Etiket arşivi: çanakkale

Kınalı Ali

 

Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu nerelisin gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü. Merakla:

– ‘Adın ne senin evladım?’ der. Çocuk :

– ‘Ali ‘ diye cevap verir.

– ‘Nerelisin? ‘der. Ali :

– ‘Tokat Zilede’nim’ der.

– ‘Peki evladım bu kafanın hali ne?’ Ali :

– ‘Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım.’ der.

– ‘Neden? ‘der komutan. Ali :

– ‘Bilmiyorum komutanım’ der:

– ‘Peki gidebilirsin Kınalı Ali’ der.

O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der. Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali’nin okuma yazması da yoktur. Arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları yazar:

Kınalı Ali yazısına devam et

9 defa görüntülendi

ÇANAKKALE ZAFERİNİN 102.YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN

18 Mart 1915, Türk tarihinde bir askeri ve siyasi başarı olmaktan öte inanç, azim ve yiğitlikle örülmüş bir destanın yaradılış tarihidir.Bugün, zaferlerin en büyüğü, günlerin en anlamlısı olan Çanakkale Zaferi ve Şehitler Gününü idrak etmekteyiz.Çanakkale Zaferi, vatanseverlik, fedakârlık, cesaret gibi yüksek faziletlerin kahramanca sergilendiği bir destandır.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda. Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.Dönmeyi hiç düşünmediler. Bu vatanı evlatlarına bırakabilmek için canlarını gözlerini bile kırpmadan verdiler. Bu mukaddes yurt topraklarının korunması ve bayrağımızın dalgalanması için birlik, beraberlik ve bütünlük içinde verilen mücadeleyi millet olarak idrak etmeli, gelecek nesillere bu bilinci aktarmayı, bu güzel vatanı bizlere emanet eden atalarımıza karşı bir borç bilmeliyiz.
Farklı milletlere mensup insanların karşı karşıya geldiği Çanakkale, bugün tüm insanlığa barışın önemi konusunda güçlü mesajlar veren bir abide konumundadır. Çanakkale, milletimiz için de ayrıca bir onur, gurur ve şeref abidesidir. Çanakkale’de, kutsal değerleri uğrunda vargücüyle savaşan nesiller, Çanakkale’nin geçilmeyeceğini dünyaya ilan ederken, milletimizin hürriyet, istiklâl, vatan ve bayrağına sahip çıkma kararlılığını da haykırmışlardır.
253.000 evladımızın şehit, düşman cephelerinden ise 247.000 askerin öldüğü ve her bir metrekareye 6.000 merminin düştüğü bu savaşta, islam ve kuran hizmetkarı olan türk milletine Allah’ın melekleriyle yardımda bulunduğu şüphesizdir. Zira Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen: “Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti.” (Enfal-9) buyurmaktadır. İngiliz devlet başkanı Churcill, “–Anlamıyor musunuz, biz Çanakkale’de Türkler’le değil, Allâh ile harbettik!.. Tabiî ki yenildik…” diyerek bunu itiraf etmektedir.Aziz şehitlerimiz yattıkları yerlerde şunu hissetmelidirler ki, temiz kanlarıyla suladıkları kutsal vatan toprakları, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk milleti tarafından en kutsal emanet olarak muhafaza edilecektir.
Vatanın verilecek bir karış toprağı olmadığını dünyaya gösteren 250 bin şehidimizi minnet ve rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

Yüzbaşı Mehmet Muzaffer

Yüzbaşı Mehmet Muzaffer
Mehmet Muzaffer (d. ? – ö. 9 Nisan 1916; Kut’ül Ammare Kuşatması), I.Dünya Savaşı esnasında Osmanlı ordusunda Çanakkale’de asteğmen ve Irak’da yüzbaşı olarak görev yapmış Türk subayı.
I.Dünya Savaşı (Çanakkale Cephesi, Irak Cephesi)

1914 yılında savaşa katıldı. Çanakkale Savaşı’nda “Asteğmen” rütbesiyle görev alan, ordunun lastik teminatını sağlamak için bir gece kendi yazdığı 100’lük banknotu lastik tüccarına götürüp lastikleri temin etmesiyle de tanınmış olan Mehmet Muzaffer, cephedeki savaşın son bulmasıyla Irak Cephesi’nde Kut’ül Ammare Kuşatması’na katıldı ve “Yüzbaşı” rütbesiyle 9.Alay’da görev aldı. 09 Nisan 1916’da II.Felahiye Muharebesi esnasında boynunda vurularak şehit düştü.

Şehit düştüğü esnada cebinden çıkardığı ve üzerine kendi kanıyla “Kıble ne yöndedir?”, “Bölük intikamımı alsın.” notları yazdığı zarf 6.Alay Komutanı Halil Kut Paşa tarafından müzeye gönderilmiş ve koruma altına alınmıştır

Yüzbaşı Mehmet Muzaffer yazısına devam et

SEYYİT ONBAŞI RUHUN ŞAD OLSUN

15219433_10211067471785308_5522761440046165739_nKAHRAMANLIK….

Köyünde onu herkes öldü bilmektedir.
Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür.
Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.
“-Sen kimsin?
-Ben Seyidim.
-Biz seni öldü biliyoruz.
-İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?
-Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Bağırarak git, haberi olsun.”

SEYYİT ONBAŞI RUHUN ŞAD OLSUN yazısına devam et

ÇANAKKALEDE GİZLİ BİR KAHRAMAN ABDÜLHAMİD HAN

maxresdefaultÇANAKKALEDE GİZLİ BİR KAHRAMAN ABDÜLHAMİD HAN

Çanakkale Zaferi’nin gizli kahramanı Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Evet yanlış duymadınız, dönemin padişahı Mehmed Reşad değil, Beylerbeyi’nde mecburi ikamete tabi tutulan sürgün II. Abdulhamid Han’dır. Çünkü dönemin iktidar partisi İttihad ve Terakki bırakın Çanakkale’de savunmayı İstanbul’dan bile çekilmeyi kararlaştırmıştı!

19 Şubat 1915 tarihinde düşman donanması Çanakkale Boğazı’na hücum etmeye başlamış, boğazın girişini ele geçirmişlerdi. Donanma Komutanı Amiral Carden İngiltere’ye bir telgraf çekerek, “14 gün sonra İstanbul’da olacağız” diye yazmıştı.

İttihatçılar artık savunmamızın dayanamayacağına inanmışlar başkent İstanbul’un boşaltılarak Eskişehir ve Konya’ya nakledilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar vermişlerdi. Eskişehir ve Konya’da padişahın meclisin ve bakanların yerleşeceği binalar ayarlanmış tefrişi yapılmıştı. Hangi vasıtalarla intikal edileceği planlanmış ve cepheden her 10 dakikada durum raporu istenmiştir.

Anadolu’ya geçme planları yapılmıştı ama bir sorun vardı. İttihatçıların tahttan indirdikleri II. Abdulhamid Han Beylerbeyi sarayında zorunlu ikamete tabiydi ve onu da götürmek gerekiyordu. İstanbul’da bırakılırsa işgal güçleri onu padişaha karşı kullanabilirdi. Fakat 33 sene memleketi idare etmiş dirayetli Sultana bunu kim anlatacak ve kim ikna edecekti.

Tartışmalardan sonra Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın başkanlığında bir heyet durumu Beylerbeyine giderek anlatma kararı verdi. Gittiler, Paşa durumun nezaketini anlattı. Sultan paşanın sözü bitince konuşmaya başladı.

ÇANAKKALEDE GİZLİ BİR KAHRAMAN ABDÜLHAMİD HAN yazısına devam et

KUT-ÜL AMARE ZAFERİ

2250-1-54268c9973c75a43d99a6f5989d9039fKUT-ÜL AMARE ZAFERİ
Birinci Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi’ndeki Kut’ül Amare kuşatması Türk basınının en önemli gündemlerinden biri olmuş ve 140 gün süren kuşatma sırasında birçok haber ve makale yayımlanmıştır. Kut’ül Amare kuşatmasının basında sürekli haber olması, kamuoyunu bir zafer beklentisine itmiş ve bundan dolayı Kut’ül Amare zaferi Türk kamuoyunda coşkuyla karşılanmıştır. Çanakkale’nin hemen ardından Kut’ül Amare zaferinin gelmesi Osmanlı Devleti’nin ve İttifak Devletlerinin savaşı kazanacağına dair inancı artırmıştır. Tüm imkânlar seferber edilmesine rağmen General Townshend’in on beş bin askeriyle Türk ordusuna teslim olmak zorunda kalması İngiliz itibarının yerle bir olması olarak değerlendirilmiştir. İngilizlerin Çanakkale’den hemen sonra böyle bir yenilgiye uğratılması, Türk kamuoyunda yıllardır İslam dünyası üzerine çökmüş İngiliz baskısının sona ermesi olarak algılanmıştır.
Kut’ül Amare zaferi başta İstanbul olmak üzere tüm ülkede coşkulu törenlerle kutlanmış ve şehirler Türk bayraklarıyla donatılmıştır. İngilizlerin Kut’ül Amare’de teslim oldukları haberi Berlin, Viyana, Peşte ve Sofya gibi Müttefik Devletler başkentlerinde de büyük bir sevinçle karşılanmış ve kutlanmıştır. Irak Cephesi’ndeki zaferle Türk ordusu, Ruslara yardımı bir kere daha önlemiş ve yine savaşın gidişatını değiştirecek bir başarı kazanmıştır. Türk kamuoyu Kut’ül Amare zaferi sonrasında Irak Cephesi’nin kapanacağını ve İngilizlerin bu cephede mücadeleyi bırakacağını düşünmüştür. Fakat bu beklenti Türk yetkililer ve kamuoyunca İngiliz politikalarının doğru okunamadığını göstermekteydi.

KUT-ÜL AMARE ZAFERİ yazısına devam et

ÇANAKKALE ŞEHİDİ MEHMET ÇAVUŞ

7aea94c_oÇanakkale Kara Savaşları içinde yer alan Seddülbahir ve Conkbayırı’nın büyük kahramanlarından biri de Kadir oğlu Mehmet Çavuş’tur. Mehmet Çavuş, 1. Kolordu, 1. Tümen, 7. Alay, 3. Tabur, 1. Bölük’e bağlı bir askerdi ve rütbesi de çavuştu. Bu kahraman Anadolu çocuğu, diğerleri gibi Çanakkale’de ülkemizi işgale niyetli düşmana dur demek için oradaydı.

İngilizlerin siperlerimize fırlattığı el bombalarını korkusuzca yakalar ve düşman siperlerine geri fırlatırdı. İngilizler, attıkları kendi bombalarının geri fırlatıldığını anlamış olacaklar ki, bu kez attıkları bombaları geciktirerek atmaya başladılar. Bu şekilde Mehmet Çavuş’un geriye iadesinin önüne geçmeye çalışacaklardı. İngilizler tarafından geciktirilerek atılan bir bombanın Mehmet Çavuş’un elinde patlaması sonucu, sağ kolu kopmuştu.
Bu yiğit asker hastaneye kaldırıldı ve tedavisine başlandı. Ancak bir süre de olsa hastanede yatmak zorundaydı. Bu zaman içinde cephedeki arkadaşlarından da ayrıydı.

Hastanede tedavi görürken tabur komutanına şöyle bir mektup yazdı:
“Sağ kolumu kaybettim zararı yok. Sol kolum var. Onunla da pek ala iş görebilirim. Beni müteessir eden ve kıtama katılıp düşmanla çarpışmama mani olan şey, yaramın henüz kapanmamış olmasıdır. Hastaneden kurtularak halen harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz, affediniz muhterem kumandanım.”

ÇANAKKALE ŞEHİDİ MEHMET ÇAVUŞ yazısına devam et

ANZAKLARIN TÜRK ASKERİ HAKKINDA SÖYLEDİKLERİ

 

f2943f68288872c5_480x270( Lord Casey, Avustralya Genel Valisi, 1940 )
“Biz Çanakkale Yarımadası’ndan Türklerle savaşarak ve binlerce insanımızı kaybederek, kahraman Türk Milleti’ne ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyalılar Mehmetçiği kendi evlâtları gibi sever, onun mertliği, vatan ve insan sevgisi, siperlerdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti, bütün Anzakları hayran bırakan yurt sevgisi, insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir. Mehmetçiğe minnet ve saygılarımla. ”

( Avustralyalı 94 yaşında Albert Roy Kyle )
“Cesur, girişken ve şakacıydılar. Jonny Türk’e ateş edip vuramadığımızda, tüfekle “ıskaladınız” işareti yapardı. Büyük lideriniz bize saygı ifade eden konuşmasından sonra duygu ve düşüncelerimiz değişti. O konuşma, yenen bir komutanın, yendiği düşmana yaptığı en büyük övgüdür. Nefret yok, saygı var. Olayın tümü bir trajedidir. Hiç olmaması gerekirdi. Cesur bir düşman ve sıcak dost bir ulusun anısını hep yaşatacağım. ”

ANZAKLARIN TÜRK ASKERİ HAKKINDA SÖYLEDİKLERİ yazısına devam et

18 Mart Çanakkale Zaferi

Prof. Dr. Remzi KILIÇ                          Çanakkale Zaferi, 18 Mart 1915 bütün imkansızlıklara rağmen kazanılmış bir savaş olarak tarihimize geçmiştir. Çanakkale, savaştan çok bir destan olarak müteala edebileceğimiz Müslüman Türk Milleti’nin, tarihe kendisini bir kez daha perçinlediği yer olmuştur.            92 yıl önce göğsündeki iman ile, güçlü görünen düşmana, unutamayacağı bir ders veren Mehmetçiklerimiz, Allah’ın kendilerine bahşettiği şehitliğe severek  kucak açmışlar  ve bir gül bahçesine girercesine kara toprağa girmişlerdir. Fiilen bir yıldan fazla süren Çanakkale savaşlarının seyrine ve yer  yerde kesitlerine bir göz atalım;Savaş başlamadan önce durum şöyledir: İngiltere’nin toplam 711 bin askeri, 250 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü bulunmaktadır. Fransa’nın toplam 3.5 milyon askeri, 105 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü vardır. Rusya’nın toplam 4.400 bin askeri, 65 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü mevcuttur. Türklerin bütün cephelerinde toplam 2.300 bin askeri var. Kayda değer savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü yoktur. Bir tarafta dünyanın en güçlü devletleri ve donanmaları öbür tarafta bütün cephelerde saldırıya uğramış bir Osmanlı devleti vardır. Çanakkale dünya tarihinin en büyük savunma savaşıdır.

            3 Ocak 1915’de İngiliz Bahriye Nazırı Çörçil, Çanakkale önündeki müttefik İngiliz-Fransız filosu Başkomutanı Amiral Karden’den Çanakkale’yi yalnız deniz kuvvetleriyle zorlamanın başarılı olup olmayacağını 18 Mart Çanakkale Zaferi yazısına devam et

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde – gösterdiği vahşetle ” bu : bir Avrupalı “
Dedirir – yırtıcı his yoksulu, sırtlan kümesi.
Varsa gelmiş , açılıp mahbesi, yâhut kafesi! ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE yazısına devam et

ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ ÇÜNKÜ….!

ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ ÇÜNKÜ….!

Tarihi zaferlerle dolu şanlı bir milletin evlatları olarak Şimdi hatıralarımızda tazelenen tarihte görüyoruzki; üstün ve türlü imkanlarla silahlı düşmanlara karşı ,bir avuç sayılacak kadar az,kahraman Türk , imkansızlıklar içerisinde bir adım bile gerilemeden Çanakkale’yi “geçilmez bir kale” yapmıştır.

Çanakkale geçilemezdi!..

Çünkü orada tarihleşen bir ulus; milletleşen bir ordu; ordulaşan bir millet vardı.

Çanakkale’de Türk askeri ve onun arkasında Türk milleti, dünyaya şunu kabul ettirmiştirki; hukuk Kuralları değişşede, Türk boğazlarının coğrafi kaderi değişmeyecektir.

ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ ÇÜNKÜ….! yazısına devam et