Kategori arşivi: Deyimler ve Anlamları

Gökten Zembille İnmek Deyiminin Anlamı

Zembil;Hasırdan örülmüş saplı torbalara verilen addır.Sepet şeklinde olanlarıda vardır.Kelimenin aslı Zenbil ‘dir.Fakat halk arasında “n-m”uyumsuzluğu ile zembil olarak söylenmektedir.

 

Gökten zembille İnmek deyimi Zenbilli Ali Efendi  zamanından kalma bir deyimdir.Zenbilli Ali Efendi müftülük yapan bir islam alimidir.Fetva almak üzere kendisine başvuranların işlerini kısa sürede sonuçlandırabilmek için evinin penceresinden sarkıttığı zenbille soruları alıp cevapları yine zenbile koyup vermesinden dolayı halk arasında “Zenbilli müftü, Zenbilli Ali Efendi” olarak tanınmıştır. Bu nereden çıktı?Gökten zembille mi indi? gibi söyleme şekilleri vardır.

Zenbilli Ali Efendi, II.Beyazit, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde 24 yıl boyunca müftülük görevini yapmıştır.Zenbilli Ali Efendi; fıkıh, usul, edebiyat, lugat, nahiv, tefsir ve hadis sahasında bilgileri ile o döneme ışık tutmuş bir İslam Alimidir.

 

 

 

Resim için kaynak:

http://bilgiara.com/turkce-sozluk/zembil/
56 defa görüntülendi

Bayan İsimleri ve Anlamları

Abide isminin anlamı : Anıt – değerli eserkerimustacom
Açelya isminin anlamı :Fundagiller familyasından, kokusuz ama güzel renkli çiçek.
Adalet isminin anlamı :Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetmek.
Adile isminin anlamı :Adaletli olan, doğruluktan ayrılmayan.
Afet isminin anlamı :İnsanlığın önleyemediği büyük doğal felaket
Afife isminin anlamı :Namuslu, iffetli, temiz ve dürüst
Afitap isminin anlamı :Güneş / çok güzel
Afşar isminin anlamı :Atak, uyumlu, oğuz boylarından avşar adı
Ahsen isminin anlamı :En güzel, çok güzel
Ahu isminin anlamı :Ceylan, karaca, maral – güzel kadın
Ajda isminin anlamı :Filiz, sürgün – üzeri çentik çentik olan şey
Akasya isminin anlamı :Küçük sıra yapraklı, süs için yetiştirilen bir ağaç.salkımağacı
Akgül isminin anlamı :Beyaz gül, gül gibi
Akgün isminin anlamı :Aydınlık gün
Akife isminin anlamı :Sebatlı, kararlı – ibadet eden
Alara isminin anlamı :Bezeyen, süsleyen , kırmızı süs anlamında bir tamlama
Alarcın isminin anlamı :Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan
Alçin isminin anlamı :Kırmızı renkli küçük bir kuş türü
Alev isminin anlamı :Ateşin çıkardığı yalım Bayan İsimleri ve Anlamları yazısına devam et

Erkek İsimleri ve Anlamları

Abay isminin anlamı: Sezgi, anlayış, dikkatimages
Abbas isminin anlamı:Sert, çatık kaşlı
Abdullah isminin anlamı:Allah’ın adamı- Allah’ın yolundan giden kişi
Abidin isminin anlamı:Dua eden / Duacı
Acun isminin anlamı:Dünya,varlık
Adem isminin anlamı:Allah’ın yarattığı ilk insan / Adam
Adil isminin anlamı:Adaletli
Adnan isminin anlamı:Eski Türk isimlerinden / İki gökyüzü, iki cennet anlamında
Affan isminin anlamı: Kendini kötülüklerden uzak tutan
Agah isminin anlamı:Bilgili
Ahmet isminin anlamı:Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden /
Akad isminin anlamı:Soyluluk, Onurlu bir kişiliğe sahip olmak
Akay isminin anlamı:Beyaz ay,dolunay
Akel isminin anlamı:Dürüst,güvenilir
Akgün isminin anlamı:Mutlu,sevinçli gün
Akın isminin anlamı:Hızlı bir biçimde düşmana yapılan saldırı
Akif isminin anlamı:Dünya işlerinden uzaklaşıp, ibadet için Allah’a yönelen
Akil isminin anlamı:Akıllı , yaptıklarının farkında olan
Aktaç isminin anlamı:Beyaz taç,gelin tacı
Aktan isminin anlamı:Aydınlık Gece
Alaaddin isminin anlamı:Din uğruna çalışan
Aldemir isminin anlamı:Ateşte kıpkırmızı hale getirilen demir Al-Demir
Ali isminin anlamı:Yüce, yüksek, şanlı, onurlu kimse
Alican isminin anlamı:Cana yakın, içtenlikli, candan, sıcakkanlı, girişken
Alim isminin anlamı:Bilim adamı, bilgin ilim bilen, ilimle uğraşan kimse
Alişan isminin anlamı:Şanı şerefi en yüksek olan
Alkan isminin anlamı: Kızıl kan
Alkın isminin anlamı:Sevdalı, aşık
Alp isminin anlamı:Kahraman,cesur,savaşçı
Alpar isminin anlamı:Yiğit,cesur
Alpaslan isminin anlamı:Aslan gibi cesur,savaşçı beyi Erkek İsimleri ve Anlamları yazısına devam et

AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI

fft2mm6581544   Bir  zorluğu  çözümlerken,  bir  engeli  ortadan  kaldırmaya  çalışırken  bezen  hiç  beklenmedik  sürpriz  olaylar  çıkar  ve  daha  büyük  engeller  karşınıza  dikilir.  Böyle  durumlarda  bu  deyim  kullanılır.  Deyimin  öyküsü  Osmanlı  tarihine  dayanır.  Yavuz  Sultan  Selim’in  Yemen’i  Osmanlı  topraklarına  katmasından  bir  süre  sonra  Yemen’de  isyan  çıkmış,  uzun  uğraşmalar  sonunda  Yemen  Fatihi  Sinan  Paşa  duruma  hakim  olmuş;  Yemen  bundan  sonra  400  yıl  Osmanlı egemenliğine  katılmıştı.

                          Söylentilere  göre  Sinan  Paşa’nın  askerleri  bir  gün  çölde  konaklamış.  Yemek   pişirmek  üzere  hasır  torbalar  içindeki  mısır  pirinçlerini  yere  serdikleri  büyük  bir  çadırın  üstüne  dökmüş  ve  taşlarını  ayıklamaya  başlamışlar.  Bu  sırada  bir  fırtına  çıkmış  ve  rüzgarın  savurduğu   bir  kum  bulutu  pirinçlerin  üstüne  inerek,  ufak  bir  tümsek  halinde  yığılmış.  Kumların  altında  kalan   pirinçlere  bakakalan  yeniçeriler  arasında  şakacı  bir  asker:

                          – Biz  Allah’ın  nimetini  taşlı diye  beğenmiyorduk,  bizim  gibi  günahkar  kullara   üç  beş  taş  az  bile  gelir.  Asıl  şimdi  ayıklayın  bakalım  pirincin  taşını.Allah,  Kabe’ye  hücum   eden  fil  sahiplerinin  başına  ebabil  kuşları  ile taş  yağdırmıştı.   Bizim  başımıza  da  daha  büyük  taş  yağdırmadan  hemen  tövbe  edelim,  diyerek  arkadaşlarını  güldürmüş.

Günah Keçisi Deyimi Nereden Gelmektedir?

                     

                      Bu deyim halk arasında haksızlığa uğrandığında sık sık kullanılır.Deyimi kullananlar çoğunlukla haksızlığa uğramış,başkalarının çekeceği cezayı kendinın çektiğine inanan kişilerden oluşur.

                      Yahudi’ler ise Eski Ahit’te “Kefaret Günü” ayinlerinde kurban edilen iki keçiden biri İsrail’i affetmesi için Yehova’ya, diğeri ise İsrail’in tüm çocuklarının kötülüklerinden doğan günahlarının affedilmesi için Azazel’e sunulmuştur.Tüm günahların yüklenildiği, boynuzuna bağlanmış kırmızı püskülle çöle gönderilen bu keçinin kırmızı püskülünü güneş soldurdukça günahların da affedileceğine inanılırmış…Bazı ayinlerde ise günah keçilerinin uçurumdan aşağı atıldığı bilinmektedir.Azazel Günah Keçisi Deyimi Nereden Gelmektedir? yazısına devam et

Osmanlıca Bazı Kelimeler ve Anlamları

Osmanli Devleti Nisani Yeni - The House of Osman - Peter Crawford

Osmanlıca günümüzde bilerek veya bilmeyerek kullanılan bazı ilginç kelimeler ve anlamlarını bilgi olarak veriyorum.Bilgi dağarcığımıza anlamlarını katarak daha uygun şekilde kullanmamız gerekir.Bu kelimler her ne kadar Osmanlıca desek te Arapça ve farsça kökenli olanlar çoğunluktadır.Bu konuya ara ara ilaveler yapıp güncelleyeceğim.

Avam:Soylu ve ve bilgili olmayanlara verilen addır.Günümüzde bazı tarikatlar kendi tarikatı dışındakilere bu isimle hitap ediyorlar ki bana göre çok yanlıştır.

Bey:Satma,satılma ve satış anlamındadır.

Binaenaleyh:Ondan dolayı,şu halde gibi kullanılır.Rahmetli Süleyman Demireli hatırladım bir anda…

Cedid:Yeni anlamındadır.Yaşadığım yerde ki bir yurdun adının nerden geldiğini merak eder dururdum.Demek ki yeni yurtmuş… Osmanlıca Bazı Kelimeler ve Anlamları yazısına devam et

Altı Kaval üstü Şeşhane Deyiminin Anlamı

osmanli
                     Parçaları birbirine uymayan aparatlara veya giyim kuşamı uyumsuz kıyafetler giyenlere “Altı kaval,Üstü Şeşhane” deyimi kullanılır.Bütün deyimler tarihte bir olay sonrasında Atalarımız tarafından çok güzel bir şekilde ifade edilerek çıkarlar.Bu deyim rasgele çıkmamıştır.
İstanbul’un ilçelerinden Şişhane’ye eskiden Şeşhane denilirdi.Kelime anlamına bakacak olursak ‘şeş’ altı demektir.”hane” ise imalat yapılan işlerin sonuna her zaman getirilirdi.Kahvehane,dabakhane,yemekhane gibi…Şimdi burada bahsedilen Altı sayısı tüfek ve toplardaki yiv sayısına denilmektedir.Malumunuz yivsiz top ve tüfeklere kaval tipi denilirdi.Çünkü içi düz ve yivsizdir.Kaval tipi toplar gülle kullanırlardı.Daha sonra ise yiv icat edilerek topların içine mermiler yerleştirildi.Bunun sonucu olarak ivme sayesinde mermiler toplardan daha uzun mesafeleri eriştiler.Sonuç olarak bu yivli top ve tüfeklerin Altı adet yivi bulunduğundan imal edilen yere Şeşhane denilmiştir.
                           Bir mucit kaval tipi top ile yivli topu birleştirerek bir deneme yapmak ister.Bu icat ise her iki silahın birleştirilmesinin imkansızlığını ortaya koyar.Çünkü top ve mermi ayrı ayrı hareket sistemidir.Bu mucitin imal ettiği silahın başarısızlığını gören insanlar “Bu nebiçim tüfek böyle…Altı kaval,üstü şeşhane-diyerek alay etmeye başlarlar. Altı Kaval üstü Şeşhane Deyiminin Anlamı yazısına devam et

” Toprağı Bol Olmak ” Deyimi’nin Anlamı

hoyuk_kerimusta.jpg
hoyuk_kerimusta.jpg

İlk çağ inançlarına göre  insanlar öldükten sonra şahsi veya sevdiği eşyalarıyla birlikte gömülürlerdi. Bundaki maksat aslında Tanrılarına değerli eşyalarını sunmak ve öteki dünyada lazım olan eşyaları kullanmaktır.Bu nedenle bu eşyalar genellikle kıymetli maden ve taşlardan yapılmış kap kacak ile kıymetli takılardan oluşur…

Türk Beyleri ise İslamiyetten önceki zamanlarda “korugan “dedikleri mezarlarına altın  gümüş ve mücevherleriyle birlikte gömülürler  sonra da üzerine toprak yığdırtarak “höyük” yapılmasını vasiyet ederlerdi. Bu nedenle Ortadoğu ve Anadolu’da  bu tür mezar ve höyükler hala bulunmaktadır.

Altın ve hazine her zaman insanoğlunun ihtiraslarını kamçılamış ve höyüklerdekihazineler de zamanla yağmalayanmaya başlayınca bu sefer höyük üzerine tekrardan toprak yığılmış ve daha da büyük höyükler yapılır olmuş. Bu işi o kadar abartmışlar ki ölenin yakınları ve cenaze merasimine katılırken birer küfe toprak getirir olmuşlar. Düşünce gayet basitti… “Mezarın üzerinde toprak ne kadar bol olursa  düşmanlar ve art niyetliler tarafından açılması ve hazinenin yağmalanması  o kadar engellenir” Bu durumda ölen kişinin ne kadar toprağı bol olursa öteki dünyada o kadar rahat edecek ve kişisel eşyası ile  tanrılara sunacak hediyesi yannda bulunacaktır.

Bugün dilimizde yaşayan “toprağı bol olmak” deyimi  aslında ölen kişi hakkında iyi dilek ifade eder.

Türklerin İslam dairesine girdikten sonra yavaş yavaş terk ettikleri höyük geleneği  “toprağı bol olmak” deyiminin de gayrimüslimler hakkında kullanılmasına yol açmıştır.

Tabakhaneye Yetiştirmek Deyiminin Anlamı

 

Acele  eden birini gördüklerinde söylenen bu deyimi halkımız ,kızdığında veya dalga geçmek istediklerinde sıkça kullanmaktadır.Gelelim bu deyimin çıkış noktasına…Bir çok hikayeler anlatlır ama bu deyimin gerçeklerden ortaya çıktığı gayet ortadır.

Eskiden yeni yüzülmüş deri,tuzlu suya batırılarak kokuşması önlenirdi.Daha sonra  kılların kolayca kazınabilmesi için deri,idrar dolu çukurlarda kokuşturulur; sonrasında deri üzerine hayvan gübresi sürülerek istenmeyen proteinler deriden uzaklaştırılırdı.Tabakhanelerde bu iş için köpek ve kuşların   gübreleri kullanılırdı.

Hatta bu yüzden halk arasında “Tabak mısın; it bo..una muhtaçsın” derlerdi.Tabakhaneler bu kokuları yüzünden şehir dışına yapılırdı.Tabakhane etrafında pisliği için bir çok köpek beslendiği bilinmektedir.İhtiyaçları olan gübreleri ise çoluk-çocuk veya bu işi yapanlar tek tek hayvan pisliği arayarak bulur ve tabakhanelere satarlardı.Tabi taze köpek pisliğini bulanlar “tabak”lara (“debağ”lara) bir an önce satabilmek için hızlı hızlı tabakhaneye doğru yol alırlardı.Deyimde bu koşuşturma arasında kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

Günümüzde tüy dökmek için  kireç ve sodyum sülfür kıl dökücü olarak kullanılmaktadır.

” İlk Göz Ağrısı ” Deyiminin Anlamı

Eskiden savaşlar o kadar çok olurmuş ki Anadolu’nun hemen her köyünden, cephede savaşan bir asker olurmuş… Elbette  bu askerlerin geride bıraktığı anaları, kardeşleri, hanımları, nişanlıları, sevgilileri olurdu.Geride kalanlar vatanını,dinini korumak için savaşan yiğitleriyle gurur duyarlar ama içten içten gözyaşı dökerlerdi.Bu gözyaşları, göz pınarlarını kurutupta gözleri çapaklandırmaya başlayınca dayanılmaz bir ağrı vermeye başlarmış.Birbirleriyle konuşurken, o zamanın terbiyesi icabı: “Senin sevgilin, senin kocan” diyemezler, utanırlarmış. Onun yerine “Benim göz ağrımdan hiç mektup gelmiyor, seninkinden haber var mı?” diye birbirlerine sorarlarmış…İşte “İlk Göz Ağrısı”buradan gelmiştir.