Kategori arşivi: 5-Eğitim ve Öğretim Konuları

Destimal-i Şerif

Destimâl-i Şerîf
Sarayda harikulâde bir gün
Millet, geleneğin bağrında yeşerir…

Gelenekse, güçlü bir devlet teşkilatlanması ile hayâta geçer…

Yaklaşık on asırdır Anadolu’da üstelik açık ya da üstü kapalı düşmanlıklara karşı koyarak yaşamaya çalışıyoruz.

Yahyâ Kemâl, Paris’te geçen öğrencilik yıllarında, millet ile vatan toprağı arasındaki bağlantıyı öğrenince Türk milletinin Anadolu’daki târihini aramaya koyulmuştu.

Ona göre 1071 yılında Malazgird’in kilidini açarak Anadolu’ya giren Türkler, bu topraklara yaklaşık on asra dayanan büyük bir mühür vurmuştu.

Destimal-i Şerif yazısına devam et

Ey Benim Yürek Yangınım…!

Ey Benim Yürek Yangınım…!
Hayata Tutunuşum, Dört Elif Miktarı Nefes Alışım. Ravza Kokulu İnce Sızım, Dört Tarafa Baktığımda Aşkı Görüşüm, En Güzel Duâm, Güneşim, Ay’ım, Mutluluğa İlk Adım Atışım. Hayatıma Gelinlikle Girip Kefenle Çıkışım, Göz Yaşı İle Islanmış Seccadem. Sebebim, Caanım, Arzuhalim, Sevdiğim, Gönül Gülüm,,,,,
Ey Benim Yürek Yangınım…!
Bedbaht Olan Zamana Yenilmiş, Aşk Kokan Gizli Mabedim, Bir Gün Olur Belki Yüz Yüze Bakarız, Ne Olur Kalbimi Kırarak Gitme. Bırak Sızlasın Yüreğim, Hatta İnlesin, Biliyorsun Kalmaz Bu Acılar, Kalmaz Zaman Geçer, Belki Döner Gelirsin Dizlerime, Ozaman Bir Buse Hakkındır.
Ey Benim Yürek Yangınım…!
Bu Tende Bu Can Sana Sana İkramdır,Bu Sükût Eden Yüreğim Ayandır. Gül Kokulu Ellerinle Bu Caana Duâ Edermisim..? Ey Gül..! Sendeğilmisin Büllbülü Aşık Eden, Sen Değilmisin Durakta İsmi Yazılı Olan, Arıların Balında, Güvercinlerin Kanadında, yazılı Olan….

Ey Benim Yürek Yangınım…! yazısına devam et

Unutma…!

Unutma!
Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın.
Biri seni bulacak…
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan
Biraz ürkeceksin.
Ne kadar dirensen de nafile
İnsansın seveceksin sonuçta…

Eski acılara bakıp da küsme sevdalara.
Gavura kızıp da oruç bozulmaz.
Sök at kafandan acaba’ları!
Bir kemik aynı yerden
İki defa kırılmaz…

Artık kararmaz gecelerin.
Bir daha yaşlar akmaz gözünden.
Sabahların gecikmez.
Kim bilir ağladığın günlere gülersin.
Bir defa öldün ya zamanında?
Bir daha ölmezsin…

Can Yücel

Mükemmel Eş Arayan Adam

Hayatı boyunca evlenmeden kalmış bir adam duymuştum. Ve doksan yaşında ölüm döşeğindeyken birisi ona, “Yaşamın boyunca evlenmedin fakat nedenini asla söylemedin artık ölüyorsun, en azından merakımızı dindir. Bir sır varsa şimdi söyleyebilirsin çünkü birazdan göçmüş olacaksın. Sırrın açığa çıkmış bile olsa sana bir zararı olamaz” dedi.
“Evet, bir sır var. Ben evliliğe karşı değilim ama mükemmel bir kadın arıyordum. Aradım ve aradım ve tüm yaşamım kayıp gitti” dedi adam.
Soruyu soran “Fakat bu koca dünya üzerinde, milyonlarca insan var, onların yarısı kadın, bir tane mükemmel kadın bulamadın mı?” diye sordu.
Ölmek üzere olan adamın gözlerinden yaşlar aktı. “Evet, bir tane buldum” dedi.
Soruyu soran tamamıyla şoka uğramıştı. “O halde ne oldu? Niçin evlenmedin?” dedi.
Ve yaşlı adam, “Fakat kadın mükemmel bir koca arıyordu.”

Vakti Aşk…..!

Vakti Aşk…..!
Ey benim Suskun Yarim; yazdığım kelimelerin şiirlerimin önü kesilmesin, tekrar tekrar düşsün kağıda Ama önce yüreğimden geçsin, bu mısralar sana yanmakla eşdeğer vuslatım.
Belki ben yazıyorum.
Lakin senin suskunluğunu kağıda döküyorum, Sükut ederek yazmayı bilir misin..? yada Susarak bağırmayı..?
Ben biliyorum her yazdığım Kağıt ıslanıyor…..
Bilmiyorum Bu kaçıncı Kağıt , yine yazmaya devam edeceğim Çünkü aşk kandilleri sönmeyecek ve zaman aşk vaktidir.
Aşkın Kitabı olmaz hakikatı olur, bu hakikat de sensin ey yar.

Vakti Aşk…..! yazısına devam et

Fuzuliden Su Kasidesi

Su Kasidesi
Fuzûlî

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar tutuşan ateşlere su fayda vermez.)

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

(Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)

Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Gerçekten de akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)

Fuzuliden Su Kasidesi yazısına devam et

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Sözleri

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Sözleri

«Çoğu zaman, kelimenin gerçek anlamıyla acıyla farkına varıyorum ki, anlatmak istediğimin yirmide birini bile anlatamadım ve hatta hiçbir şey anlatamadım. Beni rahatlatan şey, tanrı’nın bir gün bana o gücü ve ilhamı göndereceğine, benim de kendimi eksiksizce anlatabileceğime, kısacası yüreğimdeki ve hayal dünyamdaki her şeyi ortaya koyacağıma dair olan umudumdur.»

«İnsanoğlu kendini feda etmekte bulduğu mutluluğu başka hiçbir şeyde bulamaz.»

«Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.»

«Bir kadının yaşamı; herhangi bir erkeğe boyun eğip bağlanmak için bir arayıştan başka bir şey değildir.»

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Sözleri yazısına devam et

Hafız Divanından

Hâfız Dîvânı’ndan Seçme Beyitler, II
Şirâzi
Gazel 2

صلاح کار کجا و من خراب کجا

Salâh-ı kâr kucâ vu men-î harâb kucâ…

Ben nerde, nefsimi ıslah etmek nerde? Aradaki aykırılığa bak. Yol, nerden nereye gidiyor…
Sâlihlikle takvânın rintlikle ne münâsebeti var? Vaaz dinleme nerde, rebap sesini dinleme nerde?

İbâdet yerine gitmekten, riyâ elbiseni giymekten usandım artık. Muğların manastırı nerde, hâlis ve sâf şarâb nerde?

Vuslat zamânı, gelip geçti ve hâtırâsı kaldı. Allah, selâmet versin… Nerde kaldı o cilveler? Ne oldu o azarlayışlar?

Düşmanların gönlü, sevgilinin yüzünden ne hâz duyabilir? Sönmüş mum nerde, Güneş nerde?…

Hafız Divanından yazısına devam et

Hafız Divanından

Hâfız Dîvânı’ndan Seçme Beyitler, I
Şirâzi

«Elâ-yâ eyyühesâki edir kesen ve navilhâ
Kicışķ âsan nemûd evvel veli uftâd müşkilhâ»

Sâki, döndür kadehi, herkese sun, bana da ver. Çünkü aşk, önce kolay göründü; ama sonradan çok müşkiller meydâna getirdi.

«Sâki benûr-ı bâde berefrûz câm-ı mâ
Muţrib bigü ki kâr-ı cihân şud bekâm-ı mâ.»

Sâki, kadehimizi şarabın nûruyla parlat. Çalgıcı, sen de çal. Çünkü âlem, tam istediğim hâle geldi, bize uydu.

«Sûfî biyâ ki âyine safist câmrâ
Tâ binger sefâ-yı mey-i lâcl-fâmârâ»

Sofi, gel… Kadehin aynası, tertemiz. Gel de lâl renkli şarabın ayrılığını gör. Neşesini, zevkini seyret!

Hafız Divanından yazısına devam et

Hira Yüreklime

H-ira Gibi Kocaman Yüreğin Yanında
İ-çimi Çekemiyorum Artık Ağlamaktan
R-astlantımıydı Sol Yanıma Akman
A-şkla Ağır Ağır Kaynasın Yüreğime
Y-ıllarca Hayalini Kurduğum Yâr
Ü-midimi Yitirmedim, Hayallerimin
R-azıydım Özünle, Özlemiş Sevgine
E-y Benim Aşk Kokulu, Ebedi Yarim
K-albime Yazdığım, Ezeli Duâm’sın
L-al Oldu Dilim Gönlümün Sahibi
İ-kimiz Bir Gönül Olduk, Ötesi Yok
M-erak Etme Yâr, Sidre-i Müntahada Görüşürüz……!

Ergün Küçüktopcu

Konuşsam Dilim Yanar Sussam Yüreğim

Konuşsam Dilim Yanar Sussam Yüreğim…
Sonra Yan Diyorum İçime Sadece Yan….
Dayan Diyorum Gönlüme, Herkes Mutlu Olsun Sen Dayan..
Biliyorum Bu Yük Ağırdır, İçimi Yangın Yerine Çevirir.
Ve Yine Susuyorum, Benim Senin Gibi Hira Yüreğimmi Var, Yinede Kilit Vuruyorum Yüreğime….
Hasretin Diz Çöktürdü Gönlüme, Yokluğumla Sınama Beni,….
İlaç Kullanmadığım Yaramın Olmadığı Anlamına Gelmez….
Fe İnnemal Usri Yusra Ayetine Sığınmışım….
Belkide Suskunluğum Ondandır.
Sen Okuduğum Bir Kitabın En Güzel Satırlarından Altını Çizdiğim Bir Cümlesin….
Seni Hatıralarımda Yaşattığım En Güzel Şiirsin…..
Gör İşte Yüzümdeki Kırık Gülüşleri
Yüreğimin En Derin Yerine Sakladım

Konuşsam Dilim Yanar Sussam Yüreğim yazısına devam et

Akıncı Beyi Mihaloğlu Alaaddin Paşa

MİHALOĞLU GAZİ ALAADDİN ALİ PASA
Akınlarıyla İslam düşmanlarını perişan eden Akıncı Beyi
Akıncılar İslam uğruna kelle koltukta mücadele eden yiğitlerdir. Onlar için açlık, yorgunluk yoktu. Ne kadar kalabalık olursa olsun düşman sürüleri engel teşkil etmezdi. At sırtında gece gündüz düşman illerinde yol katederlerdi. Hayatları sınır gerisindeki şehir, kasaba ve köylerinde geçerdi.
Düşmanın iktisadî ve askeri küvetini perişan etmek, düşmanın yüreğine korku salmak için yapılan akınlarda kartal kanatlı sendengeçti akıncılar kasırga gibi eserlerdi. Onlar için cihad, bir şenlikti. İ’lâ-yi kelimetullah uğruna şehadet şerbetini içmek en büyük dilekleriydi. Onlar kanlarını, canlarını hak yoluna feda etmişlerdi.

En büyük akınlar Fatih ve Kanuni devirlerinde yapılmıştır. Bu devirde yapılan akınları Avrupalılar hâlâ hafızalarından silememişlerdir.

Akıncı beyleri içerisinde en meşhuru Mihaloğlu Alaâddin Ali Paşa’dır.

Ali Paşa akıncılarıyla birlikte Tuna’yı kuzeye doğru tam 330 defa geçmiştir.

1435’te dünyaya gelen Ali Paşa, iyi bir tahsil görmüştür. Macarca ve Romence dahil birkaç Avrupa dilini mükemmel şekilde bilmekte, Türkçe kadar rahat konuşmaktadır.

Akıncı Beyi Mihaloğlu Alaaddin Paşa yazısına devam et