Shams Beykoz Üniversitesi’nde konferans verecek

Eğitim-öğretim alanındaki yenilikleri ile yükseköğretimde fark yaratmayı başaran Beykoz Üniversitesi, aynı zamanda alanında uzman dünyaca ünlü isimleri de ağırlamaya devam ediyor. İranlı şair, yazar ve Pensilvanya Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Fatemeh Shams, 19 Aralık saat 14.00’te Beykoz Üniversitesi Rektörlük Yerleşkesi Konferans Salonu’nda akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelecek.
‘Bulanıklaşan Sınırlar: Modern İran ve Afganistan Şiirinde Muğlak Alanlar’ adlı konferansta İran ve Afganistan şiirinin derinliklerine, bilinmeyenlere doğru bir yolculuğa çıkaracak olan Shams, merak edilenler hakkındaki soruları da cevaplandıracak.
Ödüllü şair
2009 yılında hükümet karşıtı protestolarda bulunarak ülkesinden sınır dışı edilen Shams, bir süre İngiltere’de yaşadıktan sonra ABD’ye yerleşmişti. Özellikle devletlerin etkisi Okumaya devam et “Shams Beykoz Üniversitesi’nde konferans verecek”

Cemal Safi Vefat Etti

fb_img_1524070289400 Cemal Safi Vefat EttiÜnlü şair Cemal Safi hayatını kaybetti
Şarkılara dönüşen şiirleriyle tanınan sanat camiasının önemli isimlerinden Cemal Safi tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 80 yaşındaki şair KOAH hastalığı nedeniyle yoğun bağımda tutuluyordu.

 

BENİM ADIM AŞK 

Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benimBülbül benim lisanımla ötüştü
Bir gül için can evinden tutuştu
Yüreğine Toroslar’ dan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benimNiceler sultandı, kraldı, şahtı
Benimle değişti talihi, bahtı
Yerle bir eyledim taç ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benimKamil iken cahil ettim alimi
Vahşi iken yahşi ettim zalimi
Yavuz iken zebun ettim Selimi

 

Okumaya devam et “Cemal Safi Vefat Etti”

Karaman’dan Bir Yazar Nasıl Çıkar?

Karaman’da doğmuş,şimdi ise kitapları çeşitli dillere çevrilmiş bir yazarın yaşam hikayesini okuyunca başarıyı elde etmenin o kadar da kolay olmadığını göreceksiniz.

Doğduğu andan itibaren hayat ile mücadelesi başladı.Bu mücadele sonra ki yaşamında da peşini bırakmadı.Aile bireylerinin bir araya gelememesi nedeniyle küçük yaşta öksüzler evine verildi.Artık bir ailesi olduğu halde öksüzlerin arasında geçireceği çok kötü günler o’nu bekliyordu… Kalabalık ve maddi durumu iyi olan baba tarafının sahip çıkmaması nedeniyle kimsesiz olarak öksüzlerin arasında büyümesi küçük bedenine çok ağır gelmişti.Bir çocuğun tek istediği bir aile sevgisidir ama öksüzler yurdu bu sevgiyi o’na vermesi çok uzaktı…Bu gerçek maalesef günümüzde de aynı çizgide devam ediyor.

Görevli çocukların arasından sessizce duran küçük yazarımızı alarak bir odaya getirdiğinde bir sürprizin kendisini beklediğinden habersizdi…Karşısında nur yüzlü anneannesini görünce ikisi de birbirlerini hasretle kucakladılar.Maddi durumu iyi olmayan anneanne torununun öksüzler yurdunda büyütülmesine dayanamamıştı. Bir lokma ekmeği gerekirse bölüşerek yiyeceğini ve torununa bakabileceğini söyleyerek torununu öksüzler yurdundan çekip aldı.Kocası ise şimdilerde açıkça ortada satılan ama o zamanlar kaçakçılık ile bir tutulan tütün satmaktan hapise girmişti.Şair ve yazarımız için artık yeni bir hayat başlıyordu…Anneannesi ile olan yaşantısını yazarımız bir ömür boyunca beynine kazıdı.Öyle ki mahalle,komşular ve etrafta bulunan evlerde yaşantı şekli daha dün gibi aklında kaldı.Bu durumu şiirinde şöyle anlatır.

“Fakir bir evin penceresinde
Paslı bir teneke içinde
Etrafına güzellik veren
Bir çiçek gibi
Büyüdüm ben.
Kimsesizdim.

Ne ana vardı
Ne baba
Ne kardeş, ne akraba;
İlgilenecek kimsem yoktu
Bir tek fakir anneannem vardı.
İlgisizdim.”

Okumaya devam et “Karaman’dan Bir Yazar Nasıl Çıkar?”

Takılma – Necati Cebesoy

necati_cebesoy Takılma - Necati Cebesoy
Necati CEBESOY

Ruhuna bak insanların yaşa TAKILMA
Gözlerindeki manâyı gör kaşa takılma
Yüreği katıysa onun boşa takılma
Engin toprakta yürü taşa TAKILMA

Maneviyat altındır .maddiyat bakır
Ruhu zenginlerle dost ol .olsada fakir
Aldanma gözlerine .olsada Çakır
Geçici renklere sakın TAKILMA

Kiracıyız bu dünyada sakın unutma
Helâl kazan. Haramdan hiç medet umma
Kanma cilvesine yalan dünyanın
Boyacıyı iyi tanı .boyaya TAKILMA

İki yüzlülere kapını kapa
Gönül tarlasına yeter bi çapa
Cahilin sözü gelmez .hiç ipe sapa
Cahili nadenlerle .oturup TAKILMA

Dertliyle otur .derdini dinle
O inliyorsa sende onunla inle
Çok fazla uğraşma. Bir ile binle
Rakamlarda geçicidir sakın TAKILMA

Necati CEBESOY

(11-12-2014)

Var redifli Gazeli ve Anlamı- Baki’nin Son Şiiri

225px-Mahmud_Abd%C3%BClb%C3%A2k%C3%AE Var redifli Gazeli ve  Anlamı- Baki'nin Son Şiiri

Alâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var

Yakında ‘adem dirler bir şehre ‘azîmet var

 

 Uçdı bu fezâlardan mürg-ı dil-i nâlânum

Arâm idemez oldum efkâr-ı seyâhat var

 

Nûş eylese bir ‘âşık tâ haşre dek ayılmaz

Bezm-i felekün bilmem câmında ne hâlet var

 

Bu hâlet ile ey dil sağ olmada ‘âlemde

Derd ü gam-ı dil-ber ile ölmekde letâfet var

 

Gitdükçe harâb eyler mülk-i dil-i virânı

Dehrün bu cefâsından bir şâha şikâyet var

 

Ser terkine kâ’ildür dünyâya gönül virmez

Terk ehlinün ey Bâkî başında sa’adet var

Baki (Mahmud Abdülbâkî)

Okumaya devam et “Var redifli Gazeli ve Anlamı- Baki’nin Son Şiiri”

William Shakespeare Kimdir…?

Shakes0_2887948b William Shakespeare Kimdir...?

William Shakespeare Kimdir…?
William Shakespeare, (26 Nisan 1564 (vaftiz) – 23 Nisan 1616), İngilizce’nin en büyük yazarı ve dünyanın seçkin drama yazarı kabul edilen İngiliz şair, oyun yazarı ve oyuncu. Sıklıkla İngiltere’nin ulusal şairi ve “Avon’un Ozanı” olarak anılır. Günümüze ulaşan eserleri, bazı ortaklaşa yazılanlarla birlikte 38 oyun, 154 sone, iki uzun öykü şiir ve birkaç diğer kaynağı belirsiz şiirlerden oluşur. Oyunları bütün büyük dillere çevrildi ve diğer bütün oyun yazarlarından daha çok sergilendi.

Shakespeare Stratford-upon-Avon’da doğdu ve yetişti. 18 yaşında, Anne Hathaway ile evlendi ve üç çocuğu oldu: Susanna, ve ikizler Hamnet ile Judith. 1585 ile 1592 arası, Londra’da bir aktör, yazar ve Lord Chamberlain’s Men (daha sonra King’s Men olarak da bilinir) adında bir tiyatro şirketinin sahibi olarak başarılı bir kariyere başladı. Ölmeden 3 yıl önce 1613’te, 49 yaşındayken Stratford’da emekli olarak görülür. Shakespeare’in kişisel yaşamına dair bazı kayıtlar günümüze ulaşmıştır. Fiziksel görünüşü, cinsel yönelimi, dini inançları, ve başkaları tarafından yazılıp ona atfedilen eserler olup olmadığı hakkında önemli tahminler yürütülmüştür.

Shakespeare bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yıllarında üretti. İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihîydi, bu türlerle 16. yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608’e kadar trajedilere yöneldi, İngilizce’nin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello, ve Macbeth’i bu dönemde yazdı. Son aşamasında, dram olarak da bilinen trajikomedilerini yazdı, ve diğer oyun yazarlarıyla işbirliği yaptı.

Oyunlarının birçoğu hayatı boyunca değişik kalitede ve doğrulukta basınlarda yayınlandı. 1623’te, Shakespeare’in iki arkadaşı ve aktör dostu John Heminges ve Henry Condell, şimdi Shakespeare’in olduğu bilinen iki eser dışındaki tüm dramatik eserlerini içeren bir derleme baskıyı, Birinci Folyo’yu yayınladı. Önsözü Ben Jonson’ın bir şiiriydi, şiirde ileri görüşle Shakespeare için “bir döneme değil, tüm zamanlara ait” şeklinde bahsedilmiştir.

Shakespeare yaşadığı zamanda saygın bir şair ve oyun yazarıydı, ama ünü 19. yüzyıla kadar günümüzdeki yüksekliğine erişmedi. Özellikle romantikler, Shakespeare’in dehasını çok beğenmiş ve Victoria döneminde yaşayanlar Shakespeare’e George Bernard Shaw’ın “bardolatry” (Shakespeare hayranlığı) olarak tabir ettiği bir hürmetle tapmışlardır.20. yüzyılda, eserleri bilim ve tiyatrodaki yeni akımlar tarafından defalarca benimsendi ve yeniden keşfedildi. Oyunları bugün popülerliğini büyük ölçüde sürdürmektedir ve sürekli olarak incelenmekte, sergilenmekte ve tüm dünyada farklı kültürel ve politik bağlamlarda yeniden yorumlanmaktadır.

Çocukluğu

William Shakespeare, aslen Snitterfield’lı olan belediye meclisi üyesi ve başarılı bir deri eşya tüccarı John Shakespeare ve varlıklı toprak sahibi bir çiftçinin kızı Mary Arden’ın oğluydu. Stratford-upon-Avon’da doğdu ve burada 26 Nisan 1564’te vaftiz edildi. Gerçek doğum günü bilinmemektedir, ancak geleneksel olarak 23 Nisan’da, Đurđevdan’da doğduğu söylenir. 18. yüzyıl bilgininin hatasına dayandırılan bu tarih, Shakespeare 23 Nisan 1616’da öldüğünden beri, biyografi yazarlarına cazip gelmiştir. Sekiz çocuğun üçüncüsüydü ve hayatta kalan en büyük çocuktu.
Geriye kalan bir kanıt olmamasına rağmen, çoğu biyografi yazarı Shakespeare’in büyük ihtimalle Stratford’da, evine yaklaşık 400 metre uzaklıkta olan ve 1553’te açılan ücretsiz okulKing’s New School’da okuduğu konusunda anlaşmaktadır. İngiltere’deki ilkokullar Elizabeth Çağı süresince kalitede çeşitlilik göstermiştir, ama ilkokul müfredatı tüm İngiltere’de kraliyet kararnamesiyle standartlaştırılmıştı ve okul klasik Latin yazarları üzerine dayalı olarak Latince yoğun bir eğitim sağlamaktaydı.

18 yaşında, Shakespeare 26 yaşındaki Anne Hathaway ile evlendi. Worcester Anglikan Psikoposluğu kardinalleri mahkemesi 27 Kasım 1582’de bir evlilik cüzdanı yayınladı. Bir gün sonra Hathaway’in iki komşusu, hiçbir hukuki iddianın evliliği engellemediğini garantileyen senetler yolladı. Worcester şansölyesinin evlenme ilânına olağan üç kere okunması yerine bir kere okunmasına izin vermesinden, ve evliliklerinden altı ay sonra, 26 Mayıs 1583’te vaftiz edilen kızları Susanna’nın doğmasından ötürü, törenin biraz aceleyle düzenlenmiş olma olasılığı vardır. Bunu yaklaşık iki ay sonra ikizler, erkek Hamnet ve kız Judith izledi ve 2 Şubat 1585’te vaftiz edildiler. Hamnet bilinmeyen nedenlerden dolayı 11 yaşında öldü ve 11 Ağustos 1596’da gömüldü.

İkizlerin doğumundan sonra, 1592’de Londra tiyatro sahnesinin bir parçası olarak anılana kadar, Shakespeare tarihe geçen birkaç iz bıraktı, ve bilginler 1585 ile 1592 arasındaki yıllara Shakespeare’in “kayıp yılları” olarak değindiler. Bu dönemi açıklama girişiminde bulunan biyografi yazarları doğruluğu şüpheli birçok hikâye anlattı. Shakespeare hakkında biyografi yazan ilk kişi Nicholas Rowe, Thomas Lucy’nin mülkünde kaçak geyik avcılığı davasından kaçmak için Shakespeare’in Londra’ya gitmek üzere kasabayı terk ettiği bir Stratford efsanesi ortaya attı. Shakespeare’in ayrıca hakkında küfürlü bir balad yazarak Lucy’den intikam aldığı düşünülür.Bir başka 18. yüzyıl hikâyesi Londra’daki tiyatro müşterilerinin atlarına bakıcılık yaparken tiyatro kariyerine başlayan Shakespeare üzerinedir.John Aubrey ise Shakespeare’in öğretmenlik yaptığını iddia etmiştir.Bazı 20. yüzyıl bilginleri, vasiyetinde kesin olarak “William Shakeshafte” şeklinde bahseden Katolik toprak sahibi Lancashire’lı Alexander Hoghton’ın, Shakespeare’i öğretmen olarak görevlendirdiğini öne sürdü. Küçük bir bulgu, ölümünden sonra bir araya getirilen söylentiler dışındaki çoğu hikâyeyi doğrulamaktadır, ve Shakeshafte, Lancashire bölgesinde yaygın bir isimdi.
Londra ve tiyatro kariyeri
Shakespeare’in ne zaman yazmaya başladığı tam olarak bilinmemektedir, ama performansların çağdaş ima ve kayıtları birçok oyununun 1592’de Londra sahnesinde olduğunu göstermektedir. O zamanlar, oyun yazarı Robert Greene’nin kendisine Groats-Worth of Wit eserinde saldırmasıyla Londra’da oldukça tanınmıştı:

…sonradan görme bir Karga var, bizim tüylerimizle güzelleşmiş, bir oyuncunun derisine bürünmüş kaplanın kalbi ile, kendisinin bile uyaksız bir şiirde söz sanatını en iyi şekilde yapabildiğini zannediyor: ve salt bir Johannes factotum olarak, bir ülkedeki tek Shake-scene olmanın kibirindedir.

Bilginler bu sözcüklerin tam olarak ne ifade ettiği konusunda anlaşamamaktadır, ama çoğunluğunun katıldığı düşünce, onu Christopher Marlowe, Thomas Nashe ve Greene’nin kendisi gibi üniversite mezunu yazarlara benzemeye çalışırken kendi seviyesini geçmesiyle suçladığıdır.[31] “Shake-scene” kelime oyunu ile birlikte, eğik olarak yazılmış, Shakespeare’in VI. Henry, Bölüm 3 eserinden “Ah, bir kadının derisine bürünmüş kaplanın kalbi” cümlesinin taklidinin yapıldığı ifade, Shakespeare’i Greene’nin hedefi olarak belirlemiştir. Buradaki Johannes Factotum—”her işi biraz bilen”— daha yaygın olan “evrensel deha”dan ziyade, başkalarının çalışmalarıyla ikinci sınıf bir tamirciyi kasteder.

Greene’nin saldırısı, günümüze ulaşanlar arasında Shakespeare’in tiyatrodaki kariyerinden bahseden ilk kayıttır. Biyografi yazarları, kariyerinin 1580’lerin ortalarından Greene’nin sözlerinden hemen öncesine kadar olan süreçte başlamış olabileceğini ileri sürmektedir. 1594’ten sonra Shakespeare’in oyunları sadece, Shakespeare’in de dahil olduğu bir grup oyuncuya ait, kısa süre sonra Londra’nın ileri gelen tiyatro şirketi olacak olan Lord Chamberlain’s Men tarafından sergilendi. Kraliçe Elizabeth’in 1603’teki ölümünden sonra şirket, yeni kral I. James tarafından royal bir patent ile ödüllendirildi, ve ismi King’s Men şeklinde değiştirildi.

1599’da, şirket üyelerinin ortakları Thames Nehri’nin güney kıyısında Globe adını verdikleri, kendi tiyatrolarını inşa ettiler. 1608’de, ortaklar ayrıca Blackfriars kapalı tiyatrosunu devraldı. Shakespeare’in gayrimenkul alım ve yatırımlarına dair kayıtlar, şirketin onu varlıklı bir adam yaptığını göstermektedir. 1597’de, Stratford’da New Place adındaki ikinci büyük evini satın aldı, ve 1605’te, Stratford’da kilise ondalık vergilerinde pay sahibi oldu.

Shakespeare’in oyunlarının bazıları 1594’ten itibaren çeyrek boy baskılarda yayımlandı. 1598 ile, ismi bir satış noktası oldu ve baş sayfalarda görünmeye başladı. Shakespeare, bir oyun yazarı olarak başarısından sonra kendinin ve başkalarının oyunlarında oynamaya devam etti. Ben Jonson’ın 1616 baskısı Works onun Every Man in His Humour (1598) ve Sejanus His Fall (1603) oyunlarının oyuncu listelerinde olduğunu belirtir. İsminin, Jonson’ın 1605’teki Volpone oyununun listesinde yokluğu, bazı bilginler tarafından oyunculuk kariyerinin sona yaklaştığının bir işareti olarak görüldü. Yine de, 1623’teki Birinci Folyo, Shakespeare’i “tüm bu Oyunlardaki Başlıca Aktörler”den, Volpone’dan sonra ilk sahneye çıkanlardan biri olarak listeler, ancak hangi rollerde oynadığı kesin olarak bilinememektedir. 1610’da, John Davies, “iyi Will”in “kral gibi” rollerde oynadığını yazdı. 1709’da Rowe, Shakespeare’in, Hamlet’in babasının hayaletini oynadığı bir geleneğin nesilden nesile geçmesini sağladı.

Shakespeare kariyeri boyunca zamanını Londra ve Stratford arasında paylaştırdı. Stratford’da aile evi olarak New Place’i almadan bir yıl önce, 1596’da, Shakespeare Thames Nehri’nin kuzeyinde, Bishopsgate yolundaki St. Helen’s kilisesinde yaşıyordu. Şirketinin Globe Theatre’i inşa ettiği yıl olan 1599’da nehrin karşısındaki Southwark’a taşındı. 1604’te, tekrar nehrin kuzeyine, St Paul Katedrali’nin kuzeyinde güzel evli bir bölgeye taşındı. Burada, Christopher Mountjoy adında, kadın saç aksesuarları tasarlayan Fransız bir Huguenot’tan odalar kiraladı.
Sonraki yılları ve ölümü

Rowe, Shakespeare’in ölümünden önceki birkaç yıl emekli olarak Stratford’da yaşadığını; ama sadece o zamanda yaygın olmayan işleri bıraktığını, ve Shakespeare’in Londra’yı ziyaret etmeye devam ettiğini nesilden nesile aktaran ilk biyografi yazarıydı. 1612’de Shakespeare, Mountjoy’un kızı Mary’nin evlilik anlaşması hakkında bir dava olan Bellott v. Mountjoy’un bir tanığı olarak anılıyordu. Mart 1613’te eski Blackfriars manastırında bir geçit ev satın aldı;, ve Kasım 1614’ten itibaren birkaç hafta üvey oğlu John Hall ile Londra’da kaldı
1606–1607’den sonra, Shakespeare daha az oyun yazdı, ve 1613’ten sonra hiçbiri ona atfedilmedi. Son üç oyununu, ondan sonra King’s Men’in oyun yazarı olan John Fletcher ile ortak yazdığı tahmin edilmektedir.

Shakespeare 23 Nisan 1616’da öldü ve karısı ile iki kızı tarafından yaşatıldı. Susanna 1607’de bir hekim olan John Hall ile evlendi,ve Judith Shakespeare’in ölümünden iki ay önce bir şarap tüccarı olan Thomas Quiney ile evlendi.

Vasiyetinde, Shakespeare büyük kızı Susanna’ya bir servet yığını bıraktı. Quineylerin üç çocuğu vardı, bunların hepsi evlenmeden öldü.Hall ailesinin ise Elizabeth adında bir çocuğu vardı, Elizabeth iki kere evlendi ancak hiç çocuğu olmadan, Shakespeare’in doğrudan gelen soyunu bitirerek 1670’te öldü. Shakespeare’in vasiyeti karısı Anne’den neredeyse hiç bahsetmez, büyük olasılıkla Anne’in hakkı otomatik olarak mirasının üçte biriydi.Yine de, ona birçok spekülasyona yol açan “en iyi ikinci yatağım” kalıtını bırakmasıyla dikkati çekti. Bazı bilginler kalıtı Anne’e bir hakaret olarak görürken, diğerleri ikinci en iyi yatağın evlilik yatağı olduğuna ve bu yüzden anlamının büyük olduğuna inanır.

Shakespeare ölümünden iki gün sonra Holy Trinity Kilisesinin chanceline gömülmüştür. Taş levha ile oyulan kitabesi, kilisenin 2008’deki restorasyonu süresince özenle kaçınılan kemiklerinin yer değiştirmesi durumuna karşı mezarını örten bir lanet içerir:
Oyunları
Dönemin çoğu oyun yazarı tipik olarak bir noktada diğerleriyle işbirliği yapmıştır, ve eleştirmenler, genellikle kariyerinin başında ve sonunda, Shakespeare’in de aynısını yaptığında anlaşırlar. İki Soylu Akraba ve kayıp Cardenio’nun onaylanmış çağdaş belgeleri varken, Titus Andronicus ve ilk tarihî oyunları gibi bazı atıfları tartışmalı kalmıştır. Yazılı kanıtlar da, oyunlarının birçoğunun orijinal düzeltmelerinden sonra diğer yazarlar tarafından yeniden düzenlendiği görüşünü desteklemektedir.

Shakespeare’in kayıtlı ilk eserleri, tarihsel drama rağbeti süresince 1590’ların başında yazdığı III. Richard ve üç bölümlük VI. Henry’dir. Shakespeare’in oyunlarının tarihini belirlemek zordur, yine de metinlerinin çalışmaları Titus Andronicus, Yanlışlıklar Komedisi, Hırçın Kız ve Veronalı İki Centilmen’in Shakespeare’in ilk dönemine ait olabileceğini göstermektedir. Raphael Holinshed’ın 1587 İngiltere, İskoçya ve İrlanda Tarihleri basımında oldukça yer tutan ilk tarihî oyunları, zayıf ya da yozlaşmış bir kuralın yıkıcı sonuçlarını dramatize eder ve Tudor Hanedanı’nın kökenleri için bir aklama olarak yorumlanmıştır. İlk oyunları, Thomas Kyd ve Christopher Marlowe başta olmak üzere diğer Elizabeth dönemi oyun yazarlarından, orta çağ dramasının geleneklerinden, ve Seneca’dan etkilenmiştir Yanlışlıklar Komedisi ayrıca klasik modellere de dayanır, ama Hırçın Kız için hiçbir kaynak bulunamamıştır, yine de aynı isimli başka bir oyunla bağlantılıdır ve bir halk hikâyesinden türetilmiş olabilir. Tecavüzü kabul ettiği görülen iki arkadaşın olduğu Veronalı İki Centilmen gibi, bir kadının bağımsız ruhunun bir erkek tarafından evcilleştirildiği Hırçın’ın öyküsü, bazen modern eleştirmen ve yönetmenleri rahatsız eder.
Shakespeare’in sıkı bir olaylar dizisi ve belirgin komik sekanslar içeren ilk klasik ve İtalyan tarzı komedileri, 1950’lerin ortasında yerini en büyük komedilerinin romantik havasına bıraktı. Bir Yaz Gecesi Rüyası romantizmin, peri büyülerinin, ve komik kaba sahnelerin nükteli bir karışımıdır. Shakespeare’in bir sonraki komedisi, aynı derecede romantik olan Venedik Taciri, kindar bir Yahudi tefeci olan Shylock’un, Elizabeth dönemi zihniyetini yansıtan ama modern izleyiciye uygunsuz görünebilecek betimlemesini içerir.Kuru Gürültü’nün nüktesi ve kelime oyunu, Size Nasıl Geliyorsa’nın etkileyici kırsal dekoru, ve Onikinci Gece’nin enerjik cümbüşü, Shakespeare’in büyük komedi serisini tamamlar. Neredeyse tamamı manzum şekilde yazılan lirik tarzdaki II. Richard’dan sonra, 1590 sonlarındaki tarihi oyunlarında (IV. Henry, Bölüm 1 ve Bölüm 2, V. Henry) Shakespeare nesir komedi ortaya koydu. Komik ve ciddi, nesir ve şiir sahneler arasında ustalıkla geçiş yaparken ve olgun çalışmalarının öykü çeşitliliğine ulaşırken, karakterleri daha karışık ve hassas bir hale geldi.Bu dönem iki trajediyle başlar ve sonlanır: cinsellikle yüklü gençlik, aşk ve ölümün ünlü romantik trajedisi Romeo ve Juliet; ve dramın yeni bir türünü tanıtan—Plutarkhos’un eseri Paralel Yaşamlar’ın 1579 Thomas North çevirisine dayalı—Julius Caesar.
17. yüzyılın başlarında, Shakespeare “problem oyunlar” olarak anılan Kısasa Kısas, Troilus ve Cressida, Sonu İyi Biterse ve en iyi bilinen trajedilerinden birkaçını yazdı. Pek çok eleştirmen Shakespeare’in en iyi trajedilerinin sanatının doruk noktasını temsil ettiğine inanır. Shakespeare’in en ünlü trajedilerinden biri olan Hamlet’in hayalî kahramanı, özellikle “Olmak ya da olmamak; bütün mesele bu” şeklinde başlayan ünlü tiradı ile, büyük olasılıkla diğer bütün Shakespeare karakterlerinden daha fazla tartışıldı. Ölümcül kusuru tereddüt olan içe dönük Hamlet’in aksine, sonraki trajediler olan Othello ve Kral Lear’ın kahramanlarının sonunu getiren hızlı karar hatalarıdır. Shakespeare trajedilerinin olaylar dizisi sıklıkla, düzeni altüst eden ve kahramanla sevdiklerini yıkan bu tür ölümcül hata veya kusurlar üzerinde döner. Othello’da, kötü adam Iago Othello’nun cinsel kıskançlığını, onu seven karısını öldürdüğü noktaya sürükler. Kral Lear’da, yaşlı kral güçlerinden vazgeçerek trajik hatayı yapar, böylelikle Gloucester Kontuna yapılan işkenceye ve kör edilmesine, Lear’ın en küçük kızı Cordelia’nın ise cinayetine yol açan olayları başlatır. Eleştirmen Frank Kermode’a göre, “oyun ne iyi karakterlerine ne de izleyicilerine zulmünden hiçbir rahatlama sunmaz”. Shakespeare trajedilerinin en kısası ve yoğunu olan Macbeth’te, adil kralı öldürmek ve tahtı ele geçirmek için, kontrol edilemez bir hırs Macbeth’i ve karısı Lady Machbeth’i, ancak kendi suçluluk duyguları onları da yok edinceye kadar kışkırtır Bu oyunda, Shakespeare trajik yapıya doğaüstü bir öge ekler. Son önemli oyunları olan Antonius ve Kleopatra ve Coriolanus, Shakespeare’in en güzel şiirlerinden bazılarını içerir, şair ve eleştirmen T. S. Eliot tarafından Shakespeare’in en başarılı trajedileri sayılmaktadır.

Son döneminde, Shakespeare drama ya da trajikomediye yöneldi ve işbirliğiyle yazdığı Perikles, Sur Prensi’nin yanı sıra üç önemli oyunu daha tamamladı: Cymbeline, Kış Masalı ve Fırtına. Trajediler kadar kasvetli olmayan bu dört oyun, 1590lardaki komedilerden daha ciddi bir tonda yazılmıştır, ama uzlaşma ve olası trajik hataların bağışlanması ile biterler. Bazı yorumcular bu ruh halindeki değişimi Shakespeare’de daha sakin bir bakış açısının kanıtı olarak görmüşlerdir, ama belki de sadece zamanın tiyatral modasını yansıtmaktadır. Shakespeare günümüze ulaşan iki oyun üzerinde daha, büyük olasılıkla John Fletcher ile işbirliği yapmıştır: VIII. Henry ve İki Soylu Akraba
Gösteriler

Shakespeare’in ilk oyunlarını hangi kurumlar için yazdığı belli değildir. Titus Andronicus’un 1594 baskısının baş sayfası, oyunun üç farklı tiyatro topluluğu tarafından oynandığını açığa çıkarır. 1592–3’teki vebadan sonra, Shakespeare’in oyunları kendi şirketi tarafından Thames’in kuzeyinde yer alan Shoreditch’teki The Theatre ve The Curtain’da sergilendi.Londralılar IV. Henry’nin ilk parçasını görmek için oraya yığıldı. Şirket ev sahibiyle anlaşmazlığa düşünce The Theatre’ı kapadılar ve aktörler tarafından aktörler için kurulan ilk oyun evi Globe Tiyatrosu’nu inşa ettiler, bunun için ise keresteler kullandılar. Globe, 1599 sonbaharında, sergilenen ilk oyunlardan biri olan Julius Caesar ile açıldı. Shakespeare’in Hamlet, Othello ve Kral Lear dahil çoğu büyük 1599 sonrası oyunları Globe için yazıldı.
Lord Chamberlain’s Men’in ismi 1603’te King’s Men (İngilizce: Kralın Adamı) olarak değiştikten sonra, yeni Kral James ile ayrıcalıklı bir ilişkiye girdiler. Performans kayıtları derme çatma olsa da; King’s Men, 1 Kasım 1604 ve 31 Ekim 1605 tarihleri arasında Shakespeare’in oyunlarından yedisini sahnede sergiledi, bunlara Venedik Taciri’nin iki performansı da dahildir. 1608’den sonra, kışları Blackfriars Tiyatrosu’nun iç kısmında, yazları Globe’da oynadılar. Bolca sahnelenen maskeli piyesler için Jacobean modasıyla kombine edilen iç mekan tasarımı, Shakespeare’in daha detaylı sahne oyunlarını takdim etmesine olanak sağladı. Örneğin, Cymbeline’de Jüpiter “bir kartalın üzerinde oturarak, şimşek ve gök gürültüleri arasında yeryüzüne iner: bir yıldırım fırlatır. Hayaletler dizlerinin üstüne düşer.”

Shakespeare’in şirketindeki aktörler arasında ünlü Richard Burbage, William Kempe, Henry Condell ve John Heminges vardı. Burbage Shakespeare’in oyunlarının ilk performanslarında, III. Richard, Hamlet, Othello ve Kral Lear dahil birçok başrolü canlandırdı. Popüler komedyen Will Kempe, birçok karakterin yanında Romeo ve Juliet’te hizmetçi Peter’ı ve Kuru Gürültü’de Dogberry’yi oynadı. 1600 gibi yerini Size Nasıl Geliyorsa’da Touchstone ve Kral Lear’da Soytarı gibi rolleri canlandıran Robert Armin aldı. 1613’te, Sir Henry Wotton VIII. Henry’nin “debdebedeki ve törendeki birçok olağanüstü koşullarla benzerlerinden sıyrıldığını” kayıt etti.[108] Yine de, 29 Haziran’da, tam da Shakespeare’in nadir görülen hassas bir oyununu hedef alan bir günde, bir savaş topu Globe’un damını ateşe verdi ve tiyatroyu baştan aşağı yaktı.
Metinsel kaynaklar
1623’te, Shakespeare’in King’s Men’den iki arkadaşı John Heminges ve Henry Condell, Shakespeare’in oyunlarının toplu bir baskısı olan Birinci Folyo’yu yayımladı. 8’i ilk defa basılmak üzere toplam 36 metin içeriyordu. Oyunlarının birçoğu çoktan çeyrek boy kitap versiyonlarında görülmeye başlamıştı, bunlar dört sayfa oluşturmak için ikiye katlanmış kağıt yaprakları ile yapılan dayanıksız kitaplardı Birinci Folyo’nun “çalıntı ve kaçamak kopyalar” olarak tanımladığı bu baskıları Shakespeare’in onayladığını destekleyen herhangi bir delil yoktur.Alfred Pollard bunların bazılarını uyarlanmış, yorumlanmış ve üzerinde oynanmış metinlerinden ötürü “kötü çeyrek boy kitaplar” olarak tanımlamıştır. Oyunlarının çeşitli versiyonları günümüze ulaştıkları için, her biri diğerinden farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar kopyalama ya da baskılama hatalarından, aktör ve izleyici notlarından ya da Shakespeare’in kendi eskizlerinden kaynaklanıyor olabilir. Bazı vakalarda, örneğin Hamlet, Troilus ve Cressida ve Othello, Shakespeare ‘in çeyrek boy ve folyo baskılar arasında metinlerde düzeltmeler yapmış olabileceği düşünülmektedir. Öte yandan, Kral Lear vakasında, 1623 folyo versiyonu ve 1608 çeyrek boy versiyonu birbirinden oldukça farklıdır ve çoğu modern baskı bunları birleştirirken, Oxford Shakespeare bunların bozmadan birleştirilemeyeceğini savunarak ikisini de ayrı ayrı basmaktadır.

Kaynak;Vikipedi, özgür ansiklopedi

Abdurrahim Karakoç Kimdir….?

detayb965797bc1d809b201828b792fff082a Abdurrahim Karakoç Kimdir....?Abdurrahim Karakoç

Hayatı

Kahraman Maraş, şair ve yazarlar açısından zengin bir şehirdir. Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil, Bahaettin Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Rasim Özdenören, Erdem Bayezit, Tahsin Yücel, Şevket Yücel; yeni edebiyatın önde gelen simalarındandır.[1]

Abdurrahim Karakoç, 7 Nisan 1932’de [2] Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü (Cela) köyünde dünyaya geldi.[3] İlkokulu bitirdikten sonra bir müddet köyünde marangozluk [4] ve uzun yıllar da çiftçilik yaptı.[5]

İlk yazdığı şiirleri, 2 kitap olarak çıkacak hacimdeyken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazıklarını “Hasan’a Mektuplar” adı altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. Fedai Yayınları arasında çıkan bu eser, kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.[2] Sonraki yıllarda ise şiirlerinin bir bölümünü topladığı, “Akıl Karaya Vurdu”, “Vur Emri”, “Beşinci Mevsim”, “Suları Islatamadım”, “Kan Yazısı”, “Gök Çekimi”, “Dosta Doğru” ile sohbet, mektup ve röportajlardan oluşan “Çobandan Mektuplar” adlı kitapları yayımlanacak ve bu kitaplardan bazıları, yaklaşık 20 baskı yapacaktır.[5]

Okumaya devam et “Abdurrahim Karakoç Kimdir….?”

ÜSTAD

1necip_fazil_kisakurek_ask_sozleri_kisa_14 ÜSTADKendi ifadesiyle 12 yaşında şair olan Necip Fazıl, 23 yaşına geldiğinde, yazdığı “kaldırımlar” isimli şiiriyle, sanat çevrelerinin takdirini toplamış ve bundan sonra adı bu şiirle anılmıştır: “kaldırımlar şairi”

Kimsesiz, yalnız bir insanın ruh halinin anlatıldığı bu şiirin ilk dört kıtasını buraya alıyoruz:

Sokaktayım, kimsesiz, bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler.
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor
Gözüne mil çekilmiş bir âma gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi,
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Okumaya devam et “ÜSTAD”

Dilucu Iğdır Şehitlerine – Orhan Afacan


hjbhö Dilucu Iğdır Şehitlerine - Orhan Afacan

Ağzıma Mühürdür Dilucu, Iğdır

Acımı kalbime gel de sen sığdır.

On üç Şehit Olduk VATANIM SAĞDIR

Eğilmez başımız yüce bir dağdır.

 

Tekerrür halinde tarihi oyun.

Her zaman bir şekil sahneye koyun.

Her son perdede hep bu sözü duyun,

Eğilmez başımız yüce bir dağdır.

 

Kabil’e dayanır huyunla, soyun.

Olmadık, olmayız önünde koyun.

Hilale gönderdir, bizdeki boyun

Eğilmez başımız yüce bir dağdır.

 

Sanma bize ölüm hayatın sonu.

Can emanet bizde, biliriz bunu.

Şahadetle ederiz iade onu.

Eğilmez başımız yüce bir dağdır.

 

Pusuyla değişti hayatın tonu.

Bomba ağrılığı buluyor ton’u

Vatan, Kur’an bize olunca konu

Eğilmez başımız yüce bir dağdır.

 

ORHAN AFACAN

09.09.2015,İZMİR

Abdülhak Hamid Tarhan Şiirlerinden Örnekler

abdulhakhamittarhan Abdülhak Hamid Tarhan Şiirlerinden ÖrneklerTenağğum

Ne hoş eyler muhabbeti ta’rîf
Şu garib bülbül âşiyânında
Ben de gûyâ idim zamanında
Âşiyânımdı bir nihâf-i zarîf

Gezdiğim demde gül-sitanlarda
Beni yâdındır eyleyen taltîf
Duyarım nefhanı hafîf hafîf
Rûzigâr estiği zamanlarda

Aksinin mihridir tenevvür eder
Âb-ı çeşmimde, ka’r-ı canımda
Dağlara aks eden figanımda
-Seni sevdim- sözü tekerrür eder

Berf-pûşîde kûh-sâr üzre
Nur saçıp âf-tâb-ı subh-ı besîm
Sırma kâküllerin eder tersîm
Zîb-i düş ettiğin karâr üzre

Okumaya devam et “Abdülhak Hamid Tarhan Şiirlerinden Örnekler”

ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN (1852-1937) KİMDİR….?

Abdulhak-Hamit-Tarhan-Bir-Sefilenin-Hasbihali-nden ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN (1852-1937) KİMDİR....?ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN (1852-1937)

Tanzimat’tan sonraki yenileşme devri Türk edebiyatının tanınmış şair ve tiyatro yazarı.2 Ocak 1852’de dedesi Hekimbaşı Abdülhak Molla’nın Bebek’teki yalısında doğdu. Babası bir süre Encümen-i Dâniş’in ikinci reisliğini yapan tarihçi Hayrullah Efendi, annesi ise Kafkasya’dan kaçırılıp İstanbul’a getirilen Müntehâ Nasib Hanım’dır. İlk tahsiline Bebek’teki mahalle mektebinde başladı. Evliya Hoca ile, ona şiir zevkini aşılayan devrin tanınmış âlimlerinden Hoca Tahsin Efendi’den hususi dersler aldı. On yaşlarında ağabeyi Nasûhi Bey ile Paris’e gitti (1863). Orada bir buçuk yıl kadar özel bir okula devam etti, 1864 yılı sonlarında geri döndü. 1865’te Tahran’a elçi tayin edilen babasıyla İran’a gitti. Bir yıl sonra babasının Tahran’da âni ölümü üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Önce Maliye Mühimme Kalemi’nde, bir müddet sonra da Şûrâ-yı Devlet ve Sadâret Mektûbî Kalemi’nde görev aldı. Maliye Kalemi’nden tanıdığı Ebüzziyâ Tevfik vasıtasıyla Sâmipaşazâde Sezâi, Nâmık Kemal, Recâizâde Ekrem ve Mizancı Murad’la tanıştı. 1874’te Edirne’de Pîrîzâde ailesinden Fatma Hanım’la evlendi. 1876’da Paris büyükelçiliği ikinci kâtibi olarak Fransa’ya gitti. Paris’te iken yayımladığı Nesteren (1878), hükümetin dikkatini çekti ve izinli olarak İstanbul’da bulunduğu bir sırada memuriyeti lağvedildi. 1880’de Berlin elçiliği kâtipliğine tayin edildiyse de bu görevi kabul etmedi. Dört yıla yakın bir süre açıkta kaldı ve sıkıntı içinde yaşadı. 1883 yılı sonlarında Bombay şehbenderliğine tayin edildi. Vahşi Hindistan tabiatından çok etkilenen Hâmid burada, şiir hayatında özel bir yeri olan ve en iyi şiirlerinden sayılan “Kürsî-i İstiğrak”, “Külbe-i İştiyak” ve “Zamâne-i Âb” gibi yeni şiirler yazmaya başladı. Ayrıca, İngiliz idaresi altındaki gerçek Hintli’yi tanıdı ve bu insanlara değişik bir gözle bakmaya çalıştı. Ancak, daha önce İstanbul’da vereme yakalanan ve iyileşir ümidiyle Hindistan’a getirdiği karısı Fatma Hanım’ın durumu büsbütün kötüleşince İstanbul’a dönmek üzere yola çıktı. Fakat hastalık yolda daha da artınca, ağabeyinin vali olarak bulunduğu Beyrut’ta karaya çıkmak zorunda kaldı. Bütün gayretlere rağmen henüz yirmi altı yaşındaki Fatma Hanım burada öldü (Nisan 1885). Hâmid, karısının ölümünün verdiği büyük ıstırap ve acıyla Beyrut’ta Makber’i yazmaya başladı.

Okumaya devam et “ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN (1852-1937) KİMDİR….?”