Kategori arşivi: Bilgi Dağarcığı

Zaman Kristalleri

Kristaller, atom veya moleküllerin belirli bir desen veya kalıpta tekrar etmesi ile oluşan yapılardır. Şimdi, iki araştırma grubunun ortaklaşa yürüttüğü yeni bir araştırmaya göre bu kristal yapıları zamanla var olabiliyor. “Zaman Kristalleri” adı verilen yapılar, asla kimyasal bir dengeye ulaşmayan veya stabil kalamayan tamamen yeni bir tür madde çeşidi olarak tanımlanıyor. University of Maryland araştırmacıları, bahsi geçen zaman kristallerini yaratırken 10 iterbiyum atomunu birbirine geçirip daha sonra bu sistemi dengeden uzaklaştırmak için iki ayrı lazer ile defalarca uyardı. Atomlar bir desen oluştursa da, bu süreçte asla bir denge bulamıyor ve kristal sürekli bir hareket halinde bulunuyor. Ne var ki hareket halinde olsalar da, sistem aslında enerji içermiyor. Dengede olmayan maddenin ilk örneği olan bu form, yeni bir madde fazı olarak da değerlendiriliyor. Bilim insanları, yeni zaman kristallerini bir biçimde yenilebilir jölelere benzetiyor.

Zaman Kristalleri yazısına devam et

4 defa görüntülendi

Tardigrada ”Su Ayısı”

Tardigrada

Mutlak sıfıra yakın sıcaklık, tam vakum ortamı ve kozmik radyasyon… Bir canlı için belki de en zorlu koşul, uzay boşluğu olsa gerek.

Bir insanın uzay boşluğuna korumasız olarak çıkması, saniyeler içinde donmasına, akciğerlerinin çökmesine, kanındaki tüm oksijenin gaza dönüşmesine neden olabilir. Durum, bizim gibi kompleks canlılar için bu kadar vahim iken, sıra dışı bir canlı türü, uzay boşluğunda zarar görmeden günlerce hayatta kalabiliyor. Tardigrad’lar…

Günümüzde, Tardigrada şubesine bağlı 1000 farklı Tardigrad türü tanımlanmış durumda. Habitatları o kadar geniş ki, Himalaya’lardan(+6000 metre) derin denizlere (-4000 metre), ekvatordan kutuplara kadar her yerde bu türlere rastlamak mümkün. Aynı zamanda, göl, tatlı su kaynakları, taş duvarlar ve çatı gibi daha ılımlı ortamlarda da bu canlılar görülebiliyor. Genellikle nemli ortamlarda yaşayan bu türler, düşük nem ortamlarında da hayatta kalabiliyor.

Tardigrada ”Su Ayısı” yazısına devam et

Gençlik İksiri Test Edildi

Bilim insanları ‘gençlik iksirini’ başarıyla test etti!
‘Cell’ dergisi, Hollanda’nın Rotterdam kentinde Erasmus Üniversitesi’nde görevli bilim insanlarının yaşlanmayı önleyen bir ilacı farelerin üzerinde başarıyla test ettiklerini yazdı.

Dergide yayınlanan makalede, yaşı ilerleyen insanın dokularında giderek biriken yaşlanan hücrelerin uzmanlara göre artrit ve diyabet gibi hastalıklara yol açtığı belirtildi.

Hollandalı ekibin geliştirdiği ‘gençlik iksirinin’ ise söz konusu hücreleri yok ettiği ve bu sayede yaşlanma sürecinin tersine döndüğü kaydedildi.

Gençlik İksiri Test Edildi yazısına devam et

İlmi Sima

Bu ilmi iyi bilen bir adam, dostunu düşmanını daha kolay tanır. Çünkü insanın alacası içinde olduğundan dış görünüşe çabucak aldanılmamalıdır. Görüştüğümüz insanlar hangi kıyafette hangi tabiattedirler? Örneğin başı küçük, burnu büyük, yüzü yuvarlak, boyu uzun veya kısa, saçı sarı veya siyah, el parmakları ince veya kalın, gözleri siyah veya yeşil, ya da gökmavisi olan bir adam, nasıl bir ahlak sahibir, ne karakterdedir? Bunları bilmek büsbütün gereksiz sayılmaz.

Bazı adamlar görüyoruz ki pek zeki oluyor. Bazı kimseler de daha doğarken “zihn-i evvel”; hatta birer dâhi olarak dünyaya geliyorlar. Yaradılışında sanatkâr, hünerli, her işe elverişli, ‘hezâr-ı fenn’ (elinden her iş gelen) denilen şekilde olağanüstü kabiliyetli oluyorlar. Bu, neden ileri geliyor?

İlmi Sima yazısına devam et

Gök Cisimlerine Verilen Adlar

Eski çağlardan bu yana insanlar, gökyüzüne bakmış, onun güzelliği ve ulaşılmazlığına ilgi duymuşlar. Eski Yunanlılar ilk yıldız atlaslarını oluşturmuş, gökcisimlerine çeşitli adlar vermişler. O zamanlardan günümüze değin pek çok yıldız atlası oluşturulmuş. Bugün biz de modern bir yıldız kataloğuna ya da gökyüzü haritasına baktığımızda, değişik adlandırmalarla karşılaşırız. Bunlar biraz karmaşık görünseler de temelleri aslında daha önce kurulan adlandırma sistemlerine dayanır.

Bir yıldız kataloğuna ya da gökyüzü haritasına baktığımızda, pek çok adlandırmayla karşılaşırız. Takımyıldızlara verilen adlar, genellikle Eski Yunanlılar’ın verdikleri adlardır. Eski Yunanlılar, gökyüzünü belli bölümlere ayırmış, ilk yıldız kataloglarını oluşturmuşlar; her takımyıldıza ayrı bir ad vermişler. Bu ilk yıldız atlasları 48 takımyıldızdan oluşmaktaydı. Bugünkü gökyüzü atlaslarıysa çeşitli biçimlerde ve büyüklükte 88 takımyıldız içeriyor. Bu takımyıldızların adları, birtakım canlı varlıklardan, günlük hayatta kullanılan araç ve gereçten ya da mitolojiden gelmektedir. Bugün, modern gökbilimde kullanılan takımyıldız adları çoğunlukla Latince’dir.

Gök Cisimlerine Verilen Adlar yazısına devam et

Karaman’dan Bir Yazar Nasıl Çıkar?

Karaman’da doğmuş,şimdi ise kitapları çeşitli dillere çevrilmiş bir yazarın yaşam hikayesini okuyunca başarıyı elde etmenin o kadar da kolay olmadığını göreceksiniz.

Doğduğu andan itibaren hayat ile mücadelesi başladı.Bu mücadele sonra ki yaşamında da peşini bırakmadı.Aile bireylerinin bir araya gelememesi nedeniyle küçük yaşta öksüzler evine verildi.Artık bir ailesi olduğu halde öksüzlerin arasında geçireceği çok kötü günler o’nu bekliyordu… Kalabalık ve maddi durumu iyi olan baba tarafının sahip çıkmaması nedeniyle kimsesiz olarak öksüzlerin arasında büyümesi küçük bedenine çok ağır gelmişti.Bir çocuğun tek istediği bir aile sevgisidir ama öksüzler yurdu bu sevgiyi o’na vermesi çok uzaktı…Bu gerçek maalesef günümüzde de aynı çizgide devam ediyor.

Görevli çocukların arasından sessizce duran küçük yazarımızı alarak bir odaya getirdiğinde bir sürprizin kendisini beklediğinden habersizdi…Karşısında nur yüzlü anneannesini görünce ikisi de birbirlerini hasretle kucakladılar.Maddi durumu iyi olmayan anneanne torununun öksüzler yurdunda büyütülmesine dayanamamıştı. Bir lokma ekmeği gerekirse bölüşerek yiyeceğini ve torununa bakabileceğini söyleyerek torununu öksüzler yurdundan çekip aldı.Kocası ise şimdilerde açıkça ortada satılan ama o zamanlar kaçakçılık ile bir tutulan tütün satmaktan hapise girmişti.Şair ve yazarımız için artık yeni bir hayat başlıyordu…Anneannesi ile olan yaşantısını yazarımız bir ömür boyunca beynine kazıdı.Öyle ki mahalle,komşular ve etrafta bulunan evlerde yaşantı şekli daha dün gibi aklında kaldı.Bu durumu şiirinde şöyle anlatır.

“Fakir bir evin penceresinde
Paslı bir teneke içinde
Etrafına güzellik veren
Bir çiçek gibi
Büyüdüm ben.
Kimsesizdim.

Ne ana vardı
Ne baba
Ne kardeş, ne akraba;
İlgilenecek kimsem yoktu
Bir tek fakir anneannem vardı.
İlgisizdim.”

Karaman’dan Bir Yazar Nasıl Çıkar? yazısına devam et

Adrenalin

Böbreküstü salgı bezlerinin iç kısmından salgılanan mühim bir hormon. Buradan salgılanan diğer mühim bir hormon da “noradrenalin”dir. Adrenalin 1894; nodrenalin ise 1949’da keşfedilmiştir. Her iki hormon “katekolamin” denen maddeler sınıfından olup, bunlardan adrenalin, laboratuvarlarda sentez yoluyla elde edilen ilk hormondur. Bugün için laboratuvarlarda adrenaline; gerek yapı bakımından, gerekse te’sir bakımından benzeyen başka maddeler de sentez edilmiş ve tıbbi tedavi alanında ilaç olarak kullanılmıştır. Bunlardan bazıları; Metaraminol, efedrin, fenilefrin v.b.’dir.

Bu hormonlar (adrenalin ve noradrenalin) tesiriyle kalb atım sayısı, dolayısıyla nabız sayısı, atardamar kan basıncı, solunum hızı ve derinliği, metabolizma, kaslara giden kan mikdarı, kasların kasılma gücü ve kasların yorgunluk süreleri hep artar.

Yine bu hormonların te’siriyle vücudun tehlikelere karşı adaptasyonu ve başarısı yükselir.

Adrenalin yazısına devam et

Mars Gezegeni’nden Manzaralar

Bu manzara Mars “Murray Buttes” bölgesinde ince katmanlı kayaların yakın çekilmiş görüntüleridir.

Mars yüzeyinin büyük kısmı ana kayayı gizleyen ince taneli malzemelerle kaplıdır, ancak NASA  kayalık kum tepeleri ile kaplı olduğu yerler dışında iyi bir sahne yakalamış… Mars Gezegeni’nden Manzaralar yazısına devam et

Pasifik Okyanusu’nda Gizli Bir Kıta Bulundu

Pasifik Okyanusu’nda gizli ve en yüksek tepesinin Zelanda olduğu belirtilen devasa bir kıta keşfedildi.Zealandia ismi verilen bu gizli kıta Avusturalya’nın yaklaşık üçte ikisi büyüklüğünde olduğu bilim insanlarınca açıklandı.

Akademisyenler, yeni  kıta olduğunu uzun zamandan şüpheleniyorlar fakat son zamanlarda ikna edici olması için yeterli bilgileri topluyorlardı.

Pasifik Okyanusu’nda Gizli Bir Kıta Bulundu yazısına devam et

Oşinografi ”Okyanus Bilimi”

Oşinografi ne demektir?

Oşinografi; yani bilinen diğer adlarıyla ”oceanography”, ”oseonografya” ya da ”okyanus bilimi”, okyanusları  ve denizleri tüm özellikleriyle birlikte inceleyen bilim dalıdır. Okyanuslarda oluşan kimyasal ve fiziksel oluşumlar hakkında bilgi edinme, gelişimlerini takip etme ve denizlerdeki suların kullanımı, geliştirilmesi ve denizlerdeki hayatın korunması hakkında çalışmalar yapan oşinografi bilimi çok eski zamanlardan itibaren insanlığın okyanus ve deniz hayatını keşfetmesiyle birlikte başlamış ve günümüze kadar bir araştırma bilim dalı olarak gelmiştir. Fiziksel oşinografi, kimyasal oşinografi, deniz biyolojisi, balıkçılık, deniz jeofiziği ve deniz jeolojisi gibi bir çok alt dalı bulunmaktadır.

Oşinografi neye hizmet eder?

Oşinografide temel olarak incelenen okyanuslarda yer alan yaşam formlarının takibi, yeni yaşam formlarının keşfi, mevcut formların şartlarının iyileştirebilmesi için yapılması gerekenler, okyanuslarla ilgili ekosistemlerin yakından incelenmesi, bunların dışında denizler için de mevcut formların takibi, korunması ve iyileştirilmesi için bir takım çalışmalar yapar.

Kaynak Mailce

Yeşil Kahveyi Biliyormusunuz…?

Yeşil kahve nedir ne işe yarar?

Son dönemlerde yeşil çay gibi ürünlerin yanında hem sağlığa faydalı hem de kilo vermeye etkili ürünlerden biri de yeşil kahvedir. Bir çok sağlık problemine iyi geldiği gbii en büyük etkisi hızlı kilo vermeye yardımcı olduğundan son zamanlarda yeşil kahve ile zayıflama konusu da gündemde kalan konulardandır.

Gündemde kalmasından dolayı halk arasında sürekli olarak yeşil kahve faydası nedir, yeşil kahve nerede bulunur, yeşil kahve zayıflatır mı, yeşil kahve ne zaman içilmeli gibi sorular araştırılmaktadır. Aslına bakılacak olursa yeşil kahve diye bahsedilen ürün; tamamen normal bilindik kahvenin kavrulmamış biçimindeki halidir.

Sıklıkla kullandığımız kahveler kavrularak piyasaya sürüldüğünden, yetiştiği süreçlerde içerisinde depolanan antioksidanlar, vitaminler ve mineraller açısından kayıplara uğramaktadır. Ancak yeşil kahve bu tür işlemlere tabi tutulmadığından bahsedilen tüm içerikleri korumaktadır ve otomatikman kavrulmuş kahveye nazaran daha faydalı olabilmektedir.

Yeşil Kahveyi Biliyormusunuz…? yazısına devam et

Nasıl Güzel Konuşuruz…?

Varlığımızı kanıtlamada, dış dünya ile bağlantımızı kurmada konuşmanın bize sunduğu olanaklardan yararlanırız Acaba bu olanakları gerektiği gibi kullanabiliyor muyuz? Nasıl konuşuyoruz? Konuşma güçlüğü çekiyor muyuz?

Konuşma güçlüğü çekip çekmediğimizi, düşünce ve duygularımızı rahatça anlatıp anlatamadığımızı, karşımızdakilerle doğal bir iletişim kurup kuramadığımızı anlayabiliriz Konuşurken hangi türden yanlışlıklar yapıyoruz? Söylemek istediklerimizi tam verebiliyor muyuz?

Konuşma sırasında yaptığımız yanlışların ayrımına varamayız Bunları ancak karşımızdakiler, bizleri dinleyenler bilebilir Belki amacımızı tam karşılayacak uygun sözcükleri seçemiyor, aşınmış kullanımdan düşmüş sözcükler seçiyoruz Belki el, kol, yüz hareketlerimizi bedensel davranışlarımızı konuşmanın akışına uyduramıyoruz

Nasıl Güzel Konuşuruz…? yazısına devam et