Kategori arşivi: Tarih Konuları

Akkadlar Kavmi

Akkadlar, M.Ö. 4000’de Arap Yarımada’sından Mezopotamya’ya ilk gelen ve yerleşen Sami asıllı bir kavimdir. Akkad kralı Sargon, Sümerleri yenmiş ve bu devleti kurmuştur.

Devletin başkenti Akad’dır. İlk düzenli ordu sistemini kurmuşlardır. Sümerliler’in kuzeyinde, Fırat Nehri boylarında tarihte ilk bilinen imparatorluğu kurdular. Sümer kültüründen etkilendiler ve bu kültürü Ön Asya’ya yaydılar. Sargon’un ölümünden sonra devlet zayıfladı ve Sümerliler tarafından ortadan kaldırıldı (M.Ö. 2100).

Sami kökenli bir halk olan Akadlar (veya Akkadlar), 3. 1000 yılın ortalarında yaklaşık iki yüzyıl boyunca Mezopotamya’da hüküm sürmüştürler. Bütün Mezopotamya’yı egemenlikleri altına alan ilk topluluk oldukları gibi idarecileri önceki Kent Kralı imgesinin yerine Evrenin Kralı simgesini ortaya çıkarmışlardır. Bu kavramı belki de ilk kullanan topluluk olarak Akadlar kültürel anlamda Sümerlerin mirasçılarıdırlar ve Sümer kültürünü büyük oranda benimsemiştirler.

Akkadlar Kavmi yazısına devam et

5 defa görüntülendi

Tanzimat Fermanı

Gülhane Parkı’nda okunması nedeniyle Gülhane Hatt-ı Hümayunu veya Tanzimat-ı Hayriye de denir.

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Herkesin bildiği gibi, devletimizde kuruluşundan beri Kuran’ın yüce hükümlerine ve şeriat kanunlarına tam uyulduğundan, ülkemizin gücü ve bütün tebaasının refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı. Ancak, yüz elli yıl var ki, birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli sebeblerle şeriata ve yüce kanunlarına uyulmadığından evvelki kuvvet ve refah, tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü. Oysa, şeriat kanunları ile idare edilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır.

Tahta geçtiğimiz mesud günden bu yana bütün çabalarımız, hep ülkenin kalkınması, ahalimiz ve fakirlerimizin refahı maksadına yönelik oldu. Eğer, yüce devletimize dahil ülkelerin coğrafi mevkisini, verimli toprakları ve halkının kabiliyetlerini gözönünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa, yüce Allah’ın yardımı ile, beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez.

Tanzimat Fermanı yazısına devam et

Sultan II. Abdülhamit Han’ın Ölümü

Sultan II. Abdülhamit Han’ın ölüm hastalığı 5 Şubat 1918 Salı günü soğuk algınlığı ile başlamış ve üç gün sonra şiddetli bir mide ağrısıyla nefes darlığı baş göstermiştir. Eski padişaha ilk bakan doktorlar Beylerbeyi Hastahanesi’nden Nikolaki Paraskevidis, Veliaht Vahidüddin Efendi’nin özel doktoru Alkivyedis ve kendi doktoru Atıf Hüseyin Bey’dir. Hastaya ilk müdahaleyi yapan bu doktorlar önce kendisinden kan almışlardır. O sırada nabzın, yüz kırk beş; teneffüsün de altmış beşten fazla olduğu görülmüştür.

Kardeşi Sultan Mehmet Reşat Han, bu durumdan haberdar olunca hangi doktoru istiyorsa onun gönderileceğini bildirmiş, Sultan Abdülhamid ise: “Benim doktorlarım var!” diyerek bunu kabul etmemiştir. Öldüğü gün olan 10 Şubat’ta mutadı üzere soğuk suyla aldığı duş sonrası tekrar rahatsızlanmıştır. Bunun üzerine kendi doktorlarının tavsiyesiyle Akil Muhtar Bey ve Selanikli Rifat Bey Dolmabahçe Sarayı’ndan getirilmişlerdir. Yapılan kontrollerin ardından, kan toplanması sonucu ödemleşme ile kalp ve böbrek yetmezliği teşhisi konmuştur. Dokuz kez vücudundan kan alınmış fakat tüm çabalara rağmen Sultan Abdülhamid, o gün saat on beşte 5 sene, 3 ay, 9 gündür ikametine tahsis edilmiş olan Beylerbeyi Sarayı’nda vefat etmiştir.

Sultan II. Abdülhamit Han’ın Ölümü yazısına devam et

Kayıların Söğütü Yurt Edinmeleri

KAYILARIN SÖĞÜT’Ü YURT EDİNMELERİ

Osmanlıların atası Gündüz Alp’in oğulları Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar babalarının vefatından sonra bir müddet Pasin ovasında oturmuşlardı. Bunlardan Sungur Tekin ve
Gündoğdu buradan tekrar geriye ata yurduna dönerken, Ertuğrul ile Dündar İç Anadolu’ya doğru harekete geçtiler. Ertuğrul Gâzi’nin yanında seçme 400 kadar cengaveri bulunuyordu. Sohbet ederek yol alan gâziler bir tepeyi aşmışlardı ki ovada kızılca kıyametin kopmuş olduğunu gördüler.

Tam bir ölüm kalım savaşı veriliyordu. Biraz daha yaklaştıklarında büyük bir Moğol birliğinin Selçuklu kuvetlerini kıskaca almış mahvetmekte olduğunu anladılar. Selçuklu askerlerinin hali gerçekten perişandı. Acı bir akibetin onları beklediği belli oluyordu. Ertuğrul Gâzi yoldaşlarına seslendi :

Kayıların Söğütü Yurt Edinmeleri yazısına devam et

Kayıhan Osmanoğlunun Mekkenin Fethinin Kutlaması

MEKKE-İ MÜKERREMENİN FETHİ MÜBAREK OLSUN..

-Ey Müslüman Bugün Mekke Fethi!
Ümmeti Muhammed’in Şerefli günün Yıldönümü!
Ey Müslüman, sana verilen bu Şâni onurla taşı,
taşı ki neslin tükenmesin!
Ey Müslüman, bu Fetih En Şerefli Liderin Fethi!

Allâhu ekber, Allâhu ekber,
Lâ ilâhe illallâh.
Allâhu ekber, Allâhu ekber ve lillâhil-hamd.
Allâhu ekberu kebîra,
vel-hamdu lillâhi kesîra,
ve subhânallâhi bukraten ve asîle.
Lâ ilâhe illallâhu vahdeh,
sadega vadeh,
ve nesara abdeh,
ve eazze cundehû ve hezemel-ahzebe vahdeh.
Lâ ilâhe illallâh.
Ve lâ nabudu illâ iyyâh.
Muhlisîne lehuddîne ve lev kerihel-kâfirûn.

Kayıhan Osmanoğlunun Mekkenin Fethinin Kutlaması yazısına devam et

Kuzey Kıbrıs Bağımsızlık Bildirgesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Bildirgesi

Kıbrıs Türk halkının özgür iradesini temsil eden, doğuştan hür ve eşit olan bütün insanların hür ve eşit yaşamalarına inanan, bu inanç içinde, Kıbrıs Türk Halkının kendi kaderini tayin etme hakkını 17 Haziran 1983 tarihli kararıyla dünyaya ilan etmiş olan, ırk, milli menşe, dil ve din gibi farklara dayalı olarak insanlar arasında ayırım gözetilmesini, her türlü sömürgeciliği, ırkçılığı, baskı ve tahakkümü reddeden, Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de, Orta-Doğu’da ve dünyada tam bir barış ve istikrarın, huzur ve güven içinde yaşama ve kendi kendilerini yönetmeye hakları olduğuna inanan, aynı adada yan yana yaşamaya mecbur bulunan bu iki halkın aralarındaki bütün sorunları, eşit düzeyde müzakerelerle, barışçı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaştırmanın mümkün ve zorunlu olduğu görüşüne sımsıkı bağlı bulunan,

Kuzey Kıbrıs Bağımsızlık Bildirgesi yazısına devam et

Havza Genelgesi

Havza’dan kolordu komutanlıklarına, vilayetlerine ve mutasarrıflıklara gönderilen genelge.

15. K. Kumandanlığına

Mıntıka-i âcizîde (ve civarında) bulunan vilâyetlerle müstakil mutasarrıflıklara keşide ettiğim telgrafnâmenin suretini aynen takdim ediyorum.
İstihbarat Numara: 14

28 Mayıs 35
9’uncu Ordu Müfettişi
Mustafa Kemal

İzmir’in ve maalesef bunu takip eden Manisa’nın işgali tehlike-i müstakbeleyi daha aleni ihsas etmiştir. Tamamiyet-i mülkiyemizin muhafazası için tezahürât-ı milliyenin daha canlı olarak izhâr ve idâmesi lazımdır. Hayat ve istiklâl-i milliyi rahne-dâr eden işgal ve ilhak gibi hadiseler bütün milleti dil-hûn etmektedir.

Havza Genelgesi yazısına devam et

Kürşad Kimdir…?

Kürşad Kimdir
Türk tarihinin en gözü pek ve en amansız şahsiyetlerinden birisi olan ve 40 Türk prensi ile Çin Sarayını basan Kürşad’ın hayatı hakkında bilgi. Kürşad kimdir?

Yaptığı emsalsiz bir ihtilal girişimi ile ün kazanmış bir Türk imparatorluk prensidir. Göktürk hanedanından 10. Büyük Türk Hakanı olan Çuluk Kağan’ın küçük oğludur. 639’da ölmüştür.

Türk İmparatorluğu bu çağda Çin nüfuzu altına düşmüştü. Yüzbinlerce Türk Çin’in ya uyruğu, ya da esiri durumundaydılar. Bu durumun önüne geçmek için 40 Türk asilzadesi bir ihtilal derneği kurdular, Prens Kürşad’ı başkan seçtiler. Ancak, ihtilal başarıya ulaşırsa, Kürşad imparator olamayacak, siyasetten çekilecekti. İhtilalin tamamen milli mahiyette olduğundan kimsenin şüphe etmemesi lazımdı. Bu fikir Kürşad’ın kendisinindi, kağan olmamak için arkadaşlarını ikna etmişti. Bunun üzerine, ihtilalden sonra, Kürşad’ın ağabeysinin oğlunun Türk Kağanı ilan edilmesi kararlaştırıldı. Gerçekte bir Türk Kağanı vardı ama, Çin nüfuzu altında bulunan Sirba Kağan’ı İhtilâl komitesi tahttan indirmeyi kararlaştırmıştı.

Kürşad Kimdir…? yazısına devam et

Mehmet Akif Ersoy’un Ölüm Yıldönümü

27 ARALIK 1936, MEHMET AKİF ERSOY HAYATINI KAYBETTİ..

İstiklal Marışı şairi Mehmet Akif Ersoy’un 80. ölümyıldönümünü saygıyla anıyoruz..Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti fakat Mısır’a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü.

Mehmet Akif Ersoy’un Ölüm Yıldönümü yazısına devam et

Che Guevaranın Birleşmiş Milletler’deki konuşması

Che Guevaranın Birleşmiş Milletler’deki konuşması
Her şeyden önce, Küba temsilciler heyeti olarak burada tüm dünyanın sorunlarını tartışan ulusların arasına katılan üç yeni üyenin toplantımızda bulunmasından mutluluk duyduğumuzu belirtmek isteriz. Zambiya, Malavi ve Malta halkları adına Birleşmiş Milletler toplantısına katılan cumhurbaşkanlarını ve başbakanları saygıyla selamlar, bu ülkeleri, emperyalizme, ve sömürgeciliğe karşı mücadele eden bağlantısız ülkeler arasında görmeyi dileriz.

Toplantı başkanını da kutlamak isteriz. Böylesine yüce bir göreve getirilmesinin bizim için özel bir anlamı vardır; başkanlığı, Afrika halklarının parlak zaferlerine rastlamıştır. Daha dün emperyalist sömürgecilik sisteminin kölesi olan bu Afrika ülkeleri, bugün bağımsızlıklarını kazanmış, kendi kaderlerini tayin etme belirleme özgürlüğüne kavuşmuşlardır.

Che Guevaranın Birleşmiş Milletler’deki konuşması yazısına devam et