Kategori arşivi: Güzel Sözler

I. ABDÜLHAMİT HÂN VE HÜCRE KASİDESİ

sultan-1-abdulhamit-660x330I.  ABDÜLHAMİT HÂN VE HÜCRE KASİDESİ

 

Osmanlı padişahların yirmi yedincisi olan Sultan I.  Abdülhamid,  20 Mart 1725 (Hicrî 1137) yılında dünyaya geldi.  Babası Sultan III.  Ahmed,  annesi ise Şermî Sultan’dır.  Küçük yaştan itibaren zamanın ileri gelen alimlerinden ilim tahsili yaptı.  Akıllı,  zeki,  ileri görüşlü,  kültürlü ve gayretli bir şehzade olan Abdülhamid,  ağabeyi Sultan üçüncü Mustafa’nın 21 Ocak 1774’de vefatı üzerine 49 yaşında tahta oturmuştur.

Osmanlı Devleti’nin en sıkıntılı devresinde tahta çıkan Birinci Abdülhamid,  Rusların Kırım halkına yaptığı zulümler nedeniyle oldukça zorlu zamanlar geçirmiştir.  Dönemindeki en önemli olaylardan biri de Kırım’daki Özi ve Hotin kalelerinin Rusların eline geçmesidir.  1784’de Rusya’nın bu ülkelerde yaptığı mezalimle ilgili raporu dinlerken üzüntüsünden felç geçirmiş ve bu hastalık nedeniyle vefat etmiştir (7 Nisan 1789).  Naşı Eminönü Bahçekapı’daki türbesindedir.  (Ahmet Cevdet,  Târîh-i Cevdet,  I-XII,  1303 İstanbul,  IV,  196-197; Kamil Paşa,  Târîh-i Siyâsiye-i Devlet-i ‘Aliyye-i Osmâniye,  I-III,  1327,  İstanbul,  II,  248; Uzunçarşılı,  İsmail Hakkı,  Osmanlı Tarihi,  I-VI,  Ankara,  1988 (Türk Tarih Kurumu Yayını),  IV,  546; Danişmend,  İsmail Hami,  İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi,  I-VI,  Ankara,  1972,  IV,  67; Aktepe,  Münir,  “Abdülhamid”,  TDV İA,  I,  İstanbul,  1988,  213-216)

I. ABDÜLHAMİT HÂN VE HÜCRE KASİDESİ yazısına devam et

25 defa görüntülendi

HAZİNE SANDIĞI

HAZİNE SANDIĞI15203321_10211086589863248_3563961784197350222_n
Hazine sandığı insanların en gizli, en saklı yerlerinde dünyadan en uzak noktalarına gömülmüş eşsiz mücevherlerin, Elmasların, Zümrütlerin barındığı kutsal bir yerdir. Her insanda mevcuttur. Yeterki içinde nelerin olduğuna vakıf olduğunu bilsin. Her karıştırdığında mutluluk devrelerini açabiliyorsa ne mutlu ona ki;AŞK’A yelken açmış, mutluluk limanına yol alan, huzur dolu, hırçın dalgalara dur diyebilen sevgi limanına varmak olacaktır tek rotası. Neler vardır bu sandıkta neler vardır. Hamuş gizlidir, suskunluğunu Her zaman olduğu gibi gizler ve sırla kaplar. Hep bekler, yıllar sonra gelir beklediği Hamuşu. suskunluğunu bozacaktır, hamuşun belki hallaç olacaktır hamuş. Dilim dilim, lime lime,olacaktır bedeni. Lakin yine hamuş bozmıyacaktır sessizliğini. Belki sandıkta gizlidir anlatacakları. Belkide gözleriyle anlatacaktır kevserin tatlı ve ılık şerbetini.

HAZİNE SANDIĞI yazısına devam et

Sevgi Ve Özlem Üzerine Bir Yazı

goztepe-60-yil-parki-gul-bahcesi-2cf2Her zaman istediğin gibi devam etmez her şey …
Bitmesin istediğin şeyler biter, gitmesini istemediklerin gider… “Gitme!” diyesin gelir ama susarsın, çünkü
çoktan kararını vermiştir
Gitme desen de gider …
Hiç uyumadan sabahladığın gecelerin olur, ağlamaktan gözlerinin şiştiği gecelerdir onlar. Onu en çok özlediğin, aramasını en çok beklediğin, ona en çok ihtiyacın olan gecelerdir. Ama o ne arar, ne sorar, ne de özler …
Kırık bir kalple onu sevmeye devam edersin …
İçinden bir şeyler kopar zamanla. Önce aramasını beklemeyi bırakırsın, sonra onu takip etmeyi… sonra da numarasını silersin …
Ortak arkadaşlarınızla daha az görüşürsün; çünkü ondan bahsederler, acırsın… Ortak şarkılarınızı bir
daha dinleyemezsin; çünkü onu hatırlatır, acırsın…

Sevgi Ve Özlem Üzerine Bir Yazı yazısına devam et

Hamuş ve Bişnev ”Sus ve Dinle”

003jjepkbefnlhy2mb9c-kopyaHamuş!.. Dedi Mevlana kendisine Hamuş!… Yani Suskun!… Sustuğu yerde açıldı kapılar, önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular… Hamuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara… Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı… Gördü… Adına Aşk dedi… Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sözün bittiği yerde, noktanın konduğu yerde susmuştum bütün kelimelerimi. Anlatmak yormuştu nazenin bedenimi… Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi. Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum. Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum. Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum… Umutmuşsun!.. Unutmuşum!…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Suskunluğum verilene rıza göstermekti… “İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” diye başlayan o tekerlemeye eşlik etmekti. İyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti… Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…

Hamuş ve Bişnev ”Sus ve Dinle” yazısına devam et

GÜZEL SÖZLER

0_5c8c5_74d53bc4_xlİnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri?Yoksa insan büyüdükce mi anlıyor gerçekleri.?

Özdemir Asaf

Yaşamak direnmektir.Sevmek güvenmektir.Şunu unutma,İnsan çoğu zaman dünyanın hakimi,bazen de küçük bir kalbin esiridir.

Mevlana

Bir sürü dostunun içinde elbet düşmanların olacak ama unutma ki,onca düşmanın içinde belki seni dostun vuracak.

Maksim Gorki

Unutma,bir kalbi kırdıktan sonra özür dilemek fayda sağlamaz.Bil ki,telafisi olmayan şeylerin izahı gereksizdir.

Victor Hugo

GÜZEL SÖZLER yazısına devam et

Aşk Nedir ?

14993306_10210960773797925_5478259526115485639_nAşk Nedir ?

Aşk

Sordular bana aşk nedir? diye.
Dedim ki

Aşkı bana sormayın tarifim tarifsizdir.
Israr ediyoruz dediler.

Dedim ki
Sizin aşk sandığınızı mı anlatayım?
Yoksa aşkı mı anlatayım?

Şaşırarak dediler ki

Aşk sanılan nedir?
Aşk nedir?

Dedim ki aşkı kirletenleri mi anlatayım?
Aşkı yaşayanları mı anlatayım?

Yoksa aşkı mı anlatayım?
Aşkla…

Azizim aşk öyle bir çırpıda hadi demekle anlatılacak bir şey değil,

aşk öyle sizin sandığınız gibi sevgililik, arzulamak,
hevese kapılmak,
çok beğenmek,
çok istemek gibi bir şey değil.

Azizim aşk öyle aramadan duramama, yüreğinin kabarması,
flörtte duyulan taşkınlık değil.

Azizim aşk öyle alışkanlık,
bağlanma, bağlılık değil.
Aşkta karşılık beklemek al ver gibi şeyler yoktur.

Yukarı da saydıklarım vardır gerçektir
ve değerlidir elbet,
sizin aşk sandığınızdır elbet.
Ama aşk değildir.

Aşk Nedir ? yazısına devam et

ABDÜLHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLUNDAN GÜZEL BİR YAZI

Kıymetli Dostlarım!

Bugün din adına hareket ettiğini iddia eden bazı çevreler, İslam’a ve Müslümanlara hizmet ediyoruz diyerek “maneviyat”, adı altında insanlardan “maddiyat” talep etmektedirler.

Hâlbuki Rabbimiz Yasin suresinde; “Uyun! sizden hiç bir ücret istemeyene ki o, hidayet üzerinedir,” buyurmuşlardır.

Bugün ücret istemeden doğru yolu gösteren kimdir?

Dini müdafaa ediyorum diye mücadele yaptıklarını söyleyenlerin asıl gayesi dini müdafaa etmek midir? Yoksa insanların samimi dini duygularını istismar ederek para kazanmak mıdır?

Dini kendi dünyevî menfaatleri için kullanarak para kazanan ve şöhret peşinde olan kimseler dine hizmet mi ediyorlar yoksa dini tahrip mi ediyorlar?

Osmanlı asırlarına baktığımızda samimi maneviyat erenlerinin maddiyattan ve şöhretten olabildiğince uzak durdukları malumunuzdur. Ancak günümüze baktığımızda maneviyat yolunda olduklarını söyleyen pek çok kimse maddiyatını ve şöhretini artırmanın peşindedir.

Sevgili Efendimiz Hz. Muhammmed,(S.A.V) yaşamı ile de hepimize en büyük örnektir. Onun mütevazı hayatı hepimize bir düstur vermektedir.

Maneviyatın özü ilim ve irfandır. Para veya şöhret değildir. Maneviyattan murat insanın nefsen terakki ederek Hakka yakınlık bulmasıdır. Sadece şekil ve şemal değildir. Bunun için de Hakka yakınlık bulmuş bir Mürşid-i Kâmil’in elini tutmak icap eder.

ABDÜLHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLUNDAN GÜZEL BİR YAZI yazısına devam et

Böyle sevdim seni

15yn3vs4Böyle sevdim seni
Böyle Sevdim Seni Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok.

Asil Türk Kanıyla Oldu Bu Bayrak

bayrakAsil Türk kanıyla oldu bu bayrak Seni yok edemez ingiliz anzak!O eski günleri hatırlayarak Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak!Sen dalgalandıkça üstümüzde dik Rahat uyuyacak Kemal Atatürk Hürriyet içinde seksenmilyon Türk Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak!Dikilen her yerde sen rahatça dur Vatan için en güzel hayalleri kur Gitmesin üstünden ayyıldızlı nur Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak! Yetişti geride kırkmilyon kızan Yurdun her yanında okunur ezan Olmasın bayrağım hiç seni üzen Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak! Solmasın göklerde o güzel yüzün Gelmesin gönlüne asla bir hüzün Düşmanın üstünde hep iki gözüm Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak! Senin için hala hazır canımız Destanlar yazmıştık yine yazarız Boyanmak istersen işte kanımız Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak!Ayla yıldızına olurum kurban İstersen canımı veririm her an Uğruna cephede vurulduğum an Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak!Ben seni ellere verirmiyim hiç Alsalar canımı olsamda şehit Yurdumun en güzel köşesine git Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak!Sanma vurulduğumda vatan gidecek Geriden kırkmilyon yiğit gelecek Onlarda uğruna canlar verecek Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak! Ey Türk Milletinin kırmızı süsü! İnan ayıramaz hiç kimse bizi Yine alırız top,tüfeğimizi Dalgalan göklerde ey şanlı bayrak!..

NE OLURSAN YİNE GEL

mevlana_istanbulda_da_anilacak13860652200_h1101472Ey can!!!
Haberin var mı? Senin dertlerle, kederlerle harap olmuş,
yıkılmış gönlünde, Hakk’ın gizli bir hazinesi vardır…
Aklını başına al da, şu yıkık gönül köyünü, Bağdad şehri ile bile değişme!
..Allah’a yemin ederim ki, senin şu karanlık gecen, yüzlerce gündüzden daha iyidir. Geceyi verme, gündüzü arama!”*
~Hz. MEVLÂNÂ~
Ey gönül
Sakın umutsuzluğa düşme.
Ele geçen şeyin tadı, tuzu, değeri
oraya varmak için çekilen yol zahmeti kadardır.
Çölün tozunu yutmayan, dilini dudağını çöl güneşinde çatlatmayan
Zemzemin lezzetini bilemez
Ömür boyu hayalini kurmayan
Kabenin kadrini tartamaz
O halde önce yan ki su seni kandırsın
Acık ki ekmek damağında bir lezzet bıraksın
Özle ki bulduğunda gerçekten bulmuş olasın.

.Hz Mevlana~

NE OLURSAN YİNE GEL yazısına devam et