Kategori arşivi: Dini Konular

Dinimizde Ve Kültürümüzde Lale

“Allah”  ismi, elif, lâm ve he harfleri ile yazılmaktadır. Bu harflerin Osmanlıda kullanılmış olan ebced hesabı ile sayı değeri 66’ya tekabül etmektedir. Lâlenin de, lâm, elif ve he harfleri ile yazılmasında, aynı sayıya ulaşılmaktadır.

Bu, yaradanın yarattığında tecellisi şeklinde ifade edilmektedir. Edebiyatımızda tasavvufta ve İslam inancında Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (a.s.) , gül ile ve Allah (c.c.) , da Lâle ile sembolize edilmektedir. Lâledeki bu üç harf, aynı şekilde “hilâl” kelimesinde de vardır ve yine ebced hesabında 66 sayısına tekabül etmektedir. Hilâl yani “ay” Osmanlı Devleti’nin amblemidir. Bu nedenle kültürümüzde, Allah, lâle ve hilâl kelimeleri arasında manevi bir rabıta olduğuna inanılmıştır. Halk arasında “işi 66 ya bağlamak” sözü de, bir işi Allah’a havale etmek anlamındadır. Ama bu söz günümüzde gerçek manasından ziyade, bir işi oldubittiye getirmek anlamında kullanılmaktadır.

Dinimizde Ve Kültürümüzde Lale yazısına devam et

Allah Teala buyurdu ki;

Allah Teala buyurdu ki;
Kullarım arasında öyleleri vardır ki, onların imanları ancak fakirlikle düzelir. Eğer onlara zenginlik verirsem, bu durum onların (imanlarının) bozulmasına yol açar.
Kullarım arasında öyleleri vardır ki, onların imanları ancak zenginlikle düzelir. Bunlar fakirliği düştükleri zaman imanları da bozulma tehlikesine girer.
Yine kullarım arasında öyleleri vardır ki, imanları ancak sağlıklı olmakla yoluna girer. Bunlara hastalık versem, onların bozulmasına sebep olur.
Kullarım arasında öyleleri de var ki, ancak hastalık ile imanları selamete erer. Bunlara sıhhat verdiğimde, bu durum bozulmalarına neden olur.
Kullarımdan bazıları ibadet yoluna girip abidlerden olmak isterler. halbuki ben, bu kimselerin kendilerini beğenip ucba düşmemeleri için onların bu isteklerine engel olurum.
Ben kullarımın kalplerindekini bilir ve işlerini düzene koyarım. Çünkü ben her şeyi bilirim ve her şeyden haberdarım.

Kaynak;(Taberani, El-evsat nr:613; Kudai, Müsnedül-Şihab, nr:1456; Heysemi, ez-Zevaid, nr:17951; Camiul Ulum Ve-l Hikem, İbn Recep el-Hanbeli)

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Sahâbe-i kiram Ramazan-ı Şérife Girerken;Helâlleşerek Girerlermiş’ki, Oruçları Kabûl Olsun.Oruçlarımızın Tüm İbadetlerimizin;Kabul Olması Dileği ile.Hakkınızı Helâl Edin
Ramazan ayı, inananlar için evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş ayıdır.

Ramazan, Kur’an ayıdır, Ramazan, içerisinde insanlık için, “bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini” taşıyan bir aydır.

Rabbim bu ay hürmetine günahlarımızı affeylesin, rahmeti bol olan yüce Allah bizleri bağışlasın.

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan yazısına devam et

İslamda Kibir 3

Kibir alametleri

Sual: Hangi vasıflara sahip olan kibirlidir?
CEVAP
Kibirden olan işlere birkaç örnek verelim:
1- Sual soramamak kibirden kaynaklanır. Kibirli, sual sormayı, bilmemenin alameti kabul eder. Sual sorarsam, bilmediğim meydana çıkar der.

2- Hep kendisine sual sorulmasını, başkasına sorulmamasını istemek, bildiği bilmediği her suale cevap vermeye kalkmak, bilmiyorum diyememek.

3- Yol sormaktan çekinmek. Yol ve sual soramamak, ayıplanma, kınanma korkusundan ileri gelir.

4- Âmirinden izin istemeye çekinmek.

5- Misafir olduğu evde, imamlığa layık birçok kimse varken, ev sahibi izin vermeden imamlığa geçmek, herkesten çok kendini imamlığa layık görmek.

İslamda Kibir 3 yazısına devam et

İslamda Kibir 2

Kibirlenmek üç çeşittir

Sual: Kibir kaç çeşittir?
CEVAP
Kibir, kendini başkasından üstün görmektir. Yapıldığı yerlere göre üçe ayrılır:
1- Allahü teâlâya karşı kibirdir:
Kibrin en kötüsü budur. Nemrud, Firavun böyle idi. İlahlık iddiasında bulundular. Bazı dinsizler de imanı, ibadeti, namaz kılmayı aşağılık, gericilik sanarak kibirlenirler. Allahü teâlâ buyuruyor ki:
(Büyüklenerek bana ibadet etmeyenler alçalmış olarak Cehenneme girecektir.) [Mümin 60]

2- Peygamberlere karşı kibirdir:
Bazıları, Peygamberleri kendileri gibi bir insan gördükleri için, kibirlenerek onlara uymayı kabul etmediler. Mesela Peygamber efendimiz için dediler ki:
(Bu da sizin gibi bir insan. Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, hüsrana uğrarsınız.) [Müminun 33, 34]

3- İnsanlara karşı kibirdir:
Herhangi bir hususta kendini başkasından üstün gören kibirlidir.

İslamda Kibir 2 yazısına devam et

İalamda Kibir 1

Sual: Kibrin dindeki yeri nedir?
CEVAP
Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Kibir, hakka, razı olmamak ve insanları küçük görmektir.) [Müslim]

Fudayl bin Iyad hazretleri, (Tevazu, ister cahilden, ister çocuktan duyulsa da hakkı tereddütsüz kabul etmektir) buyuruyor. Kabul edemeyen kibirlidir. Kibirli, kendini başkasından üstün görmekle, kalbi rahat eder. Burada başkasını düşünmez. Kendini ve ibadetlerini beğenir.

Kibir, kötü huydur, haramdır. Allahü teâlâyı unutmanın alametidir. Kibirli olan, salih insan olamaz. Kibirli değilim diyen, kibirlidir. Kibir her iyiliğe engeldir, her kötülüğün anahtarıdır.

İalamda Kibir 1 yazısına devam et

İslam Büyüklerinden Sözler

Sen benim her şeyim ol sevdiğim.
Acım ol, kederim ol, hüznüm ol, dikiş tutmaz yaram, söz dinlemez, laf anlamaz yanım ol.
Bana mahpus, bana zindan ol, yeter ki menzilimde ol…!

Mevlana

Allah’ım ihsanın hürmetine parlak nurun hakkı için, nimetlerle, güzelliklerle dolu olan bu dünya şehrinde kusuruma bakma! Manasız şeyler söyledim, çılgınca laflar ettim.
Ben yalnız Sen’i seviyorum. Yalnız sana ibadet ediyorum. Gönlüm Sen’siz perişandır!

MEVLANA

“Yaptığı iyilikleri de kötülükleri de karşısında hazır bulduğu günde insan, ister ki kötülükleriyle kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun.”

(Âl-i İmrân 3/30)

İslam Büyüklerinden Sözler yazısına devam et

Berat Geceniz Mübarek Olsun

Yâ Rabbim Bu Akşam Yak Bizi, Döndür Bizi, Aşka Rabıtalı Eyle Rabbim. Günahlarımızı Bağışla Rahmetinle Yargıla Bizi. Bizi Bize Bırakma ALLAHIM.Bu güzel günün feyzi üzerinize,Rahmeti geçmişinize, bereketi evinize,Nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun.Kalpten istediğiniz ne varsa, hayalden çıkıp, ömrünüze nasip olsun inşaAllah…İlahi Beraatimize !
Huzurunda olmanın mutluluğu, affedici olmanın sevinciyle geldik sana
Yönümüzü kaybettik ilahi, sende gayrı sevdaları barındırdık, sende gayrı deryalara daldık, amacı bırakıp, araçlarla eğlendik,Gönlümüzün beraatına…Sözümüzün esiri olduk, sensiz cümlelere kaldı dilimiz, ya hayrın sözü olmalıydık ya da sukutun duruşu. Ama beceremediklerimize onu da kattık
Dilimizin beraatına…
Bize bir dinlenme, bir teheccüd vakti kılmıştın geceyi. Karanlığın her şeyi örteceğini sandık, şafaksız aydınlıklar aradık. Uykulara saldık servetimizi, zifire boyandık
Gecemizin beraatına…

Berat Geceniz Mübarek Olsun yazısına devam et

Ahiret Arzusu Ve Yolculuk

Meşhûr velîlerden Ali Müzeyyen (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyur dular ki: “Bir kalpte, âhiret arzusu çoğaldıkça, dünyâ düşüncesi o kalpten kaybolur.”

Tâbiînin büyük âlim ve evliyâlarından Ebû Hâzım Seleme bin Dînâr (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Âhirette sana lâzım olacak şeye bugün (dünyâda) öncelik ver. Âhirette sana zarar verecek şeyi de terk et.”

Abdülazîz Bekkine (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Bu işin (âhiret yolculuğunun) mihveri Allah´ın muhabbetidir.”

Konya´ya gelen büyük velîlerden Şems-i Tebrîzî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Âhireti kazanmak için çalışmak lâzımdır. Bu, insanı Cennet´e götürüp, Allahü teâlânın cemâlini görmekle şereflenmesine se- beb olur.”

Ahiret Arzusu Ve Yolculuk yazısına devam et

En İyi Amellerdendir Ağlamak

Meşhûr velîlerden Ahmed bin Ebü l-Havârî (rahmetullahi teâlâ a- leyh) buyurdular ki: “Ağlamanın en güzeli ve iyisi, İslâma uygun olma­yan amellerle geçirilen ömür için kulun ağlamasıdır.”

Gâziantep velîlerinden Aydî Baba (rahmetullahi teâlâ aleyh) Allahü teâlânın aşkı ile çok güzel şiirler söyledi. Dîvânında hocasının vefâtı üze- rine yazdığı mersiye şöyledir:

AĞLAYU AĞLAYU

Şeyhim bekâya gitti ben kaldım ağlayu ağlayu

Aktıkça kan bu dîdeden sildim ağlayu ağlayu

Geldi dil deryâsı cûşa, döndüm ol demek bî-hûşa

İhtiyârsız başım taşa, çaldım ağlayu ağlayu

Arttı derdim âh ile, göz kan döker dilhâh ile

Ser-tâ-kadem eyvâh ile, doldum ağlayu ağlayu

Yandı dil nâr-i furkata, sabrolunmaz bu hasrete

Şimdi deryây-i hayrete, daldım ağlayu ağlayu

En İyi Amellerdendir Ağlamak yazısına devam et

Adak Hakkında

Evliyânın büyüklerinden Muhammed Zuğdân (rahmetullahi teâlâ aleyh) şöyle anlatır: Bir gece rüyâmda, Resûlullah efendimiz buyurdular ki: Bir ihtiyâcın var ise ve onun yapılmasını diliyorsan, Seyyidet Nefîse ye (Resûlullah´ın pak neslinden gelen bir veli hanıma) bir kuruş bile olsa adakda bulun. O zaman senin ihtiyâcın giderilmiş olur.

Âriflerin ve evliyânın büyüklerinden ve meşhûrlarından Yâkût-i Arşî (rahmetullahi teâlâ aleyh) Habeşistan da büyüyüp yetişti. Bir zaman köle oldu. Mısırlı bir tüccâr bunu satın alıp, memleketi olan Mısır a götürmek üzere yola çıktı. Gemi ile gelirken, denizde bir fırtına çıktı. Gemi batacak hâle geldi. Ebü´l-Abbâs-ı Mürsî hazret- lerinin büyük bir zât olduğunu duymuş olan tüccâr, Allahü teâlâya duâ edip; Yâ Rabbî! Eğer sağ sâlim karaya çıkarsak, köle olarak aldığım bu genci (Yâkût u) Ebü l-Abbâs hazretlerine hibe edece- ğim diye nezretti (adadı). Allahü teâlânın izni ile fır­tına sâkinleşti. Selâmetle karaya çıktılar. İskenderiyye ye gelen tüccâr, nezrettiği şeyi yerine getirecekti. Fakat, Yâkût ismindeki bu köle de çok kıy- metli idi. Kendi kendine; Ben Ebü l-Abbâs hazretlerine Yâkût u ver­meyi adamıştım. Bu Yâkût ismindeki genç çok kıymetli olduğu- na göre, ben, çarşıdan kıymetli bir yâkût taşı alıp, Ebü l-Abbâs a hediye ederim.

Adak Hakkında yazısına devam et