Hoşgeldiniz...Sitemizde Toplam 43 Ana Başlık altında, 3017 yazı ve 2613 yorum bulunmaktadır.

May 28 2015

İSTANBUL’U FETHEDEN RUH

437190İSTANBUL’U FETHEDEN RUH

29 Mayıs, İstanbul’un fethinin yıldönümü. Başka bir deyişle Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz’in o meşhur müjdesinin gerçekleşmesinin miladî hesapla sene-i devriyesi. Sadece askeri bir başarıdan ibaret sayılamayacak olan bu fetih, kültür ve medeniyetimiz açısından çok önemli bir kilometre taşı. Ve fetih ruhu, kimliğimizin vazgeçilmez bir unsuru. Bu açıdan bakıldığında Fatih bir semboldür. Anlamamız ve anlatmamız gereken bir sembol.
Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethederek Hz. Peygamber s.a.v.’in müjdesiyle şereflenmiş, Osmanlı Devleti’nin yükseliş dönemini başlatmış büyük bir dahi ve örnek bir devlet adamıdır.
İstanbul’un fethi gerçekten büyük bir başarıydı ve o dönem Osmanlı Devleti’nin askeri gücünün ve Fatih’in siyasi dehasının bir göstergesiydi. Ancak, bu fetih yalnızca bir askeri ve siyasi güçten kaynaklanmıyordu. Ne olmuştu da, defalarca kuşatılan ve bir türlü alınamayan Bizans, Fatih ve ordusu tarafından fethedilebilmişti? İşte bu soruya cevap ararken, öncelikle Fatih’in ve yükselttiği devleti oluşturan toplumumuzun ruh dünyasını tahlil etmek gerekir.

Bu girişin kalanını oku »

May 28 2015

İSLÂMDA FELSEFE VARMIDIR….?

42
Felsefe, her hangi bir bahs ve mevzû’ üzerinde insanların akl ve mantık yolu ile incelemeler ve araşdırmalarla elde etdikleri netîcelere verilen ismdir. Kısaca, (Her şeyin aslını arama ve ne için var olduğunun sebebini bulma) ma’nâsına gelir. Felsefe, yunanca (Filozofiya = Hikmet sevgisi) demekdir ve derin düşünme, arama, kıyaslama ve tedkîk esâslarına dayanır. Felsefe ile meşgûl olanların, hem rûh, hem de fen bilgilerinde çok derin bilgi sâhibi olması gerekir. Fekat, bir insan ne kadar ilmi olursa olsun, yanlış düşünebilir veyâ yapdığı araşdırmalardan yanlış netîceler çıkarabilir. İşte bunun içindir ki, felsefe, hiçbir zemân kesin netîceler vermez. Bir kerre de, bunu işiten insanın kendi akl ve mantık süzgecinden geçirmesi îcâb eder.Her felsefenin bir de zıddı vardır. Onun için, bu karşılığı da incelemek, her iki düşünceyi karşılaşdırmak lâzım olur. Birçok felsefî düşüncelerin zemânla değişebileceği unutulmamalıdır. O hâlde, felsefî düşünceler, hiçbir zemân kesinlik taşımaz.
Kur’ân-ı kerîmde âyetler iki nev’dir. Bunların bir kısmının ma’nâsı açıkdır.Bunlara (Muhkem âyetler) ismi verilir. Bir kısmının ma’nâsı ise, açıkça anlaşılmaz. Bunlar, ayrıca tefsîre, îzâha muhtaçdır. Bu âyetlere (Müteşâbih âyetler) adı verilir.Hadîs-i şerîfler [Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sözleri] de, muhkem ve müteşâbih olmak üzere iki kısmdır. Bunları tefsîr etmek mecbûriyyeti, islâm dîninde (İctihâd) müessesesinin kurulmasına sebeb olmuşdur.

Bu girişin kalanını oku »

May 25 2015

NECİP FAZIL KISAKÜREK KİMDİR…?

necipfazıl

Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904 İstanbul – ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Türk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.

Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli’nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi “…içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum.” şeklinde tanımlar.

Bu tarihten sonra Türkiye’nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi’ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl’ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır. Bu girişin kalanını oku »

May 25 2015

2014-2015 SEZONU SPOR TOTO SÜPER LİG 33. HAFTA MAÇ SONUÇLARI VE PUAN DURUMU

galatasaray_5325409702014-2015 SEZONU SPOR TOTO SÜPER LİG 33. HAFTA MAÇ SONUÇLARI VE PUAN DURUMU
33. HAFTA MAÇ SONUÇLARI

GENÇLERBİRLİĞİ1 – 2MERSİN İDMANYURDU
KASIMPAŞA A.Ş.3 – 3SUAT ALTIN İNŞAAT KAYSERİ ERCİYESSPOR
TRABZONSPOR A.Ş.3 – 2BALIKESİRSPOR
TORKU KONYASPOR1 – 1ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
GALATASARAY A.Ş.2 – 0BEŞİKTAŞ A.Ş.
KARDEMİR KARABÜKSPOR2 – 1MEDİCANA SİVASSPOR
GAZİANTEPSPOR3 – 2ESKİŞEHİRSPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR A.Ş.2 – 2FENERBAHÇE A.Ş.
AKHİSAR BELEDİYE GENÇLİK VE SPOR0 – 1BURSASPOR

Bu girişin kalanını oku »

May 25 2015

EŞREFOĞLU RUMİ HAZRETLERİ KİMDİR….?

gonul-sultanlari-4bolum-esrefoglu-rumi-trt-diyanet_7931892-458330_1280x720EŞREFOĞLU RUMİ HAZRETLERİ KİMDİR….?

Anadolu’da yaşayan büyük velîlerden, şâir. İsmi Abdullah olup, babasınınki Eşref’dir. Babasının ismi ile şöhret buldu. Babası, Mısır’dan İznik’e göç etti. Eşrefoğlu Rûmî İznik’te doğdu. Doğum târihi belli değildir. 1484 (H. 889)’da İznik’te vefât etti. Türbesi İznik’tedir. Eşrefzâde-i Rûmî diye de bilinir.

Babasının terbiyesi altında büyüyen Eşrefoğlu Rûmî, önce İznik’te bulunan medreselerde çeşitli âlimlerden ders aldı. Zamânın zâhirî ilimlerinde üstün başarılar elde etti. Sonra Bursa’ya giderek Pâdişâh Çelebi Mehmed’in medresesine girdi. Burada tefsîr, hadîs ve fıkıh ilimleri üzerinde söz sâhibi olan âlimler derecesine yükseldi. Buradan mezun olunca, Bursa’da müderrislik yapan hocası büyük âlim Alâeddîn Ali hazretlerinin yardımcısı oldu. Çelebi Mehmed Han Medresesinde bir müddet ders veren Eşrefoğlu Rûmî bir sabah vakti medrese civârında dolaşırken, zamânın velîlerinden olan Ebdal Mehmed’e rastladı. Kalbinden; “Tasavvuf yolundan bana nasîb var ise bâzı alâmetler görünsün.” diye geçirerek ona yaklaştı. Ebdal Mehmed kendisine bakarak; “Ey medreseli! Bize köfteli çorba getir.” dedi. Bu söz üzerine çarşıya gidip, köfteli çorba aradı. Fakat bulamadı ve eli boş dönmemek için köftesiz çorba aldı. Ebdal Mehmed’e gelirken yoldaki çamurdan bir parça alarak, birkaç yuvarlak köfte hâline getirip, çorbanın içine attı. Ebdal Mehmed çorbayı karıştırıp köfte bulamayınca Eşrefzâde’ye; “Hani bunun köftesi?” diye sordu. Daha sonra çorbayı iyice karıştırdı ve Eşrefoğlu’na uzatarak; “Ye bunu!” dedi. Eşrefoğlu büyük bir teslimiyet ile tereddüd etmeden çorbayı yedi. Çorbanın içine atılan çamur parçaları köfteye dönmüştü. Bunun üzerine o zât; “Ya sen olmayıp da kim olsa gerek.” şeklinde bir söz söyleyip oradan uzaklaştı. Eşrefoğlu bu sözlerden bir mânâ çıkaramamasına rağmen, tasavvuf yoluna girmesi hususunda bir işâret olduğuna inandı.

Bu girişin kalanını oku »

May 23 2015

BÜTÜN YILDIZLAR DA O’NUN EMRİNDEDİRLER!

dunyadan_6000_isik_yili_uzakliktaki_evrenin_en_eski_yildizi_kesfedildi_h84449

Evrendeki tüm varlıklar, varedenin sayısız özelliklerinin âşikâre çıkmasına vesile olmak gayesiyle ve sanki o özelliklerin yoğunlaşması suretiyle oluşmuştur. Bir diğer ifade ile; tüm takım yıldızlar, yıldız birikimleri olan galaksiler hep vareden mutlak varlığın sayısız isimlerinin ve vasıflarının yoğunlaşmış halleridir gerçekte!. Ve bunların yaydıkları sayısız kozmik ışınım dahi kendilerini oluşturan mânâların tüm varlığa yayılmasından başka bir şey değildir.

İnsana bakıp, “bu, etten-kemikten ibaret basit bir hayvandır!. Ruhu yoktur!!! Ebedî bir hayatı yoktur!. Değişime girer ve tükenir!.” demek ne kadar ilkel ve dargörüşlü bir anlayış ise;

Galaksilere, takım yıldızlara, burçlara, Güneş sistemindeki planetlere bakıp da, onlar için. “bunlar basit yıldızlardır. Doğar, ölürler. Canlılıkları yoktur, cansızdırlar!. lâf olsun diye oluşmuş ve oluşmaktadırlar!. Ne etki alırlar ne de etki verirler.” demek de o kadar ilkellik ve dargörüşlülüktür!.

“HİÇBİR ŞEY HARİÇ OLMAMAK ÜZERE, HER ŞEY ALLAH’I TESBİH VE HAMD ETMEKTEDİR ANCAK SİZ ONLARIN TESBİHİNİ ANLAYAMAZSINIZ” (İsrâ – 44)

Âyeti dahi onların canlılığına ve bir görev îfa etmekte olduğuna işaret etmektedir.

Bu girişin kalanını oku »

May 23 2015

ALLAHÛ TEÂLÂ’NIN KADERİ, “HER AN” NASIL UYGULANMADA…?

Lailahaillallah Muhammadarrasulullah

Hemen burada şu mânâya gelen hadîs-i şerîfi hatırlatalım:

Enes radıyallahu anh naklediyor:

Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

-Cenâb-ı Hakk bir kazasını yerine getireceği zaman o kulun aklını başından alır, o kul bu halde o işi işler; sonra o kulun aklını iade eder de bu defa o kul pişman olup, ben bu işi nasıl yaptım der. (Deylemî)

Evet, KADER nasıl hükmünü yerine getirir, önce onu görelim;

Normal akıllı bir insan.. Ama ne çare ki kaderin hükmü geldi çattı. Mars, Güneşinin üzerinden geçerken, Ay da yükselen burcundaki bir planetin üzerine düştü. İşte o anda ne olduysa oldu, son derece sudan bir sebeple karşısındaki kişiye karşı içinde âniden bir şiddet uyandı ve çekip bıçağını saplamaya başladı!. Aklı başına geldiği zaman ise karşısındaki 12 yerinden bıçaklanarak ölmüştü!. Sonra şöyle konuştu: “Bir anda aklım başımdan gitti, vurdum vurdum… Aklım başıma geldiğinde ise iş işten geçmişti!.”

Bu girişin kalanını oku »

May 23 2015

“BURÇLAR” HAKKINDA TASAVVUF EHLİNİN GÖRÜŞLERİ

Close up shot of astrological clock in Piazza San Marco, Venice

Önce Tasavvufun en önde gelen simâlarından Muhyiddin A’râbî’nin âlemin ve burçların oluşu hakkındaki görüşlerini dinleyelim özetle; Fütuhatı Mekkîye isimli eserinden…

MUHYİDDİN A’RABİ DİYOR Kİ:

“Hak Teâlâ, kendinde bir şey yok iken, mevcûdiyet sıfatıyla sıfatlanmıştır. Diyebilirim ki, Hak Teâlâ, mevcûdiyetin ta kendisidir.

Rasûlullâh sallullahu aleyhi ve sellem efendimiz:

“Allah vardı ve onunla beraber hiçbir şey yoktu.”

Buyurmuşlardı.

Hak Teâlâ kendi nefsi ve hüviyeti yönünden bilinmez; bu bilinmezlik ve görünmezlik keyfiyetine de “İLİM” denmiştir.

Hak Teâlâ’nın evvelki şekli, buluta benzer bir duman şeklinde olmasıdır. Burada âlem, “Bâtın” hükmüyle mevcuttu. Bâtınî hükümden ise âlemin zuhûru imkânsızdır.

Bu girişin kalanını oku »

May 19 2015

ÇOK GÜZEL VE KALİTELİ ÇİÇEK RESİMLERİ (Tam 39 Resim)

flowers-670192_640

Bu girişin kalanını oku »

May 19 2015

SAHİP ATA KİMDİR….?

ghSAHİP ATA FAHREDDİN ALİ’NİN HAYATI

      Sahip Ata Fahreddin Ali, Anadolu Selçuklu Devletinin XIII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş bir devlet adamıdır. Devlet kademesinde üstlendiği çeşitli görevler sonrası vezirlik makamına yükseltilen Sahip Ata, ülkenin Moğol tahakkümü altında bulunduğu 1258–1285 tarihleri arasında tüm yetkileri tekelinde toplamış ve önemli karaların tamamına tek başına imza atmıştır. Söz konusu dönem, sultanın şahsında merkezi yönetimin zayıfladığı, buna karşın emir ve beylerin Moğol desteğiyle maddi ve siyasi güçlerinin arttığı yıllardır. Sahip Ata, devletin bu karmaşa yıllarının en önemli siyasi figürlerinden biridir. Siyasi kariyeri sırasında “Fahreddin (Dinin öğüncü), Kavvamü’l-mülk (Devletin dayanağı)” gibi sıfatlarla anılacak kadar başarılı olan ünlü vezirin, yaptırdığı hayır eserleri, halk arasında “Ebu’l-Hayrat (Hayırların babası)” olarak anılmasına sebebiyet vermiştir.
    

      Sahip Ata Fahreddin Ali, Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluş devresinde çocukluk, en parlak dönemi olan I.Alaeddin Keykubat zamanında ise gençlik yıllarını geçirmiştir. Devletin gerileme ve çöküş dönemine, emir-i dâd ve vezirlik görevleri sırasında tanıklık etmiştir. Onun hayatını yazmaya çalışmak, ancak Anadolu Selçuklu devletinin kargaşa dolu gerileme ve çöküş yıllarını bütünüyle ortaya koyabilmek İle mümkündür. Bu ise, devrin yazılı kaynakların eksikliği nedeniyle, zorluklarla doludur.
Bu girişin kalanını oku »

Toplam 302 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »
Kişisel web sitesi Kişisel web sitesi
daha