Kategori arşivi: Meteoroloji Konuları

Hava Tahmini Nasıl Yapılır?Prensip ve Metotları Nelerdir?

Hava tahmini meteorolojinin kalbinde yer alır, bu işle yoğrulan birçok genç insan, milyonlarca insanın yaşamı etkileyen hava olaylarını doğru tahmin etmeye ve açıklamaya çalışırlar. Meteorlojistler bu alanda yaptığı çalışmalarla özellikle son 30 yılda hava tahmininde önemli ilerlemeler kaydettiler. Beş günlük tahminler Kuzey Amerika ve Avrupa’yı içermektedir. 1970’li yıllardan beri üç günlük tahminler büyük bir doğrulukla yapılmaktadır. Genel olarak yağış ve sıcaklık tahminleri yedi gün ve daha fazla sürelerde kullanılabilir doğrulukta yapılmaktadır. Bazı meteorolojistlar iki haftalık hatta daha uzun sürede tahminlerin yapılabileceğine inanmaktadır. Tropik okyanuslar ve atmosfer arasındaki ilişkilere ait yeni bilgiler, bölgesel iklim modellerinin aylık tahmin edilebilmesini mümkün kılacaktır.

Hava tahminleri birçok insanı ve birçok ülkeyi etkiler. Bizim üzerimize gelen hava yüzlerce km. uzunluğunda ve birçok büyük alanların üzerinden (değişim ve gelişimle) geçerek gelirler.

Her gün televizyonda görülen tahminler, dünya üzerindeki birçok ülke ve milli meteoroloji merkezinin ve milyonlarca meteorolojistin emeğinin ve çalışmasının son ürünüdür. Günde dört kez 10.000’e yakın istasyondan yer rasat bilgileri ve denizlerden milyonlarca deniz rasadı toplanmaktadır. 500 den fazla rawinsonde rasadı yüksek atmosfer bilgilerini elde etmek için yapılmaktadır. Atmosferde neler olduğunu anlamak için ayrıca radar, uçak ve Hava Tahmini Nasıl Yapılır?Prensip ve Metotları Nelerdir? yazısına devam et

1536 defa görüntülendi

Meteoroloji Nedir?Gelişimi Nasıl Olmuştur?

Meteoroloji; kısaca atmosfer bilimidir. Yunanca “meteoron” kelimesinden adını almıştır ve gökyüzünde olan olaylar anlamına gelmektedir. Eski yunanlılar bulutları, rüzgarları ve yağmuru anlamak ve birbirleriyle ilişkilerini tespit etmek için rasat yapmışlardır. Onlar için hava durumu önemliydi, çünkü hava çiftçilerin ürün yetiştirmesini, denizcileri ve denizde seyahat edenleri etkiliyordu. Bugün çevremizde, atmosferdeki değişim ve olaylardan dolayı bizleri etkileyen daha ciddi ve önemli hava olayları vardır. Gezegenimizdeki atmosferin davranışları ve etkisi gibi, zor ve karmaşık konulara çözüm bulmalıyız.

Eski Bir Bilim Dalı

Aristo’nun meteorolojinin babası olduğuna inanılmaktadır. Aristo “meteorologica” adlı eserini M.Ö. 340 yılında yazmıştır. Aristo’nun yağmur, dolu fırtınası ve bazı hava parametrelerine ait görüşlerinin bir kısmı doğru, çoğu ise yanlıştır. Bu zamandaki diğer düşünürler gibi Aristo da mantık ve sebep yoluyla doğruya ulaşacağına inanıyor ve dünyadaki doğal olayları anlamak için rasat yapılmasına ihtiyaç olmadığını düşünüyordu.

Yüzyıllarca sonra, modern bilimin ilk yıllarında, bilim adamı olarak bilinen doğa filozofları, doğayı gerçekten anlamanın yalnızca spekülasyon ve mantıksal tartışmalarla olamayacağını farketmişlerdir. Dünyadaki olayları Meteoroloji Nedir?Gelişimi Nasıl Olmuştur? yazısına devam et

Ravinsonde Rasatları

Tarihçe

1920 lerin başlarında Fransız bilim adamları BUREU ve İDRAC ile onlardan ayrı çalışan Rus bilim adamı MOLTCHANOV atmosferin çeşitli seviyelerindeki hava koşulları hakkındaki bilgileri, radyo dalgaları aracılığıyla toplamak ve yayınlamak için bir cihaz üzerinde çalışmaya başladılar. 1930 yılında Rus MOLTCHANOV bu günkü radiosonde cihazının atası denilebilecek ilk radiosonde cihazını geliştirmeyi başardı.

Tanıtım

Ravinsonde rasatları, radiosonde cihazı denilen ve balonla birlikte serbest atmosfere gönderilen rasat aletleri yardımıyla yapılır. Radiosonde cihazı, balonun yardımıyla serbest atmosferde yukarı çıkarken meteorolojik bilgileri eş zamanlı olarak ölçen ve istasyona gönderen alettir. Radiosonde cihazı, basınç, sıcaklık, nem değerlerini ölçen sensörlerden meydana gelmektedir. Bu sensörler yardımıyla elde edilen bilgiler, önceden belirlenmiş olan bir sıralama dahilinde ve belirlenmiş kısa zaman aralığında alıcı yer istasyonuna gönderilir. Rüzgar bilgileri ise radiosonde cihazının serbest atmosferdeki konumuna bağlı olarak elde edilen açı değerlerinden elde edilir. Ravinsonde rasatları, basıncın, sıcaklığın, nemin, rüzgar yön ve şiddetinin, yerden uçuşun son bulduğu yüksekliğe Ravinsonde Rasatları yazısına devam et

Dünyada ve Türkiye’de Kaydedilen En Düşük ve En Yüksek Meteorolojik Değerler

Dünyada ve Türkiye’de Kaydedilen En Düşük ve En Yüksek Meteorolojik  Değerler

Türkiye

Ölçülen DeğerÖlçüldüğü Yer ve Tarihi
En Yüksek Sıcaklık48.8°C Mardin-Kocatepe 14 Ağustos 1993
En Düşük Sıcaklık-46.4°C Van-Çaldıran 9 Ocak 1990
En Yüksek Yıllık Ortalama Sıcaklık21.3°C Hatay-İskenderun 1962
En Düşük Yıllık Ortalama Sıcaklık1.8°C Sarıkamış 1972
Yıllık En Yüksek Toplam Yağış4045.3 mm Rize 1931
Yıllık En Düşük Toplam Yağış114.5 mm Iğdır 1970
Günlük En Yüksek Yağış469.9 mm Kemer 11 Aralık 1971
En Yüksek Kar Kalınlığı525 cm Bitlis Şubat 1954
En Yüksek Basınç1045.2 mb Zonguldak-Eregli 1 Ocak 1973
En Düşük Basınç747.2 mb Van-Başkale 21 Şubat 2001
En Yüksek Rüzgar Hızı48.9 ms Tokat 1 Ocak 1978

Dünya

Ölçülen DeğerÖlçüldüğü Yer ve Tarihi
En Yüksek Sıcaklık58°C, El Azizia Libya, 13 Eylül 1922
En Düşük Sıcaklık-89.2°C, Vostok-Antarktika, 21 Temmuz 1983
En Yüksek Yıllık Ortalama Sıcaklık34.4°C, Dallo-Etyopya
En Düşük Yıllık Ortalama Sıcaklık-56.7°C, Plateau-Antarktika
Yıllık En Yüksek Toplam Yağış2646.7 cm, Cherrapunji-Hindistan, Ağustos 1860
En Düşük Ortalama Yağış0.08 cm, Arica-Şili, 1970

Meteorolojist Kimdir?

Meteorlojist kelimesini duyduğumuzda, genellikle aklımıza her akşam televizyonlarda yarınki hava durumu ile en yüksek ve en düşük sıcaklıkları söyleyen kişi aklımıza gelir. Birçok radyo ve televizyondaki hava durumu sunucuları profesyonel meteorolojistlerdir, bazıları ise Milli Meteorloji Merkezinden aldığı özel bilgileri aktaran sunuculardır. Amerikan Meteoroloji Kurumu (AMS) Meteorolojisti özel eğitim almış bir kişi olarak şöyle tanımlamaktadır: ”Atmosferin yeryüzünü ve yaşamı nasıl etkilediğini, atmosferdeki parametreleri ve rasatları bilimsel ilkeleri kullanarak açıklayan ve anlatan kişidir”. Bu genellikle lisans ve lisansüstü eğitim şeklinde lise ve üniversitelerde verilir. Birçok meteorolojist lisans öğrenimlerini fizik, kimya, matematik ve diğer alanlarda yapmışlardır. Atmosfer bilimi ise meteorolojik bileşenlerin tanımlanmasında ve diğer atmosfer çalışmalarda kullanılır.

*Dünya Meteoroloji Teşkilatı 1998 yılındaki konsey toplantısında meteoroloji personelini iki sınıfa ayırmıştır. Meteorlojist ve Meteoroloji Teknisyeni. Bu konuda ayrıntılı bilgi “Guidelines for The Education and Training of Personel in Meteorology and Operational Hydrology”WMO-N 258,Vol.1-Meteorology June 2000, alınabilir.

Meteorolojist Olabilmek İçin Ne Tür Eğitimlere İhtiyaç Vardır ?

Lise: Meteorolojide kariyer için ilk adım, lisede (iyi dengelenmiş kolej) hazırlık programına katılmaktır. Gerekli bilimsel dersler fizik ve kimya konularını içerir. Yer bilimi kursları, atmosferik çevreye bakış için kıymetli bir başlangıç sağlar. Günümüzde matematiksel yeterlilik, fiziksel bilimlerin her branşında önemlidir ve bilgisayar temel bilimsel araçtır. Meteorolojist olmak istiyorsanız, mümkün olan her çeşit matematik ve bilgisayar bilimleri Meteorolojist Kimdir? yazısına devam et

Hava Tahmini Nasıl Hazırlanır?

Belirli bir ülke, bölge veya merkezde, bir zaman dilimi içinde görülebilecek meteorolojik olayların gözlem ve analizlere dayanılarak subjektif veya objektif yöntemler kullanılarak önceden öngörülme çalışmaları hava tahmini olarak adlandırılır.

Hava Tahmini Üç Aşamalıdır:

Gözlemler

Yer Gözlemleri

Meteorolojide SİNOPTİK ve KLİMATOLOJİK olmak üzere iki çeşit yer gözlemi yapılmaktadır. Hava tahmininde kullanılan gözlemler sinoptik gözlemlerdir. Sinoptik gözlemler bütün dünyada meteoroloji istasyonlarında GMT saatine göre aynı anda yapılır. Bu saate göre, İngiltere’deki Grinwich’ten geçen boylam derecesi başlangıç kabul edilir ve bu başlangıç boylamında 12.00 GMT’de yapılan bir sinoptik rasat mahalli olarak Türkiye’de öğleden sonra 15.00’de, Hindistan’da akşam 18.00’de, Avustralya’da gece 22.00’de ve Orta Amerika’da ise sabah 05.00’de yapılır. Bu gözlemlerin hepsi de 12.00 GMT gözlemi olarak isimlendirilir.

Sinoptik gözlemler GMT saati ile ve üçer saatlik aralıklarla günde 8 defa yapılır. 00.00, 06.00, 12,00, 18.00 GMT’de yapılan gözlemler Ana Sinoptik; 03.00, 09.00, 15.00, 21.00 GMT’de yapılan gözlemler de Ara Sinoptik Gözlem olarak isimlendirilir.

Yer Gözlemleri

Sinoptik istasyon bir havaalanında bulunuyorsa, burada ayrıca havacılıkla ilgili olarak METAR veya AERO gözlemleri de yapılır.

Yer gözlemlerinde;

Wind Chill Nedir?

WIND CHILL, Hava hareketinin (rüzgarın) cilt üzerine yaptığı soğuma etkisinin bir ölçüsüdür. Vücut üzerine esen rüzgar sebebiyle vücut hızla ısı kaybeder. Ancak wind chill gerçek bir soğukluk ölçüsü değildir. İnsanların yaşına, cinsiyetine, genetik yapısına, kültürüne ve psikolojik durumuna göre hissedilen etki farklıdır. İnce ya da nemli giysiler wind chill indeksinden daha fazla ısı kaybına ve olumsuzluğa neden olabilir.

Wind Chill Kartı
Sıcaklık (°C) / Rüzgar Hızı (km/h)
5°C0°C-5°C-10°C-15°C-20°C-25°C-30°C-35°C-40°C-45°C
5 km/h4-2-7-13-19-24-30-36-41-47-53
10 km/h3-3-9-15-21-27-33-39-45-51-57
15 km/h2-4-11-17-23-29-35-41-48-54-60
20 km/h1-5-12-18-24-30-37-43-49-56-62
25 km/h1-6-12-19-25-32-38-44-51-57-64
30 km/h0-6-13-20-26-33-39-46-52-59-65
35 km/h0-7-14-20-27-33-40-47-53-60-66
40 km/h-1-7-14-21-27-34-41-48-54-61-68
45 km/h-1-8-15-21-28-35-42-48-55-62-69
50 km/h-2-8-15-22-29-35-42-49-56-63-69
55 km/h-2-8-15-22-29-36-43-50-57-63-70
60 km/h-2-9-16-23-30-36-43-50-57-64-71
65 km/h-2-9-16-23-30-37-44-51-58-65-72
70 km/h-2-9-16-23-30-37-44-51-58-65-72
75 km/h-3-10-17-24-31-38-45-52-59-66-73
80 km/h-3-10-17-24-31-38-45-52-60-67-74
Wind Chill Tehlike Seviyesi
Sıfırın ÜzerindeÇok az tehlike, uygun giyimli kişiler kendisini sağlıklı hisseder
0 ila -24Normal az tehlikeli. Korumasız ciltte, kulak ve burunda donma ve üşüme
-25 ila -70Çok tehlikeli, donmaya yakın
-70 in altındaÇok büyük tehlike

Suni Yağmur Nedir?Bulut Tohumlama Nedir?

Suni Yağış

Yüzyıllar boyunca insanoğlu, su kaynaklarını artırmak, şiddetli hava olaylarının etkisini azaltmak için hava ve iklimi değiştirmenin yollarını araştırmıştır. Hava modifikasyonuna ilişkin modern teknoloji 1940’lı yılların sonunda gümüş iyodun, bulut damlacıklarının buz kristallerine dönüştürülmesinde kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır.

Günümüzde birtakım ülkeler enerji talebini karşılamak, dünya üzerindeki kurak ve yarı kurak bölgelerde azalan su kaynaklarını tekrar zenginleştirmek, varolan kaynakların seviyesini artırmak için yüzden fazla hava modifikasyon projesi yürütmektedir. Bulut tohumlama yöntemi 1960’lı yıllardan itibaren ABD’de geliştirilmiş ve günümüze kadar uygulanmaya devam edilmiştir.

Yağmur bombası yöntemi ülkemizde ilk olarak 1990 yılında İstanbul’da İSKİ tarafından uygulanmıştır. Farklı zaman dilimlerinde İstanbul Ankara ve İzmir’de de kısa süreli olarak aynı yöntemden faydalanılmıştır.

Dünyada 24 ülke bulut tohumlama yöntemini daha fazla yağış sağlamak için kullanmaktadır.

Suni Yağış

Şekil-1 Dünyada uygulanan Hava Modifikasyon Çalışmaları

Bulut yapısının karmaşıklığı ve değişkenliği yapay olarak değiştirilmesi girişimlerinin anlaşılmasını oldukça güçleştirmektedir. İstatistik ve bulut fiziği konusundaki bilgiler ile bu bilgilerin hava modifikasyonuna Suni Yağmur Nedir?Bulut Tohumlama Nedir? yazısına devam et

Yıldırım ve Yıldırım Çarpması Durumunda Yapılacak İşler

  • Gök gürlemesini işitirseniz acil bir durum dışında kablolu telefon kullanmayın.
  • Kablosuz telefonları ya da cep telefonlarını kullanmak emniyetlidir.
  • Elektikli aletler ve tellerden uzak durun.
  • Su boruları elektriği iletir. Banyo ya da duş almayın; ya da bir fırtına boyunca diğer su dağıtım sistemini kullanmayın.
  • Gök gürlediği zaman, güvenli bir binanın içine gitmeyi unutmayın
  • Oraj anında dışarıda emniyetli yer yoktur.
  • Dışarıda iseniz ve gök gürültüsünü ışıtırseniz, yıldırım riskini azaltmak için tek yol, mümkün olduğunca hızlı bir şekilde, sağlam bir binanın ya da sağlam bir arabanın içine girmektir.

Ayrıca yıldırım riskini artırabilecek aşağıdaki durumlardan kaçınmalısınız.

  •  Açık alanlardan kaçının. Bir alandaki en yüksek şey siz olmayın.

Sis Nedir ve Nasıl Oluşur?

TANIMI
Sis, görüşü etkileyen önemli bir meteordur. Genel olarak yer yüzünü kaplayan stratüs (St) bulutu veya yere inmiş stratüs bulutu olarak tanımlanır. Uluslararası kabul edilen tanıma göre sis, yatay görüşü 1 km’nin altına düşüren yere yakın hava tabakasında yayılmış küçük su damlacıkları veya kristallerden oluşan sistemdir. İçinden geçerken nemlilik ve yapışkanlık hissedilir. Sis olayında yatay görüş mesafesi 1 km’nin üzerinde olur ise bu durum “Mist” diye adlandırılır.

OLUŞUMU
Sisin oluşması için havadaki su buharının doymuş hale gelmesi gerekir. Yoğunlaşma çekirdeklerinin üzerinde yoğunlaşmayla oluşan sis damlacıklarının büyüklükleri 1 µm’den 50 µm – 60 µm’ ye kadar farklılıklar gösterir. Pozitif (+) sıcaklıklarda çoğu damlacıkların çapları 7 – 15 µm, negatif (-) sıcaklıklarda ise 2 – 5 µm arasında değişmektedir. Hafif siste damlacık sayısı 1cm³’te 50-100’e yakındır, yoğun siste ise 500-600 arasındadır. -20ºC sıcaklıkta sis genellikle soğumuş su damlacıklarından oluşur, daha düşük sıcaklıklarda ise buz kristallerine rastlanır. Sis durumunda havanın bağıl nemi %100’e yakındır, en sık da %95 ila %100 arasında olmaktadır.
Sis yeryüzeyi ile temasta olan bir bulut olduğundan gerek yeryüzünün topoğrafik yapısı, gerekse sis oluşumunu sağlayan arz yüzeyi ile temas eden havanın soğuma şekilleri ve yükseklikle sıcaklığın artması (enversiyon) sis oluşumu için önemli faktörlerdendir. Stratüs bulutları atmosferin alt tabakasının karakteristikleridir. Şayet orada iyi gelişmiş bir sıcaklık enversiyonu veya izotermal tabaka var ise ve bu oluşumda enversiyon tabanı toprağa çok yakın veya toprakta ise aşağılarda hava yeterince nemli bir stratüs tabakası oluşturacaktır. Stratüs tabakasının tepesi ise enversiyon tabanıdır. Bu nedenle sis oluşumu ile enversiyon olayını iç içe görmek mümkündür. Sis ve enversiyon olayının en önemli özelliği, dünya yüzeyi ile temas eden havanın soğuması sonucunda meydana gelmesidir. Böyle soğumalar:

1- Açık gecelerde giden radyasyondan dolayı yüzeyden ısı kaybı ile,
2- Farklı sıcaklıktaki iki hava kütlesinin temasında sıcak havanın daha soğuk bir yüzey üzerinde akmasıyla ya da soğuk havanın sıcak bir hava kütlesinin altına girmesi ile yer yüzeyine doğru meydana gelen ısı kaybıyla,
3- Eğimli bir arazi üzerinde yükselen havanın adyabatik genişlemesinden (yamaç sisi)dolayı meydana gelir.

Sisin oluşumunda ve devamında rüzgar ve sıcaklığın büyük etkisi vardır. Türbülanstan meydana gelen düşey karışım sis oluşumunu engelleyen önemli bir faktördür. Türbülans şiddeti , rüzgar şiddetiyle arttığından , rüzgar belli bir değerden daha fazla olduğunda, sis dağılabilir veya bir stratüs tabakası haline dönüşebilir. Ilımlı veya şiddetli rüzgar durumunda sis sadece , eğer yüzey tabakası hızlı soğursa oluşabilir. Genel olarak sis oluşumu için belli bir miktar rüzgar esastır.

Sis-Kar Örtüsü İlişkisi:
Buz üzerindeki doyma basıncı su üzerindekinden daha küçük olduğundan kar yüzeyi üzerindeki şartlar su-damlacıklı sisin oluşumu için uygun değildir. Sıcaklık düştüğü zaman hava, kar yüzeyi üzerinde su üzerinden daha önce doymaya ulaşır. Bu durum su buharının havada sis damlacıkları halinde yoğunlaşmasına mani olur. Eğer kar yüzeyi üzerine gelmeden önce hava kütlesinde su-damlacıklı sis oluşmuşsa su buharının süblüme olması sisi dağıtır.
Kar üzerinde sis oluşumu için en uygun şart, sıcaklıkların sıfır dereceye yakın olmasıdır. Bu durumda, su ve buz üzerindeki doyma basınçları arasındaki fark küçüktür. Bu nedenle sisler, sıcaklığı sıfır dereceye yakın (5 ila -5°C) kar yüzeyleri üzerinde çok sık meydana gelirler. Hava sıcaklığı -10 ila -15°C’a eriştiğinde basınç farkı maksimum değerine yükselir, buna uygun olarak kuruma etkisi artar ve bu durumda kar yüzeyi çok kuvvetli bir dağıtıcı olarak etki yapar.
Kar üzerindeki hava sıcaklığı 0°C’dan yüksek olduğu zaman kar erir. Eriyen karla temasta olan hava 0°C’lık bir sıcaklığa ve bu sıcaklıktaki doymaya tekabül eden bir buhar basıncına sahiptir. Kar üzerinde havadaki buhar basıncı gradyanı, karın hemen üzerindeki bağıl neme bağlı olarak aşağı veya yukarı doğru olabilir. Eğer su buharı yükseklikle azalıyorsa eriyen kardan su buharlaşır ve eğer su buharı yükseklikle artıyorsa kar üzerinde su yoğunlaşır. Bahis konusu gradyan sıfır ise her iki yönde de akı olmayacaktır.
Hava sıcaklığı 0°C’ın çok üzerinde olduğu zaman sisler sadece ender durumlarda oluşabilir. Benzer olarak eriyen kar üzerine gelen sisler belirgin bir dağılma eğilimine sahiptir. Düşük sıcaklıklarda sisler genellikle su damlacıkları ve buz kristallerinin karışımından ibarettir. Buzun mevcudiyetinden dolayı dağılma etkisine tabi olan bu sisler normal olarak kısa sürelidirler. Aşağı yukarı -39°C’dan daha düşük sıcaklıklarda bütün sisler buz kristallerinden ibarettir. Bu sisler kar örtüsünden etkilenmezler. Meydana geldikleri zaman uzun süre kalabilirler. Böyle düşük sıcaklıklarda sıcaklığın günlük değişimi çok küçüktür ve sis birkaç gün devam edebilir.

GÜNLÜK DEĞİŞİMİ
Bir sis olayının günlük değişiminde önemli bir faktör ısınmadır. Bütün sis tipleri ısınmayla dağılmaya yönelirler. Bu nedenle sabahın erken saatlerinde bir maksimum ve öğleden sonra bir minimum olmak üzere sis frekanslarında belirgin bir günlük değişim vardır.
Adveksiyon sislerinin çoğu nispeten derindir ve derin olanlar (özellikle okyanuslar üzerinde) günlük ısınmayla kolayca dağılmazlar. Tipik radyasyon sisleri gayet sığdır ve günlük ısınmadan dolayı kolaylıkla dağılırlar. Kara üzerinde yüksek sıcaklıklarda günlük değişim fazla olduğundan (sıcak mevsimlerde) kara sisleri sabahları dağılma eğilimindedirler. Buna karşılık kara üzerinde düşük sıcaklıkların günlük değişimi az olduğundan (soğuk mevsimlerde) günlük ısınmanın sonucu kolayca dağılmazlar. Rüzgar ve günlük sıcaklık değişimleri sisin günlük dağılımında başlıca neden olmakla birlikte diğer meteorolojik değişkenlerdeki oynamalar ve topoğrafik yapılar, bir yerdeki sis oluşumunu ve devamını doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyebilir.
Yamaç sisleri genellikle çok derindir ve küçük bir günlük değişim gösterir.
Okyanuslar üzerinde günlük sıcaklık değişimi çok küçük olduğundan deniz sislerinin günlük değişimi azdır.

SINIFLANDIRILMASI
Oluşum şekillerine göre genelde sisler beş ana grupta toplanabilir:

I. Kütlesel Sisler (Soğuma Sisleri)
1- Radyasyon Sisi
2- Adveksiyon Sisi
3- Adveksiyon-Radyasyon Sisi
4- Adyabatik Yayılma Sisi (Yamaç Sisi)
II. Cephe Sisi
III. Buhar Sisleri
1- Göller, Irmaklar ve Bataklıklar Üzerindeki Sis
IV. Deniz Sisi
V. Şehir Sisi

Görüş mesafesine göre de sisler dört sınıfa ayrılabilir:

I. Çok Yoğun Sis (Görüş mesafesi 50m.’ye kadar)
II. Yoğun Sis (Görüş mesafesi 50m.-200m. arasında)
III. Mutedil Sis (Görüş mesafesi 200m.-500m. arasında)
IV. Hafif Sis (Görüş mesafesi 500m.-1000m. arasında)

KÜTLESEL SİSLER:

  • Radyasyon sisi:

Bu tip sisler, rüzgarın olmaması durumunda kara üzerinde gece havanın soğuması neticesinde oluşurlar. Yeni düşen yağış ve nemli toprak sisin oluşumunu kolaylaştırır. Radyasyon sisleri en sık sonbaharda gözlenirler. Çünkü bu mevsimde toprak daha nemli, buharlaşma fazla ve geceler uzun olduğundan hava epeyce soğuyabilir. Ancak, kışın da bu tip sisleri görmek mümkündür.
Radyasyon sislerinin oluşumlarında topoğrafik yapı da etken olur. Örneğin; çukur yerlerde (vadilerde) sıkça radyasyon sisi oluşur, çünkü gece boyunca civar yamaçlardan aşağıya doğru soğuk hava akımı olur. Bu tesir küçük derelerde bile gözlenebilir, ancak oluşan sisin yüksekliği insan boyunu geçmez.
Radyasyon sisleri daima enversiyonun varlığı ile bağlantılıdır. Yazın radyasyon sisinin kalınlığı 200m.’yi geçmez. Güneş doğduktan sonra güneş ışınları zor da olsa sisi delerek yer yüzeyini ısıtmaya başlar. Bu durumda enversiyon bozulmaya başlar, sis parçalanır ve rüzgar ise tamamen yok olmasını sağlar. Bunun yanı sıra, kışın havanın rüzgarsız ve bulutsuz olduğu antisiklonik durumlarda radyasyon sislerinin kalınlığı 1000m.’ye kadar ulaşır ve üst üste birkaç gün kalabilir. Dağılması hava kütlesinin değişimi ile olur. Radyasyon sislerinin oluşumu için şartlar şunlardır:

* Yüksek bağıl nem
* Bulutsuz gökyüzü
* Yükseklikle sabit veya artan bağıl nem
* Kararlı tabakalaşma ve zayıf rüzgar

Yüksek bağıl nem önemli bir faktör olduğundan radyasyon sisleri soğuk kıtalar üzerindeki denizsel kökenli durgun havada çok sık olarak meydana gelir.
Deniz sıcaklığının günlük değişimi karalara nazaran oldukça küçük olduğundan radyasyon sisleri normal olarak okyanuslar üzerinde oluşmaz.

  • Adveksiyon sisi:

Adveksiyon sisi soğuk yer yüzeyinin üzerinde sıcak ve nemli hava kütlesinin yerleşmesi ile oluşur. Soğuk tabana değdiğinde sıcak havanın alt katları üst katlarına nazaran daha çok soğur. Böylece etkisi sürekli artan bir sıcaklık enversiyonu oluşur. Yoğunlaşma ve sis oluşumu en alçak hava katlarından başlar. Adveksiyon sisinin oluşması için uygun şartlar şunlardır:

1- Hava kütlesi ile alttaki yüzey arasında büyük sıcaklık farkı,
2- Orta derecede rüzgar hızı şiddeti (2 – 7 m/sn),
3- Başlangıçta kararlı tabakalaşma,
4- Yükseklikle sabit kalan veya artan özgül nem.

Adveksiyon sisleri bazen binlerce km2.’lik bir alanda gözlenebilir. Bu tip sisler gün boyunca her an oluşabilir ve günlerce, bazen de haftalarca kalabilirler. Sisin dağılması için ısı alış-verişinin sona ermesi veya kuvvetli bir rüzgarın çıkması gerekir. Kara meltemleri etkisiyle kıyıdan uzaklaşır, rüzgar tersine dönünce deniz meltemleri ile yeniden kıyıya dönebilirler. Adveksiyon sislerinin frekansları kışın daha büyüktür ve etkiledikleri alan daha geniştir. Yurdumuzda özellikle Karadeniz bölgemizin kıyı şeridi ile Marmara’nın Karadeniz’e bakan kıyılarında ilkbahar aylarında sıkça görülür.

  • Adveksiyon-Radyasyon sisi:

Soğuma ve sisin oluşumu adveksiyona ve yayılmaya bağlı olduğunda meydana gelen sislere Adveksiyon-Radyasyon sisleri denir. Bu tip sisler yükseklik bakımından güçlü olup, geniş alanları kaplarlar ve havacılıkta büyük tehlike arzederler.

  • Adyabatik yayılma sisi (Yamaç sisi):

Sıcak ve nemli havanın yamaç boyunca yükselirken adyabatik olarak soğumasından dolayı oluşan bir sis türüdür. Dağ yamaçlarının rüzgar üstü taraflarında daha sıktır. Yamaç sisi sadece, doymuş havanın tabakalaşması kararlı olduğu zaman mevcut olabilir. Normal olarak yükseklikle sıcaklık düşer (pozitif lapse-rate). Hava ne kadar hızlı tepeye hareket ederse soğuma da hızlı olacaktır.

  • Cephe Sisi:

Cephe üzerinde, ön veya arka kısmında görülen sislerdir. Yağış anında soğuk hava içindeki sıcak yağmur damlacıklarının soğuyarak su buharını arttırması ve yoğunlaşarak sis haline dönüşmesi sonucu meydana gelir. Cephe sistemi ile birlikte hareket eder. Rüzgar hızlanınca sis dağılır ve parçalı bulutları (Fraktüs) meydana getirir.

  • Buhar Sisleri:

Soğuk havanın sıcaklığı hava sıcaklığından çok daha yüksek bir su yüzeyinden geçmesiyle meydana gelen bu tip sislere buhar sisi denir. Böyle durumlarda suyun sıcaklığına karşılık gelen doymuş buhar basıncı, havanın aktüel buhar basıncından çok çok büyüktür ve su hızla buharlaşıp sis oluşacaktır. Buhar sislerinin meydana gelebilmesi için ekstrem sıcaklık farkları gereklidir. Genelde buhar sisleri sığ olup su yüzeyi üzerinde dağınık duman kümeleri şeklindedir. Diğer taraftan, yüzey üzerinde belli bir yükseklikte bir enversiyon altındaki tabaka buhar ile dolduğunda, böyle sisler oldukça yoğun ve sürekli olabilir. Buhar sislerinin frekansı soğuk mevsim esnasında Arktik kıyılar boyunca oldukça büyüktür. Bu tip sisler daha çok sonbaharda görülürler.

  • Göller, ırmaklar ve bataklıklar üzerindeki sis:

Soğuk bir hava kütlesinin göller, ırmaklar ve bataklıkların herhangi birinin üzerine yerleşmesiyle oluşur. Seyrek de olsa, karalarda bu sis türü yağmurdan hemen sonra oluşabilir.

  • Deniz Sisi:

Daha ziyade Arktik denizlerde oluşurlar. Bu bölgelerde kar veya buz yüzeyinin sıcaklığı, su yüzeyinin sıcaklığından nispeten daha düşüktür. Hava kütlesi buradan su yüzeyine geçince, hızlı bir şekilde buharlaşma başlar ve sis oluşur.

  • Şehir Sisi:

Şehirlerde sis oluşma şartları çok elverişlidir. Endüstri kuruluşları tarafından atmosfere büyük miktarda yoğunlaşma çekirdekleri atılmaktadır. Bundan dolayı da sis, mutlak nemin f<%100 olması durumunda bile oluşabilmektedir. Yoğunlaşma çekirdeklerinin yanı sıra çeşitli yakıtların yanması sonucu atmosfere giden su buharının da şehir sislerinin oluşumunda katkısı vardır. Atmosferde ayrıca toz parçacıkları ve çeşitli partiküllerin bulunduğu da bilinmektedir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde şehir sisinin karakterini oluşturmaktadırlar (Örneğin; Londra’da oluşan şehir sisi meşhurdur.).

DAĞITMA YÖNTEMLERİ
Sisin dağılması, havadan su damlacıklarının kaldırılması demektir. Bunun için çeşitli yöntemler vardır, ancak büyük alanlar üzerindeki sisi dağıtmak pahalıya mal olur. Günümüzde, sisin lokal olarak dağıtılması konusunda başarılı çalışmalar yapılmaktadır.
Sisin lokal olarak dağıtılması, hava alanlarında uçakların iniş ve kalkışlarının güvenini sağlamak için kullanılmaktadır. Bu, limanlar için de geçerlidir. Dağıtma yöntemleri kısaca özetlenecek olursa:
1- Havayı sis damlacıklarını buharlaştıracak sıcaklığa kadar ısıtmak: Bu metod pahalı ve az efektiftir.
2- Kuvvetli higroskopik maddelerin (örneğin, CaCl2) sise püskürtülmesi: Bu higroskopik maddeler havadaki su buharını yutarlar, mutlak nem azalır, sisin damlacıkları buharlaşır ve kaybolur. Etrafa saçılan parçacıklar da yere düşmektedir.
3- Sisin mekanik temizlenmesi: Pahalı ve denenmiş bir metotdur. Maliyeti yüksek olduğu için tercih edilmemektedir.
4- Sisin içersine katı CO2 , AgI veya sıvı propanın püskürtülmesiyle: CO2 , AgI soğutulmuş bulutu buz parçacıklarından oluşan buluta çevirir. Bu buluttan yağış düşer, dağılır ve görüş artar. Uyarılma için AgI çekirdekli uçak jeneratörleri veya yerden fırlatılan özel roketler kullanılır. Soğutulmuş bulutta katı CO2 ile devamlı bir uyarılmada 0.3-0.5 km. kalınlığında saydam koridorlar oluşur. Görünürlüğün arttırılabilmesi için bugüne kadar yürütülen denemelerde; çok ince deniz tuzunun atmosfere püskürtülmesi, damlacıkları elektriklendirme, ses veya ses üstü hızlardaki akustik dalga yayımı, termik rampalar yardımı ile soğuk sıvı veya sıcak hava püskürtme gibi yöntemler uygulanmıştır. Bu son yöntemlerden biri olan propan püskürtme, sıcaklığın 0°C’dan düşük olduğu sisler için (cold fog-soğuk sis) iyi sonuçlar vermektedir. Diğer reaktörler veya püskürtücüler her türlü sis için kullanılırlar, fakat daha az etkilidirler. Masraf ve tesisat yönünden çok pahalıya mal olan bu yöntemler, uçağın kaza yapması sonucu meydana gelen zararlarla karşılaştırılınca bir dereceye kadar verimli kabul edilebilirler.