Kategori arşivi: 5-Eğitim ve Öğretim Konuları

Şeyhülislam’lar Neden Mavi Ayakkabı Giyerlerdi…?

Osmanlı Devleti’nde ilmiye mensuplarının mavi renkli ayakkabı giymeleri yolundaki resmî uygulama, ilme verilen büyük değerin bir sembolüdür. Bu değer vermenin ifadesi olarak Şeyhülislâm, Kazasker ve Kadı gibi ilim sahiplerinin çizme ve ayakkabıları gökyüzü rengi olan “mavi” renginde yapılarak, -ilmin değerini ve yüceliğini temsilen- gökyüzünün adeta ayakları mesabesinde olduğu ifade edilmiş olunurdu.

2 defa görüntülendi

Abdülhamid Han’ın Duası

10 Şubat 2017, Abdülhamid Han’ın 99. vefât yıldönümüydü. 175 yıl önce doğan, 33 yıl Taht-ı Osmanî’de oturan Büyük Sultan’ın ağzından, medyada son zamanlarda bir “duâ”dolaşmakta..

Abdülhamid Han, büyük bir Müslümanve 113. Halife olarak kim bilir ne duâlar etmiştir ama, budua, bizzat Sultan’ın tasarlayıp da okuduğu ve bize böylece intikal etmiş bir dua değildir.

O,bütün Osmanlı padişahları arasında ve hatta bütün Türk tarihinde, sağlam şahsiyeti, siyasî dehâsı ve istikâmet üzre bir Müslüman oluşuyla da, en önde gelen unutulmaz bir devlet adamıdır..

Abdülhamid Han’ın Duası yazısına devam et

Pasifik Okyanusu’nda Gizli Bir Kıta Bulundu

Pasifik Okyanusu’nda gizli ve en yüksek tepesinin Zelanda olduğu belirtilen devasa bir kıta keşfedildi.Zealandia ismi verilen bu gizli kıta Avusturalya’nın yaklaşık üçte ikisi büyüklüğünde olduğu bilim insanlarınca açıklandı.

Akademisyenler, yeni  kıta olduğunu uzun zamandan şüpheleniyorlar fakat son zamanlarda ikna edici olması için yeterli bilgileri topluyorlardı.

Pasifik Okyanusu’nda Gizli Bir Kıta Bulundu yazısına devam et

Evliyanın Talebelere Kabristan Dersi

Evliyanın biri talebeleriyle beraber bir sohbetten dönerken, bir kabristanın yanından geçiyorlarmış.O veli zat bir kabri işaret ederek talebelere sormuş.
– “Şimdi su kabirde yatan sahış kalksa , sizce neler yapar?”
Talebeler en başta saşırmış ancak herkes kendine ait fikri beyan etmiş. Kimisi;
– “Devamlı namaz kılar” demiş , kimisi;
– “Devamlı oruç tutar ” demiş, kimisi;
– ”Bütün malvarlığını Allah yolunda sarfedip, sadaka verir” demiş, kimisi de;
– “Hemen hacca gider ve asla günahlara girmez” demiş… Talebelerin fikirleri hep bu minvaldeymiş. O veli zat tebessümle karşılık verip;
– “Elbette hepinizin dediği doğru, şu anda o kabirdeki kimse dirilse namazlarını, oruçlarını ve diğer ibadetlerini daha hassas şekilde yapmaya gayret eder.” ve devam etmiş “O Şahsın tekrar dirilme, buraya gelme imkanı yok, artık o kapı kapalı, fakat siz buradasınız ve kabre doğru gidiyorsunuz, yani sizin kabre gideceğiniz kat’i. O şahsın yapacağını söylediğiniz şeyleri şimdi siz neden yapmazsınız veya gevşek davranırsınız? ”
Talebeleri o günden sonra dini emirlere daha hassas davranıp, dün ölenlerin azap çektiği basit fani meseleler için bugün artık birbirilerini yemekten vazgeçmisler…..!

Hz. Mevlana Söylüyor…..

Ey oğul! Bağı çöz, azat ol. Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın?
Denizi bir testiye dökersen ne alır? Bir günün kısmetini…
Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.

Mevlana

Ey oğul! Bağı çöz, azat ol. Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın?
Denizi bir testiye dökersen ne alır? Bir günün kısmetini…
Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.

Mevlana

Sen öyle güzel, öyle eşsiz bir varlıksın ki gökler bile seninle neşelenir. Hal böyle iken, eğer, bir insan sana âşık olursa, buna şaşılır mı?
Bu sebeple, sen beni istesen de, istemesen de ben yaşadığım müddetçe sana, kul köle olacağım…!

MEVLANA

Oğuz Kağan Babasını Töre İçin Öldürdü

Türk mitolojisinde, “Türk töresi” ne uymadığı gerekçesi ile, baba öldürme olayları yer alıyorlardı”:
Ortaasya’da söylene gelen efsanelerde büyük kahramanlara, insan üstü hususiyetler verilmek istenmişti. Oğuz Kağan Destanında da, bunun örneklerini pek çok görüyoruz. “Oğuz’un ayağı, ayı ayağı gibi; bileği ise, kurt bileğine benziyordu. Vucûdu, baştan aşağıya tüylerle örtülü idi. Annesinden doğar doğmaz, memeyi ağzına bir defa almış ve sütten bir yudum içtikten sonra da, annesine bir daha yanaşmamıştı. “Çiğ et yiyip, kımız istemeğe başlamıştı”. Aşağıda da söyleyeceğimiz gibi, “Türkler çiğ et yemezlerdi”. Ama korkunç bir kahraman, onlara göre, çiğ et de yiyebilirdi. Çünkü O, o kadar korkunç ve o kadar bahadır bir kimse idi:
“Korkunç bir hakan olsun, çok büyük bir han olsun, “Babasını öldürsün, Türk Töresi korunsun”.

Oğuz Kağan Babasını Töre İçin Öldürdü yazısına devam et

Yavuz Sultan Selim

YAVUZ SULTAN SELÎM HAN

Babası……………….. : İkinci Bâyezîd Han

Annesi……………….. : Âişe Hâtûn

Doğumu……………… : 10 Ekim 1470

Vefâtı………………… : 21/22 Eylül 1520

Tahta Geçişi………… : 24 Nisan 1512

Saltanat Müddeti….. : 8 sene 4 ay 28 gün

Halîfelik Sırası……… : 74

Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslâm halîfelerinin yetmiş dördüncüsü. Sultan İkinci Bâyezîd Han’ın oğlu. 10 Ekim 1470’de Âişe Hâtun’dan Amasya’da doğdu. Küçük yaşta İstanbul’a gönderilen Selîm, dedesi Fâtih Sultan Mehmed Han’ın terbiyesinde yetişti. Şehzâde Selîm; Kur’ân-ı kerim, tefsir, hadîs ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Diğer taraftan ata binmek, güreş tutmak, ok atmak ve kılıç kullanmak da öğretildi. Çok çevik ve zekî idi. Kısa zamanda Arabî ve Fârisi’yi en iyi şekilde öğrendi. Zamanın velîleriyle görüşür, sohbetlerini kaçırmazdı. Babası ikinci Bâyezîd pâdişâh olduktan sonra, askerî sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için, şehzâde Selîm’i Trabzon’a vâli tâyin etti.

Yavuz Sultan Selim yazısına devam et

Yetiş İmdadıma Ey Yar

Ey Benim Hicretine Mekke Gibi Yandığım Sevgili,Yüreğim Şimdi Hira Gibi Beklemekte.Yüreğimde,Ezanlar Okudu Bilal….!Kalbime Seni Fısıldadı Mikail….!

Adım Hallac-ı Hüzün,Adım Sala’dan Sonra ki Sükut.Adım Uhud’un Ardındaki Hüsran….! Adım Adındı En Sevgili.Rabbe Erişir Ki İnnallahe Semi’un Basir Allah,En İyi İşitendir,En İyi Görendir Hamdolsun,İşte Suskunluğumuz Bundandır.Onca Anlatılacak Şey Varken Susmaktır Dilin Sabrı Olsun Diye.

Aşk Vaz Geçmek Değilmiydi, Ey Sevgili…!

Bilal Gibi Bedeninden Vazgeçmek,Mecnun Gibi Aklından Vazgeçmek,Yardan Gayrısından Cümle Alemden Vaz Geçmek.Yemeden ,İçmeden ,Uykudan,Uyanıklıktan Ve Vazgeçmekten Bile Vazgeçmektir Gün Gelince Senin İçin Senden Vaz Geçmişim Bilesin.

Yetiş İmdadıma Ey Yar yazısına devam et

Yüreğimden Aşk Makamında Ezgiler

Dinle Bak Ney Ne diyor…?
Hamuş Oldum, Yüreğim Liğme Liğme,
Biçareyim Ey Yâr….
Sensizlik Yüreğimi Yakıyor, Her Gün Şiddetlenen Aleviyle. Çırpınan Şu Kalbimin Üzerine Bütün Yağmurlar Yağsa, Söndüremez Sensizliği…
Bi Çareyim Ey Yâr..
Gelişin Yıldızları Bile Kıskandıracak Cinstendir. Gel Gönlümün Mihmandarı, Gel Ki ;Gör Halimi, Susuz Çorak Toprağa Döndü Hamuşun. Su Ver Yüreğime Çelikleşsin, Kırılmasın Her Yangında. Gel Gözümün Nuru. Sen Bir Şiirsin Sonu Yazılmamış, Gel Satırlarıma Bitsin Bu Şiir..
Biçareyim Ey Yâr….
Dinle Bak Ney Ne Diyor….?
Sen Yaşam Kaynağı, Dertlerin Dermanı, Gönlümün Fermanı Gel. Baktığım Her Yerde İsmin Var…! Duraktaki Bankta, Ağaçtaki Yaprakta, Arıların Balında, Çaresiz Gönüllerde Hep Senin Adın Var.
Biçareyim Ey Yâr….

Yüreğimden Aşk Makamında Ezgiler yazısına devam et

Abdülhamid Han’ın Vefatının Yıldönümü

Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han’ı vefatının 99. Yıldönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Tarihin kaydettiği en kudretli hükümdarlardan biri olan, uyguladığı İslam birliği politikası nedeniyle dış mihraklar ve yerli işbirlikçilerinin hedefi haline gelen Ulu Hakan’ı tarihçilerle konuştuk. Türkiye’nin temellerinin Abdülhamid Han döneminde atıldığına dikkat çeken tarihçiler, “33 yıl boyunca büyük bir siyasi deha ile ülkeyi yönetmesi ve yıkılmaktan kurtarması, Türkiye’yi kuracak kadroların yetiştirilmesine vesile olmuştur. Bugün için başımıza ne geldiyse, dün için onu anlamamaktan gelmiştir. Resmi tarihin onlarca yalanına rağmen Abdülhamid’in bu milletin gönlünde taht kurması ise ilahi bir tecelliden ibarettir”