DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.”

Mustafa Kemal Atatürk
30 Mart 1923 Vakit gazetetesi

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir güne sığacaktı yine,
Kadına verilen mutluluk ve önem.
Adet olsun diye yapılan kutlama,
Belki de verilen bir çiçek.
Ertesi gün eski haline dönecekti,
Yine her şey. Yine erkeğin gerisinde kalacaktı kadın.

Oysa her erkeğin bir annesi olduğunu,
Yaşamlarının bir kadına bağlı olduğunu,
Bilmiyorlar mıydı acaba.

Kadın bir günlük farkına varıldıktan sonra,
Dönecekti yine hayatına.
Sevdikleri için kendi hayatından vazgeçmeye.
Değişmezdi kadının kaderi,
Nerde yaşarsa yaşasın.
Hep veren olmuştu,
Aldığı çok azla yetinmesi gereken.

Uğruna ölümlere gidilen,
Savaşlar çıkarılan.
Yüreğine girilip,
Elde edilene dek peşinde koşulan.
Sonra savaşı kazanmanın rahatlığıyla,
Bir kenarda unutulan kadınlar.
Nasıl olsa erkekten gidemezdi kadın,
Hem ne haddineydi erkeğe karşı gelmek.

Eskilerin dediği gibi,
“Karnından sıpanın, sırtından sopanın eksik edilmemesi gereken” kadınlar.
Sorulmadan evlendirilen,
Kocandır sever de döver de denip,
Geri dönüşü olmadığı ima edilen kadınlar.
Olur, da gönlü bir başkasına kaysa,
Töre deyip de hayatı elinden alınan kadınlar.

Durmadan didinen, çalışan,
Yine de yaranamayan kadınlar.
Sevip de sevilmeyen,
Eve geliyor ya,
Yanında, karnını doyuruyor,
Daha ne istiyorsun denen kadınlar.
Hem eş, hem sevgili, hem hizmetçi olması beklenen,
Geceleri eşinin yatağını dolduran, memnun eden,
Ama memnun mu, mutlu mu sorulmayan kadınlar…

Gündüz işte sonra evde çalışan,
Yaptıkları göze görünmeyip,
Yoruldum deme hakları bile ellerinden alınan kadınlar.
Her yaptığı göreviymiş gibi,
Yapması beklenen.
Bir işi aksatsa hesap sorulan,
Ne yapmak istersin, diye sormak,
Akla bile gelmeyen kadınlar.

Hayatındaki kadın erkeği tanıtır.
Az erkek bilir bunu ve uygular.
Değer verir hayatındaki kadınlara,
Eş, anne, kardeş ya da akraba.
Oysa kadına bir gitsen bin gelir,
Bir versen bin alırsın.
Yetinmeyi bilir kadın,
Yeter ki elinde yetinecek bir şey olsun.

Yoktan var eder sevdikleri için.
Saçını süpürge eder, sevdikleri istemeden.
Belki de bunun için,
İstenmeden yaptığı şeyler,
Değer bulmaz…
Bir teşekkürdür tek istediği
Biraz sevgi,
Farkına varılmak.
Hele de arada da olsa,
Seni seviyorum, sözü,
Dünyaları verir kadına.
İyi ki varsın, demek,
Baştan yaratır kadını…

Mutlu kadın güzeldir,
Bire bin katarak dağıtır mutluluğunu çevresine.
Sevdiklerinin yüreğindeyse eğer,
Hele de bir de güvendeyse,
Huzurluysa…
Dünyanın en güçlü insanı olur.
Bir kaplan gibi korur sevdiklerini,
Paylaşamaz kimse ile.

Ağlar kadın mutsuzsa, Her gözyaşı ile uzaklaşır onu ağlatandan.
Kolay kolay kırılmaz kalbi, Ama bir de kırıldıysa hiçbir söz yetmez onarmaya.
Her şeyi silip baştan başlayacak gücü de vardır kadının Bilmez erkek bunu,
Alışmıştır kadının onu sırtında taşımasına, İkisi için de emek harcamasına.
Kadın bir kez elini çekerse erkekten, Tarumar olur o beraberlik…
Ve geç kalmıştır artık erkek,
“Ne oldu bize” diye sormak için.

Kaybedince değerinin anlaşılmasını kabul edemez kadın,
Varken bilinsin ister değeri.
Nasıl olsa var denmesini,
Sevdiğinin onun gitmeyeceğini sanıp,
Başka gönüllere gezilerini istemez.
Yakıştıramaz bunu insan onuruna.
Aldatılmaya gelemez kadın, yok sayılmaya da.
Haksızlığa uğradıysa kabul edemez.
Affeder belki ama asla unutmaz.
Ve sessizce gider kadın.
En kötüsü de budur,
Bir kadın sessiz kaldıysa bitmiştir yüreğindekiler.

Eştir, anadır, bacıdır erkeğe…
Acılara göğüs gerip,
Hayata bağlanmayı bilir.
Sevdi mi tam sever,
Gitti mi de geri dönüşü olmadan gider…
Onursuz bir yaşam istemez kadın.
Yanı başında olmak ister sevdiklerinin,
Ne önde ne de arkada olmak yaraşmaz kadına.
Yan yana omuz omuza yürümek,
Hayatı birlikte göğüslemek,
Savaşmak ister.

Bir kadın bir hayattır,
Yaşamın gerçeğidir.
Ne mutlu bunu bilen,
Kadına, kadınına değer verenlere…

İyi ki bir kadınım,
Belgin Yazar

 Tarihçe

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler’in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır[3].
 Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.

106 defa görüntülendi

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” üzerine bir yorum

Yorumlar kapalı.