Kategori arşivi: Dini Konular

Abdülhamid Han’ın Duası

10 Şubat 2017, Abdülhamid Han’ın 99. vefât yıldönümüydü. 175 yıl önce doğan, 33 yıl Taht-ı Osmanî’de oturan Büyük Sultan’ın ağzından, medyada son zamanlarda bir “duâ”dolaşmakta..

Abdülhamid Han, büyük bir Müslümanve 113. Halife olarak kim bilir ne duâlar etmiştir ama, budua, bizzat Sultan’ın tasarlayıp da okuduğu ve bize böylece intikal etmiş bir dua değildir.

O,bütün Osmanlı padişahları arasında ve hatta bütün Türk tarihinde, sağlam şahsiyeti, siyasî dehâsı ve istikâmet üzre bir Müslüman oluşuyla da, en önde gelen unutulmaz bir devlet adamıdır..

Abdülhamid Han’ın Duası yazısına devam et

7 defa görüntülendi

Evliyanın Talebelere Kabristan Dersi

Evliyanın biri talebeleriyle beraber bir sohbetten dönerken, bir kabristanın yanından geçiyorlarmış.O veli zat bir kabri işaret ederek talebelere sormuş.
– “Şimdi su kabirde yatan sahış kalksa , sizce neler yapar?”
Talebeler en başta saşırmış ancak herkes kendine ait fikri beyan etmiş. Kimisi;
– “Devamlı namaz kılar” demiş , kimisi;
– “Devamlı oruç tutar ” demiş, kimisi;
– ”Bütün malvarlığını Allah yolunda sarfedip, sadaka verir” demiş, kimisi de;
– “Hemen hacca gider ve asla günahlara girmez” demiş… Talebelerin fikirleri hep bu minvaldeymiş. O veli zat tebessümle karşılık verip;
– “Elbette hepinizin dediği doğru, şu anda o kabirdeki kimse dirilse namazlarını, oruçlarını ve diğer ibadetlerini daha hassas şekilde yapmaya gayret eder.” ve devam etmiş “O Şahsın tekrar dirilme, buraya gelme imkanı yok, artık o kapı kapalı, fakat siz buradasınız ve kabre doğru gidiyorsunuz, yani sizin kabre gideceğiniz kat’i. O şahsın yapacağını söylediğiniz şeyleri şimdi siz neden yapmazsınız veya gevşek davranırsınız? ”
Talebeleri o günden sonra dini emirlere daha hassas davranıp, dün ölenlerin azap çektiği basit fani meseleler için bugün artık birbirilerini yemekten vazgeçmisler…..!

Şemseddin Ahmed Sivasi Kimdir….?

Şemseddin Ahmed Sivâsî (Kara Sems) hazretleri

Anadolu’da yetisen büyük velîlerden. Halvetiyye yolunun kolu olan Semsiyye (Sivâsiyye)’nin kurucusudur. Babasinin ismi Ebü’l-Berakat Muhammed’dir. Asil ismi, Ahmed, künyesi Ebü’s-Sena, lakabi Semseddin’dir. Kara Sems diye söhret bulmustur. 1519 (H. 926) senesinde Tokat’in Zile ilçesinde dogdu. 1597 (H. 1006) senesinde Sivas’ta vefât etti. Sivas’ta Meydan Camii avlusunda medfûn olup, Kabri ziyâret edilmektedir.

Türk-Islam târihindeki meshur üç Sems’ten birisidir. Bunlardan birincisi Mevlâna Celâleddin-i Rûmi’nin hocasi olan Sems-i Tebrizi, ikincisi Istanbul’un fethinde Fatih Sultan Mehmed Hanin yaninda bulunan Aksemseddin, üçüncüsü de III. Mehmed Han ile birlikte Egri Seferine katilan Kara Sems’tir. Üçü de yüksek dereceler sahibidir.

Şemseddin Ahmed Sivasi Kimdir….? yazısına devam et

”Sidretül Münteha” Göğün Son Katı

Sidretül Münteha
Sidretül Münteha, göğün yedinci (ve son) katında olduğuna inanılan bir yer ya da bir inanışa göre bir ağaç (hünnap ağacı)’tır. Miraç gecesi Cebrail’in Hz. Muhammed’e ikinci duyurusunu (vahiy) burada yapmış olduğuna inanılır.[1]

Sidretürl Münteha, bir izafet terkibi olup “müntehâ sidresi”, yani sidrenin sonu, nihayeti demektir.[2] Sözlükte ise “Arabistan kirazı denilen hoş gölgeli nebk ağacı” anlamındaki sidre ile [3] müntehâ kelimesinden oluşan sidretü’l-müntehâ terkibi “son noktada bulunan sidre” demektir. Terim olarak “Hz. Muhammed’in Miraç gecesi yanında ilâhî sırlara mazhar olduğu ağaç ya da makam” diye açıklanabilir. Kurân’da bir yerde sidretü’l-müntehâ [4], bir yerde yalnız sidre [5] şeklinde geçer. Sidr iki âyette de [6] “ağaç” mânasına gelmektedir. Çeşitli hadis rivayetlerinde yapraklarının yıkanmada kullanılması sebebiyle sidr, ayrıca âyetteki konumu itibariyle sidretü’l-müntehâ yer alır.[7][8]

”Sidretül Münteha” Göğün Son Katı yazısına devam et

Safa ve Merve Hakkında Bilmedikleriniz….!

Safa ve Merve

Safa, Mekke’nin doğusundaki Ebu kubeys dağının eteğinde Mescid-i Haram’ın kuzeydoğusunda, Merve’den biraz daha daha yüksek ve Kabe’ye daha yakın bir tepedir. Safa’nın tam karşısındaki Merve ise Mekke’nin batısındaki Kuaykıan dağının eteğinde, Harem-i Şerif’in kuzeybatısında ve Kabe’nin Rüknü ırak) köşesinin karşısında yer alır.

Her iki tepe arasındaki uzaklık yaklaşık 400 metredir. Safa ile Merve arasındaki vadi zamanla doldurulup yükseltilerek tesviye edilmiş, zemini yürüyüş için uygun hale getirilerek tepelere çıkmayı kolaylaştıran merdivenler yapılmış ve hac mevsimlerinde geceleri aydınlatılmıştır. İki tepe arasındaki sa’y yapılan alanın üstü

1922′ de kapatılarak hac ve umre yapanlar kısmen güneşten ve tozdan korunmuştur. 1955-1976 yılları arasındaki genişletmede burası Mescid-i Haram’a katılmış ve sa’y yolu iki katlı olarak tasarlanmıştır.

Safa ve Merve Hakkında Bilmedikleriniz….! yazısına devam et

Aşkın Sırrı

“AŞK’IN SIRRI”
Esselâmü Aleykûm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.
Değerli Gönül Dostlarım….
Bu Günkü Sohbetimiz Bir Mübarek Yolun, “Aşk” Yolunun Sırat-ı Müstakim Yolunun Sırları İle Bir Söyleşi Tadında, Bir Muhabbet Tadında “Aşkın Sırrı” Makalemi Muhabbetten Öte Gitmeyecek Ve Bir Öğreti Olarakda Görebilirsiniz.
Dostlar ;Aşk’ın Sırrı Her Yürekte Farklı Olduğu Gibi, Yaşamdada Farklıdır. Bazı Yürekler Vardır, Ocağın Üzerinde Saatlerce Isıtsan Pişmez, Ama Bazı Yürekler Vardır ki; “ALLAH” Dediğin Zaman Başlar Dumanı Tütmeye. Hani Hz. Ebubekir Efendimizi Peygamber Efendimiz’e Şikayete Gelen Komşusu Gibi.
-Yâ Rasûlallah Hz. Ebubekir Ciğer Pişiriyor, Kokusu Burnunuza Mis Gibi Kokuyor….
Tabiki Rasûlallah Efendimiz Olaya Müdahale Edip Bizzat Hz. Ebubekir Efendimize Gidiyor. Bakıyor Hz. Ebubekir Zikr-i İlahî İle Meşgul, Anlıyor Tabi Zikrin Şiddeti İle Yanan Yürek Kokusunu. Dostlarım Varmı Böyle Bir Yürek…? O Sıddık, Rasûlullah Efendimizden Sonra Gelen En Büyük İnsan. Aşkın Sırrı “ALLAH” Diyen Yürekte. Hani Diyor Yâ Derviş “Bir Hû Çeksem Karşı ki Dağlar Titrerdi. Aman Allahım.,Nasıl Bir Kalp. İşte Aşkın Sırrı. Mum Gibi Erimiyorsa İnsan, Yanmaktan Bahsetmesin. Hz.Mevlâna’nın

Aşkın Sırrı yazısına devam et

Tasavvufta Geçilecek Kapılar

Tasavvufta 4 kapı vardır;
1- Seriat Kapisi
2- Tarikat Kapisi
3- Marifet Kapisi
4- Hakikat Kapisi
Ogreti olarak bu kapilar birer birer gecilerek Hakikate ulasilir.

Ogrencilerinden biri Mevlana’ya sormus; “Efendim, bu 4 kapi meselesini ben pek anlayamiyorum. Bana anlayabilecegim bir lisanla anlatir misiniz?” “Simdi bak, karsi medresede dersini calisan dort kisi var ve hepsi rahlelerine egilmis. Sen git bunlarin hepsinin ensesine bir samar at, sonra gel sana
anlatayim.” Ogrenci gitmis, birincinin ensesine bir tokat aksetmis. Tokadi yiyen derhal ayaga kalkip arkasini donmus ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana’nin ogrencisini yere yikmis. Ogrenci dayagi yemis, geri donecek ama hocasina itaat var.Yaradana guvenip ikinciye de bir tokat aksetmis. O da derhal ayaga kalkip elini kaldirmis. Tam tokadi vuracakken vazgecip yerine oturmus. Ogrenci devam etmis, ucuncuye de bir tokat atmis. Ucuncu soyle bir kafasini cevirip baktiktan sonra calismasina devam

Tasavvufta Geçilecek Kapılar yazısına devam et

On Sekizbin Alem Yaratıldı

On Sekizbin Alem Yaratıldı. Hepsi Allah Diyordu Kurban. Yer Yüzünde Dalgalanıyordu Yâ RÂB Nidaları. Vicdanlar Sızlıyordu Kelepçelenmiş Günahlarına. Hani Rasûlü Kibriya Efendimizin Ümmeti Nerede…? Kurban. Hz. Hamza Gibi Olmalıydı Ümmet, Ölümü Bile Korkutmalıydı Aşkı Duyunca. Yanmalıydı Yürek Hz. Ebubekir Gibi, Etmi Pişiriyor Demeliydi Komşun. Hanzala Gibi Olmalıydı Ümmet, Zifaftan Şehadete. Ya Hayyy…. Yanmalıydı Ümmet Hazreti Bilal Gibi Kızgın Çöllerde. Ebuzer Gibi Bilalin Ayaklarının Altına Yatabilmekti Aşk. Yada Hz. Zekeriya Gibi Kesilmekti Ağacın Kovuğunda Aşk. Nerde…? Kurban Bizdeki O Aşk. Bedirdi Aşk, Uhuddu,Tebüktü, Tayf’ti Aşk… Kurban.
O Onsekizbin Âlemin Yaratıcısına Hamdolsun. İyiki Ümmet-i Muhammed Olduk. Rabbim Acizlerin Aciziyiz, Biz Sensiz Hiçiz, Ne Gelirse Senden Gelir Sen Dayanma Gücü Ver, Ümmet Olma Şuuru Ver. Duâlara Muhtaç Olana Muhtaç Ettirme Allahım. Yâ RÂB En Sevdiğin Halle Hâllendir Bizi Komşu Eyle Kâinâtın Efendisine. Yâ RÂB Anlam Yüklü Ebedi İstiratgahımızda Kurtulmuş Kullarından İhsan Eyle ALLAHIM…..
Ümmet-i Ümmet-i Diyen Gül Kokulu Rasûlallah Efedimizle Cennet Komşu Olmayı Nasip Eyle. Hz. İsmail Gibi Sabır, Hz. İbrahim Gibi Teslimiyet, Hz. Yusuf Gibi Dayanma Gücü Ver Allahım….

On Sekizbin Alem Yaratıldı yazısına devam et

Kutbul İrşad Ve Tasarruf

KUTBUL İRŞAT VE TASARRUF

Bir işin merkezinde bulunup onu idare edene “o işin kutbu, yani idarecisi” denir. Bir memleketin işlerini yürüten kimse, o işlerin kutbudur. Bir müctehid, fetva işlerinin kutbudur. Bir kâmil mürşid de irşad ve terbiye işlerinin kutbudur. Onun için, kendisine tasavvuf dilinde “kutbu’l-irşad” denir.

Kutub ifadesi bir sıfattır; irşadla görevli ve bu işe ehliyetli kâmil insanlar için kullanılan bir ünvandır. Kur’an-ı Hakim’de ve Sünnet’te zikredilen halife, imam ve ulü’l-emr tabirleri, irşad kutbunu da içine alır.

İrşad kutbu olan zat, Hz. Rasulullah (A.S.) Efendimizin gerçek vârisidir. O’nun ilmine, edebine, ruhları nur ile temizleme işine, kalpleri Allah’a çevirme mesleğine, nefisleri terbiye etme ve hayata denge verme sanatına vâristir. Bu velayet ve yetki ona halk tarafından değil, Cenab-ı Hak tarafından verilmiştir. Vazife büyük olunca, yetki ve destek de büyük olmaktadır. İrşad ve terbiyenin asıl sahibi Allahu Tealâ’dır; hidayet Onun elindedir; ancak Allahu Tealâ beşeri planda bu işi kulları arasından seçtiği kimselere yaptırmaktadır. Bu kulların başında Peygamberler gelmektedir. Peygamber olmadığı zaman bu işi onun halifeleri, vâris ve vekilleri yürütmektedir.

Kutbul İrşad Ve Tasarruf yazısına devam et

Şehzade Kayıhan Osmanoğlu’nun Duası

Ey kullarına cihadı emreden; (ve kâne hakkan aleynâ nasrul mü’minîn) ayet-i kerimesiyle inananlara hak yolda yardım edeceğini vadeden (Ve lâ tekûlû limen yüktelü fî sebîlillâhi emvêt. Bel ahyêün ve lâ kin lâ teş’urûn.) “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler lakin siz anlayamazsınız.” diyerek Allah yolunda mücâhedenin büyüklüğünü haber veren Yüce Allah!
Ya Rabeel âlemîn! Biz aciz kullarını doğru yolda yürüyen hakkı söyleyen hakikati duyan mükaddesatı için vatan ve milleti için mücahede eden emirlerini tutup yasaklarından uzaklaşanböylelikle dünyada huzur ve rahata ahrette de ebedi saadete kavuşan kullarından eyle Ya Rabbi.

Şehzade Kayıhan Osmanoğlu’nun Duası yazısına devam et

La İlahe İllallah Sözünün Fazileti Ve Faydası


İmam-ı Rabbani (k.s.) hazretlerinin Kelime-i Tevhid’in faydasına dair kaleme aldığı aşağıda nakledeceğimiz şu cümleleri, bütün Müslümanlar için bir feyz ve nur kaynağıdır… 

“Rab celle sultânuhû ve alâ burhanuhu hazretlerinin gadabını teskin hususunda ‘Lâ ilâhe illallah’ sözünden daha faydalı bir şey yoktur. Bu söz, cehenneme girmeye sebebiyet veren (İlâhi) gadabın teskinine (sakinleşmesine) vesile olabiliyorsa, başka gadapların sakinleştirilmesine / yatıştırılıp durdurulmasına haydi haydi vesile olur. Zira diğer gadaplar (öfkeler-kızgınlıklar), Cehennem azabını doğuran gadaptan çok daha basittir.

Nasıl teskin etmesin ki, kul bu sözü söylemekle mâsivâdan (Allah’tan gayri her şeyden) yüz çevirmiş, bu sözü tekrarlamakla mâsivâyı reddetmiş ve teveccüh kıblesini hak olan Ma’bûd kılmış (yönünü tamamen Allah Teala’ya çevirmiş)tir. 

Gadabın kaynağı da, kulun müptela olduğu farklı farklı yönelişlerdi. Bunlar olmadığına göre gadap da olmayacaktır. Mecaz âleminden bu manaya şunu misal verebiliriz: 

La İlahe İllallah Sözünün Fazileti Ve Faydası yazısına devam et

Sünnet Nedir…?

Sünnet Nedir…?
Esselamu Aleyküm Ve Rahmetullahi Ve Berekatuhu

Değerli Kardeşlerim,
Sünnet nedir bilirmisiniz..?Bugün bunun üzerine konuşalım dedim. İnşallah anlatımdan ziyade bir sohbet,muhabbet hemde bilgi tazeleme ve en önemliside rasulu kibriya efendimizin ve dünyaya geliş sebeplerinden biri tebliğci olması hasebiyle ,bizde inşallah tebliğ edelim.O yüce insanın insanlık alemine Dini islamı hangi şartlarda olursa olsun anlatmaktı tek gayesi.
Sünnet-i hasenesine kurban olduğum,gül kokulu efendimiz.Biz sende gördük insanlığı sevmeyi sende tattık acıyı,seninle irkildik çektiğin elemi.Yüceler yücesi rabbimize söz verdin ümmetin için .Sünnet bu değilde nedir…?

Burağa bin dediler,binmem dedin ümmetim binmedikten sonra.Sünnet bu değilde nedir….? Cenneti alaya gir dediler ümmetim girmeden girmem dedin ya rasulallah.sünnet bu değilde nedir…? Hep ümmeti düşündün.Hani zor şartlarda davet ettin insanlığı islama.Tayfte taşlandın,üzerine deve işkembesi attılar,yollarına diken döktüler,”Yarabbi bilmiyorlar cahildir onlar dedin” ya rasullah,sünnet bu değilde nedir.

Sünnet Nedir…? yazısına devam et