ŞEVVAL AYI ORUCU VE NAMAZI

islamic-wallpaper-pkexfatlŞevvâl ayında oruç tutmanın sevabı

Ramazan-ı şerîf orucunu tutup, Şevvâl ayında da altı gün oruç tutanlar, senenin tamamını oruç tutmuş gibi olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Ramazan orucunu tutup, Şevvâl ayında da altı gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi olur.”

Kur’ân-ı kerîmde, “Bir sevâb işleyene en az on sevâb verilir” buyurulmaktadır.

Bunun için Ramazan-ı şerîfteki otuz gün tutulan oruca karşılık üçyüz, Şevvâl ayındaki altı gün oruca da, altmış gün sevâb yazılacağından üçyüzaltmış gün oruç tutulmuş gibi olur. Böylece bütün sene oruçlu geçmiş sayılır. (Hicrî sene 354 gündür.)

Ramazan-ı şerîften sonra, Şevvâl ayında tutulan oruçlar sayesinde insan günah kirlerinden temizlenir.

Şevvâl ayında oruç tutmak isteyenin, pazartesi ve perşembe günlerinde tutması da münâsip olur. Çünkü pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak sünnettir. Oruç kazâsı olanların da bu günlerde tutmaları iyi olur.

Ramazan orucunun eksikliklerini tamamlar

Alîyy-ül-Havvâs hazretleri buyurdu ki:

“Şevvâl ayında tutulan bu altı günlük oruca da, Ramazan-ı şerîfteki saygıyı göstermelidir. Çünkü, Şevvâl ayında tutulan oruçlar, Ramazan ayındaki oruçların eksikliklerini tamir durumundadır.”

Şevvâl ayında olsun, diğer mübârek gün ve aylarda olsun tutulan oruçlar hep nâfiledir. Ya’nî farz oruç gibi değildir. Sevâbı ne kadar çok olursa olsun, nâfile oruçların hiçbiri, farz ile kıyâslanamaz. Farz borcu olanın nâfilelerine sevâb verilmeyeceği bildirilmiştir.

Bunun için üzerinde oruç kazâsı olanlar, Şevvâl ayında ve diğer mübârek günlerde tuttukları oruçlara niyyet ederken, kazâya kalan oruca niyyet etmelidir. Böylece hem kazâsı ödenmiş, hem de o mübârek günlerde oruç tutup, va’dedilen sevâba kavuşmuş olur.

Şunu unutmamalıdır ki, farz olan bir ibâdet, bir özürden dolayı vaktinde yapılamamış ise, bunu sonra, ilk fırsatta kazâ etmelidir.
ŞEVVAL AYINDA KILINAN NAMAZ
Hz. Enes (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:

“Bir kimse gece olsun, gündüz olsun her rekatında:

– Bir kere Fatiha Suresi

– On beş kere İhlas Suresi

okumak sureti ile dört rekat namaz kılar ise, namazı bittikten sonra da:

– Yetmiş kere tesbih (Sübhanallah)

– Yetmiş kere de Rasûlullah’a salavat

okur ise, beni Peygamber olarak gönderen Yüce Zat hakkı için, bu namazı kılanın kalbinden hikmet kaynakları kaynamaya başlar, o hikmetleri dili ile konuşur.

Allahu Teâlâ o kimseye dünyanın derdini de devasını da gösterir.

Beni Peygamber olarak gönderen Allah hakkı için; her kim bu namazı anlattığım şekilde kılar ise başını secdeden kaldırmadan Allah onu bağışlar.

Bu arada ölecek olur ise bağışlanmış ve şehid olarak ölür.

Bir kimse bu namazı yolculuk halinde kılar ise, murad ettiği yere gidişini ve dönüşünü Allahu Teâlâ kolay eyler..

Şayet borçlu ise, Allahu Teâlâ ona borcunu ödemeyi kolay eyler..

Şayet bir ihtiyacı var ise, Allahu Teâlâ onun bu ihtiyacını yerine getirir..

Beni Peygamber olarak gönderen Yüce Allah hakkına yemin ederim ki: Bu namazı bir kul kılar ise, Allahu Teâlâ onun okuduğu her harf ve her ayet için cennette bir mahrefe ihsan eder.”

Bu arada sorup dediler ki:

– Ya Rasûlallah, mahrefe nedir?

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle anlattı:

“Mahrefe cennette bahçelerdir. Onun ağaçlarından birinin gölgesinde bir atlı yüz sene gitse yine aşamaz.”

Kaynak: Günyet’üt Tâlibin / Abdülkadir Geylani (k.s)