Kategori arşivi: Coğrafya Konuları

Yeryüzündeki İnanılmaz Dengeler


Albedo Etkisi (Yeryüzünden Yansıyan Güneş Işığının, Yeryüzüne Ulaşan Güneş Işığına Oranı)
-Eğer daha fazla olsaydı: Hızla buzul çağına girilirdi.

-Eğer daha az olsaydı: Sera etkisi aşırı ısınmaya neden olur, Dünya önce buzdağlarının erimesiyle sular altında kalır daha sonra kavrulurdu.
Atmosferdeki Karbondioksit ve Su Oranı
-Eğer daha fazla olsaydı: Atmosfer çok fazla ısınırdı.

-Eğer daha az olsaydı: Atmosfer ısısı düşerdi.
Atmosferdeki Oksijen ve Azot Oranı
-Eğer daha fazla olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde hızlanırdı.

Yeryüzündeki İnanılmaz Dengeler yazısına devam et

Ormanların Faydaları

Ormanların Faydaları
Ormanlar; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen ekosistemler olup, dünya yaşamı için vazgeçilmezdirler…

– Ormanlar yaşantımızın her safhasında ihtiyaç duyduğumuz yapacak ve yakacak hammadde kaynağıdır. Bunun yanı sıra bitkisel nitelikli tohum, çiçek, kozalak vb. ile mineral nitelikli çakıl, kum vb. hammadde kaynaklarının bir kısmı da ormanlardan elde edilmektedir.

– Ormanlar, bitkiler ve hayvanlar için doğal bir su kaynağıdır. Kar ve yağmur biçimindeki yağışı yapraklı, dalları, gövdesi ve kökleri ve tutarak sellerin ve taşkınların oluşmasını önler. Ayrıca yer altı sularının oluşmasına yardım eder.

Ormanların Faydaları yazısına devam et

Pasifik Okyanusu’nda Gizli Bir Kıta Bulundu

Pasifik Okyanusu’nda gizli ve en yüksek tepesinin Zelanda olduğu belirtilen devasa bir kıta keşfedildi.Zealandia ismi verilen bu gizli kıta Avusturalya’nın yaklaşık üçte ikisi büyüklüğünde olduğu bilim insanlarınca açıklandı.

Akademisyenler, yeni  kıta olduğunu uzun zamandan şüpheleniyorlar fakat son zamanlarda ikna edici olması için yeterli bilgileri topluyorlardı.

Pasifik Okyanusu’nda Gizli Bir Kıta Bulundu yazısına devam et

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)

33393unescodivrigijpg-pngDivriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)

UNESCO Dünya Miras Listesi’ne Alınma Tarihi: 1985
Yeri: İç Anadolu Bölgesi, Sivas
Kategori: Kültürel

Divriği ve civarında en erken yerleşim Hititler Dönemi’ne kadar inmektedir. Yöre, Mengücekoğullarının yönetimi altında olduğu dönemde Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından camii ile birlikte 1228-1229 yıllarında yaptırılmıştır. İslam mimarisinin bu başyapıtı iki kubbeli türbeye sahip bir cami ve ona bitişik bir hastaneden oluşmaktadır. Yapılar, mimari özelliklerinin yanı sıra, sergilediği zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) yazısına devam et

Dünya’nın Âkıbeti Güneş’e Yolculuk

large_dunyanin-akibeti-gunese-yolculuk-1Dünya’nın Âkıbeti Güneş’e Yolculuk

Güneş’ten bir milyon üç yüz üç bin defa küçük olan; çapı yaklaşık 12.500 kilometrelik Dünya üzerinde yaşıyoruz. Güneş’ten şu andaki uzaklığımız yaklaşık 150 milyon kilometre.

Çevresinde saatte 108.000 kilometrelik hızla dönmekte olduğumuz Güneş’in şu anda yüzeyinden yükselen alevler 800 bin kilometreye kadar ulaşmakta. Güneş’in yüzey ısısı da son tespitlere göre 6000 santigrat derece!.. Yani, bir diğer anlatım tarzı ile, 60 tane Dünya’yı üst üste dizip Güneş’in yüzeyine oturtursanız, Güneş’in yüzeyinden yükselen alevlerin boyunu bunların hepsini içine almış olarak görürsünüz.

Güneş’in yüzey harareti olarak verilen 6000 derece ne demektir?..

Şöyle bir misalle o derece hararetin ne olduğunu anlatmaya çalışalım.

Dünya üzerinde ısıya en dayanıklı maden, bildiğimiz kadarıyla “kadmiyum”dur. 6000 derecede sıvı hâle dönüşür. Yani, şayet Dünya ve üzerinde bulunanların tamamı “kadmiyum” madeninden meydana gelmiş bir kütle olsaydı, 6000 derecelik hararette sıvı hâle gelecek idi. Ve de akabinde buhar olup gidecekti!..

Dünya’nın Âkıbeti Güneş’e Yolculuk yazısına devam et

Sanja Matsuri Festivali ve Türbe Taşıyıcalar (6 Fotograf)

Sanja Matsuri  (三 社 祭) Tokyo’nun en büyük ve en sıradışı festivallerinden biridir. Üç gün boyunca geleneksel Japon müziği (taiko davul ve flüt) ve dans dolu festivale tahmini olarak 2.000.000 yerli ve yabancı turistler katılmaktadır.Üç türbeler festivali olarak da bilinen festivalde taşınabilir olarak tasarlanan ve ağırlıkları yaklaşık Bir Ton olan türbeler erkekler tarafından taşınır.Bu türbeleri sürekli olarak taşıyan tapınak müdavimlerinin sıradışı vücut şekillerini görünce şaşıracaksınız.

 

Sanja Matsuri Festivali ve Türbe Taşıyıcalar (6 Fotograf)

Sanja Matsuri Festivali ve Türbe Taşıyıcalar (6 Fotograf) yazısına devam et

AVUSTURYA’DA GÜZEL BİR KÖY HALLSTATT (37 Fotoğraf)

Avusturya_Hallstatt1Avusturya  Salzkammergut Göller Bölgesi’nde Salzburg ve Graz şehirleri arasında konumlanan Hallstatt nefes kesen manzarasıyla Avrupa’nın en eski yerleşim yerlerindendir.Hallstatt doğal güzelliği yanı sıra 7000 yıla varan geçmişi ile de tarihi yönü olan bir kasaba.UNESCO, 1997 yılında Dünya Kültür Mirası listesine almış burayı. Şu anda da turistik amaçlı hizmet veren tuz madeni ve kasabanın kendi tarihini anlatan müzesi var.Ayrıca kasabanın ölen sakinlerinin boyanmış ve aile isimleri yazılmış kafatasları da sergileniyor.1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınan Hallstatt, sessiz sakin doğayla iç içe ve dinlenmek için ideal bir yer.Bu Hallstatt denen köy, fotoğraflarına bakmaya doyamayacağınız güzellikte bir memleket. Avusturya sınırları içinde yer alan bu şirin ötesi köy aynı zamanda dünyanın bilinen en popüler tuz kaynaklarından da biriymiş. Günümüzde ekonomik gelirinin çok büyük çoğunluğunu elbette ki turizmden elde eden Hallstatt köyünün bir özelliği de mezarlık alanının çok ama çok küçük olmasıymış. Dolayısıyla her 10 yılda bir mezardan kemikler çıkarılıyor ve yeni cenazeler için yer açılıyormuş. Lokal kiliselerinde de kafataslarından oluşmuş bir nevi sergi bulunuyormuş ve bu kafataslarının sahiplerinin adları, meslekleri ve ölüm tarihleri de özenle işleniyormuş.

AVUSTURYA’DA GÜZEL BİR KÖY HALLSTATT (37 Fotoğraf) yazısına devam et

Depremler

deprem-640x360Depremler

Yurdumuzda ilk sismojik laboratuvarı Kandilli Rasathanesi’nde kurulmuş ve uluslararası gelişmelere uyarak; bu gün modern sismoloji biliminin gerektirdiği aşamaya erişmiştir. Kandilli Rasathanesi’nde özellikle uzun peryotlu sismografların dış ısı ve gürültülerden etkilenmemesini sağlamak amacı ile planlanan laboratuvar inşaatı 1928 yılında tamamlanmıştır. 1926 yılında getirilen pandül ağırlığı 250 kg olan Vickert sismografları, 1928 yılında Ankara Belediyesi’nin hediyesi olan iki adet Mainka sismografı 1933 yılında bu mekanik sismograflara eklenen Galitzin sismografları yapılan binada servise sokuldu. 1948 yılında kısa peryotlu Coulonb Grenet düşey bileşen sismografı hizmete girdi.

Yerkabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi yada yanardağların püskürmesi sırasında oluşan sarsıntı-yersarsıntısı, zelzele. Deprem olduğu yörelerde yer titreşimi yapar ve sallanır. Deprem bir doğa olayıdır ve yapay olarak sarsıntılara deprem denmez. Yapay olarak oluşan sarsıntılara “Yerin Salınımı” adı verilmektedir. Deprem titreşimlerini, yer salınımlarından genel olarak; depremlerin doğal nedenlerinden oluşmaktadır.

Tarih boyunda derin izler bırakan depremler, en çok can kaybına yer açanlardır. Nitekim 526’da Akdeniz kıyılarını etkileyen bir depremde 120.000 ile 200.000 kişi, 1692 Sicilya depreminde 60.000, 1755 Lizbon depreminde 40.000 kişi ölmüştür.

Doğal güçlerin neden olduğu yer kabuğu titreşimlerine ve sarsıntılara “Deprem” denir. Bazıları güçlükle fark edilen, bazıları da bir kenti yok edecek güçlükte deprem şiddetlerine denir. Depremlerin bir diğeri volkanik bölgelerde yerkabuğunun altındaki kayaçların hareket etmesidir. Ancak bu tür depremler hafif sarsıntılardır. Asıl büyük depremler yerkabuğundaki kırıklıkların oluşturduğu kırık kuşakları boyunca görülür. Büyük kütleler halinde yerkabuğu katmanlarının birbirinden farklı hareketleri kırık kuşağı boyunca büyük bir gerilim oluşturur.

Depremler yazısına devam et

ASYA KITASI

asya-kitasi-haritasi-1ASYA KITASI
Genel Özellikleri

Dünyanın en büyük kıtası. Doğuda Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, güneyde Hint Okyanusu, batıda Avrupa kıtası ile çevrilidir. Avrupa kıtası ile olan sınırı kesin tespit edilmiş değildir. Eskiden Don Nehri, Asya ile Avrupa arasında sınır olarak kabul edilirdi. Daha sonra Ural Dağları sınır olarak kabul edilmeye başlandı.

Asya Kıtası, Avrupa kıtası ile çevrilidir. Eskiden Avrasya olarak bilinen eski dünya kıtasının batısındaki büyük yarımada olan Avrupa, Sami dillerde Erep (yahut Irib) Güneşin Battığı taraf anlamına gelir. Fenikelilerden Yunanlılara geçen bu ad, Yunanca’ da Europa olmuş ve Ege Denizi’ ne göre batıda bulunan ülkelere bu ad verilmiştir.

Don Nehri, Avrupa arasında sınır olarak kabul edilirdi. Daha sonra Ural Dağları sınır olarak kabul edilmeye başlandı. Bugün bu kabul yaygın ise de, Ruslar bu sınırın Kuzey Buz Denizi’ nden Hazar Denizi’ ne doğru uzanan; Rus platformu ile Sibirya platformunu birbirinden ayıran; Ural Dağları’ nın doğusunda bulunan Ob kıvrımlı dağlarında olduğu iddiasını ileri sürmektedirler.

Afrika ile, Süveyş Kanalı vasıtasıyla ayrılan Asya kıtasının, Okyanusya kıtası ile olan sınırı da Avrupa ile olan sınırı gibi ihtilaflıdır. Asya ile Okyanusya arasında bulunan irili ufaklı pek çok ada, bu sınırın tespitinde mesele olmaktadır. İşte bu sebeptendir ki kıtanın yüzölçümünü bildiren rakamlar 43,7 milyon km2 ile 44,7 milyon km2 arasında değişmektedir. Doğu-batı uzunluğu yaklaşık olarak 10.000 km, kuzey-güney uzunluğu ise 8.300 kilometredir.

Dünyadaki kara parçalarının yaklaşık üçte birini teşkil eden kıta, nüfus bakımından da dünya nüfusunun yarısından fazlasını üzerinde barındırır. Her ırktan insanın ve her nevi iklimin bulunduğu kıta, genel olarak dört coğrafi bölgeye ayrılır: Kuzey Asya, Orta Asya, Güney Asya, Ön Asya.

ASYA KITASI yazısına devam et

Sanal Su Nedir?

Londra King’s College ve Oryantal Afrika çalışmaları üyesi 71 yaşındaki Profesör, 1993 yılında yaptığı bir çalışma ile Sanal Su’yu tanıtmış ve insanların su içtiğinde ya da duş aldığında sadece su tüketmediğini iddia etmişti.

sanalsu_ 2732 × 1829

Profesöre göre sanal su ile suyun, gıda ve tüketici ürünlerinin üretiminde nasıl bir rol oynadığını tespit etmek mümkün. Mesela sabah içilen bir kahvenin ardında kahve tanelerinin yetiştirilmesi, paketlenmesi ve taşınması için harcanan su 140 litre’yi buluyor. Bu da sadece kahve içerken su tüketmediğimizi ortaya koyuyor. 140 litre su İngiltere’deki normal bir insanın bir günde içme ve ev ihtiyaçları için kullandığı suya karşılık geliyor. Bildiğimiz bir hamburgerin de hazırlanması için 2 bin 400 litre suya ihtiyaç var.

Araştırmalara göre Amerikalılar her gün Çinliler’in üç katı yani 6 bin 800 litre Sanal Su tüketiyor.

Sanal Su’yun küresel ticari politika ve araştırma üzerinde önemli etkiye sahip olduğu ve özellikle su sıkıntısının bulunduğu bölgelerdeki su politikası ve idaresi hususunda yeni bir devir açtığı ifade ediliyor

Kastamonu İli İsmini nereden aldı?

Kastamonu’nun bilinen tarihi, Hitit İmparatorluğu ile başlar. Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar M.Ö. 4.yy’da Perslerin eline geçmiştir. M.Ö.4. yy’da Büyük İskender Anadolu Ile birlikte Kastamonu topraklarını da Makedonya’ya katmıştır. İskender’den sonra yöreyi ele geçiren Pontus Krallığı M.Ö. 1. yy’da Romalılar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Uzun yıllar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kastamonu M.S. 395 yılında İmparatorluğun bölünmesiyle bütün Anadolu gibi Bizans İmparatorluğuna katılmıştır.

Prehistorik çağlardan sonra havalinin (Paflagonya’nın) bilinen Sümerlerin en eski bir kolu olan Gaslar (Gaşka Türkleri)’dır. M.Ö. 2000-1300 yılları arasında hüküm süren Gaslar (Gaşkalar) devamlı olarak Mısırlılar, Suriyeliler ve Kaldelilerle siyasi, ticari ve kültürel Kastamonu İli İsmini nereden aldı? yazısına devam et