Kategori arşivi: Edebiyat Konuları

Ey Gönlümün Mihmandarı

Ey Gönlümün Mihmandarı….!
Ey Benim Yaradılışım, Aşkını Kaybetmiş Maşukunu Arayan Sevdam. Kimin Göğüs kafesinden Geldiysen Ona Gel….
Bilki Gönlündeki Parçasını Arayan Ben….
Sende Beni Ara,
Yüreğimdeki Boşluğu Doldur. Eksikliğini Tamamla. Neredeysen Gel, Elinle Koymuş Gibi Bıraktığın Yerdeyim.
Ey Gönlümüm Mihmandarı…!
Gel Be Gök Yüzüm, Gel Ey Can, Bitsin Artık Bu Özlem, Dinsin Artık Bu Hüzün Yağmurlar Sussun İnce İnce Ağlamaktan, Dağılsın Artık Kara Bulutlar. Gel Artık Sahibi Olduğun Yüreğime Gel…
Ey Gönlümün Mihmandarı….!
Sevdamın Nasip Yağmurundan Gönlüme Düşen Tek Damlam…
Biz Güzeli Sevmeyiz, Sevdiğimiz Güzeldir Bizim…!
Ölmek İstiyorum Yine Bu Gece, Zifiri Karanlığın Sessizliğinde. Gerçi Sen Yoksan Ben Ölüyüm, Gelmiyorsan Üzerimi Örtsünler, Çünkü Ölürken İnsan Üşürmüş. Desene Yine Bu Gece Hüzün Var, Sen Yoksun Yine Susmuşum Gönül Dergâhımda, Hasret, Özlem Hepsi Bu İşte….
Ey Gönlümün Mihmandarı….!
Bazen Soruyorum Kendime..?
Neden Kaybedenler…!
Kaybedilenlerin…!
Kaybedilmeden Önce….!
Kaybedilmeyecek Kadar…!
Kadar Değerli Olduğunu Anlamıyorlar.

Ey Gönlümün Mihmandarı yazısına devam et

Bir Bilgenin Nasihati


-Benimle konuşmak mı istiyorsun ?”
Diye sordu Bilge.
-“Eğer vaktiniz varsa dedim.
Gülümsedi.
-“Benim her zaman vaktim vardır.” Dedi.
-“Bana ne sormak istiyorsun?”
-“İnsanoğlu seni en çok hangi yönüyle şaşırtıyor?”
-“çocukluktan sıkılıp hemen büyümek istiyorlar,”
“Büyüyünce de tekrar çocuk olmak…”
“Yarınından endişe ederken bugünü unutuyorlar,”
“Ne bugünü nede yarını yaşayabiliyorlar…”
“Para kazanmak için, önce sağlıklarını harcıyorlar,”
“Sonrada sağlıkları için paralarını…”
“Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar,”
“Ve de hiç yaşamamış gibi ölüp gidiyorlar…”
Bilge elimden tuttu ve sonra boşluğu bir sessizlik doldurdu

Bir Bilgenin Nasihati yazısına devam et

Ey Hira Yüreklim…!

Ey Hira Yüreklim…!
Ellerimle Elini Tuttuğum, Aşk’ı Tanıyan Yüreğin Cennete Götüren Rehberim Olsun. Dualarımın Öznesi Olan Yâr Dün Gece Yine Resmine Baktım Yatmadan, Gözlerinde Beni Gördüm, Yüreğindeki Acıyı Gördüm,
Hüzünü Gördüm.
Dedim Kendi Kendime,
Aşk Hakkımmıdır Bilmem, Ama Hak Aşkımdır. Yüreğimi Özenle Koruyorum, Çünkü İçinde Sen Varsın….. Marifet İki Yüreğin Bir Olması Değilmiydi Zaten, Biz Tek Yürek Olduk Seninle Kurbanım. Eğer Sana Kavuşmadan Ölürsem…
Vallahi Ölüm’e de Aşk Olsun!…
Senin İsminle Uyanıyorum Her Sabah…! Bir Sevinç Kaplıyor Yüreğimi Çünkü Sen Varsın Sol Yanımın Bekçisi.

Ey Hira Yüreklim…! yazısına devam et

Niçin ağlıyorsun Anne…?

Küçük bir erkek çocuk annesine sordu:
“Niçin ağlıyorsun?”.
“Çünkü ben kadınım” diye cevapladı annesi.
“Anlamadım!” dedi çocuk.
Annesi çocuğu kucaklayıp “Ve hiç bir zaman anlayamayacaksın!” dedi.
Babasına “Baba, annem niçin ağlıyor?” diye sordu.
Babanın cevabı “Bütün kadınlar sebebsiz ağlayabilen yapıdadır” diye cevapladı.
Küçük oğlan büyüdü, yetişkin adam oldu, hala kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah’a sordu. “Allahım!” dedi.
“Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?”
Allah dedi ki…
“Ben kadınları özel yarattım!…
Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar,
Doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim. Başkalarının kuvvetinin kalmadığında devam edecek azmi, ailesinin hastalığında yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti verdim.

Niçin ağlıyorsun Anne…? yazısına devam et

Anneme İtafen Yazdım

ANNEMMMM
Ayaklarının Altı Cennet Kokan Annem, Bebekken Göz Yaşlarımı Güneşe Sererek Kurutan Annem. Öpünce Bütün Ağrılarımızı Geçiren, Hasta Olunca Beni Okusana Dediğim Kanatsız Melek. Herzaman Merak Etmişimdir, Annelerin Kanatları Varmı..?
Dizlerinde Uyuturdun Öfkelerimi, Muhabbetinle Işık Saçardın Annem…!
Gül Kokan Ellerinden Öpüyorum Dualar Ediyorum Annem. Ben Neden Doğdum Unuttum Annem, Sana Nasıl Sıkıntı Verdim, Benim İçin Kendini Siper Ettin Sen Uyumadın Beni Uyuttun Annem.
Ayaklarına Kar Yağsa O Ayaklarının Altındaki Cennette Üşüsem Annem…!
Sen Ufukta Parlayan Güneşsin,
Sen İlahî Bir Yağmursun, Sen Gözlerin Bebeği, Güzel Kokan Bir Çiçeksin Annem.
Seni Sayfa Sayfa Yazsam, Sana Olan Sevgimi Bitiremem Annem, Seni Yazacak Kadar Şair’de Değilim.

Anneme İtafen Yazdım yazısına devam et

Farsça Ve Arapça Şiirler

Farsça Kısa Şiirler

ياد دارى كه وقت آمدنت
همه خندان شدند تو گريان
آبچنان زى كه وقت رفتن تو
همه گريان شودن تو خندان

Yâdında mı doğduğun zamanlar;
Sen, ağlar idin; gülerdi âlem.
Bir öyle ömür geçir ki olsun,
Mevtin sana hande, halka mâtem…

(Hatırlar mısın; sen doğduğunda sen ağlıyordun; fakat herkes gülüyordu. Öyle bir ömür sür (hayat geçir) ki, ölümünde herkes ağlasın, bir tek sen gül!)

نه زنده ام از هجر تو اي شوح نه مرده
فرياد از اين نو وجود عدم آلود

«Ne zinde em ez hicr-i tu ey şûh ne mürde
Feryâd ez în nev vücûdî-i adem âlûd» (Yavuz Sultan Selim)

(Hasretinden ne diriyim ey şuh, ne de ölü;
Bu yokluk dolu yeni var oluştan feryâd!…)

Farsça Ve Arapça Şiirler yazısına devam et

Hasret Kokuyorsun Ey Yar

Hasret Kokuyorsun Ey Yâr Sanki Ölüm Kokusu Gibi. Sesini Bilmeden Özlüyorum, Üzerime Sesini Örtermisin Belki Kelâmlarım Üşür. Ver Sesini Yâr….! Yaralarıma Süreyim.
Gel Seninle Mutluluk Safına Duralım, Ümitlerimize Duâ Edelim.
Senin Yokluğunda İsminin Beş Harfine Sığındım, Her Harfine Bir “Aşk” Sakladım. Seni Her Satırımda, Her Parağrafımda, Her Noktalama İşaretlerinde Aradım, Çünkü Sen Benim Göz Yaşımla Yazdığım Şiirdin.
Yokluğun Kimbilir Kaç Satırdı, Bütün Ormanları Kalem, Bütün Okyanuslar Mürekkeb Olsa, Seni Yine Yaza Yaza Bitiremezdim. Biliyorum Bu Alemde Ne Sen Benim Oldun Nede Bensenin, İnan Olmayacağızda. Sen Bir gün Beyaz Gelinlikle Giderken Ben Ardından Hazan Yaprakları Gibi Göz Yaşı Dökeceğim.
Bazı Şarkılar Söylenmeyince, Bazı Şiirler Yazılmayınca, Bazı Sözler Hamuş Olunca, Bazı Aşklarda Anlatamayınca Güzeldir Yarim.
Bazı Aşkların Mayasında Suskunluk Vardır, Sadece Susarsın, Görebilsen Belki Gözlerinle Anlatırsın Belkide Yüreğinle.

Hasret Kokuyorsun Ey Yar yazısına devam et

İslam Büyüklerinden Sözler

Sen benim her şeyim ol sevdiğim.
Acım ol, kederim ol, hüznüm ol, dikiş tutmaz yaram, söz dinlemez, laf anlamaz yanım ol.
Bana mahpus, bana zindan ol, yeter ki menzilimde ol…!

Mevlana

Allah’ım ihsanın hürmetine parlak nurun hakkı için, nimetlerle, güzelliklerle dolu olan bu dünya şehrinde kusuruma bakma! Manasız şeyler söyledim, çılgınca laflar ettim.
Ben yalnız Sen’i seviyorum. Yalnız sana ibadet ediyorum. Gönlüm Sen’siz perişandır!

MEVLANA

“Yaptığı iyilikleri de kötülükleri de karşısında hazır bulduğu günde insan, ister ki kötülükleriyle kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun.”

(Âl-i İmrân 3/30)

İslam Büyüklerinden Sözler yazısına devam et

Osmanlı Elçisinin Şaha Tokat Gibi Cevabı

Biz Türkler bir defa üzerine oturduğumuz şeyi, sırtımıza almayız.

Vakti zamanında Acem şahı, Osmanlı devletinin büyüklüğünü ve şaşaasını kıskanmaktadır. Ve bunu her davranışıyla ortaya koymaktadır.

Şah Osmanlı”ya bir şey yapamadığından, hıncını oraya tayin edilen elçilerden almaktadır. Oraya tayin edilen elçilere sade kötü muamele yapmakla kalmayıp, işkence dahi etmektedir.
Yavuz Sultan Selim, şaha bir mektup göndermek istemektedir. Amma onu götürecek kimse, hem onun kötü muamelesine dayanacak kadar cesur hem de Osmanlının itibarını koruyacak kadar da vakur olmalıdır.

Böyle bir kimse aranırken, Yavuz Selim”e, Üsküdar”da bu vasıfta bir kimsenin bulunduğu söylenir. Yavuz bu kimseyi huzura kabul ettikten sonra, ondan ne istediğini anlatır ve hazine yetkilisine emir vererek, elçi olacak bu kimsenin, atını, elbiselerini ve sair ihtiyaçlarını karşılamasını ister.

Osmanlı Elçisinin Şaha Tokat Gibi Cevabı yazısına devam et

Ey Mahşere Kalmış Sevgili

Ey Gönül Bana Öyle Bir Kelâm Et Yüreğimi Söküp Dağlayayım. Sen Bilmezsin Belki ;Senin Canın Yanmasın Diye Sol Yanıma Bile Yatmadığımı. Özlemek Ne Renkti Sen Bilmezsin, Öyle Bir Yanlızlığa Daldım Ki ;Şiirdeki kelimelerimin Dizi Tutmuyor. Nezaman Yağmur Yağsa Bu Şehre, Sen Kokuyorsun Islak Toprakta. Kimbilir Ne Şanslıdır Yaşadığın Şehir. Çünkü Sen Varsın.
Ey Gönlüm “Aşk” İstiyorum, Sadece “Aşk” Altında Islanabileceğim, Yüreğimde Şimşekler Çakacak, Ferhat
Gibi, Mecnun Gibi, Leyla Gibi Şirin Gibi Yakacak “Aşk” İstiyorum.
Ey Mahşere Kalmış Sevgili ;Sükûtum, Aşka Açılan Pencerem, Matemimdeki Gözyaşım, Suskunluğumdaki Çığlığım, Yüreğimdeki Feryadım, Sana Hasret Sana Meftun Bu Yüreğim.
Gel Yüreğime, Aşka Rabıtalı Gönlüme Gel. Hüzün Koktu Yine Her Yer Yine Hazan mı? Var.
Gel Gülüşü Güzel Yâr. Gel Şiirime Güzel Cümleler Ol. Soğuk Bir Yazı Olacağına Gelde Sıcak Avuçlarını Bırak Ellerime.
Yarim Adın Geçince Yüreğim Kıpır Kıpır Oluyor, Yada Yaşadığın Şehrin Plakasını Görsem Kalbimin Ritmi Değişiyor.

Ey Mahşere Kalmış Sevgili yazısına devam et

Çobanın Duası

Günahkar bir adamdı. Ayık gezmezdi. Bütün bir köy halkı yaka silkiyordu adamdan. Ölse de bir kurtulsak, diyorlardı. Bir karısı vardı adamın, bir de kendisi. Hiç çocukları olmamıştı. Köy halkı böyle bir adamın zürriyetinin olmadığına memnundu. Kadın ise adamın haline üzülse de ses çıkarmazdı. Otuz yıldır evliydiler, döverdi, kızardı, her gün biriyle kavga ederdi. Ama kocasıydı işte, evinin erkeği idi. Adam iyice yaşlanmıştı artık. Öksürük nöbetleri uykusunu bölü yor, iki basamak merdiven çıksa nefes nefese kalıyor, titreyen elleriyle sigarasını zor sarıyordu. İyice zayıflamış, zaten kısacık olan boyuyla bir çocuk gibi kalmıştı. Kadıncağız ellerini açıp dualar ediyor, ahir ömründe olsun şu adamın hali biraz düzelsin diye yalvarıyordu Allah’a… Adam bir sabah evden çıktı, fakat ertesi sabah oldu, dönmedi. Tan yeri ağarırken kadı n aramaya çıktı kocasını. Kim bilir yine nerede sızıp kalmıştı!

Çobanın Duası yazısına devam et