Kategori arşivi: Dini Konular

Regaib Nedir?

Regaib Kandili Nedir?

Regâib, arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden gelmektedir. “Reğa-be”, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. “Reğîb” kelimesi ise, “reğabe”‘den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, “reğîbe”dir. “Reğîbe”nin çoğulu da “reğâib” dir. Kelime olarak “Regâib”in aslı budur.

Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar> yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.

Regaib Nedir? yazısına devam et

6 defa görüntülendi

Kandiliniz Mübarek Olsun

Mübarek aylara Selam olsun.. Selam olsun Ey Regaib.
Ülkemizin sıkıntılı günler geçirdiği bir dönemde duaya en çok ihtiyacı olan insanların bu mübarek günler ve gecelerde kendimizi denetleme ve değerlendirme bakımından çok önemli bir fırsat bilip, bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerini almalı ve düşünmeliyiz.

Kandiliniz Mübarek Olsun yazısına devam et

Receb Ayı’nın Faziletleri

İdrâk edeceğimiz mübârek Receb ayı, kamerî ayların yedincisidir. “Eşhür-i hurum”dan olan bu ay, Şehrullah yani Allâhü Teâlâ’nın ayıdır. Bu aya oruçlu_girmeli ve bu ayda çok ilticâ etmelidir.

 Receb ayının 1’inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2’nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3’üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. Bu, hadîs-i şerîf ile sâbittir. Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevâbı verilir.

 Bu ay Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zât-ı İlâhî’yi bildiren İHLÂS SÛRESİni çok okumak lâzımdır. Bilhassa bu aya hürmet olarak, ayrıca günde 11 defa İhlâs-ı Şerîf okumalı, tevhîd, istiğfâr ve salevât-ı şerîfeyi ihmâl etmemelidir.

Receb Ayı’nın Faziletleri yazısına devam et

Evrensel Hak Din Yalnız İslam

Evrensel hak din yalnız İslam’dırBir ateist, İslamiyet’in evrensel olmadığını, sadece Arapların dini olduğunu söyleyerek bazı sorular sordu. İlk sorusu şöyledir:

Sual: Kur’an evrensel midir?
CEVAP
Elbette evrenseldir. Başka bir din de gelmeyecektir. Muhammed aleyhisselam son Peygamberdir. Kur’an-ı kerimde mealen bildiriliyor ki:

(Muhammed, Allah’ın resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur.) [Ahzab 40]

Ateist diyor ki:
Sual: Oruç ve namaz olayını ele alırsak, tüm ibadet zamanlarını ay ve güneşin hareketlerine göre belirleyen İslamiyet, sadece Arabistan yarımadasına hitap eder. Bu da İslamiyet’in evrensel olmadığını göstermez mi?
CEVAP
Ay ve Güneş sadece Arabistan’da mı doğuyor? Avrupa, Asya, Amerika, Afrika’da ve Avustralya’ya güneş doğup batmıyor mu? Kur’an, yalnız Araplara mı hitap ediyor. Ey akıl sahipleri, Ey insanlar, Ey iman edenler, Ey kâfirler, Ey kitap ehli diye birçok âyet vardır. Akıl sahipleri sadece Arabistan’da mı? İnsanlar, iman edenler ve kâfirler yalnız Arabistan’da mı yaşıyor? Bu ne bozuk mantık!

Evrensel Hak Din Yalnız İslam yazısına devam et

Cuma Geceniz Mübarek Olsun

Bizim en büyük aşkımızdır Cuma.Gönüller duada birleşince Cumalar güzelleşir.Bugün ellerinizi her zamankinden daha çok açın avucunuza melekler gül koysun, yüreğiniz coşsun,Allah’ın bize bahşettiği en güzel gündür Cuma.Ümit ederiz ki bu mübarek Cuma gecesi, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur.Cumalar bereket ve kurtuluş günüdür.Bu Cuma gecesinin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun.Şükür ki karanlığı aşan Cuma’ya ulaşan dualarımız var.
Şüphesiz ki ALLAH adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder. Fenalıktan ve azgınlıktan men eder tutasınız diye size öğüt verir.Yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir koşarak çıkanlar nefes darlığı hisseder.Rabbim nefsimize ‘celaliyle’, kalbimize ‘cemaliyle’, hayatımıza ‘hikmetiyle’, hatalarımıza ‘rahmetiyle’, mahşerde ‘Muhammedîyle’ yardım etsin inşallah.Kalbinizden gecen tüm dua’lar, dilinizden amin olarak dökülsün inşallah.Mevlana diyor ki; dua edecek güzel bir gönlün yoksa güzel yürekli insanlardan dua iste.Ey Rabbim… Sen’den dünya ve ahirette af ve afiyet diliyoruz.

Cuma Geceniz Mübarek Olsun yazısına devam et

Aşk Ve Muhabbetle

MUHABBET NEDİR?

Muhabbet, kelime olarak ülfet, ünsiyet, dostluk, faziletten sayılan ve hoşlanılan şeylere karşı ruhun meyli… Gönlün iyi ve güzel gördüğü şeyi sevmesi, istemesi, manevi haz aldığı, kendisinde hayır ve kemâl/olgunluk bulduğu bir şeye eğilim ve alaka duymasıdır. Türkçemizde şöyle bir tabir vardır: “Muhabbet kantarla, alış-veriş miskalle”. Yani dostluğun-sevginin-muhabbetin ölçüsü geniştir. Ama iş alış-verişe, maddi münasebetlere gelince hassasiyet artar; bu noktada dikkatli olmak lazımdır.

Muhabbet kâinatın ruhudur. Kâinattaki varlıkların tamamı, hakikatte muhabbettedirler. Yerin göğün, ikisi arasındaki her şeyin, bilinen bilinmeyen bütün varlıkların yaratanı, hakiki sahibi Hz. Allah’tır. Hepsi de O’nu muhabbetle tesbih etmektedirler. Onların muhabbeti/sevgisi tabiidir, fıtrîdir, yaratılışlarından gelmektedir. Cezbe ve coşku manası nazar-ı dikkate alındığında muhabbet, hem canlılar hem de camidat arasında geçerlidir. Mesela demir’le mıknatıs arasındaki cazibe, bu neviden bir muhabbettir. Canlılardan yani hayât sahibi olanlardan kastımız ise, insanların manen diri olanlarıdır. Yoksa manevi bakımdan ölü veya kör-sağır-dilsiz ve idraksiz olanları değil. Nitekim onlar hakkında Rabbimiz buyuruyor ki, “(Onlar) sağırlar, dilsizler, körlerdir…” (el-Bakara, 2/18) Binaenaleyh onlarda muhabbetin “me”sini bile bulmak muhaldir.

Aşk Ve Muhabbetle yazısına devam et

Cuma Aşktır Aşkınız Baki Kalsın

“Hz”.Eyüp” dermans!z kaldi
imdat demedi
“Hz”.Yusuf” karanliga düstü
eyvah demedi.
“Hz”.ibrahim” atese düstü,
yandim demedi.
“Hz”.Hamza” nin cigeri söküldü feryat etmedi.
“Hz”.bilal” kayalarin altinda kaldi ezildim demedi
UNUTMA SIKINTI DERT TASA SEViLEN KULDAN BASKASINA iNMEDi
“”Rab-bim”” dilimizden sükrü kalbimizden imani eksik etmesin..! HAYIRLI CUMALAR

Dokunma Gönül Dergahıma

Dokunma gönül dergâhıma.
Yüreğim Yanar Ey Yâr….
Tennuremi Giyer Alemi Dolanırım. Bir Hay Diyeni Ararım. Hüzünlenirim Bulamazsam. Gönül Havanımı Döverim “AŞK” Tokmağıyla. ALLAH Derim, Yandıkça Yanar Benim Fakir Yüreğim. Bakıyorum Sanki, Suskunluğum Sarıyor Bedenimi Esir Almış Gibi. Muhabbetullah Sarıyor Alemi Cihanı Uçuyorum Yine Sidre-i Müntahaya, Rabbim Nasip Ediyor. Tüylerimi Ürperten Bir Aşk Tütüyor Burnuma, Gece Yine Muhteşem, Yine Aşk Dolu. Seviyorum Seccademi
Seriyorum Beytullaha Doğru. Ve Allah Dokanıyor Yüreğime, “Sübhane Rabbiyel Ala” Göğüs Kafesinde Kilitli Kalbim Yine Çarpıyor Yerinden Çıkacak Gibi Yâ Hayyyy……
Manasına Kifayetsiz Kalıyor Lâl Olan Dilim. Setr Etmiş Artık Yüreğimi Aşk.
Ey Hüznüme Yâr Beklediğim Lâl Olan Hamuş Aşkım Bişnev ;
Hani Hiranın Tepesine Yazacaktık Suskunluğumuzu, Hani Gülün Yaprağına Yazacaktık Aşkı, Hani Tennuremizi Giyecektik, Dönecektik Alemi. Bir Güle Baktığımızda Aynı Sevdayı Bulacaktık, Gayemiz, Davamız, Hedefimiz, Rotamız Hani Uhud Olacaktı, Safa Merve Olacaktı. Say Yapacaktık Allah Diye Diye.

Dokunma Gönül Dergahıma yazısına devam et

Ahidname Hakkında

Kuvvet, kudret sahibi bir hükümdar tarafından diğer kabile, devlet veya devletlere bazı haklar tanımak ve karşılıklı hakları garanti altına almak için tek taraflı hazırlanan belge.

İslamiyetin ilk zamanlarında Müslümanlar Medine-i münevvereye hakim olunca, Resulullah sallalahü aleyhi ve sellem kabilelere ahidnameler verdiler. Resulullah efendimizin Hıristiyan ve Yahudilere verdikleri ahidnameler meşhurdur. Hazret-i Ebu Bekr ve hazret-i Ömer de ahidnameler vermişlerdir. Hazret-i Ebu Bekr kumandanlarından Halid bin Velid’e gönderdiği ahidnamesinde; “Ey Halid! Gizli ve açık her işinde Allahü tealadan kork. O’nun emirlerini yerine getirmekte büyük gayret göster. Allahü tealadan vazgeçip, O’ndan başkasına yönelenlerle ve İslamdan dalalete, cehalete ve şeytanın isteklerine dönenlerle cihat et. Hangi ırktan olursa olsun, İslamiyeti kabul edenin bu icabetini kabul et. Gerek iyilikle gerekse kılıçla, İslama davet olunan kimseye adaletle muamelede bulun. Allahü tealaya imana davet olunan kimse bu daveti kabul ederse ona asla zarar verme.” buyurmuştur. Yine hazret-i Ömer, Kudüs ahalisine yazdığı ahidanesinde; varlıkları, hayatları, kilise, havra ve manastırları hakkında onlara teminat vermiştir. Daha sonra kurulan İslam devletlerinde de ahidnameler verildiği ve ahdedilen şeye, her türlü kötü şartlara rağmen, riayet edildiği görülmektedir.

Ahidname Hakkında yazısına devam et

Ahkamı Şeriye

Bir işin yapılması veya yapılmaması gerektiğini bildiren ilahi hükümler. İnsanların dünya ve ahirette mes’ud olmaları için Allahü tealanın, peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği emir ve yasakların bütünü.

Bütün insanlara her şeyden önce lazım olan; itikadı (imanı) düzeltmektir. Yani doğru bir iman sahibi olmaktır. İnanılacak şeylerle ilgili hükümlere “ahkam-ı itikadiyye” denir. Bunlar; ahkam-ı şer’iyyenin temelini teşkil eder. Ahkam-ı şer’iyyeye “ahkam-ı İslamiyye” de denir. Ahkam-ı şer’iyye, kişinin vazifelerini belirtmesi bakımından “ahkam-ı teklifiyye” veya “ef’al-i mükellefin” adını da alır. Bunlar sekizdir: Farz, vacib, sünnet, müstehab, mübah, haram, mekruh, müfsid. Beden, ahkam-ı şer’iyyeyi yapmakla süslenince; nefis, dünya kötülüklerinden ve zararlarından kurtulur.

İslam dininde iman, muma benzer; ahkam-ı şer’iyye, mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de İslamiyettir. Fenersiz mum çabuk söner. İmansız İslam olmaz. İslam olmayınca iman da yoktur.

Ahkamı Şeriye yazısına devam et

Nefsiniz Hala Fark Etmiyormu…?

NEFSLERİNİZDE!
HÂLÂ (fark etmiyor) GÖRMÜYOR MUSUNUZ?

“Yerleri, gökleri ve ikisi arasındakileri Hak olarak meydana getirdik” (15/85)
Yerler, gökler, ve ikisi arasındaki her şey, Hakk`ın dışında bir şey değildir!.
Sen, Hak`kın varlığıyla meydana gelmiş olanlara, algılama araçlarının sana verdiği verilere dayanarak değişik isimler taktın.. Yer dedin, gök dedin, insan, hayvan dedin vs.
Halbuki, bu varlık, gerçeğiyle Tek bir varlık; Tek bir yapı halindeki varlık!.
Ama bu beş duyu ile mevcut yapıya bakarsan, pek çok varlık var sanki!.
Öte yandan basiretinle bakarsan, Tek bir varlık!.
Ancak basiretinle bakabilir misin?.
Şimdi ona geleceğiz…
Dikkat et; sana, varlık âleminde mevcut olan her şeyin, gerçekte Tek varlık olduğunu, Hak söylüyor!.

Nefsiniz Hala Fark Etmiyormu…? yazısına devam et