Kategori arşivi: İz Bırakanlar

Selehaddin Zerkubi Kimdir….?

Şeyh Selâhaddin Ferîdûn Zerkubî (KSA)

Konya’nın büyük velîlerinden. İsmi Selâhaddîn Feridun’dur. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. Önceleri Mevlânâ’nın hocası olan Seyyid Burhâneddîn Tirmizî’nin talebesi idi. Kuyumculuk yapardı.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, bir gün Konya’nın kuyumcular çarşısından geçerken, bir kuyumcu dükkânından gelen çekiç seslerinden çok etkilendi.Her çekicin vuruluşunda çıkan seslerin, “Allah! Allah!” dediğini müşâhede etti. Bu sesler, eşi bulunmaz bir haz ve dükkânın sâhibine karşı kalbinde büyük bir muhabbet hâsıl etti. Kapının önünden Mevlânâ hazretlerinin geçmekte olduğunu gören kuyumcu Selâhaddîn ve çırakları, onu hürmetle selâmladılar.

Mevlânâ, dükkâna merhametle teveccüh ettiğinde, dükkândaki bütün eşyâlar altın oldu. Bu durumu hayretle gören Selâhaddîn, dükkânındaki bütün malzemeyi, âletleri, çıraklarına ve fakirlere dağıtıp Mevlânâ’nın peşinden gitti. Ona talebe olmayı, dünyâ servetlerinden üstün gördü. Huzûra vardığında Mevlânâ onu talebeliğe kabûl etti.Selâhaddîn’deki istidâd ve kâbiliyeti görünce, yetişmesi için çalıştı. Selâhaddîn de hocasına kusûr etmiyerek, on sene hizmet etti. Mevlânâ, hocası Şems-i Tebrizî hazretlerine gösterdiği hürmet ve saygı kadar, bu talebesine de şefkat ve merhametle muâmelede bulundu. Onu, kendisinden sonra yerine vekîl olabilecek şekilde yetiştirdi. Mevlânâ Celâleddîn, Selâhaddîn’i o kadar çok severdi ki, onunla akrabâ olmak istemiş ve oğlu Sultan Veled’e, Selâhaddîn’in kerîmesini nikâh etmişti.

Selehaddin Zerkubi Kimdir….? yazısına devam et

Fikret Hakan Kimdir….?

FİKRET HAKAN KİMDİR?

23 Nisan 1934 yılında Balıkesir’de doğan Fikret Hakan, ilk olarak gazetecilikle ilgilendi. Hakan henüz lise öğrencisiyken, Abdi İpekçi ve Halid Kıvanç gibi isimlerin de bulunduğu İstanbul Ekspres gazetesinde röportajları ve öyküleri yayınlanmaya başlandı.

Asıl ismi Bumin Gaffar Çıtanak olan Hakan, 1950’de ‘Üç Güvercin’ adlı operetteki palyaço rolüyle Ses Tiyatrosu’nda sahneye ilk adımını attı. Oyunlarda rol almaya devam eden Hakan, birçok tiyatroda çalıştı ve 80’lerin sonuna kadar sahneden inmedi.

Kariyeri sorulduğunda üç önemli noktaya dikkat çekerek “Babıali, tiyatro ve beyaz perde” diyen Hakan, 1953 yılında ‘Köprüaltı Çoçukları’ ile sinemaya geçiş yaptı. Ardından ‘Beyaz Mendil’, ‘Gelinin Muradı’, ‘Üç arkadaş’, ‘Dokuz Dağın Efesi’ gibi filmlerde oynayan Hakan, 60’lara gelindiğinde ‘Yılanların Öcü’ ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. Bu filmle birlikte ‘Karanlıkta Uyuyanlar’, Hakan’ın unutulmaz filmleri arasında yer aldı.

Fikret Hakan Kimdir….? yazısına devam et

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Kimdir…?

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Hayatı

30 Ekim 1821’de Moskova’da dünyaya gelen Dostoyevski (Фёдор Миха́йлович Достое́вский), çocukluğunu babasının görevli olduğu Marya hastanesinin lojmanında, aksi, otoriter ve disiplinli bir baba ile hasta bir annenin vesayeti altında geçirdi.[1] Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi’nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova’nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski’nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı.[2]

İlk eğitimini annesi Mari Fedederovna’dan alan Dostoyevski’nin ilk okuduğu metinler; Eski ve Yeni Ahit’in öyküsüdür. Daha sonra Karamzin’in “Rusya Tarihi”ni, Derjavin’in kasidelerini, Jukovski’nin şiirlerini, Puskin’i, Walter Scott’u, Dickens’ı, George Sand’ı ve Hugo’yu okudu. Önce annesini, daha sonra da babasını kaybeden Dostoyevski, Petersburg’taki Mühendisler Okuluna girdi.[1] Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için “Ateş Fedya” lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg’ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi.[2] Bir sınıf arkadaşı, onun için

«Sürekli kendisini ayrı tutardı, hiçbir zaman arkadaşlarının eğlencelerine katılmazdı, ve genellikle bir köşede elinde bir kitapla otururdu.»

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Kimdir…? yazısına devam et

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri (1206-1326), Osmanlı Devleti’nin mânevî bânîsi, Osman Gâzi’nin kayınpederi ve üstâdıdır. 120 sene ömür sürmüştür. Tahsîlinin başlangıcı, muhtemelen doğum yeri olan Karaman’da, ikmâli ise Şam’dadır. Zamanın tanınmış bütün âlimlerinden ders okumuş ve hem zâhirî hem de bâtınî ilimler bakımından eşsiz bir duruma gelmiştir.

Moğol istilâsının ardından büyük bir çalkantı ve buhran yaşayan müslüman Anadolu’nun, içinde bulunduğu bu girdaptan kurtulması için büyük gayretler sarf eden şahsiyetlerin başında Edebali Hazretleri gelmektedir.

O, beyliklere bölünüp parçalanarak ciddî yara almış olan Anadolu birliğini yeniden tesis ile İslâm sancağını ehl-i küfür karşısında muzafferen dalgalandırmak için çırpınıyordu. Bu gâyesini gerçekleştirebilmek yolunda bütün Anadolu beyliklerini hassas bir değerlendirmeye tâbî tutmuştu.

Birbirleriyle Selçuklu’nun yerini almak maksadıyla devamlı ve kıyasıya bir sûrette kavga hâlinde olan beyliklerin durumu, Şeyh Edebali’ye ümit vermiyordu. Nihâyet henüz dört yüz atlı kadar bir kuvvete mâlik olup uç beyliği yapmakta olan ve hiç kimsenin ilerisi hakkında parlak şeyler düşünmediği Osmanlı Beyliği’ni tahlil eden Edebali Hazretleri, bu küçük beylikte aradığı ulvî cevheri buldu.

Şeyh Edebali Hazretleri yazısına devam et

Akıncı Beyi Mihaloğlu Alaaddin Paşa

MİHALOĞLU GAZİ ALAADDİN ALİ PASA
Akınlarıyla İslam düşmanlarını perişan eden Akıncı Beyi
Akıncılar İslam uğruna kelle koltukta mücadele eden yiğitlerdir. Onlar için açlık, yorgunluk yoktu. Ne kadar kalabalık olursa olsun düşman sürüleri engel teşkil etmezdi. At sırtında gece gündüz düşman illerinde yol katederlerdi. Hayatları sınır gerisindeki şehir, kasaba ve köylerinde geçerdi.
Düşmanın iktisadî ve askeri küvetini perişan etmek, düşmanın yüreğine korku salmak için yapılan akınlarda kartal kanatlı sendengeçti akıncılar kasırga gibi eserlerdi. Onlar için cihad, bir şenlikti. İ’lâ-yi kelimetullah uğruna şehadet şerbetini içmek en büyük dilekleriydi. Onlar kanlarını, canlarını hak yoluna feda etmişlerdi.

En büyük akınlar Fatih ve Kanuni devirlerinde yapılmıştır. Bu devirde yapılan akınları Avrupalılar hâlâ hafızalarından silememişlerdir.

Akıncı beyleri içerisinde en meşhuru Mihaloğlu Alaâddin Ali Paşa’dır.

Ali Paşa akıncılarıyla birlikte Tuna’yı kuzeye doğru tam 330 defa geçmiştir.

1435’te dünyaya gelen Ali Paşa, iyi bir tahsil görmüştür. Macarca ve Romence dahil birkaç Avrupa dilini mükemmel şekilde bilmekte, Türkçe kadar rahat konuşmaktadır.

Akıncı Beyi Mihaloğlu Alaaddin Paşa yazısına devam et

Payidar Tüfekçioğlu Hayatını Kaybetti

Usta oyuncu Payidar Tüfekçioğlu, tedavi gördüğü özel Acıbadem Hastanesi’nde bu akşam saat 21.40’ta yaşamını yitirdi. Sanatçının vefatını menajeri Temmuz Karikutal, sosyal medya hesabından duyurdu. Tüfekçioğlu, bir süredir hastanede karaciğer nakli için donör bekliyordu.
Payidar Tüfekçioğlu  Kimdir…?

Payidar Tüfekçioğlu 1 Ocak 1962 yılında İzmir’de dünyaya gelmiştir Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı tiyatro bölümü mezunu olan Payidar Tüfekçioğlu;  uzun yıllar Birçok tiyatroda görev almıştır. Oğlak burcu olan Payidar Tüfekçioğlu; Antalya Devlet Tiyatrosu Bursa Devlet Tiyatrosu ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda görev almıştır. 2009 yılında İstanbul Devlet  Tiyatroları’ndan emekli olmuştur. Payidar Tüfekçioğlu iki tane de ödüle sahip tiyatroculardan birisidir.

Payidar Tüfekçioğlu Hayatını Kaybetti yazısına devam et

Cengiz Aytmatov Kimdir…?

Ünlü Kırgız yazarı, çevirmen, gazeteci ve politikacı, 12 Aralık 1928’de Kırgızistan’ın Talas Eyaleti’ne bağlı Şeker Köyü’nde doğdu.[1] Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistan’ında seçkin devlet adamıydı. Ancak 1937’de tutuklandı ve 1938’de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva, tiyatro aktrisiydi. “Cengiz” ismi, Cengiz Han’dan esinlenerek konuldu.[2]

Aytmatov, ilköğrenimini doğduğu köyde tamamladı.[3] Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasal sistem, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşı’nın SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı.[2]

1946’da Jambul Veteriner Teknik Okuluna girdi. Bu okuldan mezun olduktan sonra Kırgızistan Tarım Enstitüsüne devam etti ve buradan 1953’te veterinerlik diplomasıyla mezun oldu. 1956-1958 yılları arasında Gorki Yüksek Edebiyat Bölümünde okudu. Daha sonra, Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesine devam etti.[3]

Cengiz Aytmatov Kimdir…? yazısına devam et

İbrahim Erkal Kimdir…?

İbrahim Erkal (d. 10 Ekim 1966; Narman, Erzurum), Türk şarkıcı, söz yazarı, besteci ve oyuncu. 1984 yılında İbrahim Güzelses adıyla “Sarhoş Baki (Erzurum Türküleri)” adlı ilk albümünü çıkardı. Fakat sesini duyuramadı. 1994 yılının ilk ayında kendi adıyla çıkardığı ilk albümü Tutku adlı albümünü yayınladı. Bu albümle sesini duyurmayı başardı ve müziğiyle insanların ilgi odağı oldu. 1995 yılının ilk aylarında Sıra Bende/Aklımdasın adlı ikinci albümünü yayınladı. Albümdeki, “Sevmesende Olur” ve “İnsafsız” gibi şarkılar ön plana çıktı. 1996 yılının yaz aylarında üçüncü albümü Gönlünüze Talibim çıkmıştır. Albümün çıkış parçası olan “Unutmayacağım” yayınlanmıştır ardından ikinci parça “Canısı” yayınlandığında albüm büyük bir patlama yaşadı. Albüm listelere girdi ve satışları oldukça yükseldi. Albümdeki bir şarkı hariç hepsinin sözü İbrahim Erkal’a aitti. Daha sonra albümden “Erzurum’a Gel” adlı şarkı yayınlandı. İbrahim Erkal, ülke çapında tanındı. Albümün büyük başarısından sonra, Kral TV Video Müzik Ödülleri’nde dört dalda aday gösterildi ve ikisini kazanarak geceden iki ödülle birden ayrıldı. 1997 yılında Canısı adlı TV filminin baş rolünde Emine Ün ile birlikte oynadı. Film yayınlandığı gün çok reyting alınca dizi olarak yayınlanma kararı alındı. Aynı yıl Canısı adıyla STAR’da dizi olarak yayınlanmaya başlandı. Daha sonra dizi SHOW’a geçti ve 1998 yılında ekranlara veda etti.

İbrahim Erkal Kimdir…? yazısına devam et

Bülent Kayabaş Hayatını Kaybetti

Bülent Kayabaş, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Kayabaş, 2010 yılında yakalandığı kalın bağırsak kanseri nedeniyle 18 gündür Gayrettepe’de bulunan özel bir hastanede tedavi görüyordu. 72 yaşındaki Kayabaş bu sabahvefat etti.

Bülent Kayabaş Kimdir

1945 senesinde Eskişehir’de dünyaya gelen Bülent Kayabaş, 16 yaşındayken belediyenin tiyatrosuna girerek oyunculuğa genç yaşta ilk adımını attı. 1970 yılındaysa Semih Evin’in yazıp yönettiği Kara Leke filmiyle profesyonel oyunculuğa başladı. Kısa zamanda birçok filmi kariyerine sığdırmayı başararak 70’li yıllara damgasını vurdu.

Bülent Kayabaş Hayatını Kaybetti yazısına devam et

Sylvester Stallone Kimdir…?

Sylvester Stallone Kimdir…?

Tam adı “Sylvester Gardenzio Stallone” olan Sylvester Stallone, 6 Temmuz 1946 tarihinde ABD’de New York kentinde dünyaya gelmiştir. Babası aslen İtalyalı olan Stallone’nin annesi de yarı Fransız ve yarı Alman’dır. New York’ta yer alan İtalyan mahallesinde çocukluğu geçiren oyuncunun annesi ve babası aralarında yaşanan anlaşmazlıklar neticesinde boşanmışlar, Stallone da daha 16 yaşındayken lise öğrenimini görmek adına Philadelphia’ya Lincoln Lisesi’ne gitmek için taşınmıştır.

Okul dönemini bir dönem huzursuz ve uyumsuz bir öğrenci olarak geçirse de, ergenlik çağlarını atlattıktan sonra daha bilinçli bir öğrenci olmuş, okul ve askeriye arasında başarılı bir öğrenim hayatı geçirmeye özen göstermiştir. Miami Üniversitesi’nde, Miami Dade College’da ve Charlotte Hall Military Academy’de eğitim görmüştür.

Sylvester Stallone Kimdir…? yazısına devam et

Halit Akçatepe’yi Unutmayacağız

1 Ocak 1938’de Üsküdar’da doğan Akçatepe, ilkokulu Refik Halit Karay Mektebi’nde okur. Babası Sıtkı Akçatepe’dir. Konservatuvar eğitimi hiç almamıştır (kendisi konservatuvar eğitimiyle uzaktan yakından bir alakası olmadığını belirtmiştir). Zamanın film yönetmenlerinden birinin, babasına “bize bir çocuk oyuncu lazım” dediği zaman, babası tülüatçı Sıtkı Bey oğlu Halit’i oynatmıştır. İlk filmini 1943’te 5 yaşındayken çekti. Daha sonra ilkokul sıralarında ders görmeye başladı. Saint Benoit Fransız Lisesi’nden mezun oldu. 1959’da Anıtkabir’de 1,5 yıl askerlik görevini yaptı. 1972’te Tatlı Dillim filmiyle şöhreti yakaladı. 1963’te Yasak, Gündoğarken, Semaya Baktım Seni Gördüm filmlerini çekti. 1975’te Hababam Sınıfı adlı filmindeki Güdük Necmi tiplemesiyle Türk sinemasına adını yazdırmıştır.

Usta oyuncunun babası Sıtkı Akçatepe ve annesi Leman Akçatepe de Türk sinemasında birçok yapımda rol almış oyunculardır. Özellikle babası Sıtkı Akçatepe, Hababam Sınıfı film serisinde oynadığı Paşa Nuri tiplemesiyle tanınmaktadır. Babası Sıtkı Akçatepe annesi tarafından Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın torunudur.

Halit Akçatepe’yi Unutmayacağız yazısına devam et

Ahıskalı Ali Haydar Efendi (k.s.)

Ali Haydar Ahıshavi (k.s.)

İstanbul-Fâtih-Çarşamba’daki İsmet Efendi Dergâhının postnişini. Nakşibendî tarikatının Hâlidî kolundan gelen silsilenin son halkalarından bir halkadır. İsmi, Ali Haydar olup, babası Molla Şerif Efendidir. Ahıskalı Ali Haydar Efendi diye meşhur olmuştur. 1870 (H.1288) senesinde Batum’un Ahıska kazasında doğmuş. 1960 (H.1380) senesinde İstanbul’da vefat etmiştir. Kabri Edirnekapı Sakızağacı kabristanındadır.İki yaşındayken annesini, dört yaşındayken babasını kaybeden Ali Haydar Efendi 1894 yılına kadar süren ilk tahsilini memleketinde yaptı. Fakat Şeyh Şamil’in ve beraberinde ki Kafkas Müslümanlarının Rus zulmüne karşı direnişlerinde o bölgede ki birçok müderris ve şeyh şehit olmuş, tekkeler ve medreseler boş kalmış. Bu sebeple de, ilim tahsiline devam edebilmek için Erzurum’a gelerek Bakırcı Medresesi’ne kaydoldu.

Bir süre sonrada, buradan İstanbul’a gidip Fâtih Câmiinde İslamî ilimleri öğrenimine devam etti. Tahsilini tamamlayıp, Bâyezîd Dersiâmlarından Çarşambalı Hoca Ahmet Hamdi Efendi’den 1901 senesinde umumi icazetname aldı. Buradaki Medrese arkadaşlarının en meşhuru İskilipli Muhammed Atıf efendidir. Bir yandan hocasının derslerine devam ederken diğer yandan kâdı yetiştiren Medresetü’l-kudât’a giderek 1906 yılında mezûn oldu. Yapılan imtihanları kazanıp, Fâtih Câmiinde talebe okutmaya başladı. Böylece Fâtih Dersiâmları arasında yerini aldı. 1909 senesinde Fetvahanede fetva yazmakla vazifelendirildi. Daha sonra Sahn-ı Seman (Fâtih) Medreseleri fıkıh müderrisliğine tâyin edildi.

Ahıskalı Ali Haydar Efendi (k.s.) yazısına devam et