Bi Nefeslik Şifa

Yâ Rabbî!
Yâ Rabbî!
Yâ Rabbel Âlemîn!
Sahrada kalmış bi gecenin susuzluğunda
damağa râm olmuş dilim dudagım.
Her bi zerre’i mahlukâta sinen
rahmetinden rûhuma bahş etmez misin?
Can kırıklarıyla dolu heybeme
Bi nefeslik sifa, AŞK üflemez misin?
Bu gecenin sabahı yok gayri,
Cesedimi alıp da çıkıyorum sefere
Ruhumu bedel biraktim İSTANBUL a yedi
tepede..


Mehrini ödedim her bi mutluluğumun,
Gülmüyorum zâti gözlerimle bi nefeste..
Selâmet rûhuma Yâ Râb!
Selâmet her bi zelle’i istiğfârima Yâ Hak!
Selâmet bi avuç nasibimken turâb,
Yağsın, secdeyi öperken dudaklarım
Son nefes dâhil iman ile yol almak..
Yükümüz mü ağır?
Biz mi kulluktan hafif kaldık?
Dert mi cektigimiz, cekip ipi boynumuzdan
dert edindigimiz mi felâketimiz?
Bürünmüş gece bi kameri ziyâya,
Çıkılır mı aceb bu leylden sabâha?.
Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh!
Muhafazan Allah!
Ya topraktan yaratılmasaydık,
Nereye gömülürdü bunca sessiz çığlıklar?
Peki hangi arş zapt ederdi bunca
derinden sarsılan zelzele’i felâketi?
İSTANBUL da severmiydi sâhi?
.. bunca vefâsız yağmurdan sonra toprak
kokusundaki sevgiliyi
İSTANBUL da kararırken yumusacık
ortalık,
İçimde tozla buz olan bahar gibi
seviyorum
Her bi zerreni..
Âminlere ismini fısıldarken,
Nefesin arsızca AŞK olup düşüyor toprağa
da,
Benden habersiz gönül yaşlarım suluyor
her bi harfini,
Mahzâ buralara SENDEN cemre damlıyor,
Bi gün arza, bi gün arşa, bi gün ruhâ
kıyâmet koynumda giz gönül yaşlarıma..
Zormuş unutmak bu geçmez yarayı
Akıp gitse de deli zaman
Ömrün SENDEN sonra eski neşesi yok!
Toprağa gömülen sancıların mîzanda
vebâ çok
SeNi sevmek intihar da,
Sevmemek ihtimâli yok
SeNi sensizlikte tatdım da,
Gelirsen, şâyet kalbimi kaldıracak
mîzânın kefesi Sende yok!

SELÂMETLE..