Anneme İtafen Yazdım

ANNEMMMM
Ayaklarının Altı Cennet Kokan Annem, Bebekken Göz Yaşlarımı Güneşe Sererek Kurutan Annem. Öpünce Bütün Ağrılarımızı Geçiren, Hasta Olunca Beni Okusana Dediğim Kanatsız Melek. Herzaman Merak Etmişimdir, Annelerin Kanatları Varmı..?
Dizlerinde Uyuturdun Öfkelerimi, Muhabbetinle Işık Saçardın Annem…!
Gül Kokan Ellerinden Öpüyorum Dualar Ediyorum Annem. Ben Neden Doğdum Unuttum Annem, Sana Nasıl Sıkıntı Verdim, Benim İçin Kendini Siper Ettin Sen Uyumadın Beni Uyuttun Annem.
Ayaklarına Kar Yağsa O Ayaklarının Altındaki Cennette Üşüsem Annem…!
Sen Ufukta Parlayan Güneşsin,
Sen İlahî Bir Yağmursun, Sen Gözlerin Bebeği, Güzel Kokan Bir Çiçeksin Annem.
Seni Sayfa Sayfa Yazsam, Sana Olan Sevgimi Bitiremem Annem, Seni Yazacak Kadar Şair’de Değilim.

Anneme İtafen Yazdım yazısına devam et

Türk Dil Bayramı Kutlu Olsun

Karamanoğulları Beyliğinin hükümdarı Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 Mayıs 1277’de yayımladığı bir fermanla,bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk Dilinden başka dil kullanmayacaktır, dedikten sonra Anadolu’da Türkçe ilk kez resmi dil, devlet dili olmuştur. Anadolu Selçukluları döneminde edebiyatta ve devlet işlerinde Farsça kullanılıyordu. Türk Dil Bayramı 1960’dan bu yana kutlanıyor. Her yıl 13 Mayısta Kültür ve Turizm Bakanlığı, Karaman Valiliği ve Belediye Başkanlığının ortaklaşa düzenlediği bu etkinlik ile hem Türk Dil Bayramı kutlanmakta hem de Karamanoğlu Mehmet Bey anılmaktadır.

Cengiz Aytmatov Kimdir…?

Ünlü Kırgız yazarı, çevirmen, gazeteci ve politikacı, 12 Aralık 1928’de Kırgızistan’ın Talas Eyaleti’ne bağlı Şeker Köyü’nde doğdu.[1] Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistan’ında seçkin devlet adamıydı. Ancak 1937’de tutuklandı ve 1938’de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva, tiyatro aktrisiydi. “Cengiz” ismi, Cengiz Han’dan esinlenerek konuldu.[2]

Aytmatov, ilköğrenimini doğduğu köyde tamamladı.[3] Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasal sistem, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşı’nın SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı.[2]

1946’da Jambul Veteriner Teknik Okuluna girdi. Bu okuldan mezun olduktan sonra Kırgızistan Tarım Enstitüsüne devam etti ve buradan 1953’te veterinerlik diplomasıyla mezun oldu. 1956-1958 yılları arasında Gorki Yüksek Edebiyat Bölümünde okudu. Daha sonra, Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesine devam etti.[3]

Cengiz Aytmatov Kimdir…? yazısına devam et

Farsça Ve Arapça Şiirler

Farsça Kısa Şiirler

ياد دارى كه وقت آمدنت
همه خندان شدند تو گريان
آبچنان زى كه وقت رفتن تو
همه گريان شودن تو خندان

Yâdında mı doğduğun zamanlar;
Sen, ağlar idin; gülerdi âlem.
Bir öyle ömür geçir ki olsun,
Mevtin sana hande, halka mâtem…

(Hatırlar mısın; sen doğduğunda sen ağlıyordun; fakat herkes gülüyordu. Öyle bir ömür sür (hayat geçir) ki, ölümünde herkes ağlasın, bir tek sen gül!)

نه زنده ام از هجر تو اي شوح نه مرده
فرياد از اين نو وجود عدم آلود

«Ne zinde em ez hicr-i tu ey şûh ne mürde
Feryâd ez în nev vücûdî-i adem âlûd» (Yavuz Sultan Selim)

(Hasretinden ne diriyim ey şuh, ne de ölü;
Bu yokluk dolu yeni var oluştan feryâd!…)

Farsça Ve Arapça Şiirler yazısına devam et

Yeryüzündeki İnanılmaz Dengeler


Albedo Etkisi (Yeryüzünden Yansıyan Güneş Işığının, Yeryüzüne Ulaşan Güneş Işığına Oranı)
-Eğer daha fazla olsaydı: Hızla buzul çağına girilirdi.

-Eğer daha az olsaydı: Sera etkisi aşırı ısınmaya neden olur, Dünya önce buzdağlarının erimesiyle sular altında kalır daha sonra kavrulurdu.
Atmosferdeki Karbondioksit ve Su Oranı
-Eğer daha fazla olsaydı: Atmosfer çok fazla ısınırdı.

-Eğer daha az olsaydı: Atmosfer ısısı düşerdi.
Atmosferdeki Oksijen ve Azot Oranı
-Eğer daha fazla olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde hızlanırdı.

Yeryüzündeki İnanılmaz Dengeler yazısına devam et

Ormanların Faydaları

Ormanların Faydaları
Ormanlar; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen ekosistemler olup, dünya yaşamı için vazgeçilmezdirler…

– Ormanlar yaşantımızın her safhasında ihtiyaç duyduğumuz yapacak ve yakacak hammadde kaynağıdır. Bunun yanı sıra bitkisel nitelikli tohum, çiçek, kozalak vb. ile mineral nitelikli çakıl, kum vb. hammadde kaynaklarının bir kısmı da ormanlardan elde edilmektedir.

– Ormanlar, bitkiler ve hayvanlar için doğal bir su kaynağıdır. Kar ve yağmur biçimindeki yağışı yapraklı, dalları, gövdesi ve kökleri ve tutarak sellerin ve taşkınların oluşmasını önler. Ayrıca yer altı sularının oluşmasına yardım eder.

Ormanların Faydaları yazısına devam et

Hasret Kokuyorsun Ey Yar

Hasret Kokuyorsun Ey Yâr Sanki Ölüm Kokusu Gibi. Sesini Bilmeden Özlüyorum, Üzerime Sesini Örtermisin Belki Kelâmlarım Üşür. Ver Sesini Yâr….! Yaralarıma Süreyim.
Gel Seninle Mutluluk Safına Duralım, Ümitlerimize Duâ Edelim.
Senin Yokluğunda İsminin Beş Harfine Sığındım, Her Harfine Bir “Aşk” Sakladım. Seni Her Satırımda, Her Parağrafımda, Her Noktalama İşaretlerinde Aradım, Çünkü Sen Benim Göz Yaşımla Yazdığım Şiirdin.
Yokluğun Kimbilir Kaç Satırdı, Bütün Ormanları Kalem, Bütün Okyanuslar Mürekkeb Olsa, Seni Yine Yaza Yaza Bitiremezdim. Biliyorum Bu Alemde Ne Sen Benim Oldun Nede Bensenin, İnan Olmayacağızda. Sen Bir gün Beyaz Gelinlikle Giderken Ben Ardından Hazan Yaprakları Gibi Göz Yaşı Dökeceğim.
Bazı Şarkılar Söylenmeyince, Bazı Şiirler Yazılmayınca, Bazı Sözler Hamuş Olunca, Bazı Aşklarda Anlatamayınca Güzeldir Yarim.
Bazı Aşkların Mayasında Suskunluk Vardır, Sadece Susarsın, Görebilsen Belki Gözlerinle Anlatırsın Belkide Yüreğinle.

Hasret Kokuyorsun Ey Yar yazısına devam et

İslam Büyüklerinden Sözler

Sen benim her şeyim ol sevdiğim.
Acım ol, kederim ol, hüznüm ol, dikiş tutmaz yaram, söz dinlemez, laf anlamaz yanım ol.
Bana mahpus, bana zindan ol, yeter ki menzilimde ol…!

Mevlana

Allah’ım ihsanın hürmetine parlak nurun hakkı için, nimetlerle, güzelliklerle dolu olan bu dünya şehrinde kusuruma bakma! Manasız şeyler söyledim, çılgınca laflar ettim.
Ben yalnız Sen’i seviyorum. Yalnız sana ibadet ediyorum. Gönlüm Sen’siz perişandır!

MEVLANA

“Yaptığı iyilikleri de kötülükleri de karşısında hazır bulduğu günde insan, ister ki kötülükleriyle kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun.”

(Âl-i İmrân 3/30)

İslam Büyüklerinden Sözler yazısına devam et

Yan Zehir

Yan/ Zehir

”Tüm maddeler zehirdir. İlacı zehirden ayıran dozudur.”
(Paraselsus 1493/1541)

Küçük miktarlarda vücuda alındığında; ağız yolu, solunum, deri ve mukozalar yoluyla emildiğinde veya enjekte edildiğinde, organizmada bozukluklara neden olan maddelere ”zehir” denir. Yani, hücrenin zararına veya ölümüne yol açan maddeler ‘zehir’ kavramı içine girer..Zehir kavramı içindeki herhangi maddeden birine veya bir kaçına maruz kaldığınızda ‘zehirlenirsiniz.’
Bu somut zehirlenmenin tanımıdır.
Yan Zehir yazısına devam et

Akka Müdafaası

Akka Kuşatması, bugünkü Lübnan dolaylarında bir yerde yapılmıştır. Fransız Napolyon Bonaparta karşı Cezzar Ahmed Paşa (günümüz Türkçesi ile Kasap Ahmet Paşa) tarafından savunulmuştur.
Esasında Akka Müdafaası ikiye ayrılır:
Mısır Savaşı, Akka Müdafaası
Osmanlı Devleti’nin o günlerde çok sıkıntısı vardı. Dışarıda Avusturya ve Rusya’ya karşı savaşılıyordu. İçerideyse, ekonomik nedenler ve milliyetçilik akımından dolayı çıkan isyanlar bastırılmaya çalışıyordu. Bir de bunun üzerine ekonomik buhran vardı. Askerlerin akçe değeri azaltılmıştı, ve dış harcamalar artmıştı.

Bunları bir nebze azaltabilmek için çalışmalar yapılıyordu. Yakın bir zaman önce Lale Devri yaşanmıştı. Ancak Patrona Halil İsyanı nedeniyle, bu devir sonuçsuz kaldı. Avrupa ülkelerinde elçilikler açılmaya başlandı. Bu yolla, Avrupa’daki gelişmeler yakından takip edilmek istenmiştir. Kağıt ve kumaş fabrikaları açıldı.

Akka Müdafaası yazısına devam et