Kategori arşivi: Tarih Konuları

Russell-Einstein Manifestosu – Franck Bildirisi

9 Temmuz 1955‘te Londra’da Bertrand Russell tarafından okundu. Bildiride Albert Einstein, Niels Bohr, Frederic-Joliot Curie, Ernest Rutherford en bilinenleri olmakla birlikte 21 bilginin imzası bulunmaktadır.

Aynı zamanda bu bildirinin bir diğer adıda “Franck Bildirisi” dir. Franck Bildirisi nükleer
silahların tehlikesin büyüklüğünü Amerika ve Rusya’ya anlatmak için yapılmıştır.Fakat tüm dünyaya uyarı mahiyetinde olan bu bildiriyi her iki taraf da dikkate almamışlardır.

Manifestonun bir bölümü aaşağıda,

İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu trajik durumda,bilim insanlarının (kitle imha silahlarının geliştirilmesi sonucunda ortaya çıkan tehlikeleri değerlendirmek üzere) bir konferansta toplanarak  ekte sunulan taslağın tartışılmasını ve kararın açıklanması gerektiğini düşündük.

Biz bugün burada bir ulusun, kıtanın veya inancın üyeleri olarak değil, insan türünün birer üyeleri olarak konuşuyoruz.Dünyada insanlar sürekli olarak çatışma halindeler. Bu küçük çatışmaların kaynağı  Komünizm ile Komünizm karşıtları arasındaki olan büyük mücadeledir.
Russell-Einstein Manifestosu – Franck Bildirisi yazısına devam et

Yaşar Erkan Kimdir?

Milli Güreşçi Yaşar Erkan;Erzincan’ın Refahiye İlçesine bağlı İspidi köyünde,1912 tarihinde  dünyaya gelir. Yaşar Erkan’ın babası da  köylerinde meşhur güreşçi Ali pehlivandır.1916 yılında İstanbul’a taşınmalarıyla Kumkapı Güreş Kulubüne girerek güreşe başladı.1933 yılında Türk Milli Güreş takımına seçilerek o tarihte Balkan Şampiyonluğunu kazandı. Bu şampiyonluğu 1934 ve 1935 yıllarında da devam ettiren güreşçimiz ; 1936 yılında Berlin’de greko-romen stilde 61 kilo Olimpiyat şampiyonluğunu kazandı Böylece Milli Güreşçi Yaşar Erkan, Türkiye Cumhuriyeti’nin olimpiyatlarda aldığı ilk altın madalyayı kazanan sporcu olarak Türkiye spor tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Asıl soyadları Naçar olmasına ragmen olimpiyat şampiyonu olduktan sonra Atatürk tarafından Erkan olarak degiştirilmiştir.Mesleği terzilik olan güreşçimiz, Türk Milli Güreş Takımında antrenör olarakta görev yapmıştır.18 Mayıs 1986 yılında İstanbul’da vefaat etmiştir.

Yaşar Erkan, 1936 Yaz Olimpiyatları’nda altın madalya aldıktan sonra “Şampiyonluk Yaşar Erkan Kimdir? yazısına devam et

Adana Ermeni Olayları (1909)

Remzi KILIÇ(Prof. Dr. Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı,)

Hüseyin Klavuz(Uzm. Hüseyin Kılavuz, Niğde Yavuz Sultan Selim Anadolu Lisesi Öğretmeni. )

Özet: Ermeniler, Çukurova bölgesinde, özellikle Toroslar’da bir Kilikya Ermeni Krallığı kurmak için faaliyete geçmişlerdi. Bu iş için yabancı devletlerin desteğinde, Ermeni terör örgütleri silahlanarak Adana, Kozan, Haçın, Feke gibi kentleri kendilerine hedef seçmişlerdi. Osmanlı devletinin git gide zayıfladığını fırsat bilerek, Rusya Çarlığı, Fransa Krallığı ve İngiltere Krallığı’nın tahrik ve katkılarıyla Doğu Anadolu’da olduğu gibi Çukurova sahasında da isyan ve eylemlere yönelmişlerdir.

Ruslar, uzun zamandır Akdeniz’e çıkmak için Ermenileri bu hususta kışkırtmışlar ve Ermeniler de bu duruma gönüllü alet olmuşlardır. Kilikya yabancı devletlerin sömürgecilik emelleri uğruna müdahale edebilecekleri ve kontrol sağlayabilecekleri bir saha idi. 1890’da çıkan Maraş-Zeytun Ermeni isyanı gibi, Ermeniler için benzerini Adana’da da yapacakları bir isyanla Kilikya’da kurmak istedikleri Ermeni Krallığı’na bir başlangıç olacaktı. Türk- Ermeni ilişkileri yüz yıllar boyu müspet bir şekilde devam etmiş iken, sonradan bu ilişkiler ne yazık ki, bozulmuştur. Taşnak ve Hınçak gibi Ermeni terör örgütleri, yabancılardan aldıkları silah ve lojistik destekler ile bölgede faaliyetlerine başlamışlardır.

1909 yılında Adana ve havalisinde cereyan eden Ermeni isyanları ve olayları; yol kesme, karakol basma, sivil insanları katletme, arazide yangın çıkarma, her türlü tedhiş ve terör biçiminde eylemler, her geçen gün sürekli artırılmıştır. Bu bildiri de basın yayın belgeleri başta olmak üzere, tarihi vesikalar çerçevesinde bir sunum gerçekleştirilecektir. Çukurova’da meydana gelen Ermeni olaylarını ve terör faaliyetlerini içeren kaynaklardan ve özellikle Adana’da çıkan mahalli gazeteler, basın bildirilerinden yararlanarak bu dönemde ortaya çıkan olayları değerlendireceğiz. Adana başta olmak üzere Çukurova insanın feraseti ve cesareti ile Kilikya Ermeni Krallığı kurulamamıştır. Bu konular ayrıntılı olarak belirtilecektir.

Anahtar Kelimeler: Adana, Ermeni olayları, Çukurova, Kozan, Haçın, Türkler.

 

ARMENIAN OUTBREAKS IN ADANA (1909)

Remzi KILIÇ(Prof. Dr. Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı,)

Hüseyin Klavuz(Uzm. Hüseyin Kılavuz, Niğde Yavuz Sultan Selim Anadolu Lisesi Öğretmeni. )
Abstract:

Armenians started to rustle to found an Armenian Kingdom of Cilicia in Çukurova region, specifically around Taurus Mountains. For this purpose, with the support of foreign Adana Ermeni Olayları (1909) yazısına devam et

Veni Vidi Vici Nedir?

Roma İmparatoru Julius Sezar ile Basforos kralı II. Pharneke ile (Zile Altıağaç civarında) her iki tarafın da büyük kayıpların verdiği Zela Savaşı‘nı yaparlar. Savaş Julius Sezar’ın galibiyetiyle bitince durumu Roma’ya ”Veni-vidi-vici” (Geldim-gördüm-yendim) diyerek bildirir.Sezar, Pompei kalesi’nde taş bir kitabeye  bu sözünü yazdırır. Kısa ve dalga geçmeyi ifade eden bu sözü halen dünyada bir çok kişi  kullanmaktadır.Günümüze kadar gelen yazılı kitabayeyi görmek için her yıl çok sayıda turist ilçeyi ziyaret etmektedir.

Resimlerle Eyüp Sultan Cami (13 Fotograf)

İstanbul’da Eyüp-el Ensari Hz. Muhammet adlı sahabe ve türbesinin olduğu Eyüp Sultan Cami’yi ziyaret etmeye karar verdim.Ben bir cami ve türbesi ile karşılaşacağımı sanırken karşıma yüzlerce mezar ,lahit ve çeşitli türbelerden oluşan bir külliye çıktı.

Burada sizlere kısaca gördüklerimi ve çektiğim resimleri paylaşacağım. Tarihi bilgisi ve Eyüp-el Ensari Hz. Muhammet adlı sahabe hakkındaki bilgiler ile kaynaklar arasında bilgi karmaşası var.Cami içerisinde bulunan ulu çınar altında bulunan tanıtım levhasındaki bilgiler ile bile kaynaklar arasında farklılıklar var.Çok fazla türbe ve eski mezarlar var ve bunların kimlere ait olduğunu araştırıp anlatmak lazım…Bu nedenle tarihi bölüm kısmını tam araştırmadan paylaşmayı uygun bulmadım.Bu konuda internetten çok tarihi kitap kaynaklarından faydalanarak daha detaylı anlayıp öyle paylaşmak lazım…

Camiinin dış avlusu iki kapıyla dışarıya açılıyor.İçeri girince sizi etrafı demir parmaklıklarla çevrili ulu bir çınar ağacı karşılıyor. Parmaklığın dört köşesinde mevlevi  sikkesi bulunan çeşmeler duruyor.Bu sikkeler çeşmeleri yaptıran kişinin büyük bir ihtimalle mevlevi olduğunu  gösteriyor.

İç avlu ise 12 kubbeli olarak karşımızda duruyor.Tam ortasında ise bir şadırvan var.Merkezde bir kubbe bulunmakta ve altı sütun ve iki fil ayağına dayandırılmış vaziyette yapılmış vaziyette duruyor.Minber mermerden yapılmış ve son cemaat  yeri önü altı sütun ve yedi kubbeden oluşturulmuş vaziyette çok ihtişamlı görünüyor. Resimlerle Eyüp Sultan Cami (13 Fotograf) yazısına devam et

Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları

Mustafa Kemal ATATÜRK
(1881-1938) 24.04.1920-
29.10.1923
Kazım ÖZALP
(1880-1968) 26.11.1924-
01.03.1935
M.Abdülhalik RENDA
(1881-1957) 01.03.1935-
05.08.1946
Kazım KARABEKİR
(1882-1948) 05.08.1946-
26.01.1948

Günümüze Kadar Görev Yapan TBMM Başkanları yazısına devam et

TARİHTE SREBRENİCA KATLİAMI

SREBRENİCA KATLIAMI

BOŞNAK SOYKIRIMI-SREBRENİCA KATLIAMI.

Srebrenica, Bosna Hersek’in doğusunda Sırbistan sınırına 10 km. uzaklıkta bir Müslüman Boşnak kentidir. İsmini gümüş anlamına gelen srebren kelimesinden alan kent, tarih boyu başta gümüş olmak üzere değerli maden rezervleriyle ve şifalı sularıyla ünlü bir kenttir. Romalılar zamanında kent, ‘gümüş ocağı’ anlamında Angentaria olarak biliniyordu. Barış zamanında halk geçimini turizm, madencilik ve tekstil sanayinden sağlıyordu.

 

Şu anda nüfusunun çoğunluğunu Sırpların oluşturduğu Srebrenica bölgesi 1992 yılında başlayan savaş öncesi, Müslüman bölgelerden biri idi. 1990’daki Yugoslavya nüfus sayımlarına göre 36.666 nüfusluk Srebrenica bölgesi yüzde 75.2 oranında Boşnak çoğunluğa sahipken Sırplar bölgenin sadece yüzde 22.7’sini oluşturuyordu. TARİHTE SREBRENİCA KATLİAMI yazısına devam et

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye

Biz Türkler bir defa üzerine oturduğumuz şeyi, sırtımıza almayız.

Vakti zamanında Acem şahı, Osmanlı devletinin büyüklüğünü ve şaşaasını kıskanmaktadır. Ve bunu her davranışıyla ortaya koymaktadır.

Şah Osmanlı”ya bir şey yapamadığından, hıncını oraya tayin edilen elçilerden almaktadır. Oraya tayin edilen elçilere sade kötü muamele yapmakla kalmayıp, işkence dahi etmektedir.
Yavuz Sultan Selim, şaha bir mektup göndermek istemektedir. Amma onu götürecek kimse, hem onun kötü muamelesine dayanacak kadar cesur hem de Osmanlının itibarını koruyacak kadar da vakur olmalıdır.

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye yazısına devam et

Fatih Sultan Mehmed Han’ıRahmetle Anıyoruz

Bin yıl boyunca Roma ve Bizans’ın elinde olan İstanbul’u fetheden, çağ açıp, çağ kapatan, dünyayı titreten, halkının içinde hasta ve ihtiyaç sahibi kimse olup olmadığını tespit etmesi için özel ekipler kuran, İslam’ın hizmetkarı,
peygamber aşığı Ceddimiz Fatih Sultan Mehmed Han’ı, Rahmet-i Rahman’a kavuşmasının sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle anıyoruz.
El Fatiha
(3 Mayıs 1481)

18 Mart Çanakkale Zaferi

Prof. Dr. Remzi KILIÇ                         

Çanakkale Zaferi, 18 Mart 1915 bütün imkansızlıklara rağmen kazanılmış bir savaş olarak tarihimize geçmiştir. Çanakkale, savaştan çok bir destan olarak müteala edebileceğimiz Müslüman Türk Milleti’nin, tarihe kendisini bir kez daha perçinlediği yer olmuştur.   103 yıl önce göğsündeki iman ile, güçlü görünen düşmana, unutamayacağı bir ders veren Mehmetçiklerimiz, Allah’ın kendilerine bahşettiği şehitliğe severek  kucak açmışlar  ve bir gül bahçesine girercesine kara toprağa girmişlerdir. Fiilen bir yıldan fazla süren Çanakkale savaşlarının seyrine ve yer  yerde kesitlerine bir göz atalım;Savaş başlamadan önce durum şöyledir: İngiltere’nin toplam 711 bin askeri, 250 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü bulunmaktadır. Fransa’nın toplam 3.5 milyon askeri, 105 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü vardır. Rusya’nın toplam 4.400 bin askeri, 65 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü mevcuttur. Türklerin bütün cephelerinde toplam 2.300 bin askeri var. Kayda değer savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü yoktur. Bir tarafta dünyanın en güçlü devletleri ve donanmaları öbür tarafta bütün cephelerde saldırıya uğramış bir Osmanlı devleti vardır. Çanakkale dünya tarihinin en büyük savunma savaşıdır.

            3 Ocak 1915’de İngiliz Bahriye Nazırı Çörçil, Çanakkale önündeki müttefik İngiliz-Fransız filosu Başkomutanı Amiral Karden’den Çanakkale’yi yalnız deniz kuvvetleriyle zorlamanın başarılı olup olmayacağını 18 Mart Çanakkale Zaferi yazısına devam et

Çocukluğumun Karaman’ı -Sami ÖZDAĞ


Kerpiçtendir saçaklı evlerimiz,
Damlarını baharları yuğarız,
Gilarımız serin yerde seçeriz,
Odalara seki altından geçeriz.

Aşenemiz evimizin altında,
Yemekleri tel dolabı içinde,
Yağ, bal iyi durur küpünde,
Kavun, karpuz saman içinde.

Oyma dolaba çeyizler konur,
Yüklük yatak, yorgan doludur,
Sedirlere büyükler  kurulur,
Minderlerde küçükler oturur.

Sonbaharda kışlık edilir,
Peynirler tulumlara basılır,
Kurutmalık güneşe dizilir,
Bulgur, salça, turşu yapılır.

Hava soğur kar kış yaklaşır,
Odun, kömür yazdan alınır,
Evde odalarda sobalar yakılır,
Köz ateş mangal keyfi yapılır..

Suyumuzda helkelerle taşınır,
Çeşme başı sohbetleri yapılır,
Güğümlerde suyumuz ısınır,
Su testiden, maşrapadan içilir.

Bulaşıklar çağlık başı  yıkanır,
Ocakta su, kazanlarda kızınır,
Çamaşırlar soda ile yıkanır,
Çağlık başı tokuç ile dövülür. Çocukluğumun Karaman’ı -Sami ÖZDAĞ yazısına devam et

Ferdinand Macellan Kimdir…?

FERDİNAND MACELLAN

Güney Afrika Ümit Burnu’nu ve Macellan boğazını geçerek dünyayı gemiyle dolaşmıştır.
Ferdinand Macellan, 1480 yılının ilkbaharında Portekiz’de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. 10 yaşına geldiği zaman amcasının başında olduğu kraliyet donanma okuluna yazılarak eğitim hayatına ilk adımını attı. GençIiği Portekiz’li denizciler yanında gemilerde denizciliği öğrenmekle geçti. Ferdinand Macellan’ın maceraları; onun seyahatlerine eşlik eden eden Portekiz’li Antonio Pigafetta’nın anılarını yazması sayesinde günümüze ulaşmıştır.

Macellan ilk deniz yolculuğuna 1505 yılında, henüz 25 yaşındayken çıktı. Bu ilk görevinde Francisco de Almeida’yı Portekiz genel valisi olarak Hindistan’a götürdü. 1511 yılında Fas’a gönderildi ve burada Azamor Savaşı’na katıldı. Bu savaşta dizinden ciddi biçimde yaralandı.
Hindistan’da, Doğu Hintler’de ve Fas’ta çarpışmalara katıldı. Fas’taki çarpışmalar sonunda sakatlandı. Daha sonra Portekiz kralı ile arası açıldı. Gözden düştü ve kısa bir süre sonra Portekiz donanmasındaki görevine son verildi. 1517 yıIında İspanya’ya gitti. Kral Beşinci Şarl tarafından İspanya donanmasında görevlendirildi. Denizciliğin yanı sıra coğrafyaya da meraklı idi. Hep batı istikametinde yol alınması halinde doğu ülkelerine ulaşılabileceğini savunmaktaydı.

Ferdinand Macellan Kimdir…? yazısına devam et