Hoşgeldiniz...Sitemizde Toplam 43 Ana Başlık altında, 2951 yazı ve 2551 yorum bulunmaktadır.

Mar 30 2015

KOMİK DUVAR YAZILARI

duvar-yazıları

 

  • Gülü seven dikenine katlanır; Kaktüsü sevenin vay haline!
  • Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin!
  • Deveye cilve yap demişler dokuz dükkan yıkmış!
  • Bakmakla aşık olunsaydı öküz trene aşık olurdu!
  • Bülbülü altın kafese koymuşlar “cik cik cik” demiş!
  • Derdini söylemeyen iyi yapar; birde onun derdiyle uğraşamayız!
  • İşleyen kafa pas tutmaz çok işleyen kafa tarak tutmaz!
  • “Acele kan aranıyor grubu önemli değil” imza: vampir!
  • Kopya bir sanattır ama bizim öğretmen sanattan anlamıyor!

Bu girişin kalanını oku »

Mar 30 2015

SELÇUKLU’NUN MİMARI KINIKLAR

Buyuk-selcuklu-devletiKınık Boyu, Oğuzlar Kınık Boyu Ne Zaman Nerede Kurulmuştur Kime Bağlıdır

Kınık, Oğuzların 24 boyundan biri. Üçokların Deniz Han Oğullan koluna bağlıdır. Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynamıştır. Selçuklu hanedanlarının bu boydan geldiği kabul edilir. Büğdüz, İğdir ve Yıva boylan gibi Kınıkların da ongunu (kutsal hayvan) çakırdır.Kaşgarlı Mahmud’un, Oğuz boylarıyla ilgi­li en eski bilgileri içeren yapıtı Divanü Lugati’t-Türk’te Kınık boyu, Oğuz boylarıy­la ilgili listenin en başında yer alır. Reşided- din’in Camiü’t-Tevarih, Yazıcıoğlu’nun Selçukname (Tarih-i Âl-i Selçuk) adlı yapıtlarında da bu boyla ilgili çeşitli bilgiler bulunmaktadır.Birçok Üçok boyuyla birlikte, özellikle Güneydoğu Anadolu, Kuzey Suriye ve Irak yörelerine yerleşen Kınıklar. Yüregir, Ba­yındır ve Saludarla birlikte bu bölgede etkili olmuşlardır. Çukurova’da da Yüreğir boyuyla birlikte geniş bir alanda yaşadıkları tarihsel kaynaklardan anlaşılmaktadır. Kı­nıkların burada yerleştikleri topraklar Cey­han Irmağından Gâvur Dağlarına kadar uzanıyordu. Türkmen beylerinden Ebube- kir’in de Kınıklardan olduğu sanılır. Çukurova’daki Kınıklar, Yüregir ve öteki Oğuz boylarıyla birlikte Memlûklerle siya­sal ilişki kurdular. 1378’de Temürbay komu- -tasında Çukurova’ya gönderilen Memlûk ordusu, bu yöredeki Türkmenler karşısında yenilgiye uğradı.

Bu girişin kalanını oku »

Mar 30 2015

Konya’nın Hristayanlığın Gelişmesinde ki Önemi

               2015-03-30 01-53-16 Ekran görüntüsü

                Hristiyanlık bilindiği gibi Filistin’de doğmuştur.Fakat sonrasında  Kapadokya ve Likaoni hristiyanlığın beşiği haline gelmiştir.Hz.İsa’nın havarilerinden Sen Pol ve arkadaşları Akdenizden çıkarak Antalya yakınlarında Aksu kenarında bulunan Perga Pamfili Körfezine çıkmışlar ve ilk hristiyanlık temelleri buralarda atılmaya başlamıştır.Yıllardır esirlik altında yaşayan kapadokya halkı sefillik içinde ve dışarı ile ilişkileri kesilmiş olduğundan San Pol ve arkadaşları açısından  bu şehir çok müsait bir yerdir.

               San Pol  yanında ki arkadaşları ile propaganda yaparak bir çok puta tapan kişilere Hristiyanlığı kabul ettirmeyi başarmışlardır.Bu arkadaşlarının arasında Barnabas öne çıkan isimlerdendir.

               Hz. İsa’nın doğumunun 41.yılında alınan kararla İkonroom’a geldiler.İkonroom Konya’nın eski adıdır.Bu tarihte Konya’da Yahudi’ler çoğunluktadır.San Pol Yahudi’lerin Sinagog’unda Hıristiyanlık hakkında vaazlar verdi.İncil’de bu havari Resul elçi olarak belirtilmektedir.Yeri gelmişken Havari’nin anlamını da belirtmeden geçemeyeceğim. Havari Hz.İsa’nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevli 12 yardımcı ve öğrencilerinin her birine verilen addır. Fakat bu kelime zamanla canla başla davayı savuna kişi anlamında kullanılmıştır. Bu açıklamalardan sonra konumuza dönelim…San Pol ve arkadaşlarının vaazlarıyla birçok Yahudi ve  Yunanlılar Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Bu girişin kalanını oku »

Mar 27 2015

GÜNÜMÜZDE TÜRK BOYLARI VE ANLAMLARI

16nci-turk-boylari-kultur-soleni-basladiGÜNÜMÜZDEKİ TÜRK BOYLARI

1- Abdal-Usta: Türkiye, İran, Türkistan

2- Abakan-HAKAS-Sagay: Bağımsız Devletler Topluluğu-Rusya

Federasyonu

3- Ahiska-Mesket-Saka-İskit:Kafkasya, Türkistan

4- Altay:Bdt

5- Avşar-Afşar: Türkiye, İran

6- Azeri: Azerbaycan, Nahçıvan, İran, Türkiye

7- Başkurt-Başkır-Başgort: Bdt

8- Balkar-Balkır-Bolkar-Malkar: Kafkasya, İdil

Bu girişin kalanını oku »

Mar 27 2015

KAYILAR

kayı_37310KAYILAR

Tarihî geleneğe göre Osmanlı hânedanının mensup olduğuna inanılan Oğuz boyu.
Kayılar Selçuklularla birlikte İran yaylasına geldiler.Malazgirt savaşından sonra Anadolu’nun fethine katıldılar.Moğol istilası ile birlikte Anadolu’ya göç etmişlerdir.Anadolu’da Ahlat yöresine yerleştiler.Başlarında Süleyman şah olduğu halde güneydoğu Anadolu’ya geçtiler. Süleyman şah Halep’e giderken Fırat’ta boğulmuş ve Türk mezarı da denilen Caber kalesine defnedilmiştir.Babasının ölümüyle Kayıların bir kısmının başına Ertuğrul Gazi geçmişti.(Kayıların bir kısmı ayrılarak Urfa-Viranşehir, Mardin- Derik arasındaki Beriyye bölgesine, bir kısmı da Anadolu’ya dağılmıştır)Kayılar 1230 Yassı çemen savaşında Anadolu Selçuklularının yanında yer aldılar.Savaştan sonra Ertuğrul Gazi yönetimindeki kayılar I. Alaaddin Keykubat tarafından önce Ankara yakınlarındaki Karacadağ bölgesine daha sonra Bizans sınırında Söğüt, Domaniç bölgesine uçbeyliği olarak yerleştirildiler.

Bu girişin kalanını oku »

Mar 26 2015

AYETLİ RESİMLER

kervancan-ayetresimleri25 Bu girişin kalanını oku »

Mar 24 2015

Şair Hasan Demirci Kimdir? -Kısıklı-

10527578_329430777212169_5745687578632895533_n                  Terekeme Türkleri’nden olan Hasan Demirci 1956 yılında Kars Arpaçay Gönülalan köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde,ortaokul ve liseyi ise 1970–1976 yılında Kars Susuz Öğretmen Okulunda bitirdi.

                 1977–1978 yılında Kars Dede Korkut Eğitim enstitüsünü bitirdi.1979 yılında öğretmenlik görevine başladı.Sırasıyla  Kahramanmaraş, Ankara, Ağrı,Kars ve Bursa da görev yaptı.2004 yılında emekli oldu. Gönlündeki duygularını doğayı, şehrini,ülkesini, dağları, köyünü Terekeme Lehçesiyle şiirlerine döktü.1980 yılından beri yazdığı şiirleri kitap yapım aşamasındadır.

                   Şair Hasan Demirci Şiirlerin de Kısıklı Mahlasını kullanmaktadır.

                   Özünden bir şey kaybetmeyen Hasan Demirci Hoca’nın şiir arşivi inşallah bir yayınevi veya sponsor olacak kişi ve kişilerce fark edilerek şiir kitabı yayımlanır.

 

 

 

 

“ELEK SENİ ŞADARAYA DEĞİŞMEM

DAŞGÖZELİN GÖZLERİNE GURBANIM

KÜZEYİNEN NEHRE ÇIKMAZ YADIMDAN

EŞÜZENİN GÖZLERİNE GURBANIM”

 

Mar 24 2015

Yaz Kalem,kalem

10527578_329430777212169_5745687578632895533_nFani dünya hiç gülmedi bir üzüm

Yaz kağıza derdim yaz kalem,kalem

Bineyden garadır kaderim menim

Yaz kağıza derdim yaz kalem,kalem

 

Döküldü tellerim ağardı kaşım

Büküldü gametim çürüdü dişim

Dermanda tabipte olmaz ki işim

Yaz kağıza derdim yaz kalem,kalem

 

Kısıklı’yım doldurmadım desti mi?

Azrail amansız keser üstümü

Uzadın sal daşa dikin büstümü

Yaz kağıza derdim yaz kalem, kalem

 

Hasan Demirci – Kısıklı-

15.13.2015

Sözlük

Bineyden: Evvelden,eskiden

Kağız: Kağıt

Gamet:Denge,bazı organların işlevsizliği…

Mar 24 2015

DARGO SAVAŞI

seyh-samilTürk harp tarihinin şanlı sayfaları arasına gömülmüş en kanlı savaşlardan birisi de muhakkak ki Dargo Meydan Muharebesidir. Bu savaş muazzam Rus ordularına karşı Şeyh Şamil’in enbüyük zaferi ile neticelenmiştir.

Dargo meydan muharebesi, Şâmil’in cihana sığmayan büyük askerî kudret ve dehâsını, şöhretin arşına çıkaran en mühim zaferidir. Dargo, düşmanlara değil, dostlara dahi yol vermeyen Kafdağıyla efsane ormanlarının bağrında gizlenmiş büyük bir sır ve müthiş bir muammadır. Kafkas dağlarının sarp yamaçları ve uçurumlar üzerine kurulmuş olan Dargo, kırk, elli hanelik bir köy olup; çok sarp ve dar bir dağ yolu ile Veden ve Andi’ye bağlı bulunuyordu. “Dargo” diye anılan kanlı savaş, 1845 yılı yazında Çeçenistan’da cereyan etmiştir.

25 Mayıs 1845’te Dargo’ya hücuma hazırlanan Rus Genelkurmay Başkanı General Kont Vorontsov, Dağıstan’da bugün Vnezapnaya denilen yerde karargâhını kurdu. Haziranın üçüncü günü 34 tabur piyade, 5 istihkâm bölüğü, 8 bin Kazak suvarisi, 2 bin milis kuvveti ve elli adet dağ topuyle kat’î harekât başladı. Aynı zamanda Çar’ın dâmadı olan Kont Vorontsov’un emrinde, 8 general,3 prens vardı.

Bu girişin kalanını oku »

Mar 23 2015

SELMÂN-İ FÂRİSÎ (Radıyallahü Anh) KİMDİR….?

358552SELMÂN-İ FÂRİSÎ (Radıyallahü Anh)

Eshab-ı kiramın büyüklerinden ve meşhûrlarından. Silsilet-üz-Zeheb diye bilinen “Altın silsilenin” (Büyük veliler silsilesinin) ikinci halkası. Aslen İranlı olup, İsfehan yakınında bir köyde doğup, büyüdü. Gençliğinde mecûsî iken, hıristiyan rahipleriyle tanışıp, mecûsîliği terk etti. Kiliseye girip hıristiyan oldu. Çok ilim öğrenip âlim oldu. Sonra da uzun yıllar değişik yerlerde kaldı. Nihayet Medine’ye gelip Peygamberimiz (s.a.v.) hicret edince maksadına kavuşup müslüman oldu ve Ehl-i beytten sayıldı. Müslüman olmadan önce, ismi Mabeh idi. Müslüman olunca, Peygamberimiz (s.a.v.), O’na Selmân ismini verdi, İranlı olduğu için de Fârisî denildiğinden ismi Selmân-ı Fârisî olarak meşhûr oldu. Nesebi ise; Mabeh bin Buzansâh bin Muraflân bin Behbudah bin Firûz’dur. Lakabı Selmân-ül-Hayr, künyesi ise Ebû Abdullah’tır.

Ebû’l-Ferec (r.a.) buyurdu ki: Abdullah İbn-i Abbâs’ın (r.a.) yanında idim. Bana Selmân-ı Fârisî’nin bir gün hayatını şöyle anlattı:

Selmân dedi ki: “Ben Fâris (İran)’ın, İsfehan şehrinin Cey köyündenim. Babam köyün en zengini olup, arazimiz ve malımız çoktu. Ben babamın tek çocuğu idim. Beni herkesten çok severdi. Bunun için beni kız gibi yetiştirdi. Evden çıkmama izin vermezdi. Babam mecûsî (ateşperest) olduğu için mecûsîliği de bana evde tam bir şekilde öğretti. Evde devamlı bir ateş yanar biz ona tapar secde ederdik. Babamın malı ve mülkü çok olduğu için beni bir ara dışarıya çıkardı ve dedi ki: “Yavrum ben öldüğüm zaman bu malların sahibi sen olacaksın, onun için git mallarını ve arazilerini tanı.” Ben de “peki” deyip bahçelerimizi dolaştım. Bir gün tarlalara bakmaya gittiğimde bir hıristiyan kilisesine rastladım. Onların seslerini işittim. Gidip baktım ki, içerde ibâdet ediyorlar. Ben daha önce öyle bir şey görmediğim için çok hayret ettim. Zira bizlerin ibâdeti bir miktar ateş yakar ve ona secde ederdik. Fakat onlar görünmeyen bir Allah’a ibâdet ediyorlardı ve kendi kendime dedim ki, vallahi bunların dîni haktır ve bizimki batıldır. Onun için akşama kadar onları seyrettim. Tarlalarımıza gitmedim, akşam oldu. Onlara dedim ki: “Bu dînin aslı nerededir?” bana, “Bu dînin aslı Şam’dadır” dediler, “Peki dedim ben de Şam’a gitsem beni de bu dine kabul ederler mi?” “Evet kabul ederler” dediler. “Sizlerden yakında Şam’a gidecek kimseler var mıdır?” diye sordum “Bir müddet sonra bir kervanımız Şam’a gidecektir, diye cevap verdiler. (İsfehan’daki bu Hıristiyanlar, İsfehân’a Şam’dan gelmişlerdi ve sayıları da az idi.)

Bu girişin kalanını oku »

Toplam 296 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »
Kişisel web sitesi Kişisel web sitesi
daha