart koşar.

Şamil, 1870 yılında maiyetindeki adamları ile birlikte Rusya”dan ayrılarak önce İstanbul”a uğrar. Sultan Abdülaziz tarafından karşılanarak sarayda ağırlanır. Şamil”in İstanbul”a uğradığı haberi duyulduğunda şehirde yer yerinden oynamış, halk bu büyük kahramanı görebilmek için saray kapılarına akın etmişti. Şamil, aşkına düştüğü son menzile bir an evvel varmak için Sultan”ın kendisine tahsis ettiği gemi ile yola koyulur. Cidde limanında Mekke Emiri, şehrin ileri gelenleri ve mahşeri bir kalabalık tarafından törenlerle karşılanarak Mekke”de Şürefa dairesinde misafir edilir.

Şamil, hac farizasını yerine getirdikten sonra Medine”ye geçer. Medine günlerinde son derece takatten düşer, çektiği büyük ızdırap artık tahammül edilmez bir hal alır ve hastalanarak yatağa düşer.Bütün hayatını ülkesinin milli bağımsızlığına adayan, askeri dehasını bütün dünyaya ve bizzat ebedi düşmanı Rus yüksek makamlarına dahi kabul ettiren, adını dünya tarihine “gelmiş geçmiş en büyük gerilla lideri” olarak yazdıran İmam Şamil 4 Şubat 1871″de 74 yaşında iken hayata gözlerini yumar.