Rauf Denktaş Kimdir?Rauf denktaş’ın Hayatı (27/01/1924-13/01/2012)

Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs’ın Baf bölgesinde doğdu. Rauf Denktaş 1,5 yaşında iken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey’dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul’a gönderildi.
İçerik Rauf Denktaş Kimdir?Rauf denktaş'ın Hayatı (27/01/1924-13/01/2012)

Arnavutköy’de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi’nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs’a döndü ve liseyi Kıbrıs’ta bitirdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra hukuk eğitimi için İngiltere’ye gitti. Mezun olduktan sonra avukatlığa başladı. 1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım’la evlendi.

27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk Cemaatının iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak’ın teklifi ve Dr. Fazıl Küçük’ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu kongresinde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve Cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı.

1955’te terörist bir hüviyete bürünen Enonisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlardıyla 1.8.1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu.

1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi’yle İcra Komitesi Başkanlığı’na seçildi.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara’ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi.

16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı’na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansından sonra Makaryos tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada’ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy’e çıkarak savaşa katıldı. 1967’de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye’ye geri verildi. 1968’de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’a döndü.

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 28.2.1973’e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.

13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976’da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu.

22.4.1990’da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995’teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi.

17 Nisan 2005’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan’da görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.

KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 88 yaşında vefat etti…

Kaynak:kimkimdir.com

Mahmut Işık Kimdir?Mahmut Işık Hayatı

Karaman`ın ilçesi şark Fatihi yetimler babasından adını alan Kazım Kara Bekir ilçesi Kızıl Kuyu köyünde 1977 yılında dünyaya gözlerini açarak, nihavend makamı ile dünyaya ”Merhaba” demiş. Küçük yaşta müziğe karşı büyük bir ilgisi olduğu yakınları tarafından hemen fark edilir dayısı tarafından kendine bir Bağlama hediye edilir ve böylece Saz öğrenmeye başlar. Daha sonra mahalli müzik grupları ile düğünlere köy şenlikleri ve festivallerinde sahne alır, ve bu sırada çeşitli hocalardan özel müzik dersleri alır.
karaman_turkusunu_canli_dinleyin Mahmut Işık Kimdir?Mahmut Işık Hayatı
Mahmut Işık 2000 yılında Hollandaya gelir ve hemen Gökkuşağı sanat merkezine katılır burda profesyonel hocalardan Şan makam dersleri alır. 2006 yılında Gökkuşağı sanat merkezinin katkılarıyla HERDEM isimli ilk albümü ile müzik piyasasına giriş yapar, 2008 yılında Stüdyo Pekerler Hacılar Prodüksiyon ve Gökkuşağı Sanat merkezinin ortaklaşa çalıştığı, NAZAR isimli ikinci profesyonel albümünü sevenleri ile buluşturdu. Sanatçı telli Sazlarda Bağlama, Tambur, Divan Saz, Vurmalı Sazlarda Def, Bendir, Bongo, Darbuka, Davul, Üflemeli Sazlarda Ney, Kaval, Kawala, Flüt ve Klevye çalıyor, ayrıca sanatçı kendi stüdyosunda söz beste ve arenjerlik calışmaları yapmaktadır. Türkiye, Belçika, Fransa, Almanya, Avusturya, Danimarka, İsviçre, Hollanda, ve İngiltere gibi ülkelerde çeşitli kurum ve kuruluşların düzenlemiş olduğu konserlerde sahne almaktadır ve bir çok ulusal Radyo ve Televizyonlarda Konuk sanatçı olarak albümlerinden eserler seslendirmektedir.
Şuan Hollanda da ikamet etmekte…



 


 

 

 

 

Uysallar Yapı Malzemeleri-İbrahim UYSAL-KARAMAN

Uysallar Yapı Malzemeleri

İbrahim UYSAL

Adres : Mansurdede Mah.078.Sok.No:16/A (Lel Hamamı Karşısı) KARAMAN
Tel : 0 338 2131285
        0 338 2124632
Gsm : 0 533 3910899
Fax : 0 338 2124707
e-posta: uysallaryapi@hotmail.com

Necip Fazıl Kısakürek’ten Güzel Sözler

  • Kapıları yıkarcasına tekmeleyeceğim,
    limandaki bütün vapurların ve şehirdeki
    bütün fabrika bacalarının canavar düdüklerini öttüreceğim, trafiği
    durduracağım, insanları oldukları yerde mıhlayacağım ve gök tavanını
    yıkan bir sesle haykıracağım geliyor:– İnsanlar! Allah var! O’nu
    düşünmekten başka her işe paydos!…

    Bana “deli” mi diyecekler?

    Canım kurban, aklın son durağı olan böyle deliliğe!..

  • Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.
  • Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır
  • Her ağızdan, her telde faillik mırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun
    gıcırtısı.
  • Hep nefs çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem: İnsandan kaçmak kolay;
    kendimden kaçabilsem…
  • Tohum ek, vermezse toprak utansın.
  • Ne varsa çöplüğe at, belli başlı zamanlık,
    Ölümü öldürmekte olanca kahramanlık.
  • Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek.
    Siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?…
  • Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez.
    Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez…
  • Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış
    Marife bu geri yalnız çelik-çomakmış.
  • Öyle bir devimki ben hakikatte pireyim
    Bir delik gösterinde utancımdan gireyim.
  • Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın
    Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın.
  • Devler gibi eserler bırakmak için,karıncalar gibi çalışmak lazım.
  • Hep nefs çıkar karşıma,ölüp ölüp dirilsem:İnsandan kaçmak kolay,kendimden kaçabilsem.
  • Tel tel ve iplik iplik dikseler de ağzımı;
    Tek ses duysalar; Allah… Yoklayanlar nabzımı
  • Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,
    Allah’tan nasıl korkmaz, insan Onu sever de…
  • Seni aramam için beni uzağa attın!
    Alemi benim, beni kendin için yarattın!
  • Sabrın sonu selâmet,
    Sabır hayra alâmet.
    Belâ sana kahretsin;
    Sen belâya selâm et!
  • Su geceni durdursam, çekip de eteğinden;
    Soruversem: Haberin var mi öleceğinden?
  • Ne hasta bekler sabahı
    ne taze ölüyü mezar
    ne de şeytan bir günahı
    seni beklediğim kadar.
  • göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
    affet senden habersiz aldığım her nefesten…
  • Düşünüyorum: O’ndan evvel zaman var mıydı?
    Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı?
  • Göğe çıkanlar vardı zikirden kanatlarla
    Şimdi de çıkanlar var betonarme katlarla…
  • Bu dünya bir kuyu havasız çömlek
    Daralıyorum!
    Kelime manayı boğan bir gömlek
    Paralıyorum!
    ALLAH ismi varken lügat ne demek
    Karalıyorum!
    Kapımı,buyursun diye o melek
    Aralıyorum! !
  • Camiler serbest ama bütün yolları yasak;
    Onlar meydana hakim,bizse camide tutsak…
  • Görmemek için bakan,mavi,siyah,ela,göz!
    Köre görünse şaşmam sana görünmeyen öz!
  • Gaiblerde bir ses geldi: Bu adam,
    Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
    Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
    Gök devrildi, künde üstüne künde…
  • Şu gaflet yüklü insana bak: Kendinden varlık cakasında.
    Ve aşksız yobaz… İşi gücü, namazla cennet takasında.
    Tam dört asırdır Müslümanlık, Cansız etiket markasında…
  • Zor, onu beyni kanayan soylu kafalara sor,
    Ölüm zorların zoru, yaşamak ondan da zor….
  • ıçak soksan gölgeme, sıcacık kanım damlar.
    Gir de bir bak ülkeme, başsız başsız adamlar.
    Ağlayın su yükselsin! Belki kurtulur gemi,
    Anne, seccaden gelsin: bize dua et emi!!!
  • Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
    Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
    Bu ağır hediye kime gidecek,
    Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
  • Onu beyni kanayan soylu kafalara sor
    Ölüm zorların zoruu yaşamak ondan da zor
  • Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik…
    “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurunda bir gençlik…
    Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre…
    Birincisi iki buçuk asır… Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet…
    İkincisi üç asır… Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet…
    Üçüncüsü bir asır… Allahın, Kur’an’ında “belhümadal – hayvandan aşağı” dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret… Ya dördüncüsü ?…
    Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet…
    İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören… Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi…
    Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik…
    Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün “dikey”leri “yatay” hale getirecek bir çığlık kopararak “mukaddes emaneti ne yaptınız?” diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik…
    Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik…
    Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında “Hakimiyet Hakkındır” düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik…
    Emekçiye “Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!” diyecek…
    Kapitaliste ise “Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!” ihtarını edecek…Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik…
    Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk’ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezhebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik…
    “Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert “ben varım!” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!” fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik…
    Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnetsayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik…
    Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik…
    Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldağı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik…
    Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara “siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız !Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!” diyecek ve gerçek müslümanlığın “nasıl” ını ve “ne idüğü” nü her haliyle gösterecek bir gençlik…
    Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O’ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O’nun düşman larını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik…
    İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!
    Allahın selâmı üzerine oIsun…
    Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
    Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..
  • Üstüme söverek gel, bayılırım; fakat sövmen bir fikir öfkesine, bir düşünce sinirine bağlı olsun…
    Böyle gelebiliyor musun?
    Sen, yalnız kendine oyuncak edindiğin mukavva Dünya içinde sahte gerçekler imal edip bunları insanlara yutturmaktan anlıyorsun!
    Güvenle gel, biterim; öyle ki, hiçbir desteğin olmasa da güvenindeki heybet bana yeter?
    Böyle gelebiliyor musun?
    Sen yalnız, arslanın iki ayağı arasına sığınıp, faaliyetine engel gördüğü kediyi rapor eden sıçana benziyorsun!
    Fikrin yok, hakikatin yok, bilgin yok, ihlâsın yok, güvenin yok; ve düşün, bunlardan tek tek pay almış olarak ne çapta ahlâkın yok! ..
    Böyle olunca, işte böyle perişan olur; ve kalemini vücudunda en uygun kılıfa sokup, suspus, oturursun!
    Darısı Bâbıâli yokuşundan inip çıkarken bâb-ı âdi kulübesi sakinlerine mahsus bir eda takınanlara…
  • Elimden doğruca, güzelce, iyice bir yazımı çıkıyor? İğreniyorum!
    Hala bu memlekette doğru, güzel ve iyi olanı savunma gafletimden,
    Bu gafletin boşluğunu anlayamamak enayiliğinden İğreniyorum!Olanlar ortadayken hep bu günü yarına erteleyici ve gelmeyecek ,
    bir istikbale ısmarlayıcı cek ve cak edatlarından İğreniyorum!

    Dudaklarla kalpler arasındaki mesafeden,
    her akşam yorganı başına çeker ekmez uyuyan nefs muhasebesi yoksunu eyyamgüdar politikacıdan,
    tecrit kampı ve iman zindanı haline getirdikleri camilere hissizce girip çıkan marka müslümanlarından İğreniyorum!
    Gördüğü şeyi nasıl görebildiğini izahtan acizken gözüyle görmediği için Allah ‘ı inkar eden maddeciden İğreniyorum!

    Posayı cevher sanan kabuk milliyetçisinden,
    Çile çekmeden olmaya bakan ezberci medeniyetçiden,
    hayat ağacını devirmeyi ve nurlu meyvelerini ateşe atmayı inkılap sayan devrimbazdan
    ve bunlara inananlardan, kapılanlardan İğreniyorum!

    Hasılı, dil adına dilden, ev adına evden, vatan adına vatandan ve köy ,köylü, şehir, şehirli, gazete, dergi,
    kitap, mektep, talebe, muallim, polis, memur, kanun, nizam, kadın, erkek, dost, ahbap ne varsa bunların
    gerçekleri adına hepsinden İğreniyorum!!!

    Dahası varmı???

    Ağlayamayan, anlayamayan, içini kanatamayan, yumruğunu sıkamayan insandan, Allah’ın Kur-an da
    ”belhüm adal” (Hayvandan Aşağı) diye andığı iki ayaklılardan İğreniyorum!!!!!!!!!!!!!!!!!!

  • Veren de “O” alan da ”O ” ,
    Nedir senden gidecek?
    Telaşını gören de, “CAN” senin zannedecek…!

Mehmet Akif ERSOY’dan Güzel Sözler

  • Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
    Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
    “Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
    Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
  • Arkamda kalırsın, beni rahmetle anarsın.”
    Derdim, sana baktıkça, a bîçâre kitabım!
    Kim derdi ki: sen çök de senin arkana kalsın,
    Uğrunda harâb eylediğim ömr-i harâbım?(Safahât İçin

Ahmet Yesevi’den Güzel Sözler

  • Ey dostlar! Sakın ha cahil olanlarla dostluk kurmayınız.
  • Gönlünde Allahü tealanın aşkını taşıyanlar dünya ile tamamen alakalarını kesmişlerdir. Bunlar halk içinde Hak ile olurlar. Bir an Allahü tealayı unutmazlar.
  • Kafir bile olsa hiç kimsenin kalbini kırma. Kalb kırmak, Allahü tealayı incitmek demektir.
  • Gönlü kırık zavallı ve garip birini görürsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol.
  • Akıllı ve uyanık bir kimse isen, dünyaya gönül bağlama. Şeytan seni kandırıp dünyaya meylettirirse, seni emri altına almış demektir. Bundan sonra felaketten felakete sürüklenirsin de hiç haberin olmaz.
  • Himmet, yardım kuşağını sıkı sıkıya beline sarmayan insan, dünyâya meyl ve muhabbetten kurtulamaz. Allah yolunda göz yaşları dökerek ağlamadıkça, Allahü teâlâya âit ince sırlara kavuşamaz ve bu yolda ilerlemesi mümkün değildir.
  • İslâmiyetin emir ve yasaklarına uymakta gevşek davranan kimse, insanı Allahü teâlâya kavuşturan yolda ilerleyemez. Gönlü ve kalbi ile dünyâ düşünce ve işlerinden sıyrılıp, yalnız Allahü teâlâya yönelmedikçe, hakîkat meydanında bulunmak mümkün değildir. Bunlar hakkı idrâk edip, anlayıp bilmekten uzaktırlar.
  • Ey dostlar! Bir kimse, Allahü teâlânın aşkı ile yanıp yakılarak, bu denizde çok usta bir dalgıç olmadıkça, bundan çok daha derin olan vahdâniyet denizine giremez. Ona girmek için çok usta ve dikkatli bir dalgıç olmak gerekir.
  • Ahkâm-ı İslâmiyyeyi, İslâmî hükümleri tam bilmiyen, tatbik etmeyen bir kimse, evliyâlık yolunda bulunmağa kalkarsa, bunun îmânını şeytan çalar. Emir ve yasaklara uymakta gevşek olanlar, sonra da evliyâlık yolunda bulunduğunu, ilerlediğini, hattâ kendisinde bâzı hâllerin meydana çıktığını zanneden kimseler bu noktada çok yanılırlar. Bu hallerinin rahmânî olduğunu zannederler. Halbuki bunlar, abdestte, namazda, alış-verişte bir takım noksanlarının bulunduğunu ve yiyip içtiklerinin haram olduğunu bilmezler. Kendisinde var zannettiği o hâller, şeytanın oyunudur. Şeytan onu idâresine almış, istediği gibi hareket ettirmekte, o ise velî olduğunu zannetmektedir. Bunlar ne kadar zavallı ve bedbahttırlar.
  • Günahlar sebebiyle, paslanan gönüllerin kurtuluşu Allahü teâlâya çok tövbe, istigfâr etmek, her zaman Allahü teâlâyı düşünmek, O’nun râzı olduğu, beğendiği işleri yapmak ve hiçbir zaman O’ndan gâfil olmamakla mümkündür.
  • Malının çokluğu dillere destan olan Kârûn bile, malının hayrını, faydasını göremedi. Nihâyet toprak altında yok olup gitti.
  • Nefse uymak yolunda bulunan kimse rüsvâ olmuştur. Artık, yatıp kalkarken onun yoldaşı şeytandır.
  • Gariblere merhamet etmek, Resûlullah’ın sallallahü aleyhi ve sellem sünnetidir. Nerede bir garib görsen, ona olan merhametinden dolayı gözyaşların akmalıdır.
  • Gönlü kırık, zavallı ve garib birini görürsen, yarasına merhem ol. Onun yoldaşı ve yardımcısı olmaktan çekinme.

Bor Madeni Hakkında Bilgiler

Dünyada toplam bor rezervi 1,176 milyon tondur.Dünyadaki bor yatakları Türkiye,Rusya ve ABD’de bulunmaktadır.Bu üç ülkenin rezerv dağılımına bakıldığında toplam rezervin %72’sinin Türkiye’de bulunduğu görülmektedir.
Bor madenleri bor elementi içeren minerallerdir.Periyodik sistemin üçüncü grubunun başında bulunan ve atom numarası 5 olan bor elementi,kütle numaraları 10 ve 11 olan iki karalı izotopdan oluşur.Elementel bor 1808 yılında Fransız kimyacı Gay-Lussac ile Baron Louis Thenard ve İngiliz kimyacı Sir Humpry Davy tarafından bulunmuştur.

Bor Fiziksel Özellikleri
Faz >> Katı
Yoğunluk (yakın oda sıcaklığı)>> 2.34 g/cm3 2,34 g/cm3
Erime noktası Sıvı yoğunluğu>> 2.08 g/cm3 2,08 g/cm3
Erime noktası >> 2349 K (2076°C, 3769°F) 2349 K (2.076 ° C 3.769 ° F)
Kaynama noktası>> 4200 K (3927°C, 7101°F) 4.200 K (3.927 ° C 7.101 ° F)
Isı füzyon>> 50.2 kJ/mol 50,2 kJ / mol
Buharlaşma ısısı>> 480 kJ/mol 480 kJ / mol
Isı kapasitesi>> (25°C) 11.087 J/(mol-K) (25 ° C) 11,087 J / (mol-K)]

Bor yeryüzünde toprak,kaylar ve suda yaygın olarak bulunan bir elementtir.Toprağın bor içeriği genelde ortalama 10-20 ppm olmakla birlikte ABD’nin Batı bölgelerin ve Akdeniz’den Kazakisten’a kadar uzanan yörede yüksek konsantrasyonda bulunur.Deniz suyunda 0,5-9,6 ppm,tatlı sularda ise 0,01-1,5 ppm aralığındadır.Yüksek konsantrasyonda ve ekonomik boyutlarda bor yatakları,değişik metal borat bileşikleri olarak daha çok Türkiye ve ABD’nin kurak,volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerde bulunmaktadır.

Bor Atom Özellikleri
Kristal yapısı>> Rhombohedral Rhombohedral
Yükseltgenme>> 3 (mildly acidic oxide) 3 (hafif asidik oksit)
Elektronegatiflik>> 2.04 (Pauling scale) 2,04 (Pauling ölçeği)
İyonlaşma enerjileri>>
1st: 800.6 kJ/mol 1.: 800,6 kJ / mol
2nd: 2427.1 kJ/mol 2nd: 2427,1 kJ / mol
3rd: 3659.7 kJ/mol 3rd: 3659,7 kJ / mol
Atom yarıçapı>> 85 pm 85 am
Atom yarıçapı (hes.)>> 87 pm 87 am
Kovalent yarıçapı>> 82 pm 82 am

Tarihte ilk olarak 4000 yıl önce Babiller Uzak Doğu’dan boraks ithal etmiş ve bunu altın işlemede kullanmışlardır.Mısırlıların da boru;mumyalamada,tıpta ve metalurji uygulamalarında kullandıkları bilinmektedir.Eski Yunanlılar ve Romalılar boratları temizlik maddesi olarak kullanılmış,ilaç olarak ilk kez Arap doktorları tarafından M.S 875 yılında kullanılmıştır.Borik asit 1700’lü yılların başında borakstan üretilmiş,1800’lü yılların başında ise elementel bor elde edilmiştir.
Yurdumuzda ilk bor yatağı 1815 yılında Balıkesir ili Susurluk ilçesinin Ildız(Yıldız) köyünde bulunmuştur.
Bor minerallerinin bileşimleri ve yapısal özellikleri büyük oranda farklılık göstermesine karşın bor mineralleri genellikle Ca,Na ve Mg boratlar olarak görülürler.Birçok ekonomik bor yataklarının ana bileşenleri Ca ve Na boratlardır.
Doğada yaklaşık 230’dan fazla bor minerali mevcut olup,ticari öneme sahip olan bor mineralleri;tinkal,kolemanit,kernit,üleksit,pandermit,
borasit,szaybelit,hidroborasit gibi minerallerdir.Bor mineralleri,yapılarında farklı oranlarda bor oksit(B2O3) içerirler.

Başlıca Bor mineralleri
Tinkal: Na2B4O7.10 H2O
Kernit: Na2B4O7.4H2O
Kolemanit: Ca2B6O11.5H2O
Üleksit: NaCaB5O9.8H2O
Datolit: Ca2B2O5.Si2O5.H2O
Hidroborasit: CaMgB6O11.6H2O

Dünyadaki önemli bor yatakları Türkiye, ABD ve Rusya’da yer almaktadır. Dünya toplam bor rezervi sıralamasında Türkiye %72’lik pay ile ilk sıradadır. Dünyadaki en önemli bor üreticileri; Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Türkiye) ve Rio Tinto (ABD)’dur. Bu iki kuruluş dünya bor üretiminin yaklaşık %70’ini gerçekleştirmektedir.Bor madeni yataklarının bulunduğu ülkeleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

  • Amerika Birleşik Devletleri (özellikle California)
  • Türkiye
  • Şili
  • Arjantin
  • Iran
  • Rusya

MİMAR SİNAN’IN ESERLERİ

Camiler
İstanbul Süleymâniye Câmii,
İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
Haseki Hürrem Câmii,
Mihrimah Sultan Camii (Edirnekapı’da),
Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
Mehmed Paşa (Sokullu) Câmii (Kadırga Limanında),
İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
Zâl Mahmûd Paşa Câmii (Eyüp’te),
Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
Mihrimah Sultan Câmii (Üsküdar’da, iskelede),
Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),
İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
Çoban Mustafa Paşa Câmii (Geğbüze’de),
Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,
Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,
Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,
Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
Sultan Selim Câmii (Edirne’de),
Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
Semiz Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),
Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),
Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),
Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),
FerhadPaşa Câmii (Çatalca’da),
Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).

Medreseler
Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),
Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),
Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),
Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),
Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),
Şehzâde Sultan Mehmed Medresesi (İstanbul’da),
Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),
Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),
Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),
MehmedPaşa Medresesi (Kadırga’da),
MehmedPaşa Medresesi (Eyüp’te),
Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),
Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),
Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da), 17i.lşiplş.ml.çmö)AhmedPaşa Medresesi (Topkapı’da),
Sofu MehmedPaşa Medresesi (İstanbul’da),
İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),
Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),
İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),
Kasım Paşa Medresesi,
Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),
Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Geğbüze’de),
Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),
İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),
Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),
Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),
Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),
Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),
Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),
Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),
Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),
Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),
Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),
Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),
Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),
Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),
Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),
Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),
Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),
Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),
Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),
Yunus Bey Medresesi (Draman’da),
Karcı Süleyman Bey Medresesi,
Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),
Defterdar Şerifezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),
Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
Kirmasti Medresesi,
Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),
Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),
Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),
Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),
Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),
Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).

Dârülkurrâlar
SultanSüleymanHanDârülkurrâası (İstanbul’da),
Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),
Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),
Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),
Sokullu MehmedPaşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).

Türbeler
Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),
Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),
SultanSelim Türbesi (Ayasofya civârında),
Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),
ŞehzâdelerTürbesi (Ayasofya’da),
Vezir-i âzam RüstemPaşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),
Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),
MehmedPaşa Türbesi (Topkapı’da),
Çocukları için inşâ ettiği türbe,
Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),
Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),
Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),
Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),
Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),
Arap AhmedPaşa Türbesi (Fındıklı’da),
HayreddinPaşa Türbesi (Beşiktaş’ta),
Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),
Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),
Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da,
Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).

İmâretler
SultanSüleymân İmâreti (Süleymaniye’de),
Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),
Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),
Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),
SultanSelim İmâreti (Karapınar’da),
SultanSüleymân İmâreti (Şam’da),
Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),
SultanSüleymân İmâreti (Çorlu’da),
Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),
Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),
Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),
MehmedPaşa İmâreti (Burgaz’da),
MehmedPaşa İmâreti (Hafsa’da),
Mustafa Paşa İmâreti (Geğbüze’de),
MehmedPaşa İmâreti (Bosna’da).

Dârüşşifâlar
SultanSüleymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),
Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),
Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)

Su Yolları Kemerleri
Bend Kemeri (Kağıthâne’de),
Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),
Muglava Kemeri (Kemerburgaz’da),
Gözlüce Kemer (Cebeciköy’de),
Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).

Köprüler
Büyükçekmece Köprüsü,
Silivri Köprüsü,
Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üzerinde),
Sokullu MehmedPaşa Köprüsü (Tekirdağ’da),
Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),
Kapıağası Köprüsü (Harâmidere’de),
MehmedPaşa Köprüsü (Sinanlı’da),
Vezir-i âzam Mehmed Paşa (Mostar) Köprüsü (Bosna’da, Vişigrad kasabasında).

Kervansaraylar
Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),
Kervansaray (Büyükçekmece’de),
RüstemPaşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),
KebecilerKervansarayı (Bitpazarı’nda),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),
Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),
Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),
Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),
RüstemPaşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),
Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)
MehmedPaşa Kervansarayı (Hafsa’da),
Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),
RüstemPaşa Kervansarayı (Edirne’de),
Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),
İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).

Saraylar
Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),
Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),
Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),
Galatasarayın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),
Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),
İbrâhim Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),
Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),
Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),
İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),
Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),
Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),
MehmedPaşa Sarayı (Kadırga’da),
Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),
MehmedPaşa Sarayı (Üsküdar’da),
Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),
Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),
Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),
Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),
AhmedPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),
Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),
SinânPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
Sofu MehmedPaşa Sarayı (Hocapaşa’da),
Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),
MehmedPaşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),
Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),
Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),
AhmedPaşa Sarayı (şehrin dışında),
AhmedPaşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),
AhmedPaşa Sarayı (Eyüp’te),
Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te),
MehmedPaşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),
Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da),
Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde).

Mahzenler
Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),
Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),
Anbar (sarayda),
Anbar (Has Bahçe Yalısında),
Mutbak ve kiler (sarayda),
Mahzen (Unkapanı’nda),
İki adet anbar (Cebehâne yakınında),
Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).

Hamamlar
SultanSüleymân Hamamı (İstanbul’da),
Sultan Süleymân Hamamı (Kefe’de),
Üç Kapılı Hamam (Topkapısarayında),
Üç Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),
Haseki SultanHamamı (Ayasofya yakınında),
Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),
Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),
Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da),
Vâlide SultanHamamı (Karapınar’da),
Vâlide SultanHamamı (Cibâli Kapısında),
Mihrimah SultanHamamı (Edirnekapı’da),
Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),
MehmedPaşa Hamamı (Galata’da),
MehmedPaşa Hamamı (Edine’de),
Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),
İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),
Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),
Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),
Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),
Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),
Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),
Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),
Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),
Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),
Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),
Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),
Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),
Hamam (Çatalca’da),
RüstemPaşa Hamamı (Sapanca’da),
Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),
Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),
Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),
Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),
Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
İskender Paşa Hamamı,
Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),
Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),
Beykoz Hamamı,
Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),
Hamam (Eyüp’te),
Dere Hamamı (Eyüp’te),
Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),
Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),
HayreddinPaşa Hamamı (Tophâne’de),
Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),
Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),
Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da) olmak üzere

Toplam 365 eseri vardır.

Hazreti Mevlana’dan Güzel Sözler

 

  • Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini
    yüreğinde tutma! Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla
    olma! Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma! Eğer hiç kimseden sana
    kötülük gelmesini istemiyorsan; kötü söyleyici, kötü öğretici, kötü
    düşünceli olma! Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde
    olursun. İşte o sevinç cennetin ta kendisidir. Eğer bir kimseyi
    düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun. İşte bu dert de
    cehennemin ta kendisidir. Dostlarını andığın vakit gönül bahçen çiçek
    açar, gül ve fesleğenlerle dolar. Düşmanları andığın vakit, gönül
    bahçen, dikenler ve yılanlarla dolar; canın sıkılır, içine pejmürdelik
    gelir.
  • Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol.
  • İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
  • Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol
    Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
    Tevazu ve alçakgönüllükte toprak gibi ol
    Hoşgörülülükte deniz gibi ol
    Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol
  • Her gün bir yerden göçmek ne iyi
    Her gün bir yere konmak ne güzel
    Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
    Dünle beraber gitti cancağızım,
    Ne kadar söz varsa düne ait,
    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
  • Gel, gel, gel, ne olursan ol yine gel!
    İster kâfir, ister putperest, ister mecusi ol, gel
    Bizim dergâhımız
    Ümitsizlik dergâhı değildir.
    Yüzbin kere tövbeni bozmuş olsan da
    Yine gel…
  • Mümkün mü bu, olsun ruhumuz ilgisiz?
    Sen bende ve ben sende doğar, gizleniriz.
    Sen ben deyişim anlatabilmek için,
    Sen ben aramızda yok ki gerçekte biriz.
    Her ne istiyorsan kendinde ara!
    Senin canının içinde bir can var, o canı ara!
    Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara!
    Eğer yürüyen dervişi arıyorsan;
    ONU SENDEN DIŞARIDA DEĞİL,
    KENDİ NEFSİNDE ARA!
  • Ayran kâsem önümde oldukça, vallahi kimsenin balını düşünmem bile. Azıksızlık, ölümle kulağımı bursa bile,
    HÜRRİYETİ KULLUĞA SATMAM BEN!
  • Denizi gören göz başka, köpüğü gören göz başka…Köpüğü bırak da denizin gözüyle bak sen! Köpükler, gece gündüz denizden meydana gelir, onları deniz harekete geçirir. Fakat ne şaşılacak şey ki, SEN KÖPÜĞÜ GÖRÜYORSUN DA DENİZİ GÖRMÜYORSUN.
  • Allah için ateşe atılmak vardır. Lâkin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş, seni değil, İbrahimleri tanır ve yakmaz.
  • Kargalar ötmeye başlayınca, bülbüller susar.
  • Can da ne oluyor, inci mercan da ne oluyor, canan için harcanmadıktan sonra?
  • Bin bahar görse de taş yaşarmaz
  • Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez
  • Fare huylulara, kedi bey olur
  • Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir
  • Sevgide güneş gibi; kusurları örtmekte gece gibi ol
  • İnsanların düşünceleri, havada uçuşan kurtlar gibi özgürdür. Tutulup hapsedilemez.
  • Yıkılmış bir kalbi, gönül kubbesini tamir etmek, yüz defa Hacc’a gitmekten hayırlıdır.
  • Kitap ruhun gıdası, aklın ilâcıdır
  • Her iki cins arı da aynı yerden gıda alırlar,
    Fakat birinde zehir, diğerinde bal hasıl olur.
    Her iki cins ceylan da, ot ve su ile beslenir,
    Fakat birinde gübre, diğerinde ise saf misk hâsıl olur.
    Her iki cins kamış da aynı yerden sulanır,
    Fakat biri boş olur, diğeri su ile dolar.
    Bunlar gibi yüz bin misal bulabilirsin,
    Fakat her iki şey yetmiş yıllık yol kadar birbirinden farklı ve uzaktır.
    Biri yer ahmak olur, O’ndan (Allah’tan) uzak düşer,
    Diğeri ise yer, baştan ayağa Allah’ın nûru ile dolar.
  • Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz?
    Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?
  • Nice insanlar gördük üstlerinde elbise yok!
    Nice elbiseler gördük içlerinde insan yok!
  • Dünle beraber gitti, düne ait ne varsa cancağızım.
    Bugün yeni şeyler söylemek lâzım.
  • Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde?
    Dikenin itibarı ancak gül sayesinde!
  • Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol
  • Cenazemi gördüğünde “ayrılık” diye feryat etme,
    Neden güneşin ve ayın batışından şikâyetçisin?
    Madem ki mezara indirilişimi seyrettin, çıkışını da gör.
    Hangi tohum yere döküldü de çıkmadı gitti?
  • Çimenlerin arasına uzandığınızda dünyanın doğru-yanlış fikirlerinize ihtiyacı olmadığını göreceksiniz.
  • Dünyaya herkesin bakmadığı yönden bak.
  • Ten candan, can da tenden gizli değildir. Fakat kimseye canı görmek izni verilmemiştir.
  • Hakk âşıkları, muhabbet deryâsının balıklarıdır. Onlar vuslat suyuna kanmazlar, bu sebeple balıktan başka herkes suya kandı, nasibi olmayanın da günü, uzadıkça uzadı.
  • Rûhen yükselmemiş, ham kalmış kişi, yetişkin, olgun kişinin halinden anlamaz. Öyle ise sözü kısa kesmek gerektir, vesselâm.
  • Dünya bağını kopar, maddeye olan bağlılıktan kendini kurtar da,hür ol, ey oğul ne zamana kadar altının, gümüşün esiri olacaksın?
  • Rızıklar denizini, bir testiye dökecek olsan, ne kadarını alır? Ancak bir günlük kısmet, bir günlük su…
  • Topraktan yaratılmış olan bedenimiz, aşk yüzünden göklere yükseldi. Dağ bile çevikleşti, oynamaya başladı.
  • Ey âşık! Aşk Tûr Dağı’na can olunca, Tûr mest oldu, kendinden geçti, Mûsâ da düşüp bayıld
  • Fakat kendi dilinden anlayanlardan, kendi dilini konuşanlardan uzak düşen kimse, yüzlerce dil, yüzlerce nağme bilse, yine dilsiz olur, susar.
  • Şunu iyi bil ki, kâinatta var olan her şey, sevgilinin tecellîsinden ibârettir, onun yarattıklarıdır.Onun kudretini,yaratma gücünü göstermektedir.
  • Aslında, âşık bir perdedir. Var olan, diri olan ancak sevgilidir. Âşık ise bir ölüdür. Var gibi görünen bir yoktur.
    Bu hakîkati sezemeyen, ilâhî aşka meyli, isteği olmayan kimse, kanatsız bir kuş gibidir. Vay onun haline, yazıklar olsun ona…
  • Baskalarinin bahtiyarlığına imrenme. Çok kimseler var ki, senin hayatına gıpta ediyorlar.
  • Topraktan biten güller solar gider,gönülden biten güller daimidir.
  • içteki kiri su degil,ancak gözyaşı temizler.
  • Keskin dişli kaplana acımak, zavallı koyunlara haksızlıktır.
  • Önce farenin serrini defet, sonra buğday biriktirmeye çalış.
  • İnsan yüzlü pek çok şeytan var, her ele el vermemek gerek.
  • Herkes herkese bir lokma bir şey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allah’in işidir.
  • Tatlı suyun başı kalabalık olur.
  • Putların anası, nefsinizin putudur.
  • Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.
  • Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar.
  • Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.
  • Bir kimseyi tanımak istiyorsan düşüp kalktığı arkadaslarına bak.
  • Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, Onu aramamak demektir.
  • Hiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz.
  • Dogrudan nasihat, kisiyi yaralar.
  • Hayatta muvaffak olmak için üç şey lazımdır: Dikkat, intizam, çalışma.
  • Her şeye doğru demek ahmaklıktır, fakat her şeye yanlış demek de zorbalıktır.
  • Akıl, aşk ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.
  • Dertli adamın kararsızlıklarla, dumanlarla dolu bir evi vardir. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun.
  • Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.
  • Dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.
  • Eğer dostun yoksa niçin aramıyorsun. eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun.
  • Minareden Düşenin Parçası Bulunur, Bulunur da ;gönülden düşenin parçası bulunmaz…
  • Her ne istiyorsan kendinde ara!
    Senin canının içinde bir can var, o canı ara!
    Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara!
    Eğer yürüyen dervişi arıyorsan,
    Onu senden dışarıda değil,
    Kendi nefsinde ara!
  • Aşık, yüz kişinin içinde bile, gökteki yıldızlar arasında parlayan ay gibi belli olur.

Hz.Muhammed’in Güzel Sözleri

Sevgili peygamberimizin sözleri harf sırasına göre dizilmiştir.

  • Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.
  • Acı da olsa doğruyu söyleyiniz.
  • Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız.
  • Ahir zamanda pek az bulunan şey, güvenilecek kardeş ve helal yoldan kazanılan paradır.
  • Akıllı kişi nefsine hâkim olup ölümden sonrası için iş yapandır. Akılsız kişi ise nefsini arzularına tabi kılıp sonrada Allah’a karşı Temennide bulunandır.
  • Alimlere sorun; hekimlerle konuşun ve fakirlerle oturun.
  • Alimlere uyunuz. Çünkü onlar, dünyanın kandilleri, ahiretin de lambalarıdır.
  • Allah hüzünlü kalbi sever.
  • Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
  • Allah(cc)’a iman ettikten sonra en üstün akıl, bir hakkı terk etmeden, halkla geçinebilmektir.
  • Allah, Kitabı, Resulü, müminlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlar için nasihattir.
  • Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
  • Allah, ümmetimin kalplerindeki kötü arzu ve meyilleri, söz ve fiil haline çıkarmadıkları müddetçe affeder.
  • Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
  • Allah’ın kullarından hoşnutluğunun nişanesi, fiyatların düşük, hükümdarın ise adaletli olmasıdır. Allah’ın, onlara gazap etmesinin nişanesi ise, hükümdarın adaletsiz, fiyatların ise yüksek olmasıdır.
  • Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
  • Allah’a isyan olan bir hususta kimseye hiç bir itaat yoktur. İtaat ancak marufta (ser’i ölçüler içerisinde)dir.
  • Allah’tan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder.
  • Allah’tan faydalı ilim isteyin ve fayda vermeyen ilimden Allah’a sığının.
  • Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğuz ettiğine de Allah için buğzetmektir.
  • Ana – babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilikte bulunsun.
  • Ana ve baba, cennet kapılarının tam ortasıdır. İnsanı cennete ulaştıracak en iyi şey, ana ve babaya iyilik etmektir.
  • Arzusu ve hedefi Allah’tan başka şey olarak sabahlayan Allah(ın kulların)dan değildir.
  • Baba sevgisini koru. O sevgiyi kesip atarsan, Allah da senin mutluluk ışığını söndürür.
  • Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin.
  • Bana benzemekten en çok uzak olanınız, cimri, ağzı bozuk ve çirkin söz söyleyen kimsedir.
  • Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. O zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.
  •  Bela insanın diline bağlıdır.
  • Benim Ehl-i Beyt’imi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin. Baş, gözler olmadan yolunu bulamaz.
  • Bildiği ile amel eden kişiye Allah bilmediği ilimlerin bilgisine varis kılar.
  •  Bilgisizler içinde bir bilgili, ölüler içinde bir diridir.
  • Bilin ki, ümmetimin en kötüleri, kötülüklerinin korkusundan dolayı saygı gösterilen kimselerdir. Şerrinden korkularak saygı gösterilen kimse benden değildir.
  • Bir anlık tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır.
  • Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.
  • Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.
  • Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir.
  • Bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.
  • Bir Müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o Müslüman için birer sadakadır.
  • Bir saat sonra kıyamet kopacak olsa, elinize bir fidan almışsanız yine de onu dikiniz.
  • Bir şey sattığında, satın aldığında ve alacağını istediğinde kolaylık gösteren kula Allah merhamet etsin.
  • Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
  • Biriniz elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, onu dikmeye gücü yeterse, diksin.
  • Biriniz yemeğe davet: edilince, oruçlu ise: “Ben oruçluyum” desin.
  • Birinizin yamalı bir elbise giymesi, kendisine güven duyulan bir görünüm vererek bedelini ödeyemeyeceği bir elbise alıp giymesinden daha iyidir.
  • Bizi aldatan bizden değildir.
  • Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab’ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.
  • Cahiller cesur olurlar.
  • Cebrail bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.
  • Cennet hoşlanılmayan şeylerle, cehennem de şehvete hitap eden şeylerle kuşatılmıştır.
  • Cennet annelerin ayakları altındadır.
  • Cennet  sermayesi La ilahe illallah, nimetin sermayesi ise Elhamdülillah’ tır.
  • Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.
  • Cihad, kıyamet gününe kadar geçerli bir emirdir.
  • Cihadın en faziletlisi zalim sultan katında hakkı söylemektir.
  • Daha vakti var, ilerde yaparım  demek, şeytanın müminlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
  • Din kardeşlerine gelen belaya sevinme. Sonra Allah ona afiyet, sana bela verir.
  • Dostlukta da düşmanlıkta da aşırıya kaçmayın.
  • Dört şey peygamberin sünnetlerindendir: haya, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.
  • Dua da bir ibadettir.
  1. Dua etmek (hali) verilen de icabet edilmekten mahrum olmaz.
  2. Kendisine mağfiret dilemek (hasleti) verilen, bağışlanmaktan mahrum kalmaz.
  3. Şükretmek (hasleti) verilen, nimetin çoğalmasından mahrum olmaz.
  4. Tövbe etmek (hasleti) verilen, tövbesinin kabul olunmasından mahrum olmaz
  • Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.
  • Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir.
  • Eller üç kısımdır: Alan el, veren el ve tutan el. Bunların en iyisi ise veren eldir.
  • En büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır.
  • En büyük hıyanet, seni doğru kabul eden Müslüman kardeşine yalan söylemendir.
  • En hayırlı erkek, eşine en iyi davranandır.
  • En hayırlınız  Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.
  • En mükemmel insan, başkalarına en çok yararı dokunan insandır.
  • En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir.
  •  Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.
  • Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.
  • Erkek hanımına, hanım da beyine sevgiyle baktıklarında, Cenab-ı Hak ta onlara rahmetle bakar. Şayet erkek, hanımının ellerini ellerine alırsa, her ikisinin de, günahları parmaklarının arasından dökülür gider.
  •  Evlat kokusu cennet kokusudur.
  • Evlat kokusu cennet kokusudur.
  • Evlerinizin hayırlısı, içinde ikrama mazhar olan yetimin bulunduğu evdir.
  • Fitne döneminde ibadete sarılmak, bana hicret etmek gibidir.
  • Gece şu taraftan (doğudan) gelince, gündüz de şu taraftan (batıdan) gidince, güneş de batınca oruçlu orucunu açmıştır.
  • Gerçek Müslüman, odur ki Müslümanlar kendisinin elinden ve dilinden emindir. Gerçek muhacir ise Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.
  • Görmediği halde, vaat edilen cennet için, peşin olan şehveti terk eden kimseye ne mutlu.
  • Gözlerinizi haramdan sakının.
  • Güler yüzlülük kini giderir.
  • Gülerek günah işleyen ağlayarak Cehenneme girer.
  • Güzel ahlak, dostluğu sağlamlaştırır.
  • Güzel söz sadakadır.
  • Hacamat ettiren de, hacamat eden de orucunu açmıştır
  • Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır.
  • Haksızlıkla bir makama ulaşan kimse, haddini aşmış sayılır.
  • Hangi arkadaş daha üstündür? Diye Resulullah(sav)’a sorulunca şöyle buyurdu: “Allah’ı hatırladığında sana yardım eden, Allah’ı unuttuğunda ise sana hatırlatan kimsedir.” Halkın en kötüsü kimlerdir? Diye sorduklarında Resulullah(sav) “Fesada bulaşan âlimlerdir.” buyurdu.
  • Haramın her türlüsünden çekinin.
  • Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.
  • Hasetten kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yakıp tükettiği gibi bütün hayırları yer tüketir.
  • Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
  • Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.
  • Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.
  • Her kim mescide cemaatle namaz kılmak için gelirse, her gelişi için Allah ona cennette özel bir mükafat hazırlar.
  • Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.
  • Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir.
  • Herhangi biriniz rüya görmezse üzülmesin. Çünkü ilmin derinliklerine dalan kimse, rüya görme özelliğini kaybeder.
  • Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzap (çok yalancı) diye yazılır.
  • Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür.
  • Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.
  • Hiçbir farz namazı kasten terk etme. Kim namazı kasten terk ederse, İlahi koruma ve teminattan mahrum kalır.
  • Hiçbir mümin diğer bir mümine, onun hidayetini artıran ve onu helak olmaktan koruyan faydalı sözden daha değerli bir hediye vermemiştir.
  • Hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah’a dua etsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabeler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.
  • Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe iman etmiş olamaz.
  • Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine (müteakip) hilâli görünceye kadar da yemeyin. Bulut araya girerse ayı takdir edin.
  • Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir. Irkçılık üzere ölen de bizden (Müslümanlardan) değildir.
  • İçinizde ehl-i beytimin durumu, Nuh peygamberin gemisine benzer. O gemiye binen kurtulur, binmeyen helak olur.
  • İki bayram ayı eksilmezler: Bunlar Ramazan ve Zü’l-Hicce aylarıdır.
  • İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.
  • İki günü bir olan bizden değildir.
  • İki Müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir
  • İki sesi Allah sevmez: Musibete uğradığında feryat etmeyi ve nimete kavuştuğunda saz çalmayı.
  • İlim bir hazinedir; anahtarı sormaktır. Allah size rahmet etsin, sorun; çünkü sormakla dört kimse mükâfat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve onları seven.
  • İlim öğrenmek erkek-kadın tüm Müslümanlara farzdır.
  • İlim öğrenmek için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.
  • İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.
  •  İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır, yarısı şükürdür.
  • İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır.
  • İman, yetmiş küsur şubedir ve utanma imandan bir şubedir” buyurmuştur.
  • İmanı en üstün olanınız, en güzel ahlaklı olanınızdır.
  • İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.
  • İnsanı helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.
  • İnsanlar “inandık” demekle, imtihandan geçirilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?”
  • İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek… İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir müminin ahlakında yer alamaz.
  • İnsanlar babalarından çok zamanlarına benzerler.
  • İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onlar arasında dini konusunda(yapılan saldırılara) sabırla karşı koyan, kor parçasını avuçlayan gibi olacak.
  • İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.
  •  İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz. İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.
  • İnsanlara layık oldukları değeri verin.
  • İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
  • İnsanlara verilenlerin en hayırlısı güzel ahlaktır.
  • İnsanları inandıklarından vazgeçirmek, onları bir şeye inandırmaktan daha zordur.
  • İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.
  • İnsanların Peygamberlerden öğrene geldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.
  • İnsanoğlu Allah’a karşı kurban gününde kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır.
  • İnsanoğlu ihtiyarladıkça ondaki iki haslet gençleşir: İhtiras (tamah) ve arzu.
  • İslam cemaatinden bir karış da olsa ayrılan, boynundan İslam bağını çözmüş demektir.
  • İslâm, güzel ahlâktır.
  • İslam’ın dışında bir millet üzerine yemin eden, söylediği gibidir. (Onlardandır)
  • İslam’ın düğmeleri düğme düğme çözülecek. Her düğme çözüldükçe insanlar onu takip eden düğmeyi çözmeye teşebbüs edecekler. Bu çözülen düğmelerin ilki idari konular, sonuncusu da namazdır.
  • İstanbul bir gün elbet fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onun askeri ne güzel askerdir.
  • İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.
  • İşler ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.
  • İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun.
  • İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. etmez  ise ehli sen olursun.
  •  Kabrimi ziyareti bayrama çevirmeyin.
  • Kadere iman, Allah’ın birliği (tevhit) inancı ile irtibatlıdır.
  • Kalbinden tam bir sadakatle Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in de Allah’ın resûlü olduğuna şehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem ateşine haram kılar.
  • Kardeşini bir günahından dolayı ayıplayan kişi, günahı işlemedikçe ölmez.
  • Kavimler layık oldukları şekilde yönetilirler.
  • Kendisini fakir gösteren kimse, fakirleşir.
  • Kıyamet gününde Allah, kullarından birini çağırır, huzurunda durdurarak malının hesabını sorduğu gibi, makamının da hesabını sorar.
  • Kıyamet gününde bilginlerin mürekkebi şehitlerin kanıyla tartılır.
  • Kıyamete yakın Müslümanlar içinde en az bulunacak şey; helal para ile kendisine güvenilecek arkadaştır.
  • Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah da onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar. Kim iç dünyasını (kalbini, niyetini) düzeltirse, Allah da onun dışını (davranışlarını) düzeltir
  • Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
  • Kim Allah’ı gazaplandırmakla bir güç sahibini(hükümdarı vb) hoşnut ederse, Allah’ın dininden çıkmış olur.
  • Kim benim sünnetimi diriltirse (ihya eder ve yaşamında tatbik ederse) beni sevmiş olur. Beni seven de benimle beraber cennettedir.
  • Kim bir hayırlı işi yapmaya yönelirse, onu yapan kadar mükâfat alır.
  • Kim bir iyiliğe delalet ederse ( öncü olursa) o iyiliği kendi yapmış gibi sevap kazanır.
  • Kim bir kardeşini, bir günah sebebi ile ayıplarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez.
  • Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır.
  • Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe (nafile) oruç tutmasın.
  • Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir
  • Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.
  • Kim gaza yapmadan ve içinde gaza yapma isteğini konuşturmadan ölürse, münafıklıktan bir çeşit üzere olur.
  • Kim itaatten bir el kadar ayrılırsa, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna lehinde hiç bir delili olmadığı halde kavuşur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadığı halde ölürse cahiliye ölümüyle olmuş olur.
  • Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.
  • Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin.
  • Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
  • Kim mahlûkun rızasını, Halıkın gazabıyla kazanmaya çalışırsa, Allah-u Teala o mahluku ona musallat eder.
  • Kim orucu fecirden önce niyetle (kesin kılmazsa) onun orucu yoktur.
  • Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.
  • Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.
  • Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.
  • Kim, üzerinde Ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin.
  • Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin. Kişi sevdiği ile beraber(haşrolunacaktır)dir.
  • Kişi din kardeşine kâfirlik isnat ederse, bu isnat ikisinden birine döner.
  • Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.
  • Kişinin dünya ve ahiretine faydası olmayan şeyleri terk etmesi, İslâm’ının güzelliğinden ileri gelir.
  • Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
  • Konuştuğu zaman yalan söyler,
  • Konuştuğunda hep doğru söyleyin.
  • Koşarak yürümek Mümin’in değerini yok eder.
  • Kötü ahlaklılık, uğursuzluktur.
  • Kur’an’ın haram kıldığını, helal sayan bir kimse, Kur’an’a inanmamıştır.
  • Kur’an-ı Kerîm’i Müslüman nesillere öğretmek, Kur’an’ın korunması konusunda onlara mesuliyetlerini hissettirmek, ona dil uzatanlara karşı müdafaa görevini yerine getirmek, her Müslümanın vazifesidir.
  • Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.
  • Mazlumun bedduasından sakınınız. O dua ile Allah arasında perde yoktur.
  • Mazlumun bedduasından sakınınız. o dua ile Allah arasında perde yoktur.
  • Merhamet etmeyene merhamet edilmez.
  • Muteber oruç, (hep beraber) tuttuğunuz gündekidir. (Muteber) iftar, hep beraber) ettiğiniz gündekidir. (Muteber) kurban (hep beraber) kurban kestiğiniz gündekidir.
  • Mülk küfr ile yaşar, zulm ile yaşamaz.
  • Mümin kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.
  • Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.
  • Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz
  • Mümin, elinden dilinden başka Müslümanların güvende olduğu kişidir.
  • Müminin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
  • Müminin saygınlık ve onuru; Allah’ın kendisine verdiğine kanaat edip, insanlardan bir şey beklememesidir.
  • Müminlerden iki grup birbiriyle çarpışırlarsa, aralarını düzeltin
  • Münafıklığın alameti üçtür : Konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.
  • Münafıklığın alameti üçtür  :
  • Müslüman dilinden ve elinden Müslümanların güvende olduğu kişidir. Mümin de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.
  • Müslüman kardeşine sahtekârlık yapan, ona zarar veren ve ona hile yapan bizden değildir.
  • Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı örterse, Allah da Kıyamet günü onu örter.
  • Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
  • Müslüman, kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın” buyurmuştur.
  • Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir.
  • Namusunuzu titizlikle koruyun.
  • Ne yaparsan, onun karşılığını göreceksin.
  • Nefsim kudretinin elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Ben kendisine babasından ve çocuğundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kâmil imanla iman etmiş olmaz.
  • Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
  • Okumak, kadın ve erkek her Müslümana farzdır.
  • Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa “ben oruçluyum!” desin (ve ona bulaşmasın).
  • Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.
  • Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar.
  • Ölmeden önce ölünüz.(Ölümden önce Allah’a ulaşınız.)
  • Ölülerinizi hayırla yâd ediniz.
  • Övmek ve övülmekten uzak durun. Çünkü o, kişiyi manen boğazlamaktır.
  • Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan, ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir.
  • Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine…
  • Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur”
  • Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yan yanayız” buyurmuştur.
  • Pişmanlık duymak, bir çeşit tövbedir.
  • Putlara tapmanın dışında, halkla cedelleşmekten men edildiğim kadar hiçbir şeyden men edilmedim.
  • Rab olarak Allah’a, din olarak İslam’a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kişi imanın tadını tatmış demektir.
  • Rabbani gazablandıracak bir meselede sultanı hoşnut eden(etmeye çalışan) Allah’ın dininden çıkmış olur.
  • Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekâtını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
  • Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.
  • Rüşvet veren de alan da cehennemdedir.
  • Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.
  • Sana emanet edilen şeyi iyi sakla, birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanete hıyanetlikle karşılık verme.
  • Selam, konuşmaktan önce gelir.
  •  Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.
  • Siz ne haldeyseniz, başınıza o halde insanlar getirilir.
  • Sizden hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe kamil mümin olamaz.
  • Size amellerinizin en hayırlısı, Allah nezdinde (sevap bakımından) en çok ve en temiz olan, derecelerinizi yükselten ve sizin için altın ve gümüşü infak etmekten ve harp meydanlarında düşmanlarınızla karşılaşıp (İ’lâi Kelimetu’llah uğrunda) onların boyunlarını vurmanızdan daha hayırlı amelleri haber vereyim mi? Diye sordu. Ashab: Evet ya Resulâ’llah, dediler. Resuli Muhterem (s.a.v.): Allah’ı zikretmektir. Sizin hayırlınız, hayrı umulan ve şerrinden emin olunan kimsedir. Şeririniz ise, hayrı umulmayan ve şerrinden emin olunmayandır.
  • Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin.
  • Sonradan özür dilemeyi gerektiren şeyleri yapmaktan kaçınınız.
  • Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun.
  • Şeref, edep iledir. Soy ile değildir
  • Şeref, edep iledir. Soy ile değildir.
  • Şu 6 şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cennete gireceğinize kefil olayım.
  • Şu dört şey kime verilirse, dört nimetten mahrum kalmaz:
  • Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.
  • Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden Kur’an-ı Kerim’i okuyan bir kısım insanlar olacak. Fakat onların okuduğu boğazlarını geçmeyecek. Onlar tıpkı okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, sonra da tekrar ona dönmeyecekler. O kimseler, insanların ve hayvanların en şerlileri (kötüleri)dir.
  • Temizlik imanın yarısıdır.
  • Türk olan benim ordularımdır.
  • Türkler size dokunmadıkça, siz onlara sakın dokunmayınız! Gün gelecek ümmetimin idaresi Türkler’ in eline geçecektir.
  • Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.
  • Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.
  • utanmak imandandır.
  • Üç dua geri çevrilmez. Oruçlunun duası,  misafirin duası ve mazlumun duası.
  • Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.
  • Üç şey ölünün ardından (kabre kadar) gider: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi döner, birisi kalır. Dönenler ailesi ve malı, kalan de amelidir.
  • Üç şey vardır orucu bozmaz: Hacamat olmak (kan aldırmak), kusmak, ihtilam olmak.
  • Üç şeyden dolayı ümmetim için korkuyorum: İhtiraslı olmak, heva-hevese uymak ve sapık önder.
  • Ümmetim 73 fırkaya ayrılır, [bid’at ehli olan] 72’si Cehenneme gider. Yalnız bir fırka kurtulur. Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshabımın gittiği yolda gidenlerdir.)
  • Ümmetim dinar ve dirhemi(parayı, maddi varlıkları) yücelttiği zaman onlardan İslam’ın heybeti kaldırılır. İyilikle emretmeyi terk ettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kılınırlar.
  • Ümmetimden bir takım kimseler, ismini değiştirerek şarabı(alkollü içecekleri) içecekler. Bu esnada başkaları ucunda (yanlarında) çalgılar çalınacak ve şarkıcı kadınlar olacak. İşte önün için Allah onları yere batıracak ve aralarından bazılarının şekli maymun’a ve domuz’a çevrilecek.
  • Ümmetinin cemaatinin kimler olduğu hakkında Resulullah(sav)’a soru soran bir kişiye şöyle buyurdu: :“Ümmetimin cemaati, az olsalar da hak ehli olanlardır.”
  • Vaat ettiği zaman sözünde durmaz,
  • Vatan sevgisi imandandır.
  • Veren el alan elden hayırlıdır. Çünkü veren el, infak edici, alan el ise isteyici eldir.
  • Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma; helak olursun. Beşincisi işe, ilme ve ilim ehline buğzetmendir.
  • Yanında ana babası, ya da onlardan biri yaşlanıp da, gerekeni yaparak cennete giremeyen kimsenin burnu sürtülsün!
  • Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.
  • Yeryüzündeki alimler, gökteki yıldızlar gibidir.
  • Yıldızlar (denizlerde yolunu kaybedenlerin) boğulmaktan kurtulmalarına vesiledir; benim Ehl-i Beyt’im ise ümmetimin ihtilaftan kurtulmalarına vesiledir. Bu yüzden Arap’tan bir kabile onlarla muhalefet ederse ihtilafa düşer ve şeytanın hizbinde yer alır.
  • Yiyip şükreden kimse, oruç tutup susan kimseden daha üstündür.
  • Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.
  • Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.
  • Zenginlerin davet edilip de fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeği, ne kötü bir yemektir!
  • Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.
  • Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir. Gerçek zenginlik ruhun zenginliğidir.

Ondalık Sayılar

ONDALIK SAYILARLA ARİTMETİKSEL İŞLEMLER
Ondalık Kesirler (Sayılar):
m Є Z ve n Є Z+ olmak üzere, m / 10n şeklinde yazılabilen kesirlere Ondalık Kesir, sayılara da Ondalık Sayılar denir. Yani, paydası 10′ un kuvveti olan kesirler (sayılar) dir.
Örnekler:
1/10 = 0,1 sıfır tam onda bir
2/10 = 0,2 sıfır tam onda iki
3/10 = 0,3 sıfır tam onda üç
25/100 = 0,25 sıfır tam yüzde üç
2/1000 = 0,002 sıfır tam binde iki
25/10 = 2,5 iki tam onda beş
15/10 = 1,5 bir tam onda beş
103/100 = 1,03 bir tam yüzde üç
2345/1000 = 2,345 iki tam binde üçyüzkırkbeş
Bir ondalık kesir, ondalık sayı şeklinde yazıldığında, virgülden önceki kısma ondalık sayının tam kısmı, virgülden sonraki kısma da ondalık sayının ondalık kısmı denir.
Bir a/b (b≠0) kesrinin, payının paydasına bölünmesiyle elde edilen bölüme de, Ondalık sayı denir. Ayrıca, buna rasyonel (kesrin) sayının ondalık açılımı da denir. Bu işlem, bir kesrin (rasyonel sayının), ondalık kesre (sayıya) çevrilmesinde kullanılır.
Örnek:
1/5 sayısını ondalık sayıya çeviriniz.
Çözüm:
1/5 in paydasını 10′ un kuvveti şekline çevirmek için hem payını hem de paydasını 2 ile genişletelim. Bu takdirde,
1/5 = (1.2)/(5.2) = 2/10 = 0,2
buluruz.
Örnek:
12/300 rasyonel sayısını ondalık sayıya çeviriniz.
Çözüm:
12/300 ün paydasını 10′ un kuvveti şekline çevirmek için hem payını hem de paydasını 3′ e bölelim. Bu takdirde,
12/300 = (12:3)/(300:3) = 4/100 = 0,04
buluruz.
Örnek: 3/5 = (3.2)/(5.2) = 6/10 = 0,6
Örnek: 7/25 = (7.4)/(25.4) = 28/100 = 0,28
Örnek: 2/125 = (2.8)/(125.8) = 16/1000 = 0,016
Örnek:
1/3 sayısının ondalık açılımını bulunuz.
Çözüm:
1/3 rasyonel sayısını kaç ile genişletirsek genişletelim paydasını 10′ un kuvveti şeklinde yazamayız. Bu nedenle, bu sayının payını paydasına bölmeliyiz. Dolayısıyla, bu bölme işlemini yaparsak,
1/3 = 0,33333333… = 0,3
elde ederiz. Buradaki ondalık kısımdaki 3 sayısı sonsuza dek devam etmektedir. Yani, 3 sayısı devreden sayıdır. Bundan dolayı, 0,3 sayısına, devirli ondalık sayı denir. Devirli ondalık sayılarda devreden kısım tek basamaklı olabileceği gibi, iki veya daha fazla basamaklı da olabilir. Örneğin,
0,25 devreden kısım iki basamaklı
2,25367 devreden kısım üç basamaklıdır.
Uyarı 1:
Tamsayıların önüne yazılan sıfırların bir anlamı yoktur. Örneğin,
2, 02, 002, 0002, 00002, 000002, …
sayılarının hepsi 2 sayısını gösterir. Burada 2′ den önceki sıfırların bir anlamı yoktur. Bu yüzden kullanılmazlar.
Uyarı 2:
Bir kesrin ondalık açılımında ondalık kısımdaki rakamların en sağına yazılan sıfırların bir anlamı yoktur. Örneğin,
1,2
1,20
1,200
1,2000
sayılarının hepsi 1,2 dir.
ONDALIK SAYILARIN RASYONEL SAYIYA ÇEVRİLMESİ
Devirsiz ondalık sayılar, rasyonel sayı şekline şöyle çevrilir: Paya ondalık sayının tümü yazılır, paydaya da 1 ve 1′ in ardına ondalık kısımdaki rakam sayısı kadar 0 yazılır. Örneğin,

Devirli ondalık sayılar, rasyonel sayı şekline şöyle çevrilir: Paya ondalık sayının tümünden tam kısım dahil devretmeyen kısmının farkı yazılır, paydaya da ondalık kısmın önce devreden rakam sayısı kadar 9 devretmeyen rakam sayısı kadar 9′ un ardına 0 yazılır. Örneğin m,nprstu devirli ondalık sayısı rasyonel sayı şekline

biçiminde çevrilir.
Örnekler:

36,4539 = 36,454
1,849 = 1,85
Ondalık kısımdaki 9 rakamı devrediyorsa, 9 rakamı atılır ve önündeki rakam 1 arttırılır.
ONDALIK SAYILARLA DÖRT İŞLEM
TOPLAMA ve ÇIKARMA İŞLEMİ:
Virgüller aynı hizaya getirilir ve toplama veya çıkarma işlemi yapılır.
Örnek:
2,15 + 35,242 = ?
2,150 + 35,242 = 37,392 bulunur.
ÇARPMA İŞLEMİ:
Virgüller gözönüne alınmadan normal çarpma işlemi yapılır. Sonra da, iki ondalıklı sayının ondalık kısmındaki hane sayısının toplamı kadar sağından başlanarak virgülle ayrılır.
Örnek:
4,25 . 23,4 = ?
4,25
23,4
x
—————
1700
1275
850
+
—————-
99,450
BÖLME İŞLEMİ:
Pay ve paydadaki ondalık sayılarda virgül kalmayacak şekilde eşit sayıda basamak kaydırma işlemi yapılır. Sonra da normal bölme işlemi yapılır.
Örnekler:

Örnek:
= 650/65
= 10
Örnek:
= 70/58
= 35/29
Örnek:
x=0,2 ve y=0,4 ise,
x=0,2=2/9
y=0,4=4/9

Örnek:
0,36 sayısı m/n rasyonel kesrine eşitse, m-n farkı kaçtır?
Çözüm:
0,36 = (36-3)/9 = 33/9 = 11/3
m/n = 11/3 olduğundan, m=11 ve n=3 olur. Dolayısıyla, m-n=11-3=8 bulunur.
Örnek:

işleminin sonucu kaçtır? (ÖSS-2001)
a) 0,1 b) 0,2 c) 10 d) 20 e) 100
Çözüm:
10/1 +10/1-10/1= 10+10-10 = 20-10=10
Doğru seçenek c şıkkıdır.