Kategori arşivi: Dini Konular

Destimal-i Şerif

Destimâl-i Şerîf
Sarayda harikulâde bir gün
Millet, geleneğin bağrında yeşerir…

Gelenekse, güçlü bir devlet teşkilatlanması ile hayâta geçer…

Yaklaşık on asırdır Anadolu’da üstelik açık ya da üstü kapalı düşmanlıklara karşı koyarak yaşamaya çalışıyoruz.

Yahyâ Kemâl, Paris’te geçen öğrencilik yıllarında, millet ile vatan toprağı arasındaki bağlantıyı öğrenince Türk milletinin Anadolu’daki târihini aramaya koyulmuştu.

Ona göre 1071 yılında Malazgird’in kilidini açarak Anadolu’ya giren Türkler, bu topraklara yaklaşık on asra dayanan büyük bir mühür vurmuştu.

Destimal-i Şerif yazısına devam et

Mevlevi Ayini Nasıl Yapılır

MEVLEVÎ ÂYİNİ

Mevlevîler’in zikir törenlerine verilen ad.

Mevlevî âyini yahut kısa adıyla semâ, tasavvuftaki devran anlayışına uygun biçimde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin, bulunduğu dinî toplantılarda duyduğu vecd ve zevk eseri olarak herhangi bir usul ve kaideye bağlı kalmaksızın zaman zaman yaptığı semâlardan (dönüş) alınan ilhamla, kendisinden sonra düzenlenip geliştirilerek şekillenmiş, diğer tarikatların zikir ve mukabele meclislerine benzer bir zikir toplantısıdır. Mevlânâ’nın düşüncelerinin bir tarikat kimliğine bürünüp teşkilâtlanması oğlu Sultan Veled’in zamanında başlamıştır. Ancak Mevlevî âyininin belli bir âdâb ve erkâna tâbi olarak yapılması XV. yüzyılda Sultan Veled’in torunu Emîr Âlim Çelebi’nin oğlu Pîr Âdil Çelebi dönemine rastlar. Bu konudaki son düzenlemeler ise Konya’daki âsitânenin şeyhlerinden Pîr Hüseyin Çelebi tarafından XVII. yüzyılda gerçekleştirilmiştir. “Mukābele-i şerif” adıyla da anılan Mevlevî âyini haftada bir defa İstanbul dışındaki dergâhlarda cuma namazından sonra, İstanbul mevlevîhânelerinde ise haftanın belirli bir gününde öğle veya yatsı namazının ardından mevlevîhânelerin “semâhâne” denilen bölümünde yapılırdı. Ayrıca “ihyâ geceleri” adı verilen kandil ve bayram geceleriyle hilâfet merasimlerinde de âyin icra edilirdi.

Mevlevi Ayini Nasıl Yapılır yazısına devam et

Selehaddin Zerkubi Kimdir….?

Şeyh Selâhaddin Ferîdûn Zerkubî (KSA)

Konya’nın büyük velîlerinden. İsmi Selâhaddîn Feridun’dur. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. Önceleri Mevlânâ’nın hocası olan Seyyid Burhâneddîn Tirmizî’nin talebesi idi. Kuyumculuk yapardı.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, bir gün Konya’nın kuyumcular çarşısından geçerken, bir kuyumcu dükkânından gelen çekiç seslerinden çok etkilendi.Her çekicin vuruluşunda çıkan seslerin, “Allah! Allah!” dediğini müşâhede etti. Bu sesler, eşi bulunmaz bir haz ve dükkânın sâhibine karşı kalbinde büyük bir muhabbet hâsıl etti. Kapının önünden Mevlânâ hazretlerinin geçmekte olduğunu gören kuyumcu Selâhaddîn ve çırakları, onu hürmetle selâmladılar.

Mevlânâ, dükkâna merhametle teveccüh ettiğinde, dükkândaki bütün eşyâlar altın oldu. Bu durumu hayretle gören Selâhaddîn, dükkânındaki bütün malzemeyi, âletleri, çıraklarına ve fakirlere dağıtıp Mevlânâ’nın peşinden gitti. Ona talebe olmayı, dünyâ servetlerinden üstün gördü. Huzûra vardığında Mevlânâ onu talebeliğe kabûl etti.Selâhaddîn’deki istidâd ve kâbiliyeti görünce, yetişmesi için çalıştı. Selâhaddîn de hocasına kusûr etmiyerek, on sene hizmet etti. Mevlânâ, hocası Şems-i Tebrizî hazretlerine gösterdiği hürmet ve saygı kadar, bu talebesine de şefkat ve merhametle muâmelede bulundu. Onu, kendisinden sonra yerine vekîl olabilecek şekilde yetiştirdi. Mevlânâ Celâleddîn, Selâhaddîn’i o kadar çok severdi ki, onunla akrabâ olmak istemiş ve oğlu Sultan Veled’e, Selâhaddîn’in kerîmesini nikâh etmişti.

Selehaddin Zerkubi Kimdir….? yazısına devam et

Şüpesiz Allah İyiliği Emreder

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 16/90)

Yüce Allah, bu ayet-i kerimede toplumsal huzurun yapı taşlarından en önemlilerini sayarak bunları yerine getirmemizi emretmiştir. Her şeyi yerli yerine koyup, ölçülü hareket etmek, hakkı yerine getirmek anlamına gelen adalet; zulmün, haksızlığın, dengesizliğin karşıtıdır. Sahip olduğumuz konum her ne olursa olsun gücümüz nispetinde adaletli davranmak, adaletin sağlanması için gayret etmekle mükellefiz. Örneğin ailede ebeveyn olarak çocuklar arasındaki adaleti sağlamakla yükümlüyüz. Ebeveyn olarak bir çocuğumuz için yaptığımızı diğeri için de yapmaya çalışmalıyız. Bu asli ihtiyaçların giderilmesi, eğitim, çeyiz, miras paylaşımı vb. konularda olabileceği gibi, sevgi ve ilgi gibi hâl ve tavırlarda da söz konusudur. Ailede sağlayacağımız adalet toplumun her alanına yansıyacaktır. Yine bir işyerinde işveren veya patron konumunda isek emrimizdeki kişilere karşı iş dağılımında ve ücretlerde adaletli davranmamız gerekmektedir. Zira çalışanın hakkının daha alnının teri kurumadan verilmesi sevgili Peygamberimizin tavsiyesidir. Çalışanların yalnızca performanslarına göre değerlendirilmeye tabi tutulması, aynı işi yapanların aynı haklara sahip olması adaletin birer yansımasıdır.

Şüpesiz Allah İyiliği Emreder yazısına devam et

Fuzuliden Su Kasidesi

Su Kasidesi
Fuzûlî

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar tutuşan ateşlere su fayda vermez.)

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

(Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)

Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Gerçekten de akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)

Fuzuliden Su Kasidesi yazısına devam et

Celcelutiye Duası

Celcelutiye Duası Nedir?

Celcelûtiye, Süryanîce “bedî” demektir. Resûl-i Ekrem Efendimize (S.A.V.) Hazret-i Cebrâil (as) tarafından indirilen ve içinde İsm-i Azâm’ı da taşıyan yüksek mânâlar, Hazret-i Ali (R.A.) tarafından Celcelûtiye adıyla ve cifir ilmine göre bir çok tarih de düşürülerek Süryanî diliyle nazmedilmiş ve kaside haline getirilmiştir. Yüksek ve tesirli bir duâdır. Bir isimler hazinesidir. Allah’ın rahmetine vesile olması hasebiyle bir rahmet hazinesi veya bir Cennet hazinesi demek de mümkündür. Allah’ın en büyük ismi olan İsm-i Azam bu duânın içerisinde gizlenmiş olduğundan, bu duâyı okuyarak Allah’a sığınan kimsenin, dünya ve âhiret işlerinde çok kolaylıklar ve bereketler göreceği müjdelenmiştir.

HZ. ALİ TARAFINDAN KALEME ALINAN CELCELUTİYE DUASI HZ. PEYGAMBER’E CEBRAİL A.S. TARAFINDAN SEMADAN İNDİRİLMİŞTİR.CENNET HAZİNELERİNDEN BİR HAZİNEDİR. KASEM-İ CAMİ OLUP BU DUANIN YOLUNDA YÜRÜYENLERE ÇEŞİTLİ SIRLAR AÇIKLANDIĞI,PERDELERİN ARALANDIĞI (SEMAVİ) MÜELLİFİ TARAFINDAN BEYAN EDİLMİŞTİR. PİYASADA KİTAPÇIK HALİNDE SATILMAKTADIR. CEP KİTAPÇIĞINDAKİ DUA 15 SAYFADAN İBARET, GERİSİ İSE HAVAS İLE İLGİLİ KISMI.

Celcelutiye Duası yazısına devam et

İsraftaki Vesvese

Sual: Abdestte, namazda, temizlikte ve niyette vesvese eden, bunlardan nasıl kurtulur?
CEVAP
Vesvese, şeytanın verdiği zararlı olan şüphedir. Vesvese etmek günahtır. Günah işlememek için vesveseye hiç itibar etmemelidir. İki hadis-i şerif meali:
(Vesvese şeytandandır. Abdest alırken, guslederken ve necaset temizlerken, şeytanın vesvesesinden sakının.) [Tirmizi]

(Bir zaman gelecek, insanlar temizlikte fazla titiz hareket edecek, [vesvese ederek] dinde haddi aşacaklardır.) [Ebu Davud]

Vesvese, suyu israf etmeye, namazı geciktirmeye, cemaati, hatta namaz vaktini kaçırmaya, vakti, ömrü zayi etmeye sebep olur. Başkalarının elbisesinin, yemeğinin necis olmasından şüphe eder ki, Müslümanlara su-i zan haramdır. Üstelik kendini ihtiyatlı sanıp, kibirli olur. O işin uzmanı bir kimse bile ona nasihat etse, asla kabul etmez. Kendi yaptığının daha doğru olduğunu kabul eder. Başkalarını küçümser.

Vesvese, ibadetleri mekruh olmakla bırakmaz, ruhi bunalımlara yol açar.

Guslün, abdestin, taharetin ve namazın şartlarını, sünnetlerini, mekruhlarını bilmeyen, vesvese hastalığına yakalanır. Önce vesvese edilen yerlerin doğrusunu öğrenmeli. Bunları bilip, yerine getirince, şüphe kalmaz. Doğru yaptım diye inanmak ihtiyat, şüpheye düşmek vesvese olur. Vesvese sahibi, azimetle değil, ruhsat ile amel etmelidir!

Haramlardan, şüpheli şeylerden, hatta mubahların fazlasından kaçmak azimettir. Günah olmayan, caiz olan işleri yapmak ruhsattır.

İsraftaki Vesvese yazısına devam et

Hizbu’n Nasr duası

Hizbu’n Nasr duası

Allahım!
Senin yüce kahredici kudretinin eziciliğine,
Ve imdâda yetişen nusretiyin-yardımıyın hızlılığına,
Ve Senin haram sınırlarıyın korumandaki sonsuz gayretine sığınıyoruz!
Âyetlerinle himâyene sığınanlar hakkı için,
Biz de Senden istiyoruz-diliyoruz
Yâ Allah! Yâ Allah! Yâ Allah!
Ey Mutlak duyucu-işitici!
Ey Dualara icâbet eden-karşılık veren!
Ey Bize bizden de yakın olan!
Ey En hızlı olan-her işi anında yapan!
Ey intikamları-öçleri alıp, suçluları kesin cezâlandıran!
Ey Galib-i Mutlak ve her an kahretmeye gücü yeten!
Ey Tutup kapıverişi-yakalayışı çok şiddetli olan!
Ey Hiçbir zorbanın gücü kendisini âciz bırakamayan yüce Zât!
Ey Kayserlerin mülkünden nice kibrine kulluk eden inatçıyı, helâk etmek kendisine zor gelmeyen yüce Zât!

Hizbu’n Nasr duası yazısına devam et

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun

Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
“Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.Bir avuç dua, bir kucak sevgi, sıcak bir mesaj, kapatır mesafeleri birleştirir gönülleri kalbiniz nur, haneniz huzur dolsun Bu Mübarek Ramazan Bayramı’nda, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.Bayramlar, dargınlıkların unutulduğu, insanların barıştığı, kardeşçe kucaklaştığı günlerdir. Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulandığı bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir.Allahın rahmeti üzerinize olsun.
RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

İslam Aleminin Kadir Gecesi Mübarek Olsun.

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla”ya sunacağı ve O”nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir
Allah’ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece.Tövbe güvercini kalbe konsun af dalgalar saadet kervana gelip kapında dursun. Bütün Melekler sizinle,Dualarınız Kabul Olsun
Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde duşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi dileğiyleİlahi Esintilerin kalpleri okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.
Varligi ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez Dualarinizin Rabbin yüce katina iletilmisine vesile olan Kadir Geceniz mübarek olsun.

En Hayırlı Gece Leyletül Kadr

Sözlükte kadir (kadr) kelimesi “hüküm, şeref, güç, yücelik” gibi anlamlara gelir. Dinî literatürde ise “leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Aynı adı taşıyan 97. sûre bu gecenin fazileti hakkında nâzil olmuştur. Sûrede Kur’an’ın Kadir gecesinde indirildiği ve sözü edilen gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir.Ramazan ayının son on gününde gizli olduğuna inanılan Kadir gecesi bu sene Ramazanın 27’nci gecesi olan 21 Temmuz Çarşamba gününe denk geliyor. İslam dininde Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi, “sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu gece” olarak kabul ediliyor. “Kim inanarak, sevabını ancak Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir. Gönül kapılarının açık olduğu ve ne dilenirse yerine geleceği bilinci ile yürekten dua edilmesi gereken özel bir gecedir.Müslümanlar için önemli ve özle olan bu gecede sevdiklerimize kadir gecesi mesajları göndererek bu mübarek geceyi daha da anlamlı hale getirelim.

En Hayırlı Gece Leyletül Kadr yazısına devam et

Hz. Kerîmeteyn-i Muhteremeyn Hz. Hüseyin’in Kızları

“Çifte Sultanlar” kimdir ve nerede medfundurlar?

Halkımız arasında yaygın olarak “Çifte Sultanlar” ünvanıyla tanınan, Hz. Kerîmeteyn-i Muhteremeyn, kaynakların çoğunda, Hz. Hüseyin Efendimizin kızları olarak geçmektedir. Bazı kitaplarda da, Zeynel Âbidin Efendimizin kızları, yani Hz. Hüseyin’in torunları olduğu yazılmaktadır. Babaları hususundaki farklılıklar, isimlerinde de görülmektedir. Bu iki hanımdan birisinin adı, hemen hemen bütün kaynaklarda Fâtıma olarak geçmekte, diğerininki ise Sükeyne, Zeynep ve Ümmü Gülsüm olarak kaydedilmektedir. Hz. Hüseyin Efendimizin bu isimlerde kızları olduğu tarihen sabittir. (radıyallahu anhum)

Bu mevzu ile ilgili, bir kısmının gerçek olması mümkün olmayan hayli rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan en meşhur olanı şudur:

Rivayete göre Çifte Sultanlar; Emevi zulmünden dolayı memleketlerini terk etmeye karar vermişler, İstanbul’u fethetmek üzere gelen ashab-ı kiram ile birlikte orduya hizmet ederek buraya gelip kabirlerinin bugünkü bulunduğu yerde ikamet etmişlerdir. Dönemin Rum tekfuru bu iki kardeşi, iki oğluna almak isteyip cevap vermeleri için kırk gün mühlet vermiş fakat Onlar bu işe razı olmamışlardır. Bu müddet zarfında ruhlarını kabzetmesi için Allah’a (c.c.) yalvarıp yakarmışlar ve duaları kabul olunmuş, neticede kırk gün sonunda vefat etmişler. Onlarla beraber bulunan Hz. Câbir bin Abdullah’ın zevcesi Dâye Hatun tarafından gasl olunarak bugünkü türbelerinin bulunduğu yere defnedilmişlerdir.

Hz. Kerîmeteyn-i Muhteremeyn Hz. Hüseyin’in Kızları yazısına devam et